Ara

Başkasına Ait Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçu TCK 268

Başkasına Ait Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçu TCK 268

Başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçu, suç işlemiş kişinin kendisine ait olmayan yani başkasına ait olan bir kimlik veya kimlik bilgilerini ibraz etmesi ve o kişi hakkında yargılama yapılmasını sağlamasına dair bir suçtur. Bu suç Türk Ceza Kanunu madde 268’ de düzenlemiş olup aslında Türk Ceza Kanunu madde 267’ deki iftira suçunun bir özel görünümü niteliğindedir. Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçu TCK m.268’de düzenlemekte olup yaptırımı konusunda TCK m.267’de düzenlenen iftira suçuna atıf yapılmaktadır.

Başkasına Ait Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçu Tanımı ve Türk Ceza Kanunu’ndaki (TCK m. 268) Yeri

Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçu, failin işlediği bir suç nedeniyle hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, yetkili makamlara başka bir kişiye ait kimlik bilgilerini vermesiyle oluşur. Bu suç, Türk Ceza Kanunu’nun 268. maddesinde düzenlenmiş olup, iftira suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandırılır.

Bu suç tipi 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Adliyeye Karşı Suçlar” başlıklı bölümünün 268. maddesinde düzenlenen bu suç için “İşlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanan kimse, iftira suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandırılır” ifadesi kullanılır olup suçun yaptırımı bakımından TCK madde 267′ deki iftira suçuna atıf yapılmaktadır. Buna göre de TCK madde 267’ deki yaptırım şu şekilde ifade edilmektedir:

Bu suçun oluşabilmesi için failin daha önce işlediği veya işlediği iddia edilen bir suç nedeniyle hakkında adli işlem yapılmasını engelleme amacıyla hareket etmesi ve bu amaçla gerçek bir kişiye ait kimlik veya kimlik bilgilerini yetkili makamlara bildirmesi gerekir.maddTCK m.268’de bu suç için bağımsız bir ceza aralığı gösterilmemiş, failin “iftira suçuna ilişkin hükümlere göre” cezalandırılacağı belirtilmiştir. Bu nedenle cezanın belirlenmesinde TCK m.267’deki iftira suçuna ilişkin ceza hükümleri esas alınır. Ancak bu durum, TCK 268 suçunun klasik iftira suçu ile tamamen aynı olduğu anlamına gelmez. TCK 268, kişinin kendi işlediği suçtan dolayı hakkında yapılacak adli işlemleri engellemek amacıyla başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanmasını cezalandıran özel bir suç tipidir.


Ceza Hukuku kategorimizi ziyaret ederek, Ceza Hukuku ile ilgili diğer konular hakkında da bilgi edinebilirsiniz.


Başkasına Ait Kimlik Bilgilerinin Kullanılması
Başkasına Ait Kimlik Bilgilerinin Kullanılması

Başkasına Ait Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçunun Unsurları

Bu suçun oluşabilmesi için kanunda düzenlenen suç tipinin maddi ve manevi unsurlarının gerçekleşmesi gerekmekte olup bu unsurları aşağıda detaylıca anlatacağız.

Bu suçun oluşabilmesi için failin daha önce işlediği veya işlediği iddia edilen bir suç nedeniyle hakkında adli işlem yapılmasını engelleme amacıyla hareket etmesi ve bu amaçla gerçek bir kişiye ait kimlik veya kimlik bilgilerini yetkili makamlara bildirmesi gerekir.

Yargıtay uygulamasında bu suç, iftira suçunun özel bir işleniş biçimi olarak kabul edilmektedir. Ancak suçun oluşması için yalnızca başkasının adını söylemek yeterli değildir; failin bunu, kendi hakkında yürütülecek soruşturma veya kovuşturmayı engellemek amacıyla yapması gerekir. Yargıtay Ceza Kurulu’nun 2014/307 Karar sayılı kararında geçen ifade gereğince “5237 sayılı TCK’nun “Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması” başlıklı 268. maddesi; “İşlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanan kimse, iftira suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandırılır” şeklinde düzenlenmiş, madde gerekçesinde bu suçun iftira suçunun özel bir işleniş şekli olduğu ifade edilmiştir.

