Ara

Gürültüye Neden Olma Suçu (TCK 183) 2026

Gürültüye Neden Olma Suçu (TCK 183) 2026

Gürültüye neden olma suçu, ilgili kanunlarla belirlenen yükümlülüklere aykırı olarak başka bir kimsenin sağlığının zarar görmesine elverişli şekilde gürültüye neden olan kişilerin cezalandırılmasını konu almaktadır. Söz konusu suç tipi, yalnızca yüksek ses çıkarılmasını değil; aynı zamanda meydana getirilen gürültünün insan sağlığını tehlikeye düşürmeye elverişli nitelikte olmasını ve çevrenin korunmasına ilişkin hukuki yükümlülüklerin ihlal edilmesini de kapsamaktadır. Biz de bu içeriğimizde, gürültüye neden olma suçunun hukuki dayanağı, unsurları ve cezai sonuçları incelenerek konuya ilişkin temel hususları öğrenmenize yardımcı olacağız.

Gürültüye Neden Olma Suçu Nedir?

Gürültüye neden olma suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 183. maddesinde düzenlenen ve çevrenin korunmasını amaçlayan suçlardan biridir. TCK’nın 183. maddesi yalnızca yüksek ses çıkarılmasını cezalandırmamakta; suçun oluşabilmesi için meydana gelen gürültünün ilgili mevzuatta öngörülen yükümlülüklere aykırı olması ve başka bir kimsenin sağlığının zarar görmesine elverişli nitelik taşıması gerekmektedir.

Bu kapsamda gürültüye neden olma suçu, ilgili kanunlarla belirlenen yükümlülüklere aykırı olarak başka bir kimsenin sağlığını tehlikeye düşürmeye elverişli şekilde gürültüye neden olunmasını ifade etmektedir. Dolayısıyla her rahatsız edici ses veya her yüksek ses ceza hukuku anlamında suç oluşturmaz.

Her somut olay; gürültünün şiddeti, süresi, meydana geldiği ortam ve diğer somut koşullar dikkate alınarak değerlendirilmektedir. Yargıtay, gürültüye neden olma suçunun oluşabilmesi için bir kişinin sağlığının gerçekten zarar görmesini şart koşmamaktadır. Gürültünün, insan sağlığına zarar verebilecek veya zarar verme ihtimali taşıyacak nitelikte olmasını yeterli kabul edilmektedir.

Bunun tespitinde ise gürültünün düzeyi, süresi ve etkisi teknik ölçümler ile bilirkişi incelemeleri sonucunda değerlendirilmektedir. Özellikle eğlence mekânları, oteller, sanayi tesisleri, işyerleri, şantiyeler ve canlı müzik yapılan alanlardan kaynaklanan çevresel gürültüler bakımından TCK’nın 183. maddesi uygulama alanı bulabilmektedir.


Ceza Hukuku alanında merak ettiğiniz diğer konular hakkında da bilgi almak isterseniz, ilgili kategorimize göz atabilirsiniz.


Gürültüye Neden Olma Suçu (TCK 183)
Gürültüye Neden Olma Suçu (TCK 183)

Gürültüye Neden Olma Suçu Nasıl Oluşur?

Gürültüye neden olma suçunun oluşabilmesi için, kişinin ilgili mevzuatta belirlenen kurallara aykırı şekilde ve başkalarının sağlığını olumsuz etkileyebilecek düzeyde gürültü çıkarması gerekir. Bu suçta, gürültü nedeniyle bir kişinin gerçekten zarar görmesi veya sağlık sorunu yaşaması şart değildir. Gürültünün, insan sağlığına zarar verebilecek nitelikte olması yeterlidir.

Bir olayın bu suçu oluşturup oluşturmadığı değerlendirilirken iki durum aranır. İlk olarak, çıkarılan gürültünün ilgili mevzuata aykırı olup olmadığı incelenir. Ardından, bu gürültünün insan sağlığı açısından tehlike oluşturabilecek seviyede olup olmadığı değerlendirilir. Her iki şart birlikte gerçekleşiyorsa gürültüye neden olma suçu oluşabilir.

Bu suç, belirli bir kişiye karşı işlenen bir suç değildir. Gürültüden etkilenebilecek herkes mağdur olabilir. Bu yönüyle, belirli bir kişiyi rahatsız etmeyi amaçlayan kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçundan ayrılır. Örneğin, gece saatlerinde apartman sakinlerini etkileyecek seviyede yüksek sesle müzik açılması veya çevreyi rahatsız edecek şekilde sürekli gürültü çıkarılması, diğer şartlar da mevcutsa TCK’nın 183. maddesi kapsamında değerlendirilebilir.

