Çocukların cinsel istismarı suçu, Türk Ceza Kanunu m.103 kapsamında düzenlenmiş olup, bir çocuğun cinsel dokunulmazlığının, rızasının hukuken geçerli sayılmadığı durumlar da gözetilerek ihlal edilmesiyle gündeme gelir. Bu suç tipi, çocuğun beden bütünlüğüne yönelik fiziksel ya da cinsel nitelikteki her türlü müdahaleyi kapsamaktadır. Biz de içeriğimizde çocukların cinsel istismarı suçu cezası ve daha pek çok detaydan bahsederek sizi bilgilendirmeye çalışacağız.
İçindekiler
- 1 TCK 103 Maddesi (Çocukların Cinsel İstismarı Suçu) Nedir?
- 2 Cinsel İstismar Suçunun Oluşum Şartları Nedir?
- 3 Cinsel İstismar Suçunun Cezası 2026
- 4 Cinsel İstismar Suçunda Cezayı Arttıran Haller Nelerdir?
- 5 Cinsel İstismar Suçunun Özel Görünüş Biçimleri
- 6 Cinsel İstismar Suçunda Yargılaması Süreci
- 7 Cinsel İstismar Suçunda Yargıtay Kararları
- 8 Sıkça Sorulan Sorular
TCK 103 Maddesi (Çocukların Cinsel İstismarı Suçu) Nedir?
Türk Ceza Kanunu m.103, çocukların cinsel dokunulmazlığını korumaya yönelik temel düzenlemelerden biri olup, çocuklara karşı gerçekleştirilen cinsel davranışları suç olarak tanımlar. TCK 103 kapsamında çocukların cinsel istismarı suçu bakımından mağdurun yaşı ve fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği belirleyici önem taşımaktadır. Kanun koyucu bu doğrultuda çocukları yaş ve algılama kapasitesine göre farklı kategorilerde değerlendirmiştir.
Ceza Hukuku alanında merak ettiğiniz diğer konular hakkında da bilgi sahibi olmak isterseniz, ilgili kategorimize göz atabilirsiniz.
Basit Cinsel İstismar (TCK 103/1)
Türk Ceza Kanunu m.103 kapsamında basit cinsel istismar, çocuğa yönelen cinsel nitelikli davranışların temas içerip içermemesine göre farklı şekillerde ortaya çıkabilmektedir. Bu suç tipinde, çocuğun bedensel veya ruhsal bütünlüğünü zedeleyen her türlü cinsel davranış, failin kastı ve mağdurun yaşı dikkate alınarak cezalandırılır.
Türk Ceza Kanunu m.103 kapsamında düzenlenen basit cinsel istismar, fiziksel temas içeren ve içermeyen davranışlar şeklinde de ortaya çıkabilir. Mağdurun bedeniyle doğrudan temas kurulması (örneğin dokunma, okşama veya öpme gibi) halinde fiilin ağırlığı artmaktadır.
Bununla birlikte uygulamada ve Yargıtay kararlarında, fiziksel temas bulunmasa bile çocuğun cinsel amaçla kullanıldığı veya cinsel davranışlara yönlendirildiği bazı fiiller de TCK 103 kapsamında değerlendirilebilmektedir. Özellikle görüntülü görüşmede çocuğa soyunmasının söylenmesi, cinsel hareketler yaptırılması, çocuğun kamera karşısında cinsel içerikli davranışlara yönlendirilmesi ya da cinsel amaçla teşhir ettirilmesi gibi eylemler temas olmaksızın da çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturabilmektedir.
Buna karşılık yalnızca cinsel içerikli konuşmalar yapılması, çevrim içi rahatsız edici mesajlar gönderilmesi, cinsel amaçlı yazışmalar gerçekleştirilmesi veya sözlü şekilde cinsel rahatsız etme boyutunda kalan davranışlar ise çoğunlukla Türk Ceza Kanunu m.105 kapsamında değerlendirilmektedir. Ayrıca çocuğa pornografik ya da müstehcen içerik gösterilmesi, gönderilmesi veya izlettirilmesi hâlinde somut olayın özelliklerine göre Türk Ceza Kanunu m.226 da gündeme gelebilmektedir.
