Boş bir kağıda atılan imzanın, taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı olarak doldurulması, Türk Ceza Kanunu’nda madde 209’da açığa imzanın kötüye kullanılması suçu olarak geçmektedir. TCK madde 209 gereğince belirli bir tarzda doldurulup kullanılmak üzere kendisine teslim olunan imzalı ve kısmen veya tamamen boş bir kağıdı, verilme nedeninden farklı bir şekilde dolduran kişi, şikayet üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Ayrıca belirtelim ki imzalı ve kısmen veya tamamen boş bir kağıdı hukuka aykırı olarak ele geçirip veya elde bulundurup da hukuki sonuç doğuracak şekilde dolduran kişi, belgede sahtecilik hükümlerine göre cezalandırılır. Peki, boş kağıda atılan imza sözleşmeye aykırı doldurulursa ne olur? İçeriğimizde bu konunun tüm detaylarından bahsedeceğiz.
İçindekiler
- 1 İmza Kavramı, Hukuki Güven ve Güven İlişkisinin Kötüye Kullanılması
- 2 Açığa İmza (Beyaz İmza) Nedir? Hangi Durumlarda Verilir?
- 3 TCK Madde 209 Çerçevesinde Açığa İmzanın Kötüye Kullanılması Suçu
- 4 Suçun Maddi ve Manevi Unsurları
- 5 Suçun Manevi Unsuru: Kast ve Olası Kast
- 6 Suç Tipinin Nitelikli Hali: İmzanın Hukuka Aykırı Olarak Ele Geçirilmesi (TCK 209/2)
- 7 İmzanın Gerçek Olma Şartı (Sahte İmza ile Arasındaki Fark Nedir?)
- 8 Belgede Sahtecilik Hükümlerine Yapılan Atıf (Resmi veya Özel Belgede Sahtecilik)
- 9 TCK 209/1 (Güvenin Kötüye Kullanılması) ile TCK 209/2 (Sahtecilik) Fark
- 10 Açığa İmzanın Kötüye Kullanılması Suçunda İspat Kuralları ve “Senede Karşı Tanıkla İspat Yasağı”
- 11 Soruşturma, Kovuşturma Prosedürü ve Verilecek Cezalar
- 12 Şikayet Süresi (6 Aylık Hak Düşürücü Süre) ve Şikayetten Vazgeçmenin Sonuçları
- 13 Uzlaşma Kurumu Kapsamında Değerlendirilmesi
- 14 Görevli Mahkeme (Asliye Ceza Mahkemesi) ve Basit Yargılama Usulü
- 15 Suçun Cezası, Adli Para Cezasına Çevirme, Erteleme ve HAGB (Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması) Şartları
- 16 Dava ve Ceza Zamanaşımı Süreleri (8 ve 10 Yıllık Sınırlar)
- 17 Sıkça Karşılaşılan Örnekler ve Yargıtay Uygulamaları
- 18 Sıkça Sorulan Sorular
İmza Kavramı, Hukuki Güven ve Güven İlişkisinin Kötüye Kullanılması
Hukuk düzenimizde kişinin imzası, bireyin iradesini temsil eden en temel araçlardan biri olup bir belgenin geçerliliği ve hukuki sonuç doğurabilmesi için yegane unsurdur. Türk Ceza Kanunu’nun 209. maddesinde düzenlenen “açığa imzanın kötüye kullanılması” suçunun oluşabilmesi için kâğıt üzerindeki imzanın gerçek olması bu suçun temel unsurlarındandır. İmza, sahibinin o belge içeriğine yönelik rızasının ve irade beyanının delilidir. İmza sahibinin bu iradesinin dışında yapılan her türlü ekleme veya kullanım doğrudan bireyin hukuki güvenliğini zedeleyecektir.
Bu suç tipiyle korunan hukuki değer, belge güvenliği ve kişiler arasındaki güven ilişkisi olmaktadır. İmzanın veriliş amacına aykırı şekilde kullanılması, yani imza sahibinin belgeyi imzalarkenki iradesinin dışında kullanılması, yalnızca bireysel bir mağduriyet yaratmakla kalmamakta aynı zamanda belgelerin kamusal alandaki hukuki güvenilirliğine de zarar vermektedir. Bundan mütevellit bu suç tipi Türk Ceza Kanunu’nun Kamu Güvenliğine Karşı Suçlar bölümünde düzenlenmektedir.
Bu düzenlemeyle birlikte kanun koyucu bireylerin ticari, idari veya özel ilişkilerinde dürüstlük ilkesine uygun hareket edilmesini ve hukuk düzenine duyulan toplumsal güvenin korunmasını amaçlamaktadır. Bu suçun temelinde, mağdurun faile duyduğu güven nedeniyle, failin eline imzalı ve kısmen veya tamamen boş bir kâğıdı kendi rızasıyla teslim etmesi yatmaktadır.