30 Kasım 2022 Çevresel Gürültü Kontrol Yönetmeliği Kapsamında Gürültü Türleri Nelerdir?

Gürültüye neden olma suçunun değerlendirilmesinde yalnızca Türk Ceza Kanunu’nun 183. maddesi değil, 30 Kasım 2022 tarihinde yürürlüğe giren Çevresel Gürültü Kontrol Yönetmeliği de büyük önem taşımaktadır.

Yönetmelik kapsamında çevresel gürültü; başta kara yolu, demir yolu, hava yolu ve deniz yolu ulaşımından kaynaklanan gürültüler, sanayi tesislerinden kaynaklanan gürültüler, şantiye ve inşaat faaliyetlerinden kaynaklanan gürültüler, işyerleri ile atölyelerden kaynaklanan gürültüler, eğlence mekânları, canlı müzik yapılan işletmeler, açık hava konserleri, festival ve benzeri organizasyonlardan kaynaklanan gürültüler ile açık alanda gerçekleştirilen ticari ve sosyal faaliyetlerden doğan çevresel gürültüler şeklinde farklı kaynaklar bakımından düzenlenmektedir.

Bununla birlikte yönetmelikte öngörülen sınır değerlerin veya yükümlülüklerin ihlal edilmesi tek başına Türk Ceza Kanunu’nun 183. maddesi kapsamında suç oluşturmaz. Ancak bu aykırılık, gürültüye neden olma suçunun oluşup oluşmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınan temel ölçütlerden biridir.

Bunun yanında meydana gelen gürültünün başka bir kimsenin sağlığını zarar görmesine elverişli nitelikte olması da ayrıca aranır. Dolayısıyla yalnızca yönetmeliğe aykırılık yeterli olmayıp, ceza sorumluluğunun doğabilmesi için TCK’nın 183. maddesinde öngörülen diğer koşulların da gerçekleşmesi gerekir.

Öte yandan komşuluk ilişkilerinden kaynaklanan günlük yaşam gürültüleri ile Çevresel Gürültü Kontrol Yönetmeliği kapsamında değerlendirilen çevresel gürültülerin birbirinden ayrılması gerekir. Örneğin ev içerisinde yüksek sesle televizyon izlenmesi, ev aletlerinin kullanılması veya komşular arasında meydana gelen olağan yaşam kaynaklı sesler her zaman bu yönetmelik kapsamında değerlendirilmez.

Buna karşılık ticari işletmeler, sanayi tesisleri, eğlence mekânları, şantiyeler veya ulaşım faaliyetlerinden kaynaklanan ve çevreye yayılan gürültüler yönetmelik hükümlerine tabi olabilir. Bu nedenle her somut olay; gürültünün kaynağı, şiddeti, süresi, meydana geldiği zaman, etkilenen alan ve ilgili mevzuata uygunluğu birlikte değerlendirilerek incelenmelidir.

Her Gürültü TCK 183 Kapsamında Suç Mudur?

Her rahatsız edici veya yüksek ses, TCK’nın 183. maddesi kapsamında gürültüye neden olma suçunu oluşturmaz. Bir fiilin ceza hukuku bakımından suç sayılabilmesi için öncelikle ilgili mevzuatta düzenlenen yükümlülüklere aykırı şekilde gerçekleştirilmesi ve ortaya çıkan gürültünün başka bir kimsenin sağlığının zarar görmesine elverişli olması gerekir.
Bu nedenle günlük yaşamda karşılaşılan her komşu gürültüsü, yüksek sesle konuşma veya kısa süreli rahatsızlık oluşturan sesler doğrudan TCK’nın 183. maddesi kapsamında değerlendirilmez.

Gürültünün kaynağı, devamlılığı, şiddeti, meydana geldiği yer ve insan sağlığı üzerindeki etkisi birlikte değerlendirilerek olayın suç, kabahat veya başka bir hukuki uyuşmazlık oluşturup oluşturmadığı belirlenir. Özellikle teknik incelemeler sonucunda insan sağlığını tehlikeye düşürecek düzeyde olmadığı anlaşılan gürültüler bakımından TCK’nın 183. maddesi yerine Kabahatler Kanunu veya diğer idari düzenlemeler uygulanabilecektir.

TCK 183, TCK 123 ve Kabahatler Kanunu Madde 36 Arasındaki Farklar

Gürültüye ilişkin her hukuka aykırı davranış aynı suç kapsamında değerlendirilmez. Gürültünün kaynağı, amacı, etkisi ve meydana geldiği koşullar dikkate alınarak hangi hukuki düzenlemenin uygulanacağı belirlenir. TCK’nın 183. maddesi, ilgili mevzuata aykırı şekilde meydana getirilen ve insan sağlığının zarar görmesine elverişli nitelikteki çevresel gürültüleri cezalandırmaktadır. Belirli bir kişinin mağdur olması veya fiilen sağlık zararının meydana gelmesi aranmaz. Gürültünün objektif olarak insan sağlığını tehlikeye düşürebilecek nitelikte olması yeterlidir.