Nitelikli Cinsel İstismar (TCK 103/2)
TCK m.103/2, suçun belirli şartlar altında daha ağır cezalarla yaptırıma bağlanmasını öngörmektedir. Bu kapsamda, suçun vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle işlenmesi, cinsel istismar suçunun en ağır nitelikli hâllerinden biri olarak kabul edilmektedir.
Vajinal, anal veya oral yoldan organ ya da herhangi bir cismin vücuda sokulması, çocuğun beden dokunulmazlığına yönelik ağır bir ihlal oluşturduğundan kanunda daha ağır hapis cezası ile yaptırıma bağlanmıştır. Bunun yanında, mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması da cezanın ağırlaştırılmasını gerektiren özel bir neden olarak düzenlenmiştir.

Cinsel İstismar Suçunun Oluşum Şartları Nedir?
Çocukların cinsel istismarı suçu, on sekiz yaşını doldurmamış çocuklara yönelik gerçekleştirilen cinsel davranışlarla oluşur. TCK m.103’te cinsel istismar kavramı, mağdurun yaşı ve algılama yeteneği esas alınarak farklı şekilde tanımlanmıştır.
On Beş Yaşını Tamamlamamış Çocuklar Bakımından Cinsel İstismar Suçu
TCK m.103 kapsamında, on beş yaşını tamamlamamış çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış çocukların cinsel istismarı suçunu oluşturur. Bu yaş grubundaki çocukların fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını değerlendirebilecek yeterli gelişim düzeyine sahip olmadıkları kabul edildiğinden, rızaları hukuken geçerli sayılmaz. Bu nedenle çocuğun fiile onay göstermesi, suçun oluşumunu engellemez ve failin ceza sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
On Beş Yaşını Tamamlamış Ancak Algılama Yeteneği Gelişmemiş Çocuklar Bakımından Cinsel İstismar Suçu
On beş yaşını tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği yeterince gelişmemiş çocuklar bakımından da benzer bir koruma anlayışı benimsenmiştir. Bu çocukların sağlıklı bir irade açıklayabilecek durumda olmadıkları kabul edildiğinden, rızaları hukuken geçerli değildir. Dolayısıyla bu çocuklara yönelik gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış da TCK m.103 kapsamında çocukların cinsel istismarı suçunu oluşturur.
On Beş ile On Sekiz Yaş Arasındaki Çocuklar Bakımından Cinsel İstismar Suçu
On beş ile on sekiz yaş arasında bulunan ve fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmiş çocuklar bakımından ise farklı bir değerlendirme yapılmaktadır.
Bu durumda cinsel davranışın TCK 103 kapsamında suç oluşturabilmesi için cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedenin bulunması gerekir. Şayet bu unsurlar mevcut değilse ve fiil cinsel ilişki boyutuna ulaşıyorsa, bu kez TCK 104’te düzenlenen reşit olmayanla cinsel ilişki suçu gündeme gelebilecektir.
Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçu hakkında da detaylı bilgi edinmek için içeriğimize göz atabilirsiniz.
Çocukların cinsel istismarı suçunun oluşabilmesi için çocuğa yönelik cinsel içerikli ve fiziksel temas içeren bir davranışın bulunması gerekir. Fiziksel temas içermeyen fiiller ise şartları varsa cinsel taciz suçu kapsamında değerlendirilir.
Kanunda “cinsel davranış” kavramı açıkça tanımlanmamış olsa da, Yargıtay kararlarında cinsel amaç veya cinsel tatmin amacıyla gerçekleştirilen davranışların bu kapsamda kabul edildiği görülmektedir. Ancak suçun vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle işlenen nitelikli hâlinde failin özel bir cinsel amaçla hareket etmesi aranmaz; burada belirleyici olan gerçekleştirilen fiilin niteliğidir.
Suçun faili bakımından herhangi bir sınırlama bulunmamaktadır. Suç herkes tarafından işlenebilir. Bununla birlikte failin öğretmen, bakıcı, vasi, aile üyesi veya bakım ve gözetim yükümlüsü gibi mağdurla güven ilişkisi içinde bulunan kişilerden olması, cezayı ağırlaştıran nedenler arasında düzenlenmiştir.