Mağdur, failin eline açığa imzayı teslim ederken belgenin kendi iradesine ve aralarındaki anlaşmaya uygun şekilde doldurulacağı beklentisiyle hareket etmektedir. Fail, kendisine duyulan bu güveni suiistimal ederek, imzalı belgeyi verilme nedeninden farklı bir şekilde doldurmakta veya amacı dışında kullanmaktadır.
Uygulamada bu suçun en çok karşılaşıldığı durumlar genellikle aile bireyleri, iş ortakları veya yakın arkadaşlık gibi özel güven ilişkisi bulunan kişiler arasında olmaktadır. Yargıtay yerleşik içtihatlarında bu tür yakın ilişkilerin istismar edilmesini güven kurumunun daha ağır bir ihlali olarak görüp ceza tayininde bu durumu alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak değerlendirir.
Ezcümle açığa imzanın kötüye kullanılması suçu, bireyin imza atarak ortaya koyduğu hukuki iradesini ve bu süreçte karşı tarafa yönelttiği hukuki güveni koruma altına almaktadır.
Boş bir kâğıda / beyaza ya da açığa imza atan kişi, bu imzanın yaratabileceği tehlikelere karşı hukuk tarafından korunsa dahi anlaşmaya aykırılık iddiasını ispat yükü kural olarak kendisine ait olup bu kişinin bu durumu yazılı delille ispatlaması zorunlu olmaktadır.
Ceza Hukuku alanında merak ettiğiniz diğer konular hakkında da bilgi sahibi olmak isterseniz, ilgili kategorimize göz atabilirsiniz.

Açığa İmza (Beyaz İmza) Nedir? Hangi Durumlarda Verilir?
Açığa imza yani beyaza imza, bir kimsenin imzasını taşıyan ancak içeriği tamamen veya kısmen boş olan bir kâğıdın, belirli bir tarzda doldurulup kullanılmak üzere başka bir kişiye teslim edilmesi şeklinde hüküm ve sonuç doğurmaktadır. Bu uygulamada imza, kâğıdın metin kısmı henüz oluşturulmadan veya tamamlanmadan önce atılmaktadır. Yani beyaz kağıda imza atılmaktadır.
Açığa imzanın hukuki ve cezai boyutta değerlendirilebilmesi için kâğıt üzerindeki imzanın gerçek olması ve belgenin rıza ile teslim edilmiş olması yegane unsurdur. Bu noktada bu unsur sağlanmışsa ve açığa imza kötüye kullanılmışsa Türk Ceza Kanunu madde 209, Açığa İmzanın Kötüye Kullanılması suçu oluşmaktadır.
Açığa imza durumu sebepsiz değildir. Bir kişinin açığa imzayı bir başkasına vermesinin sebepleri vardır. Açığa imza, genellikle taraflar arasındaki güven ilişkisine dayanarak şu durumlarda verilmektedir:
- Açığa imzanın en yaygın kullanım alanlarından biri teminat amacıyla birilerine verilmesi olmaktadır. Beyaza imza; işe giriş işlemlerinde, araç kiralama sözleşmelerinde veya bir borç ilişkisinde alacağın güvence altına alınması amacıyla boş senet (bono) veya kağıt şeklinde verilebilmektedir.
- İş ve Ticari İlişkilerde de beyaza imzanın kullanıldığı durumlar söz konusu olabilmektedir. Şirket ortakları arasında, personelin işlerini yürütebilmesi için kaşeli ve imzalı boş kağıtlar bırakması veya işveren ile işçi arasındaki ticari süreçlerin yönetilmesi amacıyla beyaza imza atılması tercih edilebilmektedir.
- Resmi işlemlerin takibi için de beyaza imza kullanılabilmektedir. Sigorta kurumuna verilecek belgeler, banka işlemleri veya kredi sözleşmeleri gibi süreçlerde, işlemin daha sonra tamamlanması için imzalı boş formlar veya kağıtlar tevdi edilebilmektedir.
- Temsil ve vekalet ilişkilerinde de beyaza imzanın kullanımı yaygındır. Miras haklarının takibi veya hukuki uyuşmazlıkların çözümü sırasında, yetkilendirilen kişiye işlemlerin yürütülebilmesi için imzalı boş kâğıtlar sunulabilmektedir.
Açığa imza veren kişi, açığa imzayı verirken bu belgenin aradaki anlaşmaya ve kendi iradesine uygun şekilde doldurulacağı beklentisiyle hareket etmektedir. Ancak bu belgenin teslim sebebi haricindeki farklı bir şekilde doldurulması, hukuk düzeninde açığa imzanın kötüye kullanılması suçunu oluşturmaktadır.
