Para borcuna ilişkin borç ilişkilerinde borçlunun temerrüdü oldukça sık karşılaşılan bir durumdur. Borçlunun temerrüdü alacaklının zarara uğramasına yol açabilir. Bunu bertaraf etmek için ödenen temerrüt faizi her zaman yeterli olmayabilir. Bu durumda gerekli şartların sağlanması halinde munzam zarar talebinde bulunulması mümkündür. Peki, munzam zarar nedir? Biz de bu içeriğimizde munzam zarar kavramı ve munzam zarar davası ile ilgili tüm detaylardan bahsedeceğiz.
İçindekiler
- 1 Munzam Zarar Nedir?
- 2 Munzam Zarar Talep Edebilme Şartları
- 3 Sıkça Karşılaşılan Munzam Zarar Kalemleri
- 4 Munzam Zarar Davası
- 5 Munzam Zarar Davasında Görevli Ve Yetkili Mahkeme
- 6 Munzam Zararın İspatı
- 7 Munzam Zararın Hesaplanması
- 8 Munzam Zararda Arabuluculuk
- 9 Munzam Zararda Zamanaşımı
- 10 Esas Dava İle Birlikte Öne Sürülen Munzam Zarar Talebi
- 11 Munzam Zarar ile ilgili Yargıtay Kararları
- 12 Sıkça Sorulan Sorular
Munzam Zarar Nedir?
Munzam zarar Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 122’de düzenlenmiştir. Bu kapsamda para borçlarında borçlunun temerrüdü halinde ödenen temerrüt faizi alacaklının zararını karşılamakta her zaman yeterli olmamaktadır. Borçlunun ödemesi gereken temerrüt faizini aşan kısma munzam (aşkın) zarar denir. Munzam zarar sorumluluğu kusura dayanmaktadır. Alacaklı gerekli şartlar sağlandığı takdirde munzam zararın tazminini talep edebilecektir.
Şirketler/Ticaret Hukuku kategorimizi ziyaret ederek benzer konular hakkında da bilgi sahibi olabilirsiniz.

Munzam Zarar Talep Edebilme Şartları
Zarara uğrayan alacaklı ancak belirli şartların birlikte gerçekleşmesi halinde munzam zararını tazmin edebilir. Munzam zarar şartları ile ilgili detaylar ise şu şekildedir:
-
Borç İlişkisinin Para Borcuna Dayanması
Munzam zararın tazminin istenebilmesi için borcun bir para borcu olması gerekmektedir. Para borcu haricindeki borçlarda temerrüde düşülmesi durumunda munzam zarar talep edilemez. Para borcunun kaynağı önemli değildir. Örneğin satış, kira, eser sözleşmeleri, haksız fiil sonucunda doğan tazminat, sebepsiz zenginleşme veya vekaletsiz işgörmeden doğan para borçlarında munzam zarar istenebilmektedir. Ancak tüketim ödüncü (karz) sözleşmelerinde munzam zarar talep edilemez.
-
Borçlunun Temerrüde Düşmüş Olması
Para borçlarında borçlunun temerrüde düşmesi, para borcunun zamanında ödenmemesi halinde meydana gelmektedir. Borçlu kusurlu olsun veya olmasın para borcunu zamanında ödememesi halinde temerrüde düşmüş olur. Borçlunun henüz temerrüde düşmediği dönemlerde meydana gelen zararlar için munzam zarar talep edilebilmesi mümkün değildir. Türk Borçlar Kanunu m. 117 uyarınca borçlu, usulüne uygun olarak temerrüde düşürülmelidir;
- Vadesi gelmiş (muaccel) bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile temerrüde düşer.
- Borcun ödeneceği gün taraflarca açıkça belirlenmişse veya taraflardan birine bu günü belirleme hakkı verilmişse ve o da bunu usulüne uygun olarak karşı tarafa bildirmişse; o gün geldiği halde borç ödenmemiş olursa borçlu kendiliğinden temerrüde düşmüş olur. Ayrıca bir ihtar yapılmasına gerek yoktur.
- Eğer borç bir haksız fiilden doğmuşsa borçlu, fiili işlediği anda temerrüde düşer
- Eğer borç sebepsiz zenginleşmeden doğmuşsa borçlu, sebepsiz zenginleştiği an temerrüde düşer. Ancak sebepsiz zenginleşen kişi iyiniyetliyse (yani sebepsiz zenginleştiğini bilmeyen veya haklı sebebe dayandığını sanan) temerrüt için ihtar şarttır.