Buna karşılık TCK’nın 123. maddesinde düzenlenen kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu, belirli bir kişiyi hedef alarak sırf onun huzurunu bozma amacıyla gerçekleştirilen fiilleri kapsamaktadır. Örneğin, bir kişinin komşusunu rahatsız etmek amacıyla her gece yüksek sesle müzik açması, sürekli kapısını çalması veya yalnızca onu rahatsız etmek amacıyla ısrarla korna çalması hâlinde, diğer şartların da bulunması kaydıyla TCK’nın 123. maddesi uygulanabilecektir. Dolayısıyla TCK’nın 123. maddesinde belirli bir mağdur ve özel bir amaç aranırken, TCK’nın 183. maddesinde belirli bir mağdurun bulunması veya failin belirli bir kişiyi hedef alması gerekli değildir.

Gürültünün insan sağlığını tehlikeye düşürecek seviyeye ulaşmadığı, belirli bir kişiyi hedef alma amacının da bulunmadığı ancak çevrede bulunan kişilerin huzur ve sükûnunu bozduğu durumlarda ise olayın özelliklerine göre Kabahatler Kanunu’nun 36. maddesi kapsamında idari yaptırım uygulanması gündeme gelebilir. Örneğin, kısa süreli ancak çevredeki kişileri rahatsız edecek şekilde yüksek ses çıkarılması veya kamuya açık alanlarda gereksiz gürültü yapılması, suçun unsurlarını oluşturmadığı takdirde Kabahatler Kanunu kapsamında değerlendirilebilir. Bu nedenle hangi hükmün uygulanacağı; gürültünün kaynağına, amacına, süresine, şiddetine, etkisine, insan sağlığı üzerindeki risk düzeyine ve somut olayın tüm özelliklerine göre belirlenmektedir.

Gürültü Ölçümü ve Bilirkişi Raporunun Önemi

Gürültüye neden olma suçunda teknik inceleme büyük önem taşımaktadır. Her olayda desibel ölçümü yapılması zorunlu olmasa da özellikle işyerleri, eğlence mekânları, oteller, fabrikalar, şantiyeler ve canlı müzik yapılan alanlardan kaynaklanan gürültüler bakımından teknik ölçümler ile bilirkişi raporları uygulamada belirleyici rol oynamaktadır. Yargıtay kararlarında da gürültünün yalnızca yönetmelikteki sınır değerleri aşıp aşmadığının değil, aynı zamanda insan sağlığının zarar görmesine elverişli olup olmadığının uzman bilirkişiler tarafından bilimsel yöntemlerle değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.

Bu nedenle yalnızca tanık beyanları veya subjektif rahatsızlık iddiaları her zaman mahkûmiyet için yeterli görülmemekte; gürültünün seviyesi, süresi, kaynağı ve sağlık üzerindeki olası etkileri teknik veriler ışığında incelenmektedir. Böylece TCK’nın 183. maddesinde aranan suç şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği somut olayın özelliklerine göre belirlenmektedir.

Gürültüye Neden Olma Suçunun Cezası
Gürültüye Neden Olma Suçunun Cezası

Gürültüye Neden Olma Suçunun Cezası 2026

Türk Ceza Kanunu’nun 183. maddesine göre gürültüye neden olma suçunu işleyen kişi, iki aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Kanunda hapis cezası ile adli para cezası seçimlik yaptırım olarak düzenlendiğinden, mahkeme somut olayın özelliklerine göre bu cezalardan yalnızca birine hükmedebilir. Cezanın belirlenmesinde gürültünün meydana geliş şekli, süresi, etkisi, failin kusuru ve olayın tüm özellikleri dikkate alınır.

Bunun yanında gürültüye neden olan fiil aynı zamanda 30 Kasım 2022 tarihli Çevresel Gürültü Kontrol Yönetmeliği veya Çevre Kanunu hükümlerini ihlal ediyorsa, ceza yargılamasından bağımsız olarak idari yaptırımların uygulanması da mümkündür. Dolayısıyla bazı durumlarda fail hem ceza hukuku kapsamında yargılanabilir hem de idari para cezası veya diğer idari yaptırımlarla karşılaşabilir.


Adli Para Cezası ile ilgili detaylı bilgi edinmek için içeriğimize göz atabilirsiniz.


Gürültüye Neden Olma Suçunun Özel Görünüş Biçimleri

Türk Ceza Kanunu’nun 183. Maddesi kapsamında düzenlenen gürültüye neden olma suçunun özel görünüş biçimleri ve detaylı açıklamaları aşağıdaki gibidir:

Teşebbüs

Türk Ceza Kanunu’nun 35. maddesine göre teşebbüs; failin işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlamasına rağmen, elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaması hâlidir. Bu durumda fail, suçu işlemeye yönelik iradesini ortaya koymuş olmakla birlikte, suç kendi iradesi dışında gerçekleşmediği için tamamlanmış suçtan daha az ceza ile sorumlu tutulmaktadır.

