Ara

Hakkı Olmayan Yere Tecavüz Suçu ve Cezası (TCK 154)

Hakkı Olmayan Yere Tecavüz Suçu ve Cezası (TCK 154)

Hakkı olmayan yere tecavüz suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 154. maddesinde “Malvarlığına Karşı Suçlar” bölümünde düzenlenmiş olup taşınmaz mülkiyet hakkını korumayı amaçlayan bir suç tipi olmaktadır. Bu suç tipinin söz konusu olabilmesi için bir hakka dayanmaksızın başkasına ait taşınmazların işgali, sınırlarının değiştirilmesi veya hak sahibinin yararlanmasının engellenmesi şeklindeki fiillerin gerçekleşmesi gerekmektedir.

Hakkı Olmayan Yere Tecavüz Suçu (TCK 154)

TCK 154. maddeye göre bu suç tipinin üç şekilde işlenmesi pek mümkündür. Bu üç şekli şu şekilde anlatalım:

Başkasına Ait Taşınmazlara veya Eklentilerine Tecavüz (TCK m.154/1)

Suç tipinin bu hali TCK madde 154 birinci fıkrasında düzenlenir olup bir kimsenin haksız bir davranışla başkasına ait bir taşınmazı tamamen veya kısmen işgal etmesi, sınırlarını değiştirmesi, bozması veya hak sahibinin yararlanmasına engel olması şeklinde gerçekleşmektedir.

Köy Merası ve Ortak Alanlara Tecavüz (TCK m.154/2)

Suç tipinin bu şekli; köy tüzel kişiliğine ait olan veya öteden beri köylünün ortak yararlanmasına bırakılmış mera, harman yeri, yol ve sulak gibi yerlerin zapt edilmesi, sürülüp ekilmesi veya üzerinde tasarrufta bulunulması şeklinde gerçekleştirilmektedir. Suçun  bu halinin gerçekleşebilmesi için taşınmazın köy mülki sınırları içinde olması gerekmekte olup ayrıca belirtelim ki belediye sınırlarındaki meralar bu suçun kapsamına girmemektedir.

Suların Mecrasını Değiştirme (TCK m.154/3)

Kamuya veya özel kişilere ait hem yer altı hem de yer üstü suların akış yolunun veya bulunduğu yerin değiştirilmesi şeklindedir. Bu suç tipinin oluşabilmesi için failin taşınmaz üzerinde herhangi bir ayni veya şahsi hakkının bulunmaması ve eylemi bile isteye (kasten) gerçekleştirmiş olması gerekmektedir. Bu suç tipinin taksirle işlenmesi mümkün olmamaktadır.

Bu suçun oluşabilmesi için failin taşınmazı sanki malikiymiş gibi tasarrufta bulunarak işgal etmesi ve bu işgalin bir süreklilik arz etmesi gerekmekte olup müdahalenin bir hakka dayanması durumunda (örneğin ortada sözlü bir anlaşma varsa) suç oluşmaz. Ayrıca belirtelim ki paylı mülkiyette bir hissedarın diğerinin payını kullanmasını engelleyecek şekilde taşınmazı kullanması da bu suçun oluşmasına sebebiyet verebilmektedir.

Bu suç tipi Türk Ceza Kanunu madde 154’ te düzenlenir olup hakkı olmayan yere tecavüz suçunun her üç hali için de öngörülen ceza aynı olacak şekilde düzenlenmiştir. Buna göre TCK 154 hakkı olmayan yere tecavüz suçunun cezası altı aydan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezası şeklindedir.

Bu suç tipi için kanundaki düzenlemede hem hapis hem de adli para cezasına birlikte hükmedildiği için, hükmedilen hapis cezası adli para cezasına çevrilemeyecektir. Ancak şartları varsa cezanın ertelenmesi veya Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararı verilmesi mümkün olabilmektedir.

TCK 154/1’deki temel hal şikayete tabidir yani bu suç tipinin birinci fıkrada düzenlenen şekli şikayete tabidir. Ve şikayet süresi fail ile fiilin öğrenilmesinden itibaren 6 aydır. Bu fıkra kapsamındaki suçlar uzlaşmaya tabi suçlardır.. TCK 154/2 ve 154/3’de düzenlenen suç tipinin diğer şekillerindeyse şikayete söz konusu olmayıp suç savcılıkça re’sen (kendiliğinden) soruşturulur ve uzlaşma kapsamında da değildir.

