Delil tespiti davası açılmış veya ileride açılacak olan bir davada henüz inceleme sırası gelmemiş deliller için başvurulabilecek bir yoldur. Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 400 ve devamı maddelerince düzenlenen delil tespiti, ileride ileri sürülecek delillerin kaybolmasını veya sürülmesinin zorlaşmasını önleyen, tarafların ispat faaliyetleri için önem arz eden bir kurumdur. Biz de sizin için hazırladığımız bu içerikte, delil tespiti davasının hukuki niteliği, koşulları, nasıl talep edileceği, itiraz süreçleri gibi birçok konuyu sizleri bilgilendirmek amacıyla ele alacağız.
İçindekiler
- 1 Delil Tespiti Davası Nedir?
- 2 Delil Tespiti Davasına Konu Olabilecek Deliller
- 3 Delil Tespiti Davasının Koşulları
- 4 Delil Tespiti Talebi Nasıl Yapılır?
- 5 Delil Tespiti Talebine İlişkin Karara İtiraz Süreci
- 6 Delil Tespitinin İcrası ve İtiraz Süreci
- 7 Delil Tespiti Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme
- 8 Delil Tespiti Davasının Giderleri
- 9 Delil Tespiti Davası Sonucu Verilen Kararın Hüküm ve Sonuçları
- 10 Delil Tespiti Davasında Yargıtay Kararları
- 11 Sıkça Sorulan Sorular
Delil Tespiti Davası Nedir?
HMK uyarınca delillerin ileri sürülmesi ancak kanunda belirtilen süre içerisinde mümkündür. Bu süre geçtikten sonra kural olarak delil ileri sürülemez. HMK m. 139 uyarınca taraflar dayanmak istedikleri delillerini dilekçelerinde belirtmeli, dilekçelerinde gösterdiği ancak mahkemeye sunmadıkları delilleri iki haftalık kesin süre içerisinde ön inceleme aşamasında bildirmelilerdir.
İhtara rağmen tarafların dilekçelerinde gösterdikleri belgeleri sunmamaları halinde bu delillere dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verilir. Ardından tahkikat aşamasında bu deliller mahkeme tarafından incelecektir. Görüldüğü üzere delillerin esas davada incelenme aşamasına gelmesi belli bir zaman alacaktır. Tüm bu süreçte delillerin kaybolması veya ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşması söz konusu olacaktır. Bu nedenle hak kaybının önüne geçebilmek için delil tespiti kurumu düzenlenmiştir.
Delil tespiti, ileride açılacak veya açılmış bir dava ile ilgili delillerin bazı şartlar altında zamanından önce toplanıp emniyet altına alınmasıdır. Delil tespitinin amacı, delillerin kaybolma ihtimalinin söz konusu hallerde veya incelenmesinin güç olacağı durumlarda delillerin güvence altına alınmasıdır. Taraflardan her biri görülmekte olan veya ileride açılacak olan bir davada henüz inceleme sırası gelmemiş hususun tanık, keşif, bilirkişi veya diğer deliller bakımından tespitini isteyebilir. Taraflar, delil tespiti ile elde edilen delilleri, asıl davada iddia ve savunmalarını ispat için kullanabilir.
Genel Hukuki Bilgiler kategorimizi de ziyaret ederek ilgili pek çok konu hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz.

Delil Tespiti Davasına Konu Olabilecek Deliller
Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca taraflardan her biri görülmekte olan veya ileride açılacak olan bir davada henüz inceleme sırası gelmemiş hususun tanık, keşif, bilirkişi veya diğer deliller bakımından tespitini isteyebilir. Delil tespiti sonucunda belirlenen deliller, tanık, bilirkişi, keşif veya kanunda düzenlenmemiş deliller gibi takdiri delillerle ilgili olarak hâkim serbestçe takdir edebilir. Takdiri deliller hakimi bağlamaz, hakim somut olayın koşullarına göre delilleri değerlendirecektir. Ancak delil tespitindeki deliller kesin hüküm, senet veya yemin gibi kesin olan kanunî delillerden ise hâkimi bağlamaktadır.