Gürültüye neden olma suçunda teşebbüsün mümkün olup olmadığı doktrinde tartışmalıdır. Bir görüşe göre bu suç, sırf hareket suçu niteliğinde olduğundan ve gürültünün meydana gelmesiyle tamamlandığından teşebbüse elverişli değildir. Buna göre insan sağlığını tehlikeye düşürecek düzeye ulaşmayan gürültüler suç oluşturmayacağı gibi teşebbüsten de söz edilemeyecektir.

Buna karşılık ağırlıklı kabul gören görüşe göre, gürültüye neden olma suçu bazı durumlarda teşebbüse elverişlidir. Failin, kişilerin sağlığını tehlikeye düşürecek düzeyde gürültü oluşturmak amacıyla icra hareketlerine başlamasına rağmen, kendi iradesi dışında gelişen nedenlerle bu gürültünün meydana gelmesini sağlayamaması hâlinde teşebbüs hükümleri uygulanabilecektir.

Örneğin, yüksek sesli bir organizasyonda ses sistemini çalıştırmak üzere hazırlık yapan failin, kolluk görevlilerinin müdahalesi sonucu faaliyeti gerçekleştirememesi durumunda somut olayın özelliklerine göre teşebbüs hükümleri gündeme gelebilecektir. Bu nedenle gürültüye neden olma suçunda teşebbüsün bulunup bulunmadığı her somut olayın özellikleri dikkate alınarak değerlendirilmelidir.

İştirak

İştirak, Türk Ceza Kanunu’nun 37 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, bir suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesini ifade eder.

Gürültüye neden olma suçu iştirak bakımından özel bir özellik taşımamaktadır. Kanunda suç tek bir fail tarafından işlenebilecek şekilde düzenlenmiş olsa da, birden fazla kişinin birlikte hareket ederek insan sağlığını tehlikeye düşürecek nitelikte gürültüye neden olması mümkündür. Bu durumda suça katılan kişilerin sorumluluğu, iştirak hükümlerine göre ayrı ayrı belirlenir.

İçtima

İçtima, failin tek veya birden fazla fiiliyle birden fazla suç oluşturmasına rağmen belirli şartların varlığı hâlinde tek suçtan sorumlu tutulmasını ifade eder.

Gürültüye neden olma suçu, topluma karşı suçlar arasında düzenlendiğinden mağduru belirli bir kişi değil, toplumu oluşturan bireylerdir. Bu nedenle tek bir gürültü eylemiyle birden fazla kişinin sağlığının tehlikeye girmesi hâlinde zincirleme suç hükümleri uygulanmaz ve fail tek suçtan sorumlu olur.

Buna karşılık, fail aynı suç işleme kararı kapsamında farklı zamanlarda birden fazla kez gürültüye neden olursa, şartların oluşması hâlinde zincirleme suç hükümleri uygulanabilir.

Öte yandan, gürültü nedeniyle yalnızca tehlike değil, aynı zamanda bir kişinin sağlığında somut bir zarar meydana gelmişse, bu durumda gürültüye neden olma suçunun yanında kasten yaralama suçu da gündeme gelebilir. Bu sebeple, her somut olay kendi özellikleri çerçevesinde değerlendirilmektedir.

Gürültüye Neden Olma Suçunun Ceza Yargılaması Süreci

Gürültüye neden olma suçu kapsamındaki ceza yargılama süreci ile ilgili tüm detaylar aşağıdaki gibidir:

Görevli ve Yetkili Mahkeme

5235 sayılı Kanun uyarınca gürültüye neden olma suçuna ilişkin davalarda görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise kural olarak suçun işlendiği yer Asliye Ceza Mahkemesidir. Soruşturma sonunda yeterli şüphenin bulunması hâlinde Cumhuriyet savcısı tarafından iddianame düzenlenerek kamu davası açılır ve yargılama görevli Asliye Ceza Mahkemesinde yürütülür.

Seri Muhakeme ve Basit Yargılama Usulü

Gürültüye neden olma suçu bakımından şartların bulunması hâlinde soruşturma aşamasında seri muhakeme usulünün uygulanması mümkündür. Bunun yanında kovuşturma aşamasında, Ceza Muhakemesi Kanunu’nda öngörülen koşulların gerçekleşmesi hâlinde mahkeme tarafından basit yargılama usulüne de başvurulabilir. Hangi usulün uygulanacağı ise somut olayın özelliklerine ve kanunda öngörülen şartların gerçekleşip gerçekleşmediğine göre belirlenmektedir.