Suçun; haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşler, üstsoy-altsoy veya aynı konutta yaşayan kardeşler arasında işlenmesi halinde cezaya hükmolunmaz. Ayrı yaşayan kardeşler veya amca, dayı, teyze gibi akrabalar arasında işlenirse şikayet üzerine verilecek ceza yarı oranında indirilmektedir.

Bu suç tipinde yargılama yapma görevi Asliye Ceza Mahkemesi’ne ait olup suç için olağan dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. Ceza Hukuku doğası gereği yaptırımları ağır bir alandır. Bu nedenle hak kayıplarına uğramamak adına profesyonel bir ceza hukuku avukatı ile çalışılmasını önermekteyiz. Bu noktada Av. Burak Temizer Hukuk Bürosu olarak müvekkillerimize profesyonel ceza hukuku avukatlık ve danışmanlık hizmeti vermekteyiz.


Ceza Hukuku alanında merak ettiğiniz diğer konular hakkında da bilgi almak isterseniz, ilgili kategorimize göz atabilirsiniz.


Hakkı Olmayan Yere Tecavüz Suçu TCK 154
Hakkı Olmayan Yere Tecavüz Suçu TCK 154

Hakkı Olmayan Yere Tecavüz Suçunun Yasal Tanımı ve Korunan Hukuki Değer

Hakkı olmayan yere tecavüz suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 154. maddesinde “Malvarlığına Karşı Suçlar” bölümünde düzenlenmiş olup, temel olarak başkasına ait taşınmaz mallara veya ortak kullanıma tahsis edilmiş yerlere haksız müdahale edilmesini cezalandıran malvarlığı suçlarındandır. TCK madde 154’ün her bir fıkrasında bu suç üç farklı şekilde düzenlenmiştir. Bu üç somut suç işlenme biçimini  şu şekilde sıralayalım:

  • Bir hakka dayanmaksızın başkasına ait taşınmaz mal veya eklentilerini malikmiş gibi tamamen veya kısmen işgal etmek, sınırlarını değiştirmek veya bozmak, hak sahibinin bunlardan yararlanmasına engel olmak. (TCK m.154/1)
  • Köy tüzel kişiliğine ait olan veya öteden beri köylünün ortak yararlanmasına bırakıldığını bilerek mera, harman yeri, yol ve sulak gibi taşınmaz malları zapt etmek, bunlar üzerinde tasarrufta bulunmak veya sürüp ekmek. (TCK m.154/2)
  • Kamuya veya özel kişilere ait suların mecrasını (akış yönünü) değiştirmek. (TCK m.154/3)

Bu suç ile korunan temel hukuki yarar yani değer, taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkı ve bireylerin taşınmaz üzerindeki fiili hakimiyeti olmaktadır. Köy merası, harman yeri veya yayla gibi ortak alanlara yönelik işlenen hallerinde ise, bu yerlerin mülkiyeti ile birlikte toplumun ortak kullanım hakkının da korunması ve tahribinin önlenmesi amaçlanmaktadır.

Hakkı Olmayan Yere Tecavüz Suçunun Unsurları Nelerdir?

TCK’ da düzenlenen her suç tipinde olduğu gibi bu suç tipinde de bazı unsurlar söz konusudur ve bu unsurların varlığı halinde bu suç tipi oluşmaktadır. Aşağıda suç tipinin unsurlarını sayıp dökmüş olacağız. Bu suç tipinin hukuki ve maddi konusu başkasına ait taşınmaz mallar veya eklentiler olmaktadır.

Bu suç ve hırsızlık suçu arasındaki temel fark ise konusunun taşınır mallar değil, mutlaka taşınmaz mallar (arazi, bina, mera, yayla vb.) olmasıdır. Ayrıca belirtelim ki yeraltı ve yerüstü suları ile su kanalları da bu suçun maddi konularındandır. Evvela suçun maddi konusunun suçun oluşması için var olması gerektiğini de belirtelim.