Delil Tespiti Davasına Konu Olabilecek Kesin Deliller
Delil tespiti davasına konu olabilecek kesin deliller ve açıklamaları aşağıdaki gibidir:
- Yemin: Yemin tarafların, davanın çözümüne ilişkin bir olayın doğru olup olmadığı hususundaki beyanlarını, kanunda öngörülen usule uygun olarak, mahkeme önünde, kutsal değerlerle teyit edilen sözlü açıklamalardır. Yemin ancak davanın taraflarınca yerine getirilir. Yemin delilinin delil tespitine konu olduğu hallerde, yemine diğer tüm delillerden önce başvurulmuş olmaktadır. Bu durumda yeminin eda edilmesinden sonra, yeminin ilişkin bulunduğu hususta başkaca delil ikamesi olmayacaktır.
- Senet: Senet bir kimsenin kendisi aleyhinde delil teşkil etmek üzere kendisinin düzenlediği veya başkasına düzenlettirdiği yazılı belgedir. Bir belgenin senet niteliğine sahip olabilmesi için belgenin yazılı olması ve belgeyi düzenleyen şahsın imzasının olması gerekir. Bu şartları taşımayan belgeler senet olarak nitelendirilemez. Delil tespiti yolu ile senet delilinin elde edileceği hallerde bu delil kesin delil gücüne sahip olur ve hakimi bağlar. Delil tespiti ancak hukuki uyuşmazlığın tarafları arasında hüküm ifade eder. Bu nedenle üçüncü kişilerin elindeki senetlerin güvence altına alınması da delil tespiti kapsamında nitelendirilemez.
Delil Tespiti Davasına Konu Olabilecek Takdiri Deliller
Delil tespiti davasına konu olabilecek takdiri deliller ve bu delillerin açıklamaları aşağıdaki gibidir:
- Tanık: Tanık, geçmiş vakıalara ve durumlara ilişkin gözlemleri hakkında beyanda bulunması gereken kişidir. Tanıklık davanın tarafları dışındaki üçüncü kişilerin davayla ilgili vakıa hakkında dava dışında edindikleri bilgileri mahkemeye bildirmeleridir. Tanık kural olarak davanın tarafı değildir. Tanıkların takdiri delil niteliği taşıyan beyanları, yargılamanın aydınlanmasına ve gerçeğin ortaya çıkmasına hizmet eder. Tanık olarak dinlenecek kişinin sağlık durumunun kötüleşmesi ve hemen bilgisine başvurulması zorunlu olabilir. Aynı şekilde mahkemede dinlenecek olan tanığın acilen yurt dışına gidecek olması durumunda delil tespiti ile tanığın mahkemece dinlenmesi talep edilebilir.
- Bilirkişi: Bilirkişi bir davada çözümü hakim tarafından bilinmeyen özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde görüşüne başvurulan ve üçüncü kişi konumunda bulunan gerçek veya tüzel kişilerdir. Taraflardan her biri delil tespiti yoluyla bilirkişi incelemesi yaptırılmasını talep edebilir. Delil tespiti yoluyla elde edilecek bilirkişi raporu takdiri delil niteliğindedir ve bu nedenle hakim bilirkişi raporu ile bağlı değildir. Delil tespiti yoluyla elde edilen bilirkişi raporuna karşı tarafça itiraz edilmesi durumunda hakim ek rapor isteyebilir. Aksi halde itiraza uğramış bilirkişi raporu hükme esas alınamaz.
- Keşif: Keşif, hâkimin taraflar arasında uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek vakıaların aydınlatılması amacıyla doğrudan ve duyu organlarıyla taşınır, taşınmaz eşya veya insan vücudu üzerinde bulunduğu yerde yahut mahkemede inceleme yaparak bilgi sahibi olmasıdır. Keşif, taraflar hazır iseler huzurlarında aksi halde yokluklarında yapılır. Taraflar delil tespiti kurumu ile keşif incelemesi yaptırabilir.
Ceza Davalarında Tanık Delili ve Gizli Tanık konulu içeriğimize de göz atabilirsiniz.
Delil Tespiti Davasının Koşulları
Delil tespitine başvurulması için birtakım şartların gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Delil tespitinin yapılabilmesi için bu şartların tamamının bir arada bulunması gerekir. Bu şartların mevcut olmaması halinde delil tespiti talebi mahkeme tarafından reddedilecektir. Bu şartlar şu şekilde sıralanabilir:
Hukuki Yararın Varlığı
Hukuki yarar, kişinin mahkeme kararı olmadan hakkını elde edememesidir. Delil tespiti talebinde bulunurken de davacının delilin önceden tespit edilmesinde hukuki yararının olması gerekir. Delil tespiti talebinde bulunan kimse hukuki yararının bulunduğunu gerekçesiyle birlikte somut olarak ortaya koymalıdır. Yani delil tespiti talebinde bulunan kimse delil tespiti yapılmasındaki hukuki yararına ilişkin nedenlerin varlığını, tespit yapılamadığı takdirde hangi zarar ve tehlike ya da hak kayıpları ile karşı karşıya kalabileceğini belirtmelidir.