TCK Madde 209 Çerçevesinde Açığa İmzanın Kötüye Kullanılması Suçu
Açığa imzanın kötüye kullanılması suçu, Türk Ceza Kanunu’nun “Kamu Güvenine Karşı Suçlar” bölümünde, sahtecilik suçları arasında 209. maddede düzenlenmiştir. TCK madde 209 gereğince belirli bir tarzda doldurulup kullanılmak üzere kendisine teslim olunan imzalı ve kısmen veya tamamen boş bir kağıdı, verilme nedeninden farklı bir şekilde dolduran kişi, şikayet üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Ayrıca belirtelim ki imzalı ve kısmen veya tamamen boş bir kağıdı hukuka aykırı olarak ele geçirip veya elde bulundurup da hukuki sonuç doğuracak şekilde dolduran kişi, belgede sahtecilik hükümlerine göre cezalandırılır.
Ezcümle bu suç tipi, belirli bir tarzda doldurulup kullanılmak üzere kendisine teslim edilen imzalı ve kısmen veya tamamen boş bir kâğıdı, veriliş nedeninden farklı bir şekilde dolduran kişinin eylemiyle oluşmaktadır.
Kanun koyucu bu düzenleme ile hem belge güvenliğini ve bireyler arasındaki güven ilişkisini hem de kamuya karşı güveni korumayı amaçlamaktadır. Suçun temel şekli için öngörülen yaptırım üç aydan bir yıla kadar hapis cezası şeklindedir. Takibi şikâyete bağlı bir suç olup uzlaştırma hükümlerine tabi olmaktadır.
Suçun Maddi ve Manevi Unsurları
Açığa imzanın kötüye kullanılması suçunun (TCK m.209) oluşabilmesi için kanunda belirtilen maddi ve manevi unsurların bir arada bulunması gerekmekte olup b u unsurlardan birinin dahi yok olması bu suçun oluşmasının önüne geçmektedir. Buna göre suçun maddi unsurlarını ilk etapta şu şekilde sıralayalım:
- Suçun konusu
- Fail
- Mağdur
- Fiil
Suç tipinin manevi unsuru ise şu şekildedir:
Suçun Manevi Unsuru: Kast ve Olası Kast
Açığa imzanın kötüye kullanılması suçu ancak kast ile işlenebilen bir suç tipi olup bu suçun taksirle (bilmeyerek/ihmal ederek) işlenmesi mümkün değildir. Fail, kâğıt üzerindeki imzanın mağdura ait olduğunu bilmeli ve bu belgeyi aralarındaki anlaşmaya/veriliş amacına aykırı şekilde doldurma veya kullanma iradesine sahip olmalıdır ki kast gerçekleşmiş olsun.
Fail, imzanın amacına aykırı kullanılabileceğini öngörmesine rağmen bu sonucu kabullenerek hareketini sürdürürse olası kast hükümlerine göre sorumlu tutulabilmektedir, bu mümkündür. Failin amacı doğrudan mağdura zarar vermek olmasa bile, iradesinin hukuka aykırı şekilde belgenin içeriğini belirlemeye yönelmiş olması suçun işlenmesi için yeterlidir. Açığa imzanın kötüye kullanılması suçu manevi unsur açısından sadece kast ile işlenebilen bir suç tipidir. Aşağıda bu suç tipinin unsurlarını detaylı bir şekilde incelemiş olacağız.
Suç Tipinin Nitelikli Hali: İmzanın Hukuka Aykırı Olarak Ele Geçirilmesi (TCK 209/2)
TCK 209/2 uyarınca; imzalı ve kısmen veya tamamen boş bir kâğıdı hukuka aykırı olarak ele geçirip veya elde bulundurup da hukuki sonuç doğuracak şekilde dolduran kişi, belgede sahtecilik hükümlerine göre cezalandırılır. Bu fıkra, suçun basit şeklindeki “güven ilişkisi” unsurunun yerini “hukuka aykırı ele geçirme” fiilinin aldığı nitelikli bir haldir.

İmzanın Gerçek Olma Şartı (Sahte İmza ile Arasındaki Fark Nedir?)
Bu suç tipinin oluşması için en temel maddi koşul, kâğıt üzerindeki imzanın gerçek bir imza olmasıdır. İmzanın bizzat mağdur kişi tarafından atılmış olması gerekmektedir. Açığa atılan imzanın kötüye kullanılması suçunda fail, mağdurun iradesiyle attığı bu imzayı suiistimal etmektedir.