Kanuni düzenlemeye göre, kişinin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanması yaptırıma bağlanmış, bu suçun iftira suçunun özel bir görünüş şekli olduğu madde gerekçesinde açıkça belirtilmiştir. Buna göre, failin işlediği suç nedeniyle hakkında başlatılan soruşturma veya kovuşturmada, kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, muhakeme sürecini yürüten yetkili makamlara gerçekte var olan bir başkasının kimliğini veya kimlik bilgilerini kendi bilgileriymiş gibi vermesi halinde suç oluşacaktır.

Bununla birlikte, suçun oluşabilmesi için, daha önce işlenmiş bir suçun varlığı gerekmektedir. Diğer bir anlatımla fail işlemiş olduğu suç nedeniyle ve suçu işledikten sonra kendi kimliğini gizleme gayreti içine girmeli ve başkasına ait olduğunu bildiği kimlik veya kimlik bilgilerini yetkili mercilere vermelidir. Aksi halde bu suçun oluştuğundan bahsetmek mümkün değildir. Buna karşın, soruşturma ve yargılama makamlarını yanıltmak amacıyla suçun işlenmesinden önce yapılan sahtecilik eylemleri veya hileli davranışlar niteliğine göre sahtecilik suçunu oluşturabilecektir.

Nitekim öğretide de; başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçunun oluşması için daha önce işlenmiş ve soruşturma ya da kovuşturmaya konu olmuş bir suçun işlenmiş olması gerektiği belirtilmektedir. (Kerim Çakır, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nda Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçu, Prof. Dr. Nur Centel’e Armağan, İstanbul, 2013, s. 1553). Bu noktada hem ilgili kanun metninden hem de Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarından yola çıkarak bu suç tipinin unsurlarını şu şekilde sıralayabilmekteyiz:

  1. Failin, işlediği bir suç nedeniyle hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılmasını engelleme amacıyla hareket etmesi gerekir. Bu nedenle yalnızca kimliğini gizlemek, yakalanmamak veya idari yaptırımdan kaçınmak amacıyla başkasının bilgilerini vermek her durumda TCK 268’i oluşturmaz. Somut olaya göre TCK m.206’da düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçu veya Kabahatler Kanunu m.40 kapsamında kimliği bildirmeme kabahati gündeme gelebilir.
  2. Failin özel bir kastla hareket etmesi gerekir olup bu durum suç tipinin manevi unsurudur. Bu amaç, işlediği suç nedeniyle hakkında yapılacak olan adli işlemleri (soruşturma veya kovuşturmayı) engellemek şeklinde özgü bir amaç olmalıdır. Cezanın infazından kaçmak veya sadece yakalanmamak için kimlik bilgilerini kullanmak Yargıtay tarafından bu suç kapsamında değerlendirilmemekte, TCK 206 Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan suçu kapsamında görülmektedir.
  3. Kullanılan kimliğin veya kimlik bilgilerinin (ehliyet, nüfus cüzdanı, isim-soyisim, ana-baba adı vb.) gerçekte var olan ve yaşayan bir kişiye ait olması gerekmektedir. Hayali, uydurma veya ölmüş bir kişinin bilgilerinin kullanılması durumunda iftira tehlikesi doğmayacağı için bu suç oluşmaz olup eylem TCK 206 kapsamına girecektir.
  4. Yetkili Makamlara Beyanda Bulunma: Failin bu bilgileri, soruşturma veya kovuşturma işlemlerini yürütmekle görevli yetkili mercilere (polis, jandarma, savcılık, mahkeme gibi) vermesi gerekir. Örneğin, sahte kimlikle birinden araç kiralamak veya banka hesabı açmak bu suçu değil, dolandırıcılık veya sahtecilik suçlarını oluşturur. Zaten bu suç Adliye’ye Karşı İşlenen Suçlar başlığı altında düzenlenmektedir.
  5. Bu suç bir soyut tehlike suçudur. Yani suçun tamamlanması için kimlik bilgileri kullanılan mağdurun fiilen zarara uğraması veya hakkında dava açılması şartı olmayıp soruşturmanın bu kişiye yönelme riskinin ortaya çıkması, suçun oluşması için yeterli olmaktadır.
  6. Uygulamada ayrıca, failin beyanı üzerine yetkili makam tarafından tutanak, ifade evrakı, olay yakalama tutanağı veya benzeri resmi bir belge düzenlenip düzenlenmediği önem taşır. Kamu görevlisi beyana itibar etmeyip gerçek kimliği hemen tespit etmişse, TCK 268’in oluşup oluşmadığı somut olayın şartlarına göre ayrıca tartışılmalıdır.