Dava açıldığı anda mevcut bulunması gereken hukuki yarar, aynı zamanda korunmaya değer ve güncel olmalıdır. Delilin hemen tespit edilmemesi hâlinde kaybolacağı yahut ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ihtimal dâhilinde bulunuyorsa hukuki yarar varlığı kabul edilir. Örneğin, ileride davada tanık olarak dinlenecek kişinin ağır hasta olması durumu, inceleme yapılacak olan binanın kentsel dönüşüme girecek olması gibi durumlarda hukuki yararın varlığı kabul edilir.
Yalan Tanıklık ile ilgili de bilgi almak isterseniz ilgili içeriğimize göz atabilirsiniz.
Tespiti İstenen Delillerin Henüz İnceleme Sırası Gelmemiş Olmalıdır
Deliller kural olarak dilekçeler teatisi ve ön incelemeden sonra tahkikat aşamasında incelenir. Deliller davaya bakan mahkeme huzurunda, mümkün olduğu kadar aynı duruşmada ve hep birlikte incelenir. Ancak bu aşama belli bir süre almaktadır ve bu sürede delillerin kaybolması ve ileri sürülmesinin öne sürülmesinin güçleşmesi ihtimali bulunmaktadır. Bu durumun önüne geçmek için delil tespiti kurumu düzenlenmiştir.
Taraflardan her biri görülmekte olan bir davada henüz inceleme sırası gelmemiş yahut ileride açacağı davada ileri süreceği bir vakıanın tespiti için delil tespiti isteyebilir. İnceleme sırası gelmiş bir delil için delil tespitinin istenmesi mümkün değildir. Bu durumda delilin bizzat incelenmesi ve delilin toplanması söz konusu olacaktır. Bu nedenle örneğin, açılmış olan bir davada dosya bilirkişi aşamasında iken delil tespiti isteminde bulunularak kusur oranlarının tespitinin istenmesi mümkün değildir.
Taraflar Arasında Uyuşmazlık Bulunmalıdır
Delil tespitine başvurulabilmesi taraflar arasında uyuşmazlık olmalıdır. Delil tespiti görülmekte olan yahut ileride açılacak olan davada iddianın ispatı için yapılacağından ileride açılması muhtemel bir dava bulunmalı yani ortada bir uyuşmazlık konusu olmalıdır.

Delil Tespiti Talebi Nasıl Yapılır?
Delil tespiti talebinin geçerli olabilmesi için kanununda öngörülen şartlara uyulması gerekir. HMK m. 402 uyarınca delil tespiti talebinin dilekçe ile yapılması gerekir. Bu kapsamda sözlü olarak yapılan talepler mahkemece reddedilecektir. Dilekçede aşağıdaki hususların yer alması gerekir:
- Tespiti istenen vakıa
- Tanıklara veya bilirkişilere sorulması istenen sorular
- Delillerin kaybolacağı veya gösterilmesinde zorlukla karşılaşılacağı kuşkusunu uyandıran sebepler
- Aleyhine delil tespiti istenen kişinin ad, soyad ve adresi
Delil tespiti talebinde bulunan, delillerini açık bir şekilde belirtmelidir. Kanunda deliller için bir sınırlama yapılmamıştır. Delil tespiti talebinin esas dava ile istenmesi halinde ayrı bir dilekçe vermeye gerek yoktur. Dava dilekçesinin içeriğinde delil tespiti talebine yer verilmesi yeterlidir. Uygulamada mahkemeden geçici hukuki koruma talep edilirken dilekçenin sağ üst köşesine “Delil Tespiti Taleplidir” yazılmaktadır.
Delil Tespiti Talebine İlişkin Karara İtiraz Süreci
Delil tespitine başvurulmuş olması halinde hakim bu talebi inceleyecek, gerekli şartların oluştuğu ve delil tespiti talebinin haklı olduğu kanaatindeyse delil tespiti talebinin kabulüne, aksi kanaatte ise delil tespitinin reddine karar verecektir.