Kâğıt üzerindeki imzanın mağdura ait olmaması veya taklit olması açığa imzanın kötüye kullanılması suçunu değil, resmi veya özel belgede sahtecilik suçunu oluşturmaktadır. Bundan mütevellit gerçek bir belgenin tahrif edilmesi durumunda da doğrudan belgede sahtecilik suçu oluşacaktır.
Resmi Belgede Sahtecilik Suçu ile ilgili tüm detaylar içeriğimizde!
Belgenin Rıza ile Teslim Edilmiş Olması (Tevdi ve Teslim Şartı)
TCK 209/1 kapsamında suçun oluşması için belgenin faile mağdurun rızasıyla teslim edilmiş olması gerekmektedir. Buna göre TCK madde 209 gereğince belirli bir tarzda doldurulup kullanılmak üzere kendisine teslim olunan imzalı ve kısmen veya tamamen boş bir kağıdı, verilme nedeninden farklı bir şekilde dolduran kişi, şikayet üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Bu suç tipi bakımından mağdur ile fail arasında genellikle bir güven ilişkisi (ticari veya şahsi) bulunmakta olup belge, aradaki anlaşmaya uygun doldurulması beklentisiyle faile tevdi edilmektedir. Bu suçun oluşması için fail de tevdi edilmiş bu açığa imzayı kötüye kullanmalıdır. Yani açığa imzanın aradaki ilişkiler haricindeki farklı bir sebepten dolayı kötüye kullanılması gerekmektedir ki açığa imzanın kötüye kullanılması suçu oluşsun.
İmzalı boş kâğıdın faile rıza ile verilmemesi durumunda; yani fail kişinin bu kâğıdı çalma, bulma veya hile ile ele geçirmesi hallerinde; fiil TCK 209/2 atfıyla beraber aslen belgenin niteliğine göre resmi veya özel belgede sahtecilik hükümlerine göre cezalandırılacaktır.
Buna göre de TCK madde 209/2 gereğince imzalı ve kısmen veya tamamen boş bir kağıdı hukuka aykırı olarak ele geçirip veya elde bulundurup da hukuki sonuç doğuracak şekilde dolduran kişi, belgede sahtecilik hükümlerine göre cezalandırılır. Ayrıca belirtelim ki açığa imzanın rıza dışı ele geçirilmesi hallerinde “yazılı delille ispat” kuralı geçerli olmayıp, her türlü delille ispat mümkün olmaktadır.
Verilme Nedeninden ve Anlaşmadan Farklı Şekilde Doldurma (Eylemin Niteliği)
Bu suç tipinin icra hareketi, kendisine güvenilerek teslim edilen imzalı boş kâğıdın tevdi ve teslim nedeninden farklı bir biçimde doldurularak hukuki sonuç doğuracak bir belge haline getirilmesi şeklindedir.
Bu suçun oluşması için failin, mağdurun öngörmediği bir içeriği kâğıda yazması veya belgeyi önceden kararlaştırılan amacın dışındaki bir işlemde kullanması gerekmektedir. Bu suç tipinin icra hareketlerine örnek vermemiz gerekirse şu şekilde iki örnek verelim:
Teminat amacıyla verilen boş bir senedin (bono), borç ödenmesine rağmen alacak senedi olarak doldurulup icraya konulması veya sadece tarih kısmı boş bırakılan senede anlaşmaya aykırı olarak eski bir tarih atılması bu şeklinde gerçekleşen durumlar bu suç tipini oluşturmaktadır.
Boş İmzalı Kağıdın Rıza Dışı Ele Geçirilmesi veya Elde Bulundurulması
Bu suçun nitelikli halinin oluşması için faile imzalı kâğıdın mağdur tarafından kendi rızasıyla teslim veya tevdi edilmemiş olması gerekmektedir. Fail, imzalı boş belgeyi şu yollarla elde etmiş olabilir:
- Hukuka Aykırı Ele Geçirme: Kâğıdın çalınması, sokakta tesadüfen bulunması, bir kasadan gizlice alınması veya hileli davranışlarla (örneğin mağduru yanıltarak) ele geçirilmesi gibi hukuka aykırı ele geçirme durumları.
- Elde Bulundurma: Belgenin zilyetliğinin rıza dışı bir şekilde devam ettirilmesi veya bertakrip (Türk Hukuku’nda bir belgenin, imzanın veya evrakın rıza dışı, hukuka aykırı veya hileli yollarla ele geçirilmesi.) elde edilmesi.
Belgede Sahtecilik Hükümlerine Yapılan Atıf (Resmi veya Özel Belgede Sahtecilik)
Failin hukuka aykırı ele geçirdiği kâğıdı doldurması halinde bu suç eylemi artık “açığa imzanın kötüye kullanılması” olarak değil, meydana gelen belgenin niteliğine göre resmi veya özel belgede sahtecilik suçu olur ve ondan cezalandırılır.