Suça konu taşınmazın maliki dışında kalan herhangi bir gerçek kişi bu suçun faili olabilir. Yani suç bir özgü suç olmamaktadır, fail bakımından belli bir kişi ya da gruba özgülenmemiştir. Tüzel kişilerin bizzat fail olması durumlarında kendilerine özgü güvenlik tedbirleri uygulanmaktadır.

Bu suç tipinin üç farklı işleniş biçimi TCK madde 154’ te üç farklı fıkrada düzenlendiğinden dolayı her fıkranın mağduru başka şekildedir. Buna göre TCK m. 154/1 kapsamındaki eylemlerde mağdur, taşınmazın veya eklentinin sahibi olan gerçek veya tüzel kişidir. TCK m. 154/2 kapsamında meraya veya ortak alanlara tecavüz halinde mağdur, köy tüzel kişiliği ve bu alandan yararlanma hakkı olan herkestir (köy halkı). Suların mecrasını değiştirme suçunda ise (TCK m. 154/3) suların niteliğine göre mağdur kamu veya suyun özel sahibidir.

Hakkı olmayan yere tecavüz suçu ancak kanunda belirtilen seçimlik hareketlerle işlenebilir. TCK madde 154’ te bu seçimlik hareketler her bir fıkrasında tek tek düzenlenmiştir. Buna göre bu seçimlik hareketler şu şekildeidr:

  • TCK 154/1 (Özel Taşınmazlara Tecavüz seçimlik hareketi) için eylemler: Taşınmazı veya eklentisini sürekli olacak biçimde işgal etme (tarlayı ele geçirip ekmek, çit çekmek vb.), sınır işaretlerini ortadan kaldırarak veya yerini değiştirerek sınırlarını değiştirme veya bozma, ya da malikin herhangi bir müdahalede bulunulmadan bile taşınmazdan yararlanmasına engel olma (örneğin kilit değiştirmek, geçiş yolunu kapatmak).
  • TCK 154/2 (Köy Merasına/Ortak Alanlara Tecavüz seçimlik hareketi) için eylemler: Taşınmazdan başkalarının yararlanmasını engelleyerek zapt etme, devamlılık arz edecek şekilde malikmiş gibi tasarrufta bulunma veya sürüp ekme. Yargıtay uygulamalarına göre, toprağın havalandırılacak şekilde sürülmesi suçun oluşması için yeterli olup tohum ekilmiş olması şartı aranmamaktadır.
  • TCK 154/3 (Sulara Tecavüz) için eylemler: Yeraltı veya yerüstü sularının mecrasının (akış yolunun veya durduğu yerin) izinsiz bir şekilde değiştirilmesi.

Hakkı olmayan yere tecavüz suçunun manevi unsuru ise kasttır yani bu suç taksirle (yanlışlıkla/dikkatsizlikle) işlenemez.

Failin; taşınmaz, eklenti, sular veya mera üzerinde hiçbir hukuki veya meşru hakkı bulunmadığını bilerek ve isteyerek müdahalede bulunması şartı aranmaktadır. Ayrıca belirtelim ki kişinin taşınmaza yönelik icra ettiği eylemin bir sözleşme gibi bir hakka dayandığı durumlarda (örneğin kira veya geçici su geçit hakkı), ortada bir hukuki ihtilaf söz konusu olduğundan bu suç oluşmamaktadır.

Hakkı Olmayan Yere Tecavüz Suçunun Seçimlik Hareketleri

Hakkı olmayan yere tecavüz suçu TCK Madde 154’te üç fıkra halinde düzenlenmiş olup her bir fıkrasında bir seçimlik hareket düzenlenmektedir. Yani bu demektir ki bu suç tipinin oluşumu için üç farklı fiil mevcuttur ve bunlar seçimliktir. İlla ki üçünün de işlenmesine gerek yoktur bu seçimlik haklardan birinin bile gerçekleşmesi suçun gerçekleşmesi için yeterlidir.