Delil tespiti talebinin mahkemece haklı bulunması durumunda delil tespiti talebinin kabulüne ilişkin kararın karşı tarafa tebliğ edilmesi gerekmektedir. Söz konusu kararda delil tespitinin nerede, nasıl ve ne zaman yapılacağı gösterilir. Kararda ayrıca tespitin yapılması sırasında karşı tarafın da bulunabileceğini, karşı tarafın bu konuda olarak itiraz ve sorularının da bir hafta içinde bildirilmesi gerektiği yer alır.
Delil tespiti kararı bir ara karar niteliğinde olduğundan bu kararlara karşı kanun yoluna gidilemez. Yani taraflar delil tespiti kararını istinaf veya temyiz edemez. Buna karşın diğer taraf delil tespiti için aranan koşulların bulunmadığı gerekçesine dayanarak bu ara kararına kendisine tebliğinden itibaren bir hafta içinde itirazda bulunabilecektir.
Delil Tespitinin İcrası ve İtiraz Süreci
Delil tespiti davasında taraflar “delil tespiti talep eden” ve “karşı taraf” olarak belirtilmelidir. Delil tespitinin icrası, kural olarak her iki tarafın da huzurunda yapılır. Kendisine tebligat yapılmasına rağmen karşı tarafın, belirtilen süre yer, gün ve saatte delil tespitinin icrası sırasında hazır bulunmaması halinde delil tespiti karşı tarafın yokluğunda yapılır. Ancak delil tespitinin karşı tarafın yokluğunda yapılabilmesi için tebligatın usulüne uygun yapılmış olması gerekir. Tebligatın usulüne uygun olmamasına rağmen delil tespitinin icra edilmiş olması halinde karşı taraf yokluğunda yapılan delil tespitine itiraz edebilir.
Ancak talep sahibinin hakkının korunmasının zorunlu olduğu durumlarda yani acele hallerde karşı tarafa tebligat yapılmaksızın da delil tespiti yapılabilir. Örneğin karşı tarafın delil tespitini öğrenmesi halinde tespit konusu şeyi değiştirme tehlikesi varsa karşı tarafa tebligat yapılmadan delil tespiti yapılabilir. Tespitin ardından tespit tutanağı ve bilirkişi raporu karşı tarafa tebliğ edilir. Karşı taraf tebliğden itibaren bir hafta içinde karara itiraz edebilir. Mahkeme itiraza uğramış olan delil tespiti raporunu hükme esas alamaz. Gerekirse tekrar inceleme yapılarak gerekçeli bir rapor alınmalıdır.
Delil Tespiti Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme
HMK m. 401 uyarınca dava açılmadan önce yapılacak delil tespiti taleplerinde, esas hakkında davaya bakmakla görevli ve yetkili mahkemeden istenebilir. Ayrıca keşif veya bilirkişi incelemesi yapılacak olan şeyin bulunduğu yahut tanık olarak dinlenilecek kişinin oturduğu yer sulh mahkemesinden de delil tespitini talebinde bulunabilir. Yani burada talepte bulunacak kişinin seçimlik hakkı bulunmaktadır. Dava açılmadan önce yapılacak delil tespiti isteminin, yetkisiz mahkemeden istenilmesi halinde yetki itirazının karşı tarafça ileri sürülmesi gerekmektedir. Aksi halde esas hakkında davanın açılmasından sonra, delil tespitini yapmış olan mahkemenin yetkisiz olduğu iddiası mahkemece dinlenmeyecektir.
Dava devam ederken yapılacak delil tespiti taleplerinde ise yalnızca esas davanın görüldüğü mahkeme yetkili ve görevlidir. Görevsiz ve yetkisiz mahkemede delil tespiti yapılmış olması halinde bu tespit geçerli değildir ve hükme esas alınamaz.
Delil Tespiti Davasının Giderleri
HMK m. 402 uyarınca delil tespiti talebinde bulunan tespit giderlerini ödemekle yükümlüdür. Mahkeme tarafından belirlenen gider ödenmedikçe diğer işlemler yapılamaz.
Delil tespiti davası asıl davanın eki niteliğinde olduğundan delil tespiti giderleri de asıl davanın yargılama giderlerine dahildir. Yargılama giderleri taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça haksız çıkan tarafa yükletilir. Asıl davada her iki taraf da kısmen haklı çıkarsa, yargılama giderleri haklılık durumuna göre taraflar arasında paylaştırılır. Delil tespiti talebinin kabul edilmesi durumunda mahkeme, tespit talebinde bulunan tarafça talepte bulunulurken ödenmiş olan başvurma harcı, karar harcı ve delil tespiti sonucunda hükmedilen vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verir.