Cezanın Ertelenmesi

Cezanın ertelenmesi, mahkemenin hükmettiği hapis cezasının ceza infaz kurumunda infaz edilmesinden belirli şartlarla vazgeçilmesini ifade etmektedir. Gürültüye neden olma suçu bakımından hükmedilecek hapis cezasının iki yıl veya daha az olması hâlinde ve Türk Ceza Kanunu’nda belirtilen diğer şartların gerçekleşmesi durumunda mahkeme tarafından cezanın ertelenmesine karar verilebilir.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB)

Gürültüye neden olma suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezasının iki yıl veya daha az olması hâlinde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesindeki şartların gerçekleşmesi durumunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı verilebilir. HAGB, mahkûmiyet hükmünün belirli bir denetim süresi boyunca hukuki sonuç doğurmamasını sağlayan ve bu süre içinde yükümlülüklere uyulup yeni bir kasıtlı suç işlenmemesi hâlinde davanın düşmesine yol açan bir kurumdur.

HAGB uygulanabilmesi için sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmiş olması, hükmedilen cezanın adli para cezası veya iki yıl ya da daha az süreli hapis cezası olması, sanığın HAGB’yi kabul etmesi, daha önce kasıtlı bir suçtan kesinleşmiş mahkûmiyetinin bulunmaması ve mahkemenin sanığın yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varması gerekir.
Ayrıca suç nedeniyle belirlenebilir bir maddi zarar doğmuşsa, bu zararın giderilmesi de şarttır. Ancak gürültüye neden olma suçunda çoğu zaman maddi zarar oluşmadığından, bu koşul her somut olayda aranmayabilir.


HAGB ile ilgili tüm detayların yer aldığı içeriğimize göz atabilirsiniz.


Adli Para Cezası

TCK’nın 183. maddesinde hapis cezası ile adli para cezası seçimlik yaptırım olarak düzenlenmiştir. Buna göre mahkeme, somut olayın özelliklerine göre ya hapis cezasına ya da adli para cezasına hükmedebilir. Her iki cezanın birlikte uygulanması mümkün değildir.

Uzlaştırma Hükümlerinin Uygulanması

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253 ve 254. maddelerinde düzenlenen uzlaştırma kurumu, kanunda açıkça sayılan suçlar bakımından uygulanmaktadır. Gürültüye neden olma suçu ise uzlaştırma kapsamındaki suçlar arasında yer almamaktadır. Bu nedenle fail ile mağdurun uzlaştırmacı aracılığıyla anlaşması suretiyle ceza yargılamasının sona erdirilmesi mümkün değildir.


Ceza Hukukunda Uzlaştırma ile ilgili daha fazla detaya ulaşmak için içeriğimizi ziyaret edebilirsiniz.


Şikâyet Süresi ve Dava Zamanaşımı

Gürültüye neden olma suçu şikâyete bağlı suçlar arasında yer almadığından bu suç bakımından herhangi bir şikâyet süresi öngörülmemiştir. Cumhuriyet savcılığı suçun işlendiğini öğrendiği anda resen soruşturma başlatabilmektedir. Ancak bu durum soruşturmanın süresiz olarak yapılabileceği anlamına gelmez. Suç bakımından Türk Ceza Kanunu’nda öngörülen olağan dava zamanaşımı süresi sekiz yıldır. Suçun işlendiği tarihten itibaren sekiz yıllık süre içerisinde soruşturma başlatılmaması veya dava sonuçlandırılamaması hâlinde dava zamanaşımı nedeniyle ceza davası düşmektedir.

Gürültüye Neden Olma Suçu ile ilgili Yargıtay Kararları

  • TCK 183 Kapsamında Gürültünün Sağlığa Zarar Vermeye Elverişli Olup Olmadığının Tespiti (Yargıtay 18. Ceza Dairesi, 01.06.2016 tarihli ve 2015/13033 E., 2016/12044 K. sayılı kararı)

Yargıtay, gürültüye neden olma suçunda mahkûmiyet kararı verilebilmesi için yalnızca gürültünün varlığının tespit edilmesinin yeterli olmadığını, suçun teknik unsurlarının bilimsel yöntemlerle ortaya konulması gerektiğini vurgulamıştır. Somut olayda sanık hakkında gürültüye neden olma suçundan mahkûmiyet kararı verilmiş olsa da, mahkemenin gürültünün insan sağlığını tehlikeye düşürmeye elverişli olup olmadığına ilişkin uzman bilirkişi raporu almadan karar verdiği değerlendirilmiştir.