Kamu Görevine Ait veya Kamunun Hizmetine Tahsis Edilmiş Taşınmazları İşgal Etme

TCK’nın 154. maddesinin 1. fıkrasının ilk halinde “kamuya veya özel kişilere ait taşınmaz mal” ifadesi yer almaktayken, 14.03.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 sayılı Kanun ile maddede köklü bir değişikliğe gidilmiş olup yapılan bu kanun değişikliğiyle, kamuya ait taşınmaz mal veya eklentileri bu fıkra kapsamından çıkartılmış, maddedeki suç sadece “başkasına ait taşınmaz mal” şeklinde yeniden düzenlenmiş ve takibi suçtan zarar görenin şikayetine bağlı hale getirilmiştir.

Dolayısıyla, köy tüzel kişiliğine veya sulara ait özel fıkralar (TCK m. 154/2 ve 154/3) dışında kalan genel kamu taşınmazlarının işgali, güncel TCK 154/1 kapsamından çıkarıldığını söylememiz mümkündür.

Köy Tüzel Kişiliğine Ait Taşınmazlara (Köy Malına) Tecavüz

TCK m. 154/2 kapsamında düzenlenen bu suç tipinin seçimlik hali failin suça konu yerin köy tüzel kişiliğine ait olduğunu veya öteden beri köylünün ortak yararlanmasına terk edilmiş bulunduğunu bilerek hareket etmesiyle işlenebilmektedir. Suçun maddi konusu mera, harman yeri, yol ve sulak gibi taşınmazlar olmaktadır. Bu fıkradaki seçimlik hareket aşağıdaki seçimlik hareketlerden en az birinin oluşmasıyla söz konusu olabilmektedir.

  • Kısmen veya tamamen zapt etmek: Taşınmazdan başkalarının (köy halkının) kısmen veya tamamen yararlanmasını engellemek suretiyle taşınmazı fiilen kendi eli altında tutmaktır.
  • Tasarrufta bulunmak: Taşınmazı devamlılık arz edecek bir biçimde kullanmaktır; geçici ve kısa süreli tasarruflar kanunun aradığı anlamda suç sayılmaz.
  • Sürüp ekmek: Taşınmazın toprağını havalandıracak şekilde açmak veya tohum ekmektir. Yargıtay uygulamalarına göre, toprağın yalnızca sürülmesi dahi suçun oluşması için yeterli kabul edilmekte, fiilen tohum ekilmiş olması şartı aranmamaktadır.

Gerçek veya Tüzel Kişilerin Taşınmazlarına Yönelik Tecavüzler (Sınır Değiştirme, İşgal vb.)

TCK m. 154/1 fıkrasında, bir hakka dayanmaksızın başkasına (gerçek veya tüzel kişilere) ait taşınmazlara veya eklentilerine haksız bir davranışla müdahale edilmesi yaptırımlarla cezalandırılmaktadır. Bu suçun bu seçimlik hareketi maddi unsur olup şu seçimlik hareketlerle gerçekleşebilir:

  • İşgal Etmek: Taşınmazı veya eklentisini malikmiş gibi tamamen veya kısmen ele geçirmek şeklindedir. Başkasına ait tarlaya izinsiz girip çit çekmek, boş eve izinsiz yerleşmek gibi aktif ve sürekli müdahaleler işgal sayılmaktadır.
  • Sınırlarını Değiştirmek veya Bozmak: İki taşınmazı ayıran sabit sınır işaretlerinin yerini değiştirmek (değiştirme) veya bu sınır işaretlerini ortadan kaldırarak anlaşılmaz hale getirmek yani bozmak şeklinde gerçekleşmektedir.
  • Yararlanmasına Engel Olmak: Taşınmazın yapısına fiziksel bir müdahalede bulunulmasa dahi, hak sahibinin kendi taşınmazını istediği gibi kullanmasını engellemektir. Mağdurun arazisine giden yolu sulayarak geçilmez hale getirmek, kapı kilidini değiştirmek, kapıya tuğla örerek satışı engellemek veya sürekli etrafı kirletmek gibi mağdurun taşınmazdan faydalanmasını engelleyen her türlü fiil bu kapsama girmektedir.