18 Yaşından Küçüğe Karşı Cinsel Suçlar başlıklı içeriğimize de göz atabilirsiniz.
Cinsel İstismar Suçunun Cezası 2026
Türk Ceza Kanunu m.103 bakımından da benzer şekilde, suçun işleniş biçimi ve ağırlığına göre farklı ceza aralıkları öngörülmüştür. Kanun koyucu, çocuklara yönelik cinsel istismar fiillerini basit ve nitelikli haller şeklinde ayrı ayrı düzenleyerek, fiilin niteliğine ve ağırlığına göre değişen yaptırımlar belirlemiştir.
Basit Cinsel İstismar Suçunun Cezası
Basit cinsel istismar halinde çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması halinde ise üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması durumunda, basit istismarda verilecek ceza on yıldan, sarkıntılık halinde ise beş yıldan az olamaz. Sarkıntılık düzeyinde kalan suçun failinin çocuk olması halinde soruşturma ve kovuşturma mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır.
Nitelikli Cinsel İstismar Suçunun Cezası
Nitelikli cinsel istismar halinde ise fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi söz konusu olup, fail hakkında on altı yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması halinde bu suç bakımında verilecek ceza on sekiz yıldan az olamaz.
- Fiilin Vücuda Organ veya Sair Cisim Sokulması Suretiyle İşlenmesi
Suçun en ağır nitelikli hali, cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle işlenmesidir. Bu durumda fail hakkında on altı yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur; mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde ise ceza on sekiz yıldan az olamaz. Vajinal, anal veya oral yoldan herhangi bir organ ya da cismin vücuda sokulması bu nitelikli hâlin oluşması için yeterlidir. Ayrıca eylemin cinsel tatmin amacıyla gerçekleştirilmesi aranmaz; mağdurun beden bütünlüğüne yönelik bu müdahale tek başına suçun oluşumu açısından yeterli kabul edilir.
- Mağdurun 12 Yaşını Tamamlamamış Olması
Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması da cezanın ağırlaştırılmasını gerektiren özel bir durumdur. Bu hâlde basit cinsel istismar suçunda verilecek ceza on yıldan, sarkıntılık düzeyinde kalan fiillerde ise beş yıldan az olamaz.
Cinsel Saldırı Suçu ve Cezası hakkında detaylı bilgi almak için içeriğimize göz atabilirsiniz.
Cinsel İstismar Suçunda Cezayı Arttıran Haller Nelerdir?
Türk Ceza Kanunu m.103/3 kapsamında cinsel istismar suçunun nitelikli halleri, fiilin işleniş biçimi, mağdurun yaşı ve failin konumu dikkate alınarak daha ağır yaptırımlara bağlanmıştır.
Kamu Görevi ve Nüfuzun Kötüye Kullanılması
Suçun; birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi, insanların toplu yaşam alanlarının sağladığı kolaylıktan yararlanılması, üçüncü derece dahil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi bulunan kişiye karşı ya da üvey ebeveyn, evlat edinen tarafından işlenmesi, vasi, eğitici, öğretici, bakıcı veya koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan kişilerce gerçekleştirilmesi veya kamu görevinin ya da hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılması halinde verilecek ceza yarı oranında artırılır. Bu düzenlemeler özellikle güven ilişkisinin ve mağdurun savunmasızlığının kötüye kullanılmasını hedef almaktadır.
Cebir, Tehdit ve Silah Kullanılması
Cinsel istismarın 15 yaşını doldurmamış veya algılama yeteneği gelişmemiş çocuklara karşı cebir veya tehditle ya da 15–18 yaş arası çocuklara karşı silah kullanılarak işlenmesi halinde ceza ayrıca yarı oranında artırılır. Bu durumda kullanılan zorlayıcı araçlar suçun ağırlığını artıran unsur olarak kabul edilir.
Netice Sebebiyle Ağırlaşmış Hal
Suçun işlenmesi sonucunda mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü halinde fail hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur. Bu sonuçların ortaya çıkması halinde failin sorumluluğu en üst düzeye çıkar.