Herkes Fail Olabilir Mi? Fail Ve Mağdur Kimdir?

Türk Ceza Hukukunda fail kişi suçu işleyen ve soruşturma aşamasındaki şüpheli, kovuşturma aşamasındaki sanıktır. Failin temel amacı, işlediği bu suçtan dolayı kendisine yönelecek adli işlemleri engellemek için kendi gerçek kimliğini gizlemek şeklindedir. Bu suç tipinde kanun koyucu özgü bir fail aramamaktadır yani herkes bu suç tipinde fail olabilmektedir. Yani başkasının kimliğiyle veya kimlik bilgilerini kullanarak bu suçu işleyen herkes fail olabilmektedir.

Mağdur ise suçtan zarar gören kişi olup bu suçun mağduru, kimliği veya kimlik bilgileri izinsiz olarak kullanılan gerçek kişidir. Ve bununla beraber bu suçun mağdurunun yaşayan gerçek kişi olması şartı aranmaktadır. Ölü veyahut hiç var olmamış bir kişi suçun mağduru olamaz.

Suç Ne Zaman Suç Oluşur?

Bu suç tipi TCK madde 267 iftira suçunun bir özel görünüş biçimi olarak adliyeyi yanıltan bir suç tipi şeklinde düzenlenmektedir. Suçun oluşabilmesi için tipiklik şartlarının yani kanunda düzenlenen şartların gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu şartları da şu şekilde açıklayabiliriz: Bu suç bir tehlike suçu olup failin başkasına ait bilgileri beyan etmesi veya kimliği ibraz etmesiyle suç tamamlanmaktadır. Mağdurun fiilen zarara uğraması veya hakkında dava açılması şart değildir; soruşturmanın mağdura yönelme riskinin doğması yeterli olacaktır

TCK 268 ile TCK 206 Arasındaki Fark Nedir?

TCK 268 ile TCK 206 uygulamada sıkça karıştırılmaktadır. TCK 268’de fail, işlediği suç nedeniyle hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla gerçek bir kişiye ait kimlik bilgilerini yetkili makamlara verir. TCK 206’da ise resmi belge düzenlenirken gerçeğe aykırı beyanda bulunulması söz konusudur. TCK 268 bakımından özel amaç, yani failin kendi işlediği suçtan dolayı adli süreci başka bir kişiye yönlendirme iradesi belirleyicidir. Bu özel amaç yoksa veya verilen bilgiler gerçek bir kişiye ait değilse, olay TCK 206 kapsamında değerlendirilebilir.


Resmi Belgede Sahtecilik Suçu ile ilgili de bilgi almak isterseniz, ilgili içeriğimize göz atabilirsiniz.


Hangi Durumlarda TCK 206, Hangi Durumlarda TCK 268 Uygulanır?

Yargıtay kararlarından hareketle uygulamada hem TCK 206’nın hem de TCK 268’in uygulanma kriterlerini aşağıdaki biçimde inceleyebiliriz: TCK 268’in uygulandığı durumlar ise şu şekilde ifade edilmektedir:

  • Bir kişinin suç işlerken (örneğin hırsızlık) yakalanması durumunda polis tutanağına gerçek bir kişinin (örneğin kardeşinin) bilgilerini yazdırması durumunda bu suç tipi uygulanır.
  • Alkollü araç kullanma nedeniyle trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan işlem yapılacağı sırada, failin gerçek bir kişiye ait ehliyeti veya kimlik bilgilerini kolluk görevlilerine vermesi halinde TCK 268 gündeme gelebilir. Buna karşılık eylem yalnızca idari para cezasını gerektiren bir trafik ihlalinden ibaretse, TCK 268 yerine kimliği bildirmeme kabahati veya şartları varsa TCK 206 tartışılabilir.
  • Failin başkasının ismini verip o kişi hakkında adli bir soruşturma veya dava açılmasına sebebiyet vermesi hali.