-
Munzam Zararın Olması
Munzam zararın tazmini için aranan diğer bir şart ise, alacaklının temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olmasıdır. Maddi zarar, alacaklının malvarlığında eksilme meydana gelmesidir. Alacaklının zarar veren davranıştan sonra malvarlığının mevcut hali ile bu olay meydana gelmeseydi göstereceği hal arasındaki farkı ifade eder. Bu itibarla munzam zarar için temerrüt faizini aşan bir zarar söz konusu olmalıdır.
Temerrüt faizi, borçlunun para borcunu zamanında ödememesi ve temerrüde düşmesi üzerine kendiliğinden işlemeye başlamaktadır. Alacaklının temerrüt faizini talep edebilmesi için borçlunun temerrüde düşmesinde kusurlu olması şart değildir. Borçlu kusursuz olduğunu ileri sürerek temerrüt faizini ödemekten kurtulamaz. Türk Borçlar Kanunu (TBK) uyarınca alacaklı zararın hepsini değil ancak temerrüt faizini aşan zararlar tazmin edilebilmektedir. Munzam zarar hesaplanırken bundan temerrüt faizinin çıkarılması gerekmektedir.
-
Uygun İlliyet Bağının Bulunması
Munzam zararın talep edilebilmesi için alacaklının temerrüt faizini aşan zararı ile borçlunun temerrüdü arasında illiyet bağı mevcut olmalıdır. Şayet borçlunun temerrüdü ile zarar arasında uygun illiyet bağı mevcut değilse munzam zarar sorumluluğu doğmaz. Yani borçlunun temerrüdü böyle bir zarara yol açmaya elverişli olmalıdır.
Uygun illiyet bağının ispatı alacaklı davacıdadır. Bu itibarla alacaklı uygun illiyet bağının varlığını ortaya koyan tüm vakıa ve delilleri mahkemeye sunmalıdır.
-
Kusurun Durumu
Temerrüt faizinin ödenmesi için borçlunun temerrüde düşmesinde kusuru aranmazken munzam zararın tazmininde borçlunun kusurlu olması gerekir. Munzam zarardan sorumluluk, bir kusur sorumluluğudur. Kusurun derecesi ise sorumluluğun doğması bakımından önemli değildir, borçlu her türlü kusurundan sorumludur. Borçlu hafif ihmali sonucunda temerrüde düşmüş olsa dahi temerrüt sebebiyle doğan ve temerrüt faizle karşılanamayan munzam zararı tazmin etmek zorundadır.
Borçlunun temerrüde düşmesinde kusurunun bulunmadığının ispatı borçlu üzerindedir. Yani borçlunun sorumluluktan kurtulması için kendisinin hiçbir kusurunun bulunmadığını ispatlaması gerekir. Borçlu ispatı çeşitli şekillerde yapabilir. Örnek vermek gerekirse borçlunun parasını yatırdığı bankanın iflas etmesini veya ifa amacıyla ayırdığı paranın kendi kusuru olmaksızın çalındığını ispatlaması halinde borçlu munzam zararı ödemekten kurtulabilir.
Sıkça Karşılaşılan Munzam Zarar Kalemleri
Munzam zarar ile ilgili sıkça karşılaşılan bazı kalemler bulunmaktadır. Bunlar ise şu şekildedir:
- Alacaklı borçludan tahsil edeceği parayı, kendisinin başka bir borcunun ödenmesinde kullanacak olabilir. Böyle bir durumda borçlunun borcunu ödemede gecikmesi sebebiyle alacaklı, diğer borç ilişkisinde temerrüde düşerek temerrüt faizi ödemek zorunda kalabilir. Alacaklının ödeyeceği temerrüt faizi, borçlunun kendisine ödeyeceği temerrüt faizini aşıyorsa aştığı meblağ munzam zarar olarak nitelendirilir. Bu durumda alacaklı bu kısmı borçludan talep edebilecektir.
- Alacaklı, alacağını zamanında tahsil edememiş olması sebebiyle dövizle yapmış olduğu borcunu zamanında ödeyememiş olabilir ve buna bağlı olarak kur farkından kaynaklanan zararı mevcut olabilir. Alacaklı kur farkı sebebiyle munzam zarar talep edebilir. Bu kapsamda alacaklının zarara uğradığını ispatlaması gerekir.