Cinsel İstismar Suçunun Özel Görünüş Biçimleri
Çocukların cinsel istismarı suçu ile ilgili özel görünüş biçimleri ve detaylı açıklamaları aşağıdaki gibidir:
Suça Teşebbüs
Cinsel istismar suçuna teşebbüs mümkündür. Failin suçu işlemeye yönelik elverişli icra hareketlerine başlamasına rağmen, elinde olmayan nedenlerle fiili tamamlayamaması halinde teşebbüs hükümleri uygulanır (TCK m.35). Bu durumda fail cezalandırılır, ancak cezada indirim yapılır. Özellikle nitelikli cinsel istismar bakımından teşebbüs uygulamada daha sık tartışılmakta olup, failin mağdurun direncini aşamadan veya dış bir engel nedeniyle eylemi tamamlayamaması durumlarında gündeme gelir. Ancak burada önemli olan nokta, failin kendi iradesi dışında gelişen bir engelin bulunmasıdır; aksi halde fiilin hangi aşamada kaldığına göre basit veya nitelikli istismar ayrımı yapılır.
Gönüllü Vazgeçme
Gönüllü vazgeçme, failin suçu tamamlayabilecekken kendi iradesiyle icra hareketlerini bırakması ve suçun tamamlanmasını ya da neticenin gerçekleşmesini engellemesidir (TCK m.36). Bu durumda fail teşebbüsten dolayı cezalandırılmaz; ancak vazgeçme anına kadar gerçekleştirilen fiiller başka bir suç oluşturuyorsa, o suçtan sorumluluk devam eder. Cinsel istismar suçunda özellikle nitelikli hal aşamasına gelmiş olaylarda gönüllü vazgeçme gündeme gelebilir. Failin dış bir zorunluluk olmaksızın eylemden kendi isteğiyle dönmesi halinde, o ana kadar oluşan basit istismar veya diğer suç tipleri ayrıca değerlendirilir.
Etkin Pişmanlık
Cinsel istismar suçu bakımından etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması mümkün değildir. Etkin pişmanlık, bazı suç tipleri için kanunda özel olarak düzenlenmiş olup, cinsel istismar suçu bu kapsamda yer almaz. Ayrıca bu suçun niteliği gereği, sonradan pişmanlık gösterilmesi mağdur üzerindeki etkileri ortadan kaldırmadığından ve düzenleme kıyas yoluyla genişletilemeyeceğinden, etkin pişmanlık hükümleri bu suç bakımından uygulanamaz.
Etkin Pişmanlık hakkında tüm detaylara ulaşmak için içeriğimize göz atabilirsiniz.
Cinsel İstismar Suçunda Yargılaması Süreci
Cinsel istismar suçunda yaptırım, suçun işleniş şekline göre farklı ceza aralıklarıyla düzenlenmiştir. Buna göre suçun temel düzeyinde kalması 8 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasına, suçun sarkıntılık düzeyinde kalması üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına (TCK m.103/1), vücuda organ veya sair cisim sokulması suretiyle işlenen nitelikli şekli için ise on altı yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. (TCK m.103/2).
Suçun temel veya nitelikli şekillerinde cezayı artıran ağırlaştırıcı sebeplerin bulunması durumunda verilecek ceza yarı oranında artırılır (TCK m.103/3). On beş yaşını tamamlamamış veya fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş çocuklara karşı cebir veya tehdit kullanılarak işlenmesi halinde de temel veya artırılmış ceza yarı oranında artırılmaktadır (TCK m.103/4).
Fiilin mağdurun bitkisel hayata girmesine veya ölümüne sebep olması durumunda ise ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası uygulanır (TCK m.103/6). Cinsel istismar suçunun hem temel hem de nitelikli halleri re’sen soruşturulan ve kovuşturulan suçlar arasında yer almaktadır.
Yetkili ve Görevli Mahkeme
TCK m. 103 kapsamındaki çocukların cinsel istismarı suçları kural olarak Ağır Ceza Mahkemesi’nin görev alanına girer. Failin 18 yaşından küçük olması hâlinde yargılama Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılır. Yetki bakımından genel kural, davaya suçun işlendiği yer mahkemesinin bakmasıdır.
Uzlaşma Usulü
Cinsel istismar suçları uzlaşma kapsamına giren suçlar arasında yer almaz. Uzlaşma, Ceza Muhakemesi Kanunu’nda düzenlenen ve mağdur ile fail arasında bir uzlaştırmacı aracılığıyla uyuşmazlığın çözülmesini sağlayan alternatif bir çözüm yoludur. Ancak CMK m.253 uyarınca cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlarda uzlaştırma uygulanamayacağı açıkça düzenlenmiştir. Bu nedenle cinsel istismar suçunun hiçbir halinde uzlaşma yoluna gidilmesi mümkün değildir.