Bunlara ek olarak TCK 206’nın uygulandığı durumlar ise aşağıdaki gibidir:

  • Failin işlediği söz konusu eylemin suç değil de “kabahat” (örneğin trafik kuralı ihlali, 1.00 promil altı alkol) niteliğinde olması halinde idari yaptırımdan kurtulmak için yalan beyan vermesi.
  • Failin hayali (uydurma) bir isim vererek resmi belge düzenletmesi.
  • Hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet olan failin, sadece yakalanmamak/infazdan kaçmak amacıyla başkasının ismini vererek sorgu tutanağı düzenletmesi. (yeni bir soruşturmayı engelleme amacı yoksa tabi)
  • Failin sahte kimlik bilgilerini adli makamlara değil de; bankaya, otele veya telefon bayiine vererek işlem yaptırması halleri. ( Burada dolandırıcılık veya sahtecilik suçları da gündeme gelebilecektir.)

Ayrıca belirtelim ki fail yalan beyanda bulunur ancak kamu görevlisi durumu hemen fark edip hiçbir resmi belge düzenlemezse, bu durumda suç değil; Kabahatler Kanunu m. 40 uyarınca “kimliği bildirmeme” kabahati oluşur olup idari para cezası verilecektir.

Başkasına Ait Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçunun Cezası

TCK m.268’de suçun cezası doğrudan gösterilmemiş, failin iftira suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandırılacağı düzenlenmiştir. Bu nedenle temel ceza, TCK m.267’deki iftira suçunun cezası esas alınarak belirlenir. Buna göre başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanan kişi, kural olarak bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Ancak kimliği kullanılan kişi hakkında koruma tedbiri uygulanması, kişinin gözaltına alınması veya tutuklanması, hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması ya da cezanın infazına başlanması gibi hallerde, TCK m.267’deki ağırlaştırıcı sonuçlar gündeme gelebilir.

Başkasına Ait Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçunun Cezası 2026
Başkasına Ait Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçunun Cezası 2026

Başkasına Ait Kimlik Bilgilerinin Kullanılmasının Temel Cezası ve Artırım Halleri 

Fail, kimlik bilgilerini kullandığı kişi aleyhine maddi eser veya delil uydurarak bu eylemi gerçekleştirmişse, verilecek ceza yarı oranında artırılır. Örneğin yalnızca başkasının adını veya T.C. kimlik numarasını vermekle yetinmeyip, o kişinin suçu işlediği izlenimini doğuracak belge, kayıt, yazışma veya benzeri deliller oluşturulması bu kapsamda değerlendirilir.

Kimliği kullanılan kişi hakkında, bu beyan nedeniyle gözaltı ve tutuklama dışında bir koruma tedbiri uygulanmışsa, fail hakkında verilecek ceza yine yarı oranında artırılır. Adli kontrol, arama, elkoyma veya yurt dışına çıkış yasağı gibi tedbirler bu kapsamda gündeme gelebilir.

Kimliği kullanılan kişinin bu beyan nedeniyle gözaltına alınması veya tutuklanması halinde ise fail, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan dolaylı fail olarak sorumlu tutulabilir. Bu durumda failin eylemi, yalnızca yetkili makamları yanıltmakla sınırlı kalmamakta; masum bir kişinin özgürlüğünün kısıtlanmasına da sebep olmaktadır.

Mağdurun, bu isnat sonucunda ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet hapis cezasına mahkûm edilmesi halinde fail hakkında yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Eğer bu cezanın infazına başlanmışsa, fail hakkında verilecek ceza bir kat artırılır.

Etkin Pişmanlık ve Ceza İndirimi İmkanı

TCK m.268, iftira suçuna ilişkin hükümlere atıf yaptığı için, uygulamada TCK m.269’da düzenlenen etkin pişmanlık hükümleri de bu suç bakımından gündeme gelebilir. Failin, kimlik bilgilerini kullandığı kişi hakkında adli veya idari süreç ilerlemeden gerçeği açıklaması, cezada önemli indirimler yapılmasına imkân sağlayabilir. TCK 269’da iftiradan dönme zamanına göre beşte dört, dörtte üç, üçte iki, yarı ve üçte bir gibi farklı indirim oranları öngörülmüştür. Şöyle ki;

Mağdur hakkında kovuşturma başlamadan önce iftiradan dönme halinde, iftira suçundan dolayı verilecek cezanın dörtte üçü indirilir. Etkin pişmanlığın;

  • Mağdur hakkında hükümden önce gerçekleşmesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisi,
  • Mağdurun mahkûmiyetinden sonra gerçekleşmesi halinde, verilecek cezanın yarısı,
  • Hükmolunan cezanın infazına başlanması halinde, verilecek cezanın üçte biri indirilebilir.