Resmi belgede sahtecilik bakımından diyebiliriz ki eğer doldurulan kâğıt bir bono, çek veya resmi bir belge niteliği kazanmışsa, fail TCK 204. maddesi uyarınca 2 yıldan 5 yıla kadar (kamu görevlisi ise daha fazla) hapis cezası ile cezalandırılmaktadır.
Özel belgede sahtecilik bakımından diyebiliriz ki doldurulan kâğıt özel bir sözleşme veya ibraname gibi bir belge ise, fail TCK 207. maddesi uyarınca 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası almaktadır.
TCK 209/1 (Güvenin Kötüye Kullanılması) ile TCK 209/2 (Sahtecilik) Fark
Evvela bir üstte anlattığımız üzere TCK madde 209/ 1 gereğince belirli bir tarzda doldurulup kullanılmak üzere kendisine teslim olunan imzalı ve kısmen veya tamamen boş bir kağıdı, verilme nedeninden farklı bir şekilde dolduran kişi, şikayet üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Yine TCK madde 209/2 gereğince imzalı ve kısmen veya tamamen boş bir kağıdı hukuka aykırı olarak ele geçirip veya elde bulundurup da hukuki sonuç doğuracak şekilde dolduran kişi, belgede sahtecilik hükümlerine göre cezalandırılır.
TCK 209/1’de imza gerçek olup kâğıt rızayla verilmişken sadece içerik anlaşmaya aykırıdır; 209/2’de ise kâğıdın failin eline geçmesi en baştan hukuka aykırıdır ve bu durum eylemi resmi veya özel belgede sahtecilik suçunu oluşturmaktadır.
Açığa İmzanın Kötüye Kullanılması Suçunda İspat Kuralları ve “Senede Karşı Tanıkla İspat Yasağı”
Açığa imzanın kötüye kullanılması suçunda (TCK md. 209/1) ispat kuralları, hem ceza hem de hukuk yargılamasındaki “ispatın birliği” ilkesi gereği oldukça katı kurallara tabidir. Bu suçta, senedin taraflar arasındaki asıl anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiası söz konusu olduğunda, kural olarak “senede karşı tanıkla ispat yasağı” geçerli olmaktadır. Yani tanıkla ispat bu senet bakımından söz konusu olmayacaktır. İspat süreci ve tanıkla ispat yasağını detaylıca incelememiz gerekirse şu şekilde anlatalım:
-
Senetle (Yazılı Delil) İspat Zorunluluğu
TCK’nın 209/1. maddesinde düzenlenen, imzalı boş kâğıdın rıza ile teslim edilip sonradan anlaşmaya aykırı doldurulması durumunda, bu aykırılığın yazılı bir delil (senet) ile ispatlanması zorunlu olmaktadır.
-
Tanık Beyanının Yetersizliği:
Tek başına tanık beyanları bu suçun ispatı için yeterli görülmez olup bu suçun mahkûmiyeti için tanık beyanı hükme esas alınamayacaktır.
-
Senede Karşı Tanıkla İspat Yasağı (HMK md. 201)
Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) md. 201 gereğince senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hükmünü ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikteki hukuki işlemler, miktarı ne olursa olsun tanıkla ispat olunamamaktadır.
-
Ceza Mahkemesinin Hukuk Usulüne Bağlılığı
Ceza mahkemesi, bir senedin (örneğin bononun) anlaşmaya aykırı düzenlenip düzenlenmediğini belirlerken hukuk usulündeki ispat kurallarını uygulamak durumundadır. Bunun olmaması durumunda hukuk mahkemesinde geçerli sayılan bir alacak senedi nedeniyle ceza mahkemesinde mahkûmiyet verilmesi gibi çelişkili ve adalete güveni sarsan durumlar ortaya çıkabilmektedir.
Tanıkla İspatın Mümkün Olduğu İstisnalar
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK md. 203) cevaz verdiği şu ayrık durumlarda tanık dinlenmesi mümkün olabilir. Durumlar şu şekildedir:
- Yakın Akrabalık İlişkileri: Altsoy-üstsoy, kardeşler, eşler veya kayın hısımları arasındaki işlemler.
- İmkânsızlık Halleri: Yangın, deniz kazası veya deprem gibi senet alınmasında olağanüstü güçlük bulunan haller.
- İrade Bozukluğu İddiaları: Hata, hile, gabin (aşırı yararlanma) veya ikrah (korkutma) gibi iradeyi sakatlayan durumların varlığı halleri.