- Alacaklı alacağını zamanında tahsil edememesi sebebiyle bir başka kişiden veya bir kredi kuruluştan borç almış olabilir. Bu masrafların temerrüt faiziyle karşılanmayan kısımları için munzam zarar talep edilebilir. Alacaklı, alacağına zamanında kavuşamadığı için borç altına girmek zorunda kaldığını, borçlanma nedeniyle birtakım masraflar yaptığını ve bu yüzden zarara uğradığını, borçlunun temerrüde düşmesiyle kendisinin zarara uğraması arasında uygun illiyet bağının bulunduğunu ispat etmelidir.
- Mahrum kalınan kazanç munzam zarar olarak tazmin edilebilir. Tazminata konu eylem olmasaydı hayatın olağan akışı, normal ekonomik koşullar ve genel hayal tecrübesi çerçevesinde gerçekleşmesi beklenen artışın olay nedeniyle gerçekleşmemesi halinde munzam zarar talep edilebilir. Alacaklı mahrum kalınan kazancı ispat etmek zorundadır. Abartılı kazanç iddiaları veya gerçekleşmesi düşük beklentiler tazminatın hesaplanmasında dikkate alınmaz. Aynı şekilde hukuka aykırı kazanç iddiaları da mahkemece dinlenmez. Örneğin alacaklı, alacağını zamanında elde etmiş olsaydı tefecilik yapacağını ileri sürerek mahrum kaldığı tefeci faizini talep edemez.

Munzam Zarar Davası
Munzam zarar davası, borçlunun gecikmeli ifası sebebiyle alacaklının temerrüt faizi ile karşılanamayan zararının tazmini için açılan bir davadır. Munzam zarar davası ile alacaklı yalnızca temerrüt faizini değil, uğramış olduğum tüm ekonomik kayıpları isteyebilecektir. Munzam zarar davası için uyuşmazlık bir para borcundan kaynaklanmalı, borçlu temerrüde düşmüş olmalı, borçlunun temerrüde düşmekte kusuru olmalı, temerrüt faizini aşan bir munzam (aşkın) zarar olmalı ve munzam zarar ile temerrüt arasında uygun illiyet bağı mevcut olmalıdır.
Munzam Zarar Davasında Görevli Ve Yetkili Mahkeme
Munzam zarar davasında görevli mahkeme uyuşmazlığın niteliğine göre değişebilmektedir. Buna göre munzam zarar davasında uyuşmazlık bir ticari işten kaynaklanıyorsa asliye ticaret mahkemesi, bir tüketici işleminden kaynaklanıyorsa tüketici mahkemesi, bunun dışındaki durumlarda ise asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Görevli mahkeme davanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden dikkate alınır. Görevsiz bir mahkemede açılan munzam zarar davasının tespiti halinde mahkeme, davanın usulden reddine karar verir.
Munzam zarar davasında yetkili mahkeme ise kural olarak borçlunun yerleşim yeridir. Ancak uyuşmazlığın kaynağı bir sözleşmesel ilişkiye dayanıyorsa sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi de yetkilidir. Yani munzam zarar davasının kaynağı bir sözleşmeye dayanıyorsa alacaklı bu davayı borçlunun yerleşim yerinde açabileceği gibi sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açabilir.
Munzam Zararın İspatı
Munzam zararın ispatında soyut ve somut yöntemler ele alınır. Somut yöntemde alacaklı munzam zararını somut bir şekilde ispat etmelidir. Örneğin borcunu zamanında tahsil edememesi nedeniyle kredi borçlanması yaptığını veya 3. kişilere borcunu zamanında ödeyememesi nedeniyle temerrüt faizi ödediğini, yine dövizle yapmış olduğu borçlanmadan dolayı borcunu zamanında ödeyememiş olması nedeniyle kur farkından kaynaklanan zararı olduğunu iddia ederek bu zararını ispatlayabilir.
Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6 uyarınca aksine bir düzenleme bulunmadıkça herkes hakkını dayandırdığı olguları ispat etmekle yükümlüdür. Ancak munzam zararın soyut ispat yönteminde bu kuralın istisnaları bulunmaktadır. Bu kapsamda özellikle hayatın olağan akışı ve deneyimlerinin zorunlu kıldığı herkesçe bilinen normal durumlar ile fiili karineler bazı vakıaların ispatını gereksiz kılmaktadır. Bu vakıalar alacaklı lehine ispat yükünü hafifletebilir veya ortadan kaldırabilir. Soyut ispat yönteminde ilgili hesaplamaların bilirkişi marifetiyle yapılması gerekir.