Yargıtay, TCK m. 183’te düzenlenen gürültüye neden olma suçunun somut tehlike suçu olduğunu hatırlatarak, suçun oluşabilmesi için gürültünün yalnızca çevreyi rahatsız etmesi veya yüksek ses oluşturmasının yeterli olmadığını belirtmiştir. Gürültünün, ilgili mevzuata aykırı olmasının yanında, başka kişilerin sağlığının zarar görmesine elverişli nitelikte bulunup bulunmadığının da bilimsel olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu değerlendirmenin ise Kulak Burun Boğaz alanında uzman hekimler ile tercihen odyoloji uzmanlarının yer aldığı bilirkişi heyeti tarafından yapılacak teknik incelemeyle ortaya konulması gerektiği ifade edilmiştir.

Kararda ayrıca, bilirkişi raporu alınmaksızın verilen kararın hukuka aykırı olduğu yönündeki değerlendirmenin esasen delillerin takdirine ilişkin olduğu belirtilmiştir. Bu nedenle dosya hakkında yapılan “kanun yararına bozma” talebi kabul edilmemiş olsa da, Yargıtay teknik bilirkişi incelemesinin TCK m. 183 kapsamında büyük önem taşıdığını açıkça ortaya koymuştur.

Sonuç olarak karar, gürültüye neden olma suçunda mahkemelerin yalnızca şikâyet, tanık anlatımı veya desibel ölçümüyle yetinmemesi; gürültünün insan sağlığını tehlikeye düşürmeye elverişli olup olmadığını bilimsel raporlarla ortaya koyarak karar vermesi gerektiğini vurgulayan önemli içtihatlardan biri olarak öne çıkmaktadır.

  • Gürültüye Neden Olma Suçunda İdari Yaptırım ve Ceza Sorumluluğu (Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 27.03.2013 tarihli ve 2012/21910 E., 2013/8802 K. sayılı kararı)

Bu karar, yüksek ses çıkaran her davranışın doğrudan suç sayılmayacağını, ancak gürültünün insan sağlığını tehlikeye düşürecek seviyeye ulaşması hâlinde TCK’nın 183. maddesi kapsamında suç oluşturacağını ortaya koyması bakımından önemlidir. Olayda, sanığın işlettiği otelin açık alanında gece saat 02.00 sıralarında yüksek sesle müzik yayını yapıldığı tespit edilmiştir.

Yapılan resmi ölçümlerde, gürültünün yönetmelikte izin verilen sınırların üzerinde olduğu belirlenmiş ve bu nedenle işletmeye önce idari para cezası uygulanmıştır. Ayrıca durum, gürültüye neden olma suçunun oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi için Cumhuriyet savcılığına bildirilmiştir.

Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda, bu seviyedeki gürültünün yerleşim bölgesinde yaşayan kişiler üzerinde fizyolojik, psikolojik ve sosyal açıdan olumsuz etkiler oluşturabilecek nitelikte olduğu belirtilmiştir. Mahkeme de bu raporu dikkate alarak sanığın gürültüye neden olma suçunu işlediğine karar vermiştir.

Sanık, aynı fiil nedeniyle idari para cezası uygulandığını belirterek ceza verilmemesi gerektiğini ileri sürmüşse de Yargıtay bu görüşü kabul etmemiştir. Kararda, bir fiil hem kabahat hem de suç niteliği taşıyorsa, suçun unsurları oluştuğu takdirde TCK’nın 183. maddesinin uygulanacağı vurgulanmıştır. Başka bir ifadeyle, idari para cezası verilmiş olması, suç nedeniyle ceza yargılaması yapılmasına engel değildir.

Bu karar, gürültüye neden olma suçunda yalnızca gürültü sınırlarının aşılmasının değil, aynı zamanda gürültünün insan sağlığını olumsuz etkilemeye elverişli olduğunun bilimsel verilerle ortaya konulmasının önemini göstermektedir. Yargıtay, bilirkişi raporu ve teknik ölçümlerle bu şartın gerçekleştiğinin tespit edilmesi hâlinde, fiilin yalnızca idari yaptırım gerektiren bir kabahat olarak değil, TCK’nın 183. maddesi kapsamında suç olarak da cezalandırılabileceğini açıkça ortaya koymuştur.

  • Gürültüye Neden Olma Suçunda İnsan Sağlığının Korunmasına İlişkin Değerlendirme (Yargıtay 18. Ceza Dairesi, 29.09.2015 tarihli ve 2015/7959 E., 2015/5947 K. sayılı kararı)

Bu karara konu olayda, sanık hakkında gürültüye neden olma suçundan dava açılmıştır. Dosyada, gürültünün çevrede yaşayan kişileri rahatsız ettiği iddia edilse de, yerel mahkeme gerekli tüm araştırmaları yapmadan karar vermiştir. Dosyayı inceleyen Yargıtay, TCK’nın 183. maddesinde düzenlenen gürültüye neden olma suçunun oluşabilmesi için yalnızca gürültü yapıldığının tespit edilmesinin yeterli olmadığını vurgulamıştır. Gürültünün, ilgili mevzuata aykırı olmasının yanında insan sağlığını tehlikeye düşürmeye elverişli olup olmadığının da bilimsel olarak belirlenmesi gerektiğini ifade etmiştir.