Suların Mecrasını Değiştirme Suçu

TCK m. 154/3 fıkrasında düzenlenen sulara yönelik tecavüz suçu, bir hakka dayanmaksızın suların akış yönünün veya durduğu yerin (mecrasının) değiştirilmesi şeklinde işlenmektedir. Suçun hukuki konusu, hem yeraltı hem de yerüstü suları olmaktadır. Suların kamuya veya özel kişilere ait olmasının suçun oluşumu açısından hiçbir önemi olmamaktadır.

Bu fıkradaki seçimlik hareketler, su kanalının yönünün değiştirilmesi, su kanalının önünün kapatılması veya su yönünün başka bir alana tahliye edilecek şekilde yönlendirilmesidir. Eğer kişinin suyu başka yöne çevirmesi geçerli bir mahkeme kararına veya “geçici su geçit hakkı” gibi yasal bir izne dayanıyorsa bu suç oluşmamaktadır.

Hakkı Olmayan Yere Tecavüz Suçunun Cezası 2026
Hakkı Olmayan Yere Tecavüz Suçunun Cezası 2026

Hakkı Olmayan Yere Tecavüz Suçunun Cezası 2026

Hakkı olmayan yere tecavüz suçunun cezası, suçun işleniş biçimine (özel mülkiyete, köy tüzel kişiliğine ait alanlara veya sulara tecavüz) göre değişmemekte olup, her üç durum için de kanunda aynı ceza miktarı öngörülmektedir.

Suçun Temel Cezası ve Alt/Üst Sınırları

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 154. maddesine göre, suçun üç fıkrasında düzenlenen haller için de (TCK m.154/1, 154/2 ve 154/3) verilecek olan ceza altı aydan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezası şeklindedir. Hakim, kanunun öngördüğü bu alt ve üst sınırlar arasında somut olayın özelliklerine, adalet ve hakkaniyet kurallarına göre temel cezayı belirleyecektir.

Cezayı Artıran veya Azaltan Nedenler

Bu suç tipinin TCK’da öngörülen bir ağırlaştırıcı sebebi bulunmamaktadır. Bununla birlikte, Türk Ceza Kanunu’nun 167. maddesi gereğince akrabalar arasında işlenmesi halinde şahsi cezasızlık sebepleri veya cezada indirim uygulanmaktadır.

Cezaya Hükmolunmayan Haller (Şahsi Cezasızlık Sebepleri) şu şekildedir: Suçun, haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin, altsoy veya üstsoyunun, bu derecedeki kayın hısımlarından birinin, evlat edinen veya evlatlığın ya da aynı konutta beraber yaşadığı kardeşlerden birinin zararına işlenmesi durumunda ilgili akraba hakkında ceza verilmemektedir.

Cezada İndirim Yapılan Haller şu şekildedir: Suçun, haklarında ayrılık kararı verilmiş eşlerden birinin, aynı konutta beraber yaşamadığı kardeşlerinden birinin veya aynı konutta beraber yaşadığı amca, dayı, hala, teyze, yeğen veya ikinci derecede kayın hısımlarının zararına işlenmesi durumunda, şikayet üzerine verilecek ceza yarısı oranında indirilmektedir.

Adli Para Cezasına Çevirme, HAGB ve Erteleme Kararları

Adli para cezası zaten ilgili madde olan TCK madde 154’ te hapis cezası ile birlikte hükmedildiği için bu suç tipinde mahkumiyet adli para cezasına çevrilememektedir. Ancak bazı Yargıtay kararlarında, verilen cezanın bir yılın altında olması halinde adli para cezasına çevrilebileceği ve failin 65 yaşın üstünde olması gibi özel durumlarda kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına dönüştürülmesinin zorunlu olduğu yönünde hükümler de söz konusudur.

Hakkı olmayan yere tecavüz suçu nedeniyle verilen hapis veya adli para cezaları hakkında gerekli koşulların (sanığın sabıkasız olması vb.) sağlanması durumunda Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararı verilmesi mümkün olmaktadır.

Mahkeme tarafından hükmedilen cezanın cezaevinde infaz edilmesinden şartlı olarak vazgeçilmesi anlamına gelen erteleme hükümlerinin, hakkı olmayan yere tecavüz suçu nedeniyle verilen hapis cezaları için uygulanması hukuken mümkün olmaktadır.


Adli Para Cezası ve HAGB konuları hakkında daha detaylı bilgi almak için içeriğimize göz atabilirsiniz.