- Yüksek Enflasyon Dönemlerinde;
Sürekli ve yüksek enflasyonun görüldüğü ülke ekonomilerinde para borcunun zamanında ödenmemesi halinde alacaklının borçluyu temerrüde düşürmesi, borcun ifasının uzun süre alması nedeniyle alacaklı her zaman zarara uğrar. Bu zararın bazı ispat kolaylıkları ile de olsa ispat edilmesi gerekir. Paranın değer kaybetmesi alacaklının mal varlığında bir eksilmeye yol açması halinde alacaklının zararının bulunduğu kabul edilmelidir.
- Normal Enflasyon Döneminde;
Normal enflasyon dönemlerinde temerrütten sonra ifa anına kadar paranın değer kaybetmesi kural olarak zararın varlığını göstermez. Enflasyon ülke ekonomisinde süreklilik ve yükseklik arz etmiyorsa bu durumda alacaklının somut olaylarla zararını ispatlaması gerekir.
Bu kapsamda ispat yöntemi, somut olayın özellikleri ve olayın gerçekleştiği dönemin ekonomik koşulları dikkate alınarak belirlenecektir. Alacaklının yüksek enflasyon dönemlerinde soyut ispatı yeterli kabul edilebilecekken normal enflasyon dönemlerinde somut ispat yöntemini kullanması gerekecektir.
Munzam Zararın Hesaplanması
Munzam zararın hesaplanmasında aşağıdaki ekonomik veriler dikkate alınmalıdır.
- Her yıl itibariyle gerçekleşen TEFE- TÜFE oranı
- Bankaların 3 aylık ortalama vadeli mevduat faiz oranları
- Devlet tahvillerine verilen faiz oranları
- Döviz kurlarındaki Amerikan Doları ve Euro değişim oranları
- Asgari ücret artışı
- Altın fiyatlarındaki artış
Mahkeme munzam zararın hesaplanmasında bu verileri ayrı ayrı değil bir bütün olarak ele alır. Mahkemece bu verilerin ortalaması alınarak hesap yapılmaktadır.
Munzam Zararda Arabuluculuk
Munzam zarar davasında zorunlu arabuluculuk dava şartı uyuşmazlığın niteliğine göre değişiklik gösterebilmektedir. Eğer dava konusu uyuşmazlık bir ticari ilişkiye dayanıyorsa bu durumda taraflar dava açmadan önce arabulucuya başvurmalıdır. Buna göre ticari uyuşmazlıktan doğan munzam zarar davasında arabuluculuk zorunludur ve bu dava şartı yerine yetirilmezse mahkemece davanın usulden reddine karar verilir.
Bununla birlikte dava konusu bir ticari uyuşmazlıktan kaynaklanmıyorsa arabuluculuk zorunlu değildir ve bir dava şartı olarak karşımıza çıkmaz. Bu durumda tarafların arabulucuya başvurmaları tamamen kendi iradelerine bağlıdır.
Arabulucuya Nasıl Başvurulur? sorusuna yanıt verdiğimiz içeriğimize de göz atabilirsiniz.
Munzam Zararda Zamanaşımı
Munzam zararın tazmini davası Türk Borçlar Kanunu uyarınca 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Zamanaşımının başlangıç süresi ise alacaklının alacağını tamamen tahsil ettiği tarihtir. Örneğin borçlu 01.01.2015 tarihinde ödemesi gereken para borcunu zamanında ödememiş, ancak 01.01 2017 tarihinde ödeyebilmiştir. Alacaklı bu süre boyunca bankadan kredi çekmek zorunda kalmış, borcun zamanında ödenmemesi sebebiyle çeşitli masraflara katlanmıştır. Bu durumda alacaklı temerrüt faizini aşan kısım için talep edeceği munzam zarar davasını 01.01.2027 tarihine kadar açabilecektir.
Esas Dava İle Birlikte Öne Sürülen Munzam Zarar Talebi
Munzam zarar talebinin ayrı ve bağımsız bir dava olarak ileri sürülmesi zorunlu değildir. Makalemizde belirttiğimiz şartların oluşması halinde asıl alacağın talep edildiği ve görülmekte olan dava içerisinde de munzam zarar talebinde bulunulabilir. Alacaklı dava dilekçesinde esas alacağını talep ederken munzam zararın tazminini de talep edebilir.