Yargıtay ayrıca, gürültüden etkilendiğini belirten kişilerin dinlenmesi, gürültünün ne kadar süre devam ettiğinin araştırılması ve uzman bilirkişilerden gürültünün insan sağlığı üzerindeki etkisine ilişkin rapor alınmasının zorunlu olduğuna dikkat çekmiştir. Bu incelemeler yapılmadan verilen kararın eksik araştırmaya dayandığı belirtilerek hüküm bozulmuştur.

Kararda ayrıca önemli bir hukuki ilkeye de yer verilmiştir. Yargıtay, gürültüye neden olma suçunun belirli bir kişiye karşı işlenen bir suç olmadığını, toplumun tamamını korumayı amaçladığını belirtmiştir. Bu nedenle TCK’nın 123. maddesinde düzenlenen kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçundan farklı olarak, belirli bir kişinin hedef alınması aranmaz. Bunun yanında, gürültü nedeniyle bir kişinin sağlığının gerçekten bozulması da şart değildir. Gürültünün insan sağlığını tehlikeye düşürmeye elverişli olması, suçun oluşması için yeterlidir.

Bu karar, gürültüye neden olma suçunda mahkemelerin yalnızca şikâyet veya ses ölçümüne dayanarak karar veremeyeceğini; gürültünün süresi, etkisi ve insan sağlığı üzerindeki olası sonuçlarının uzman raporlarıyla değerlendirilmesi gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.

  • Gürültüye Neden Olma Suçunda İnsan Sağlığına Elverişlilik Kriteri (Yargıtay 18. Ceza Dairesi, 27.02.2017 tarihli ve 2016/15421 E., 2017/2171 K. sayılı kararı)

Bu kararda Yargıtay, gürültüye neden olma suçunda mahkemenin karar verebilmesi için olayın tüm yönleriyle araştırılması gerektiğini vurgulamıştır. Olayda sanığın çıkardığı gürültünün gerçekten insan sağlığına zarar vermeye elverişli olup olmadığı yeterince incelenmeden karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

Yargıtay’a göre TCK’nın 183. maddesinde düzenlenen gürültüye neden olma suçu, belirli bir kişiyi hedef alan bir suç değildir. Bu suçun mağduru toplumun tamamıdır. Bu yönüyle, belirli bir kişiyi rahatsız etmeyi amaçlayan TCK’nın 123. maddesindeki kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçundan ayrılır.

Kararda ayrıca, bu suçun bir somut tehlike suçu olduğu belirtilmiştir. Gürültü nedeniyle bir kişinin gerçekten hastalanması veya sağlık sorunu yaşaması şart değildir. Ancak çıkarılan gürültünün, bilimsel ölçütlere göre insan sağlığını tehlikeye düşürebilecek nitelikte olması gerekir.

Bu nedenle Yargıtay, yalnızca şikâyetlerin varlığının yeterli olmadığını; şikâyetçilerin beyanlarının alınması, gürültünün süresi ve niteliğinin araştırılması ve uzman bilirkişilerden gürültünün insan sağlığına zarar vermeye elverişli olup olmadığı konusunda rapor alınması gerektiğini ifade etmiştir. Bu incelemeler yapılmadan verilen karar eksik araştırmaya dayandığı için hüküm bozulmuştur.

Bu karar, gürültüye neden olma suçunda mahkûmiyet veya beraat kararı verilebilmesi için gürültünün insan sağlığı üzerindeki etkisinin bilimsel verilerle ortaya konulmasının ve olayın tüm delilleriyle değerlendirilmesinin zorunlu olduğunu göstermektedir.

Sıkça Sorulan Sorular

Gürültüye Neden Olma Suçunun Gece İşlenmesi Cezayı Artırır mı?

Kanunda suçun gece işlenmesi cezayı artıran özel bir neden olarak düzenlenmemiştir. Ancak gürültünün gece saatlerinde meydana gelmesi, çevrede yaşayan kişileri daha fazla etkileyeceğinden hâkim cezanın belirlenmesinde bu durumu dikkate alabilir.

Gürültüye Neden Olma Suçunda Komşunun Şikâyeti Zorunlu mudur?

Hayır. Gürültüye neden olma suçu şikâyete tabi değildir. Suçun öğrenilmesi hâlinde Cumhuriyet savcılığı tarafından resen soruşturma başlatılabilir.

Gürültüye Neden Olma Suçunda Her Yüksek Ses Suç Sayılır mı?

Hayır. Her yüksek ses ceza hukuku anlamında suç oluşturmaz. Gürültünün ilgili mevzuata aykırı olması ve başka kişilerin sağlığını tehlikeye düşürmeye elverişli nitelikte bulunması gerekir.