Hakkı Olmayan Yere Tecavüz Suçu Şikayete Tabii Midir?

Suçun şikayete tabi olup olmaması, kanun maddesinin fıkralarına göre ikiye ayrılmaktadır. Bunu şöyle açıklayalım:

  • Buna göre TCK m. 154/1, Özel Taşınmazlara veya Eklentilere Tecavüz suçu için düzenlenen temel suç tipi şikayete tabidir. Şikayet hakkı taşınmazın sahibine (malike) aittir ve eğer taşınmaz paylı mülkiyete konuysa her bir paydaşın ayrı ayrı şikayet hakkı bulunmaktadır. Bu fıkra kapsamındaki suçlarda şikayetten vazgeçilmesi ceza davasının düşmesi sonucunu doğuracaktır.
  • TCK m. 154/2 ve 154/3 (Köy Ortak Alanlarına ve Sulara Tecavüz) fıkralarındaki suçu oluşturan seçimlik hareketler şikayete tabi değildir. Suç savcılık tarafından re’sen (kendiliğinden) soruşturulur ve yargılama aşamasında şikayetten vazgeçilmiş olması kamu davasının düşmesine neden olmayacaktır.

Hakkımda Şikayet Var Mı? sorusuna yanıt verdiğimiz içeriğimize de göz atabilirsiniz.


Şikayet Süresi ve Zamanaşımı Ne Kadardır?

Şikayete tabi olan birinci fıkra (TCK m. 154/1) için şikayet hakkının kullanılabileceği süre, mağdurun fiili ve failin kim olduğunu öğrenmesinden itibaren başlamak üzere 6 aydır. Şikayete tabi olmayan diğer fıkralar için ise re’sen soruşturma yapıldığından böyle bir şikayet süresi şartı aranmaz. Hakkı olmayan yere tecavüz suçu nedeniyle yürütülen yargılamalarda olağan dava zamanaşımı süresi 8 yıl olup bu suç için öngörülen ceza zamanaşımı süresi ise 10 yıl olmaktadır.

Bu Suçta Uzlaşma Mümkün Müdür?

Hakkı olmayan yere tecavüz suçunda uzlaşma mümkün olmaktadır ancak sadece suçun TCK m. 154/1’de düzenlenen temel hali için geçerli olmaktadır. Soruşturma aşamasında şüpheli ile mağdurun uzlaşma teklifini kabul etmesi halinde bir uzlaştırmacı atanır; tarafların anlaşması durumunda dava açılması engellenir veya davanın düşmesine karar verilebilir. Ayrıca belirtelim ki TCK m. 154/2 (köy merasına tecavüz) ve TCK m. 154/3 (suların mecrasını değiştirme) fıkralarında düzenlenen suç tipleri kesinlikle uzlaşma kapsamı dışındadır.


Ceza Hukukunda Uzlaştırma konulu içeriğimize de göz atabilirsiniz.


Yetkili ve Görevli Mahkeme Hangisidir?

Hakkı olmayan yere tecavüz suçunda yargılama yapma görevi Asliye Ceza Mahkemesine aittir. Eğer suçu işleyen kişi 18 yaşından küçük bir çocuk ise, dava Çocuk Ceza Mahkemesinde görülür.

Yargıtay Kararları Işığında Hakkı Olmayan Yere Tecavüz Suçu

  • Ceza Dairesi 2014/26484 E., 2014/32405 K.

Davanın şikâyetçisi de ceza alan 1. Sanık da mahkemenin “tehdit” suçu için verdiği HAGB (Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması) kararını beğenmeyip Yargıtay’a (temyize) başvurmuşlar. Yargıtay ise bu talebi doğrudan reddetmiş.

Bir mahkeme sizin hakkınızda HAGB kararı verdiyse (yani “Sana ceza veriyorum ama 5 yıl suç işlemezsen bu cezayı sileceğim” dediyse ki  bu HAGB olurdu), bu karar henüz kesin bir mahkûmiyet sayılmamaktadır. Bu yüzden HAGB kararlarına karşı Ankara’daki Yargıtay’a dilekçe gönderilmez. Doğru adres, o adliyedeki bir üst mahkeme olan Ağır Ceza Mahkemesi’dir. Oraya “itiraz” edilmesi gerekmektedir. Yargıtay bu dosyada yanlış yere dava açıldığını belirtir.