- Yazılı Delil Başlangıcı: İddiayı muhtemel gösteren ancak tam ispat sağlamayan yazılı bir belgenin bulunması durumunda tanık dinlenebilmektedir.
Hukuka Aykırı Ele Geçirme Durumunda İspat (TCK md. 209/2)
TCK 209/2 kapsamında düzenlenen, imzalı boş kâğıdın mağdurun rızası dışında (çalınma, bulunma vb. bertakrip) ele geçirilmesi durumunda ise serbest delil ilkesi geçerli olmaktadır. Yani bu durumda “senede karşı tanıkla ispat yasağı” uygulanmaz olup kâğıdın hukuka aykırı olarak ele geçirildiği olgusu tanık dahil her türlü delil ile ispatlanabilmektedir.
Bilirkişi İncelemesinin Rolü
İspat aşamasında mahkemeler, imzanın mı yoksa metnin mi önce oluşturulduğunu belirlemek için teknik raporlara (ATK, TÜBİTAK vb.) başvurabilmektedirler. Bilhassa toner/kartuş izi incelemesi yapılarak, metnin önceden atılmış bir imzanın üzerine mi yazdırıldığı yoksa imzanın metin oluşturulduktan sonra mı atıldığı tespit edilmeye çalışılmaktadır.
Soruşturma, Kovuşturma Prosedürü ve Verilecek Cezalar
Açığa imzanın kötüye kullanılması suçunda; tıpkı diğer suçlarda da olduğu gibi soruşturma, kovuşturma ve ceza uygulamaları Türk Ceza Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu çerçevesinde belirli usullere bağlanmış olmaktadır ve biz de bu uygulamaları aşağıda açıklayacağız.
Şikayet Süresi (6 Aylık Hak Düşürücü Süre) ve Şikayetten Vazgeçmenin Sonuçları
TCK 209/1’de düzenlenen açığa imzanın kötüye kullanılması suçu, takibi şikâyete bağlı suçlar arasında olmaktadır. Şikâyet başvurusu, mağdurun fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren 6 ay içinde yapılmalıdır. Eğer boş senet icraya konulmuşsa, bu süre kural olarak ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği gün başlayacaktır. Bu sürenin geçirilmesi halinde kamu davası düşer. Ayrıca belirtelim ki mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi, soruşturma aşamasında dosyanın kapatılmasına, kovuşturma aşamasında ise davanın düşmesine neden olmaktadır.
Uzlaşma Kurumu Kapsamında Değerlendirilmesi
Açığa imzanın kötüye kullanılması suçu, şikâyete bağlı olması ve ceza miktarı nedeniyle uzlaşma kapsamında yer alan bir suç tipidir. Soruşturma veya kovuşturma aşamasında tarafların bir uzlaştırmacı aracılığıyla anlaşması durumunda dava düşer veya takipsizlik kararı verilir.
Görevli Mahkeme (Asliye Ceza Mahkemesi) ve Basit Yargılama Usulü
Bu suçla ilgili görevli mahkeme asliye ceza mahkemesi olmaktadır. Ancak suçun nitelikli dolandırıcılık gibi ağır cezalık bir suçla birlikte işlenmesi (içtimaı) durumunda dosya ağır ceza mahkemesinde görülecektir. Ayrıca belirtelim ki Mahkeme, bu suç tipi için duruşma açmaksızın dosya üzerinden karar verilmesini sağlayan basit yargılama usulünü uygulayabilir.
Suçun Cezası, Adli Para Cezasına Çevirme, Erteleme ve HAGB (Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması) Şartları
TCK 209/1 uyarınca, imzalı boş kâğıdı rızayla teslim alıp anlaşmaya aykırı dolduran kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Suçun nitelikli hali bakımından; eğer kâğıt rıza dışında (hukuka aykırı) ele geçirilmişse (TCK 209/2), fail belgenin niteliğine göre resmi belgede sahtecilik (2-5 yıl) veya özel belgede sahtecilik (1-3 yıl) hükümlerine göre daha ağır cezalandırılır.
Bu noktada belirtelim ki Hükmedilen hapis cezası, sanığın sosyal ve ekonomik durumu göz önüne alınarak adli para cezasına çevrilebilir. Cezanın ertelenmesi bakımından; sanığa verilen ceza 2 yıl veya daha az ise, mahkeme failin bir daha suç işlemeyeceği kanaatine varırsa cezanın ertelenmesi kararı verebilmektedir. Sanığın sabıkasız olması ve mağdurun zararının giderilmesi gibi şartların varlığı halinde, verilen cezanın 5 yıl boyunca askıda kalmasını sağlayan HAGB kararı verilmesi mümkündür.
HAGB Nedir? sorusuna yanıt verdiğimiz içeriğimize de göz atabilirsiniz.