Ceza Hukukunda Uzlaştırma konulu içeriğimizi de ziyaret edebilirsiniz.
Şikayet
TCK m.103 kapsamında çocukların cinsel istismarı suçu kural olarak şikâyete bağlı değildir ve Cumhuriyet savcılığı tarafından resen soruşturulur. Ancak suçun sarkıntılık düzeyinde kalmış hâlinin çocuk tarafından işlenmesi durumunda soruşturma yapılabilmesi, mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır. Bu hâlde şikâyet süresi, sarkıntılık fiilinin ve failin öğrenildiği tarihten itibaren altı aydır.
Belirtilen süre içerisinde şikâyette bulunulmaması veya yapılan şikâyetin geri alınması hâlinde soruşturma sona erer. Aynı şekilde kovuşturma aşamasında şikâyetten vazgeçilmesi durumunda mahkeme tarafından davanın düşmesine karar verilir.
Zamanaşımı
Cinsel istismar suçlarında dava zamanaşımı ise kural olarak suçun işlendiği tarihten değil, mağdurun 18 yaşını doldurduğu tarihten itibaren işlemeye başlar. Bu düzenleme, mağdurun çocukluk döneminde yaşadığı olayları hemen bildirmesinin her zaman mümkün olmaması dikkate alınarak kabul edilmiştir.
Ceza hukukunda zamanaşımı süresi içinde soruşturma veya dava açılmaması ya da açılan davanın bu süre içinde sonuçlandırılmaması halinde kamu davası düşer ve artık yargılama yapılamaz. Cinsel istismar suçlarında zamanaşımı süresi kural olarak 15 yıl olup, suçun niteliğine göre değişebilen istisnai durumlar da söz konusu olabilir. Zamanaşımının dolması halinde fail hakkında dava açılması veya mevcut davanın devam ettirilmesi mümkün değildir.

Cinsel İstismar Suçunda Yargıtay Kararları
- Çocukların Cinsel İstismarı Davalarında İddianamenin İadesi ve Delillerin Değerlendirilmesi (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 20.12.2010 tarihli ve 2010/9890 E., 2010/9837 K. sayılı kararı )
Bu Yargıtay kararında, çocuğa yönelik “organ sokmak suretiyle nitelikli cinsel istismar” iddiasına ilişkin bir soruşturma dosyasında savcılık tarafından hazırlanan iddianamenin mahkemece iade edilmesi konusu incelenmiştir.
İlk derece mahkemesi, iddianameyi iki gerekçeyle geri çevirmiştir: mağdur çocuğun beden ve ruh sağlığında bozulma olup olmadığına dair Adli Tıp Kurumu raporunun bulunmaması ve suçun işlendiği zaman aralığının net olarak belirlenmemesi. Yargıtay ise bu yaklaşımı hatalı bulmuştur. Karara göre, iddianame aşamasında “kesin delil” bulunması veya tüm hususların eksiksiz şekilde aydınlatılmış olması gerekmez.
Savcının dava açabilmesi için yeterli şüphe bulunması yeterlidir.
Bu nedenle, çocuğun cinsel istismarı gibi suçlarda mahkeme, iddianameyi bu gerekçelerle iade etmek yerine yargılamayı başlatmalı ve delilleri süreç içinde değerlendirmelidir.
Yargıtay ayrıca, mağdurun ruh sağlığına ilişkin raporların veya suçun etkilerine dair tıbbi değerlendirmelerin yargılama aşamasında mahkeme tarafından tamamlanabileceğini vurgulamıştır. Aynı şekilde, suç tarihinin de dosyadaki mevcut delillerle belirlenebileceği veya yargılama sırasında netleştirilebileceği belirtilmiştir. Özellikle cinsel istismar davalarında, delillerin değerlendirilmesi ve eksikliklerin giderilmesi görevinin yargılama sürecine ait olduğu; iddianamenin bu gerekçelerle iade edilmesinin hukuka uygun olmadığı ifade edilmiştir.