Munzam Zarar ile ilgili Yargıtay Kararları
- Yargıtay 15.HD. 04.03.2019T., 2018/1494E., 2019/932K.
Söz konusu karar, Yargıtay uygulamasının Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuru sonucunda vermiş olduğu, 21.12.2017 gün ve 2014/2267 sayılı kararı sonrası nasıl değiştiğinin göstermesi bakımından oldukça önemlidir.
Yargıtay uzun yıllar munzam zarar talep eden alacaklının uğradığı zararı, somut delillerde ispat etmesi gerektiği yönünde kararlar vermiştir. Yani alacaklı, yalnızca yüksek enflasyon, paranın değer kaybı veya genel ekonomik koşullar gibi soyut nedenlere dayanarak munzam zarar talebinde bulunamıyor, zarara uğradığını ayrıca somut delillerle ispat etmek zorunda kalıyordu. Ancak Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru sonucunda vermiş olduğu kararda başvurucunun alacağının uzun yıllar sonra ödendiğini, bu süreçte yüksek enflasyon nedeniyle paranın önemli ölçüde değer kaybettiğini ve buna rağmen derece mahkemelerinin “zarar ayrıca somut delillerde ispat edilmelidir” şeklindeki katı yaklaşımının, kişinin mülkiyet hakkını ihlal ettiğine karar vermiştir.
Anayasa Mahkemesince ülkenin ekonomik koşulları, enflasyon, döviz artışı ve faiz oranları herkesçe bilinen gerçeklerdir. Bu nedenle ülkemizin içinde bulunduğu yüksek enflasyon döneminde alacaklılar artık soyut ispat yöntemine de dayanabilecektir.
- Yargıtay 15. HD. 28.11.2018T., 2018/3499E., 2018/4739K.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 28.11.2018 tarihli kararına göre, munzam zarardan doğan tazminat sorumluluğunda esas alınan kusur, borçlunun temerrüde düşmesindeki kusurudur. Bu kapsamda, zararın doğumuna neden olan ayrı bir kusur ilişkisi aranmaz ve ayrıca tartışılmaz.
Sorumluluk bakımından borçlunun temerrüde düşmüş olması yeterlidir. Kural olarak, munzam zarar talep eden alacaklı; öncelikle asıl alacağın varlığını, bu alacağın geç ya da hiç ifa edilmemesi nedeniyle temerrüt faiziyle karşılanamayan zararını ve zarar ile borçlu temerrüdü arasındaki uygun illiyet bağını ispat etmekle yükümlüdür.
Buna karşılık alacaklı, borçlunun temerrüde düşmede kusurlu olduğunu ispat etmek zorunda değildir. Borçlu ise ancak temerrüdünde kusursuz olduğunu ispat ederse sorumluluktan kurtulabilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Munzam Zarar Nedir?
Munzam zarar, borçlunun para borcunu zamanında ödememesi nedeniyle alacaklının uğradığı ve temerrüt faizi ile karşılanamayan aşkın zarardır.
Munzam Zarar Hangi Hallerde Talep Edilir?
Munzam zarar, para borcunun vadesinde ödenmemesi ve borçlunun temerrüde düşmesi hâlinde talep edilebilir. Bu durumda alacaklının, temerrüt faizi ile karşılanamayan gerçek bir zarara uğramış olması, bu zarar ile borçlunun temerrüdü arasında uygun illiyet bağının bulunması ve borçlunun temerrüde düşmesinde kusuru olması gerekir.
Munzam Zarar Müspet Zarar Mıdır?
Evet, munzam zarar müspet zarar kapsamında değerlendirilmektedir.
Munzam Zarar Arabuluculuk Dava Şartı Mı?
Arabuluculuğun zorunlu olup olmadığı uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenir. Munzam zarar bir ticari ilişkiden kaynaklanıyorsa dava şartı zorunlu arabuluculuk mevcuttur. Genel borç ilişkilerinde ise arabuluculuk kural olarak zorunlu değildir.
Munzam Zarar Davasında Zamanaşımı Süresi Ne Kadardır?
Munzam zararın tazmini talebi 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Zamanaşımı, alacağın tamamen tahsil edildiği tarihten itibaren işlemeye başlar.