Kanunda “Hakkı olmayan yere tecavüz” olarak geçen suç, halk dilinde komşunun arazisine, bağına, bahçesine izinsiz olarak çit çekmek, duvar örmek veya orayı ekip biçerek işgal etmek anlamına gelmektedir.

Mahkeme, olay yerine gitmiş (keşif yapmış), bilirkişileri dinlemiş ve 1. Sanık’ın komşunun arazisine gerçekten haksız müdahale ettiğini belirleyerek cezayı kesmiş. Diğer iki sanığın ise bu işe karışmadığına kanaat getirip beraat vermiş. Yargıtay dosyayı incelediğinde; yerel mahkemenin şahitleri iyi dinlediğini, delillere doğru baktığını görmüş ve beraat ile mahkûmiyet kararlarının tamamını onamış (yani kesinleştirmiş).

Komşunuzla arazi yüzünden mahkemelik olumanız durumunda mahkemenin beraat ya da normal hapis cezası kararlarına karşı Yargıtay’a (Temyize) gidebilirsiniz. Ancak mahkeme cezayı HAGB’ye çevirip askıya aldıysa, Yargıtay’a değil, en geç 7 gün içinde yerel adliyedeki Ağır Ceza Mahkemesi’ne itiraz dilekçesi vermelisiniz. Yanlış mahkemeye başvurmak size sadece zaman kaybettirir.

  • Ceza Dairesi 2013/7287 E., 2013/30142 K.

Olayda 1. Sanık, köyün ortak yolunu işgal etmiş. Köylülerden biri (ismini bilmediğimiz bir vatandaş) duruma sinirlenip davaya “şikayetçi/katılan” olarak dahil olmuş. Mahkeme bitip sanığa ceza verilince, bu köylünün avukatı cezayı az bularak kararı Yargıtay’a taşımış. İşte Yargıtay burada çok net bir çizgi çekiyor:

Köy yolu gibi kamusal alanlar bir şahsın malı değildir. O yola tecavüz edildiğinde doğrudan zarar gören kişi tek bir köylü değil, köyün tüzel kişiliğidir. Bu yüzden mahkemede o yolun hakkını arayacak, karara itiraz edecek tek yetkili kişi Köy Muhtarlığıdır. Yerel mahkeme hâkimi davada hata yapıp sizi “şikayetçi” olarak kabul etse bile, Yargıtayca bu durum kabul görmez.

Yerel mahkeme hâkimi, 1. ve 2. Sanık’a arazi işgalinden hapis cezası vermiş. Ancak kanunun kendisine verdiği yetkiyi kullanarak bu hapis cezasını daha faydalı bir seçeneğe, yani “Belirli yerlere gitmekten yasaklanma” tedbirine çevirmiş. Yani kahvehaneye girişi yasaklamış.

Yargıtay’ a göre kanuna göre bir insanın bir yere gitmesini yasaklamak için, o yerin kişiyi suça teşvik etmesi gerekir (Kumarhane, batakhane, alkol alınan yerler vb.)

Yargıtay’ın Eleştirisi: Komşunun tarlasına girmekle ya da köy yoluna çit çekmekle, kahvehanede okey oynamanın, çay içmenin ne alakası var? Bu adam suç işlemeye kahvehanede mi özendi?” şeklinde olup yerel hâkimin verdiği bu cezayı mantıksız bulmuştur.

Peki o zaman Yargıtay bu mantıksız cezayı neden iptal etmedi (bozmadı)?

İşte burada ceza hukukunun en kutsal kurallarından biri devreye giriyor: “Karşı temyiz yoksa sanığın aleyhine karar bozulamaz.” Yani, savcı ya da mağdur taraf “Bu kahvehane cezası çok saçma, adama düzgün bir ceza verin” diye itiraz etmediği için, Yargıtay sırf bu gariplik yüzünden sanıkların cezasını iptal edip işi uzatmak istememiş. “Hâkim bir hata yapmış ama kimse de resmi olarak itiraz etmemiş, ceza aynen kalsın” diyerek kararı onamış.