- Mağdurun Vücut Dokunulmazlığına Yönelik Israrlı ve Süreklilik Arz Eden Eylemlerde Çocuğun Basit Cinsel İstismarı Suçunun Oluşması (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 06.02.2020 tarihli ve 2019/45 E., 2020/62 K. sayılı kararı)
Yargıtay Ceza Genel Kurulu bu kararında; bir lisede bilgisayar öğretmeni olan sanığın, 15 yaşını tamamlamamış olan kız öğrencisine yönelik olarak okulda ve özellikle müdür yardımcısının odasında gerçekleştirdiği cinsel amaçlı fiillerin hukuki niteliğini tartışmıştır. Yerel mahkemenin sanığa “çocuğun basit cinsel istismarı” suçundan verdiği 12 yıl 6 ay hapis cezası kararının Yargıtay dairesince onanmasının ardından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı sanığın eylemlerinin ani, kesintili ve kısa süreli olduğunu, bu nedenle daha az cezayı gerektiren “sarkıntılık” düzeyinde kaldığını ileri sürerek itiraz etmiştir.
Hukuki incelemede, bedensel temas içeren cinsel davranışların “sarkıntılık” sayılabilmesi için eylemin belirli bir yoğunluğa ulaşmaması, ani ve süreksizlik arz etmesi gerektiği; buna karşılık sarkıntılık boyutunu aşan, mağdurun vücudunun birden fazla bölgesine (bacak, diz, bel ve kalça) yönelik ısrarlı, yoğun ve süreklilik gösteren fiziksel temasların ise “basit cinsel istismar” suçunu oluşturacağı belirtilmiştir.
Somut olayda sanığın, mağdurenin rızası hilafına ve onun rahatsızlığını beyan etmesine rağmen durmayarak vücudunun farklı yerlerine defalarca dokunması, odadan çıkmak isterken arkasından sarılıp kendisine doğru çekerek kalçasına temas etmesi gibi fiilleri bir bütün olarak değerlendirilmiş; eylemlerin ani bir hareketin ötesinde süreklilik ve yoğunluk kazanarak sarkıntılık düzeyini aştığı vurgulanarak Başsavcılığın itirazı oy çokluğuyla reddedilmiş ve sanığın “çocuğun basit cinsel istismarı” suçundan cezalandırılması yönündeki hüküm kesinleşmiştir.
- Çocuğa Yönelik Ani ve Fiziksel Temas İçeren Cinsel Eylemin “Sarkıntılık” Değil, Cinsel İstismar Sayılması (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 21.12.2023 tarihli ve 2021/10590 E., 2023/8765 K. sayılı kararı)
Bu kararda Yargıtay, suça sürüklenen çocuğun iki ayrı mağdureye yönelik eylemlerini değerlendirmiştir. Olayda sanık, sokakta karşılaştığı mağdurelerin yanına motosikletle yaklaşarak önce konuşma bahanesiyle temas kurmuş, ardından mağdurelerden birinin sırtına dokunmuş, devamında ise elini mağdurenin pantolonunun arka kısmına sokarak vücuduna doğrudan temas etmiş ve diğer mağdureye de arkadan yaklaşarak benzer şekilde vücuduna dokunup kaçmaya başlaması üzerine göğüs bölgesine de temas etmiştir.
Yargıtay’a göre bu eylemler ani ve kesik hareketler şeklinde başlamış olsa bile, mağdurenin vücuduna yönelik doğrudan ve cinsel anlam taşıyan fiziksel temas içerdiği için “sarkıntılık” düzeyinde basit ve hafif bir rahatsız etme olarak değerlendirilemez; özellikle iç çamaşırına kadar ulaşan ve vücudun mahrem bölgelerine yönelen temas, cinsel istismarın yoğunluğunu oluşturur ve bu nedenle fiil TCK m.103 kapsamında “çocuğun cinsel istismarı” suçunu oluşturur.
Bu karar, çocuklara yönelik bedensel temas içeren cinsel davranışlarda temasın niteliği ve yöneldiği bölgenin, suçun sarkıntılık mı yoksa istismar mı olduğunun belirlenmesinde kritik olduğunu vurgulamaktadır.