Dava ve Ceza Zamanaşımı Süreleri (8 ve 10 Yıllık Sınırlar)
Dava Zamanaşımı bakımından; suçun işlendiği tarihten itibaren 8 yıl geçmesi halinde dava açma veya yürütme yetkisi sona erer. Ceza Zamanaşımı bakımından; kesinleşmiş bir ceza hükmünün infaz edilebilmesi için belirlenen süre ise 10 yıldır.
Sıkça Karşılaşılan Örnekler ve Yargıtay Uygulamaları
- Ceza Dairesi 2020/325 E., 2020/2083 K.
Bir ağır ceza davasında, mağdur tarafın (katılan) avukatı mahkemeden sanığın şu üç ağır suçtan da cezalandırılmasını istiyor:
- Nitelikli Dolandırıcılık
- Açığa İmzanın Kötüye Kullanılması
- Bedelsiz Senedi Kullanma
Ancak Ağır Ceza Mahkemesi, bu suçların hiçbirine girmiyor ve kararına “Bu suçlar hakkında karar verilmesine yer olmadığına” yazıyor. Müvekkilinin hakkının yenildiğini düşünen avukat da “Hâkim bu suçları görmezden geldi, cezalandırmalıydı” diyerek kararı Yargıtay’a taşıyor. Yargıtay kararı şu şekildedir:
Davasız Yargılama Olmaz İlkesi: Bir kişinin bir suçtan yargılanabilmesi için mutlaka cumhuriyet savcısı tarafından o suç adına düzenlenmiş resmi bir iddianame olması gerekir. Mahkeme (hâkim), önüne usulüne uygun olarak getirilmemiş, yani davası açılmamış bir suç hakkında ne beraat ne de mahkûmiyet kararı verebilir.
Eğer mahkeme ortada davası olmayan bir konuda karar vermeye zorlanırsa, yapabileceği tek doğru hukuki hamle “Karar verilmesine yer olmadığına” hükmetmektir. Yargıtay da “Ortada açılmış bir dava yok ki hâkim karar versin” diyerek yerel mahkemenin kararını onamıştır.
- Ceza Dairesi 2020/4517 E., 2020/2209 K.
Dava zamanaşımı ve Devletin (Hazinenin) her davaya karışamayacağı ilkeleri söz konusudur bu kararda. Bir sanık hakkında iki farklı suçlamayla Asliye Ceza Mahkemesinde dava açılıyor. Bu suçlar; halk arasında faizle para satmak olarak bilinen tefecilik ve birinin boş kâğıda/senede attığı imzanın üzerini anlaşmaya aykırı doldurmak anlamına gelen açığa imzanın kötüye kullanılması suçlarından yerel mahkeme hüküm vermiştir.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, yerel mahkemenin verdiği mahkûmiyet ve beraat kararlarını tamamen bozmuş olup davayı yeniden görülmesi için mahkemeye geri göndermek yerine, kendi yetkisini kullanarak sanık hakkındaki kamu davasını “zamanaşımı nedeniyle düşürmüştür.
Yargıtay, hem tefecilik hem de imza suçu için kanunda öngörülen ceza miktarlarına bakıp bu suçların cezalarının üst sınırına göre hesaplanan “uzatmalı (ilaveli) dava zamanaşımı” süresi tam 12 yıl şeklinde hesaplamıştır. Özetle; Sanık tefecilikten ceza almış olsa bile, yargılama süreci çok uzayıp 12 yıllık zamanaşımı süresinin geçmesinden dolayı kişi hüküm giymemiştir.
Sıkça Sorulan Sorular
Boş Kağıda Atılan İmzanın Anlaşmaya Aykırı Doldurulması Suç Mudur?
Evet, boş kağıda imza atılması Türk Ceza Hukuku mevzuatımız gereğince suçtur. Belirli bir tarzda doldurulup kullanılmak üzere bir kişiye teslim edilen imzalı ve kısmen veya tamamen boş bir kağıdın, verilme nedeninden farklı şekilde doldurulması Türk Ceza Kanunu’nun 209/1. maddesi uyarınca “Açığa İmzanın Kötüye Kullanılması Suçu”nu oluşturmaktadır.
Açığa İmzanın Kötüye Kullanılması Suçunun Cezası Nedir?
Bu suç tipi için basit ve nitelikli haline göre verilecek cezalar değişiklik gösterecektir. Suçun basit hali (TCK 209/1) bakımından diyebiliriz ki boş kağıdın rıza ile teslim edilip anlaşmaya aykırı doldurulması durumunda, fail hakkında üç aydan bir yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir. Suçun nitelikli hali bakımından diyebiliriz ki (TCK 209/2) imzalı boş kağıdın rıza dışı (çalınma, bulunma vb.) ele geçirilerek doldurulması halinde fail, belgenin niteliğine göre resmi belgede sahtecilik (2 ila 5 yıl hapis) veya özel belgede sahtecilik (1 ila 3 yıl hapis) hükümlerine göre daha ağır cezalandırılmaktadır.