Delil tespiti ile uyuşmazlığın esasına girilmez yalnızca deliller tespit edilir. Bu nedenle asıl uyuşmazlık çözüme kavuşturulmadan hangi tarafın hak sahibi olduğu tespit edilemez. Dolayısıyla asıl dava açılmadan önce delil tespiti talebinde bulunan ve bu talebi kabul edilen kişi delil tespitinin yargılama giderleri ve vekalet ücretine ilişkin kısmını asıl dava sonuçlanmadan ayrıca dava edemez.
Delil Tespiti Davası Sonucu Verilen Kararın Hüküm ve Sonuçları
Delil tespiti dosyası, asıl dava dosyasının eki sayılır ve onunla birleştirilir. Asıl davanın taraflarından her biri, iddia veya savunmasını ispat için bu tutanak ve raporlara dayanabilir. Delil tespiti sonucu elde edilen deliller ileride açılacak olan veya görülmekte olan davada tarafların iddia ve savunmalarını ispat için kullanılır.
Ayrıca delil tespitinin asıl davanın eki sayılmasının bir diğer sonucu ise delil tespiti dosyasındaki ikrar mahkeme içi ikrar gibi geçerli sayılır. Delil tespiti sonucu elde edilen deliller karşı taraf aleyhine açılacak davada öne sürülebilir, üçüncü bir kişi aleyhine delil olarak değerlendirilemez.
Delil Tespiti Davasında Yargıtay Kararları
- Yargıtay 6. HD. 02.2012T., 2011/13120E., 2012/1424K.
Karara konu olay, bir tarafın yokluğunda yapılan ve itiraz edilmiş olan delil tespiti raporunun hükme esas alınıp alınmayacağına ilişkin uyuşmazlığa dayanmaktadır.
HMK uyarınca bir tarafın yokluğunda yapılan delil tespitine itiraz edilebilir. Bu durumda itiraza uğramış delil tespiti raporu hükme esas alınamaz. Mahkeme bu durumda ek bir rapor isteyebilir veya yeni bir bilirkişi görevlendirebilir.
Somut olayda uyuşmazlık, kiralanan taşınmazın hor kullanılması nedeniyle talep edilen tazminata ilişkindir. Dosya kapsamında delil tespiti davalının yokluğunda yapılmış ve davalı taraf bu kapsamda düzenlenen delil tespiti raporuna itiraz etmiştir. Mahkemece, her ne kadar yargılama sırasında keşif ve bilirkişi raporu alınmış olsa da hüküm delil tespiti dosyasındaki bilirkişi raporuna dayandırılmıştır. Oysa mahkemenin delil tespiti raporu ile yargılama sırasında yapılan bilirkişi raporu arasındaki çelişkiyi gidererek hüküm kurması gerekir. Yargıtay tüm bu nedenlerle hükmün bozulmasına karar vermiştir.
- Yargıtay 6. HD. 09.11.2015T., 2014/13730E., 2015/9545K.
Karara konu olayda davacı, davalıya ödenen kira bedellerinin toplam tutarının tespitini talep etmiş, ileride açılacak olan davada delil olarak kullanılacağını ileri sürmüştür.
HMK 400 uyarınca taraflar her biri görülmekte veya ileride açılacak bir dava için henüz inceleme sırası gelmemiş delillerin tespitini talep edebilir. Delil tespiti istenebilmesi için hukuki yararın varlığı, delillerin henüz inceleme sırasının gelmemiş olması ve taraflar arasında bir uyuşmazlığın mevcut olması gerekmektedir. Delillerin hemen tespit edilememesi halinde kaybolacağı veya ileri sürülmesinin zorlaşacağı durumlarda hukuki yararın varlığı kabul edilir. Bu şartların tümünün bir arada mevcut olması gerekir.
Somut olayda kira ödemeleri banka ve icra dosyasına makbuz karşılığı ödenmiştir. Bu durumda delillerin kaybolma veya ileride ileri sürülmesinin zorlaşacağı ihtimali bulunmamaktadır. Delil tespitinin kabulü için yalnızca henüz inceleme sırası gelmemiş delillerin ileride açılacak davada delil olarak kullanılması yeterli değildir. Aynı zamanda hukuki yararın varlığı gereklidir.
Sıkça Sorulan Sorular
Delil Tespiti Hangi Durumlarda İstenir?