- Somut Deliller ve İstikrarlı Beyanlar Işığında Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçunun Sübutu (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 01.03.2023 tarihli ve 2023/95 E., 2023/111 K. sayılı kararı)
Yargıtay Ceza Genel Kurulu bu kararında; mağdure ile sanık arasındaki nişanın bozulmasının ardından, mağdurenin evden kaçma teşebbüsü üzerine ailesinin durumu fark ederek sorgulamasıyla ortaya çıkan “çocuğun nitelikli cinsel istismarı” ve “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçlarının sabit olup olmadığını hukuki açıdan değerlendirmiştir.
Sanık müdafi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, mağdurenin bekaretini kendisinin parmak sokmak suretiyle bozduğuna dair sanığa video gönderdiğini iddia ederek suçun sübutuna yönelik kesin delil bulunmadığı gerekçesiyle beraat kararı verilmesini talep etmişse de Ceza Genel Kurulu bu itirazları yerinde görmemiştir.
Kurul; adli muayenede mağdurenin kızlık zarında eski yırtıklar tespit edilmesini, 15 yaşından küçük olması sebebiyle hukuken geçerli bir rızasının bulunamayacağını, sanığın kolluk ifadesinde “mağdurenin kendi bekaretini bozup bozmadığını bilmediğini” söylemesine rağmen savcılıkta “bana bekaretini bozduğu anlara ait video gönderdi” şeklinde çelişkili ve cezadan kurtulmaya yönelik savunmalar geliştirmesini ve aralarında iftirayı gerektirecek bir husumet bulunmayan mağdurenin aşamalardaki istikrarlı beyanlarını esas almıştır.
Sonuç olarak, toplanan deliller ve somut olgular neticesinde ilk derece mahkemesince sanığa verilen hapis cezası hükümleri hukuka uygun bulunmuş ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının beraat yönündeki itirazı oy birliğiyle reddedilerek sanığın mahkûmiyeti kesinleşmiştir.
- Çocuğun Cinsel İstismarı Suçunda Ruh Sağlığının Bozulmasının Uzman Raporuyla Tespit Edilmesi (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 14.02.2011 tarihli ve 2010/4312 E., 2011/659 K. sayılı kararı)
Yargıtay 5. Ceza Dairesi bu kararında, çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunda mağdurun ruh veya beden sağlığının bozulup bozulmadığının yalnızca yeterli uzman incelemesiyle belirlenebileceğini vurgulamıştır. Somut olayda, on beş yaşından küçük mağdureye karşı cebir ve tehdit kullanılarak zincirleme şekilde cinsel istismar suçunun işlendiği kabul edilmiştir. Ancak mahkemenin, mağdurun ruh sağlığının bozulup bozulmadığını yeterli uzman raporuna dayanmadan değerlendirmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
Yargıtay’a göre bu tür durumlarda Adli Tıp Kurumu’nun ilgili ihtisas kurulundan ayrıntılı rapor alınması zorunludur. Ayrıca cezanın belirlenmesinde kanundaki maddelerin uygulanma sırasına uyulması gerektiği belirtilmiş; eksik inceleme ve usul hataları nedeniyle yerel mahkeme kararı bozulmuştur.
Bu karar, çocukların cinsel istismarı suçlarında mağdurun psikolojik etkilenmesinin bilimsel raporlarla ortaya konulmasının ve özellikle küçük yaştaki mağdurlar bakımından daha hassas bir değerlendirme yapılmasının önemini göstermektedir.
Sıkça Sorulan Sorular
Çocukların Cinsel İstismarı Suçunda Görevli Mahkeme Hangisidir?
TCK m.103’e göre görevli mahkemenin kural olarak Ağır Ceza Mahkemesi olduğu, failin 18 yaşından küçük olması hâlinde ise yargılamanın Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapıldığının bilinmesi gerekir.
Cinsel İstismar Suçunda Yetkili Mahkeme Nasıl Belirlenir?
Yetkili mahkemenin genel olarak suçun işlendiği yer mahkemesi olduğu, teşebbüs hâlinde son icra hareketinin yapıldığı yerin, zincirleme suçta ise son fiilin işlendiği yerin yetkili kabul edildiğinin bilinmesi gerekir.
Cinsel İstismar Suçunda Suça İştirak Hangi Hâllerde Mümkündür?