Boş Kağıda Atılan İmzanın Sahte Olması Durumunda Hangi Suç Oluşur?
Suçun oluşabilmesi için kağıt üzerindeki imzanın kesinlikle gerçek kişiye ait olması ve bu gerçek kişinin de mağdur olması gerekir. Eğer imza mağdura ait olmayıp taklit edilmişse, açığa imzanın kötüye kullanılması suçu değil; belgenin niteliğine göre doğrudan resmi veya özel belgede sahtecilik suçu meydana gelmektedir.
Anlaşmaya Aykırı Doldurulan Senet Veya Kağıt Tanıkla İspat Edilebilir Mi?
Türk Hukuk mevzuatımızda bu konuda ikili bir ayrım söz konusu olup şu şekidledir: Senedin rıza ile teslim edilme durumunda yani belgenin faile mağdurun rızasıyla verilmesi hallerinde senede karşı tanıkla ispat yasağı (HMK md. 201) geçerlidir. Bu durumda anlaşmaya aykırılık iddiasının yazılı bir delil (senet vb.) ile ispatlanması zorunlu olup tek başına tanık beyanı yeterli kabul edilmeyecektir. Belgenin / senedin çalınma veya hile gibi hukuka aykırı yollarla ele geçirilmesi durumunda serbest delil ilkesi uygulanır olup bu iddia tanık dahil her türlü delille ispatlanabilmektedir.
Senede Karşı Tanıkla İspat Yasağının İstisnaları Nelerdir?
Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK md. 203) gereğince, şu ayrık durumlarda rıza ile verilen belgelerde de tanık dinlenmesi mümkün olabilmektedir: Eşler, altsoy-üstsoy veya kardeşler gibi yakın akrabalık ilişkileri; yangın, deprem veya deniz kazası gibi senet alınmasının imkansız olduğu olağanüstü haller; hata, hile, korkutma (ikrah) veya aşırı yararlanma (gabin) gibi irade bozukluğu iddiaları; iddiayı muhtemel gösteren bir yazılı delil başlangıcının bulunması.
Mahkeme, İmzanın Mı Yoksa Metnin Mi Önce Yazıldığını Nasıl Anlar?
Yargılama aşamasında mahkemeler, belgenin kronolojik yapısını çözmek için Adli Tıp Kurumu (ATK) veya TÜBİTAK gibi kurumlardan bilirkişi incelemesi talep etmektedir. Yapılan teknik laboratuvar incelemelerinde (özellikle toner ve kartuş izi incelemelerinden bahsedebiliriz) metnin önceden atılmış bir imzanın üzerine mi yazdırıldığı, yoksa imzanın metin oluşturulduktan sonra mı atıldığı net bir şekilde tespit edilebilmektedir.
Bu Suç İçin Şikayet Süresi Ne Kadardır Ve Uzlaşmaya Tabi Midir?
TCK 209/1 gereğince suçun basit hali takibi şikayete bağlı olmaktadır. Mağdur, fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren 6 ay içinde şikayette bulunmalıdır. Boş senedin icraya konulması halinde, bu süre ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği gün başlamaktadır.
Açığa imzanın kötüye kullanılması suçu, şikayete tabi olması ve ceza miktarı itibarıyla uzlaşma kurumu kapsamında bir suç tipidir. Soruşturma veya kovuşturma evresinde taraflar uzlaşırsa dava düşecektir.
Açığa İmzanın Kötüye Kullanılması Davasında Zamanaşımı Süresi Nedir?
Bu suç tipinde dava zamanaşımı süresi 8 yıl olmaktadır. Suçun işlendiği (belgenin anlaşmaya aykırı doldurulduğu) tarihten itibaren 8 yıl içinde dava açılmaz ya da yürütülmezse kamu davası düşmektedir. Kesinleşmiş cezanın infazı için öngörülen ceza zamanaşımı süresi ise 10 yıldır.
Bu Suçta Görevli Mahkeme Hangisidir?
Açığa imzanın kötüye kullanılması suçunda genel görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesi’dir. Fakat bu eylem, nitelikli dolandırıcılık gibi Ağır Ceza Mahkemesi’nin görev alanına giren başka bir suçla birlikte işlenmişse yani içtima söz konusu ise yargılama Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecektir.
YAZAR: SERENAY ŞAHİN