Ezcümle:

Köyün ortak merası, yolu veya çeşmesi işgal edildiyse mahkemede hakkı şahıslar değil, muhtarlık arar. Bireysel olarak dava peşinde koşmak size sadece avukat masrafı çıkarır.

Mahkemede hakkınızda verilen garip veya mantıksız bir cezaya karşı siz itiraz etmezseniz, karşı taraf da sessiz kalırsa, Yargıtay o garipliği görse bile “kimse şikayetçi değil” diyerek kararı aynen onaylayabilir. Hukukta sessiz kalmak, kabul etmek manasındadır. Yani sükut ikrardır

Sıkça Sorulan Sorular 

Kiracının Evi Tahliye Etmemesi Hakkı Olmayan Yere Tecavüz Suçu Oluşturur Mu?

Genel kural olarak; kira bedelinin ödenmemesi veya kira süresinin bitmesi gibi nedenlerle kiracının evi tahliye etmemesinden doğan uyuşmazlıklar hukuki bir ihtilaf (özel hukuk uyuşmazlığı) niteliğindedir ve doğrudan hakkı olmayan yere tecavüz suçunu (TCK m. 154) oluşturmayacaktır. Suç kastı bulunmadığından bu tür durumlarda ceza mahkemeleri beraat kararı vermektedir.

Ancak işgalin meşru bir hakka dayanmadığı hukuken tescillenmişse durum değişebilir. Örneğin; hukuk mahkemesinde müdahalenin men’i (elatmanın önlenmesi) davası açılıp davanın kabulü ile tahliye kararı verilmesine ve bu kararın kesinleşmesine rağmen failin taşınmazı işgale devam etmesi halinde, bu eylem hakkı olmayan yere tecavüz suçu kapsamında cezalandırılmaktadır.

Ayrıca belirtelim ki ortada geçerli bir kira ilişkisi varken mal sahibinin çilingir marifetiyle kiracısının oturduğu eve girmesi, ev sahibi aleyhine kiracıya karşı işlenmiş hakkı olmayan yere tecavüz suçunu oluşturmaktadır

Komşumun Duvarı Benim Arsama Taşıyorsa Suç Mudur?

Evet, komşunuzun duvarının sizin arsanıza taşması TCK m. 154/1 kapsamında hakkı olmayan yere tecavüz suçunu oluşturabilir.

Başkasına ait bir taşınmazın sabit sınırlarını değiştirmek, bozmak veya sınır işaretlerini ortadan kaldırarak taşınmazı kısmen veya tamamen işgal boyutunda eylemlerde bulunmak, bu suçun kanunda sayılan maddi unsurlarındandır. Yargıtay kararlarında da komşu parsele veya yan parsele yönelik tecavüzlü (taşkın) yapılaşmaların tespiti halinde, tecavüzün kim tarafından ve hangi amaçla gerçekleştirildiğinin araştırılarak failin hakkı olmayan yere tecavüz suçundan cezalandırılması gerektiği ifade edilmektedir.

Mülkiyete Tecavüz Suçu Savcılık Şikayet Dilekçesi ile Mi Olur?

Özel mülkiyete yönelik hakkı olmayan yere tecavüz suçu şikayete tabi olduğundan, suçun işlendiği yer Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben yazılacak bir şikayet dilekçesi ile sürecin başlatılması gerekmektedir. Suçun resen soruşturulduğu diğer seçimlik hareketlerde savcılık dilekçesi gerekmemektedir.

SERENAY ŞAHİN

Hukuki Bilgi ve Destek

Profesyonel hukuki destek almak, hukuki sürecinizde haklarınızın en iyi şekilde savunulması için gereklidir. Bu nedenle hak kaybı yaşamamak adına profesyonel bir avukat desteği almak son derece önemli olacaktır.

İstanbul Avukat Adresi:

Teşvikiye Mahallesi Hüsrev Gerede Caddesi No:104 Kat:4 Nişantaşı/Şişli/İstanbul

İstanbul Avukat Telefon Numarası:

+90 212 890 50 24

E-Posta Adresi:

info@temizerhukuk.com