Faillik, azmettirme ve yardım etme olmak üzere tüm suça iştirak türlerinin cinsel istismar suçu bakımından uygulanabildiğinin bilinmesi gerekir.
Cinsel İstismar Suçunda Birden Fazla Kişinin Suçu Birlikte İşlemesi Hangi Hukuki Sonucu Doğurur?
Suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesinin TCK m.103/3 kapsamında nitelikli hâl sayıldığı ve cezanın yarı oranında artırıldığı, ancak bu artırımın yalnızca müşterek faillik hâlinde uygulandığının bilinmesi gerekir.
Cinsel İstismar Suçunda Bileşik Suç Hükümleri Hangi Durumlarda Uygulanır?
Bileşik suçun bir suçun diğerinin unsurunu oluşturduğu hâllerde tek ceza verilmesini ifade ettiği, ancak cinsel istismar suçunda cebir veya şiddetin kasten yaralamanın ağır neticelerine yol açması hâlinde ayrıca kasten yaralama suçundan da sorumluluk doğduğunun bilinmesi gerekir.
Cinsel İstismar Suçunun Basit Hâli Hangi Fiilleri Kapsamaktadır?
Mağdurun vücudu üzerinde cinsel davranışlarda bulunulması suretiyle gerçekleştirilen temel cinsel istismar fiillerinin basit hal kapsamında değerlendirildiğinin bilinmesi gerekir.
Cinsel İstismar Suçunun Nitelikli Hali Hangi Durumda Oluşur?
Fiilin vücuda organ veya sair cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde suçun nitelikli hâlinin oluştuğunun ve daha ağır ceza öngörüldüğünün bilinmesi gerekir.
Cinsel İstismar Suçunda Mağdurun 12 Yaşından Küçük Olması Ceza Bakımından Ne Sonuç Doğurur?
Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek cezanın alt sınırının artırıldığı ve kanunda daha ağır yaptırım öngörüldüğünün bilinmesi gerekir.
Cinsel İstismar Suçunda Cebir Veya Tehdidin Kullanılması Cezada Nasıl Bir Etki Doğurur?
Cebir veya tehditle işlenmesi hâlinde cezanın yarı oranında artırıldığı ve daha ağır yaptırım uygulandığının bilinmesi gerekir.
Cinsel İstismar Suçunda Silah Kullanılması Ceza Bakımından Ne Sonuç Doğurur?
Silahın kullanılması hâlinde suçun nitelikli hâl olarak değerlendirildiği ve cezanın artırıldığı bilinmelidir.
Cinsel İstismar Suçunda Kamu Görevinin Sağladığı Nüfuzun Kullanılması Hangi Sonucu Doğurur?
Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılması hâlinde cezanın artırıldığının bilinmesi gerekir.
Cinsel İstismar Suçunda Teşebbüs Hükümleri Uygulanabilir Mi?
Suçun elverişli hareketlerle icrasına başlanmasına rağmen dışsal nedenlerle tamamlanamaması hâlinde teşebbüs hükümlerinin uygulanabildiğinin bilinmesi gerekir.
Cinsel İstismar Suçunda Gönüllü Vazgeçme Hangi Durumda Söz Konusu Olur?
Failin icra hareketlerini kendi iradesiyle bırakması ve suçun tamamlanmasını engellemesi hâlinde gönüllü vazgeçme hükümlerinin uygulanacağının bilinmesi gerekir.
Cinsel İstismar Suçunda Etkin Pişmanlık Hükümleri Uygulanabilir Mi?
Cinsel istismar suçu bakımından kanunda etkin pişmanlık düzenlemesi bulunmadığından, bu kurumun uygulanmasının mümkün olmadığının bilinmesi gerekir.
Cinsel İstismar Suçunda Uzlaşma Hükümleri Uygulanabilir Mi?
Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar kapsamında yer aldığı için uzlaşma hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığının bilinmesi gerekir.
Cinsel İstismar Suçunda Suçun Re’sen Kovuşturulması Ne Anlama Gelir?
Suçun şikâyete bağlı olmayıp kamu adına savcılık tarafından kendiliğinden soruşturulduğunun ve kovuşturulduğunun bilinmesi gerekir.
DİLRUBA BERBER