Gürültüye Neden Olma Suçunda Apartman Yönetiminin Uyarısı Yeterli Olur mu?

Apartman yönetiminin veya site yönetiminin yaptığı uyarılar tek başına ceza verilmesi için yeterli değildir. Suçun oluşup oluşmadığı somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir.

Gürültüye Neden Olma Suçunda Düğün, Konser veya Eğlence Mekânı İşletmecisi Sorumlu Tutulabilir mi?

Evet. Gürültü ilgili mevzuata aykırı şekilde ve insan sağlığını tehlikeye düşürecek seviyede ise organizasyonu düzenleyen veya işletmeyi işleten kişiler hakkında ceza soruşturması yürütülebilir.

Gürültüye Neden Olma Suçunda Polis Gelmeden Önce Gürültü Kesilirse Suç Oluşmaz mı?

Hayır. Gürültünün sonradan sona erdirilmiş olması tek başına suçun oluşmadığı anlamına gelmez. Gürültünün süresi, şiddeti ve meydana getirdiği tehlike birlikte değerlendirilir.

Gürültüye Neden Olma Suçunda Birden Fazla Kişinin Rahatsız Olması Cezayı Artırır mı?

Hayır. Bu suçun mağduru belirli kişiler değil, toplumu oluşturan bireylerdir. Tek bir gürültü eylemiyle birçok kişinin etkilenmesi kural olarak tek suç oluşturur.

Gürültüye Neden Olma Suçunda Hapis Cezası Yerine Adli Para Cezası Verilebilir mi?

Evet. TCK’nın 183. maddesinde hapis cezası ile adli para cezası seçimlik yaptırım olarak düzenlenmiştir. Mahkeme somut olayın özelliklerine göre bu cezalardan birine hükmedebilir.

Gürültüye Neden Olma Suçunda Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması veya Erteleme Kararı Verilebilir mi?

Evet. Kanunda öngörülen cezanın üst sınırı iki yıl olduğundan, diğer yasal şartların da bulunması hâlinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) veya cezanın ertelenmesi mümkündür.

Gürültüye Neden Olma Suçunda Sürekli Korna Çalmak Suç Oluşturur mu?

Evet, gereksiz ve sürekli korna kullanımı ilgili mevzuata aykırı şekilde gerçekleşiyor ve insan sağlığını tehlikeye düşürecek düzeye ulaşıyorsa gürültüye neden olma suçu kapsamında değerlendirilebilir.

Gürültüye Neden Olma Suçunun Dava Zamanaşımı Süresi Ne Kadardır?

Gürültüye neden olma suçunda dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. Bu süre içinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mümkündür.

Gürültüye Neden Olma Suçunda “Sağlığın Zarar Görmesine Elverişli” Ne Demektir?

Bu ifade, gürültünün mutlaka bir kişinin sağlığını bozmuş olmasını değil, sağlık üzerinde olumsuz etki oluşturabilecek nitelikte olmasını ifade eder. Başka bir deyişle, somut bir zarar meydana gelmese bile gürültünün zarar verme ihtimali taşıması suçun oluşması için yeterli olabilir.

Gürültüye Neden Olma Suçunda Her Gürültü TCK’nın 183. Maddesi Kapsamında Suç mudur?

Hayır. Her rahatsız edici ses ceza hukuku anlamında suç oluşturmaz. Suçun oluşabilmesi için gürültünün ilgili mevzuata aykırı olması ve insan sağlığını tehlikeye düşürmeye elverişli nitelik taşıması gerekir.

Gürültüye Neden Olma Suçuna göre İnşaat veya Tadilat Gürültüsü Bu Kapsamda Değerlendirilir mi?

Evet, değerlendirilebilir. Özellikle mevzuatta yasaklanan saatlerde yapılan veya insan sağlığını tehlikeye düşürecek düzeyde gürültü oluşturan inşaat ve tadilat faaliyetleri, olayın özelliklerine göre TCK’nın 183. maddesi kapsamında suç oluşturabilir. Bunun yanında Çevre Kanunu ve ilgili idari mevzuat uyarınca da yaptırım uygulanması mümkündür.

DİLRUBE BERBER

Hukuki Bilgi ve Destek

Profesyonel hukuki destek almak, hukuki sürecinizde haklarınızın en iyi şekilde savunulması için gereklidir. Bu nedenle hak kaybı yaşamamak adına profesyonel bir avukat desteği almak son derece önemli olacaktır.

İstanbul Avukat Adresi:

Teşvikiye Mahallesi Hüsrev Gerede Caddesi No:104 Kat:4 Nişantaşı/Şişli/İstanbul

İstanbul Avukat Telefon Numarası:

+90 212 890 50 24

E-Posta Adresi:

info@temizerhukuk.com