Delil tespiti talep edilebilmesi için taraflar arasında bir uyuşmazlığın bulunması, delillerin henüz inceleme sırasının gelmemiş olması ve hukuki yararın mevcut olması gerekir. Delilin hemen tespit edilememesi veya kaybolacağı yahut ileride ileri sürülmesinin zorlaşacağı durumlarda hukuki yararın varlığı kabul edilir. Bu şartlar birlikte mevcut olmalıdır. Aksi halde talep reddedilir.
Delil Tespit Davası Nerede Açılır?
Dava açılmadan önce yapılacak delil tespiti; esas davanın görevli olduğu mahkemede veya keşif ya da bilirkişi incelemesi yapılacak şeyin yahut tanığın bulunduğu yerdeki sulh mahkemesinde açılabilir. Dava açıldıktan sonra yapılacak delil tespiti ise esas davaya bakan mahkemede açılmalıdır.
Delil Tespiti Davasında Tanık Dinlenir Mi?
Evet. Tanık beyanının ilerde alınmasının zorlaşacağı veya imkansızlaşacağı durumlarda delil tespiti kapsamında tanık dinlenebilir.
Hangi Deliller Delil Tespiti Davasının Konusu Olabilir?
Tanık, senet, yemin, bilirkişi incelemesi, keşif delil tespiti davasının konusu olabilir.
Delil Tespiti Bir Tarafın Yokluğunda Yapılabilir Mi?
Delil tespiti kural olarak her iki tarafın huzurunda yapılır. Ancak kendisine yapılan tebligata rağmen belirlenen zamanda hazır olmayan veya gecikmesinde sakınca bulunan acele hallerde bir tarafın yokluğunda da delil tespiti yapılabilir.
Delil Tespiti Kararı İstinaf Edilir Mi?
Hayır. Delil tespiti kararı bir ara karar niteliğinde olduğundan istinaf edilemez. Ancak belirli şartlar altında delil tespiti kararına itiraz edilebilir.
Delil Tespiti Giderlerinin Avans Olarak Yatırılması Zorunlu Mu?
Evet. Delil tespiti giderleri avans olarak yatırılmadıkça sonraki işlemler yapılamaz.
Delil Tespiti Açılacak Dava Açılmadan Önce Yapılabilir Mi?
Evet. HMK m.400 ve devamı uyarınca dava açılmadan önce de, hukuki yararın varlığı hâlinde delil tespiti talep edilebilir.
Delil Tespiti Zamanaşımını Durdurur Mu?
Hayır. Delil tespiti istemi, kural olarak zamanaşımını veya hak düşürücü süreleri durdurmaz ya da kesmez. Bu nedenle esas dava süreleri ayrıca takip edilmelidir.
Elektronik Veriler İçin Delil Tespiti İstenebilir Mi?
Evet. Silinme veya değiştirilme riski bulunan dijital kayıtlar, sunucu kayıtları, kamera görüntüleri ve benzeri elektronik veriler bakımından şartları varsa delil tespiti istenebilir.
İzinsiz Ses Kaydı Almak Suç Mu? sorusuna yanıt verdiğimiz içeriğimize de göz atabilirsiniz.
Delil Tespiti Kesin Delil Niteliğinde Midir?
Hayır. Delil tespiti bir usul işlemidir. Tespit sırasında elde edilen delillerin ispat gücü, delilin niteliğine göre asıl davada mahkeme tarafından değerlendirilir.
Delil Tespiti Raporuna İtiraz Edilmezse Ne Olur?
Süresinde itiraz edilmemesi raporun otomatik olarak doğru kabul edildiği anlamına gelmez. Ancak rapor, asıl davada diğer delillerle birlikte değerlendirilir ve itiraz edilmemiş olması ispat bakımından önem taşıyabilir.
Delil Tespiti Talebi Neden Reddedilir?
Delil tespiti talebi; hukuki yararın bulunmaması, delilin kaybolma veya elde edilmesinin güçleşme tehlikesinin somut olarak ortaya konulamaması, tespiti istenen delilin inceleme sırasının gelmiş olması ya da taraflar arasında mevcut veya ileride açılması muhtemel bir uyuşmazlığın bulunmaması gibi hâllerde reddedilebilir. Ayrıca talebin kanuni şekil şartlarını taşımaması veya eksikliklerin süresinde giderilmemesi de ret sebebi olabilir.