İftiranın konusunu oluşturan münhasıran idari yaptırım uygulanmasını gerektiren fiil dolayısıyla;

  • İdari yaptırıma karar verilmeden önce etkin pişmanlıkta bulunulması halinde, verilecek cezanın yarısı,
  • İdari yaptırım uygulandıktan sonra etkin pişmanlıkta bulunulması halinde, verilecek cezanın üçte biri indirilebilir.

Basın ve yayın yoluyla yapılan iftiradan dolayı etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanılabilmesi için, bunun aynı yöntemle yayınlanması gerekir.


Etkin Pişmanlık hakkında daha detaylı bilgi almak isterseniz, ilgili içeriğimize göz atabilirsiniz.


Adli Para Cezasına Çevirme, Erteleme ve Hükmün Açıklanmasının Geriye Bırakılması

Bu suç tipinde sanık tarafından ve sanığın durumu gereğince gerekli şartların sağlanması ile erteleme veya hükmün açıklanmasının geriye bırakılması kararı verilebilmektedir. Somut olayda hükmolunan sonuç ceza, sanığın adli sicil durumu ve diğer kanuni şartlar uygunsa HAGB, cezanın ertelenmesi veya seçenek yaptırım hükümleri gündeme gelebilir. Cezanın ertelenmesi ile HAGB nın farklı olduğu unutulmamalıdır.


Adli Para Cezası hakkında daha detaylı bilgi için tıklayınız.


Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) Kararı Verilebilir Mi?

Evet. Bu suç tipinde HAGB kararı verilebilmektedir fakat şartların gerçekleşmesi halinde verilebilmektedir. Bu şartlar şu şekildedir:

  • Mahkemece hükmedilen hapis cezasının iki yıl veya daha az süreli olması gerekmektedir.
  • Failin daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı sabıkasının bulunmaması şartı aranmaktadır.
  • Mahkemenin, failin tutum ve davranışlarını değerlendirerek yeniden suç işlemeyeceği yönünde olumlu bir kanaate varması gerekmektedir.

Belirtelim ki HAGB kararı verildiğinde, fail belirli bir denetim süresine tabi tutulur. Bu süre içinde kasıtlı bir suç işlenmezse, dava düşer ve bu durum kişinin adli siciline (sabıka kaydına) işlemeyecektir.


HAGB Nedir? sorusuna detaylı yanıt verdiğimiz içeriğimize de göz atabilirsiniz.


Hapis Cezasının Seçenek Yaptırımlara Çevrilmesi

Hükmedilen hapis cezası, sanığın kişiliği ve suçun işleniş biçimi dikkate alınarak seçenek yaptırımlardan birine dönüştürülebilmektedir. Bu ceza gerekli şartların sağlanması halinde adli para cezasına çevrilebilir, ertelenebilir.

Hapis cezasının ertelenmesi ile HAGB farklı kurumlardır. HAGB’de mahkûmiyet hükmünün hukuki sonuç doğurması belirli şartlarla geri bırakılırken, ertelemede verilen hapis cezasının infazı denetim süresi şartlarına bağlanır. Bu nedenle iki kurumun şartları ve sonuçları ayrı ayrı değerlendirilmelidir.  Failin çocuk olması halinde çocuk ceza hukuku hükümleri ayrıca dikkate alınır.


Suça Sürüklenen Çocuk hakkında daha detaylı bilgi almak için tıklayınız.


Başkasına Ait Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçu ile İlgili Yargıtay Kararları

  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2019/27211 E., 2020/996 K.

Bu kararda, bir hırsızlık şüphelisinin yakalandığında polise kendi ismi yerine mağdur bir vatandaşın kimlik bilgilerini vermesi ve bu bilgilerle ifade tutanağı gibi resmi evraklar düzenletmesi somut vakası söz konusudur. Yerel Mahkemenin somut olayı inceleyip verdiği karar şu şekildedir:

Bir kişi, işlediği bir suçtan kurtulmak veya hakkında soruşturma açılmasını engellemek için başkasının kimliğini kullanırsa, bu durumun doğrudan “başkasının kimlik bilgilerini kullanma” suçu (TCK 268) kapsamına girecektir.

Bu noktada da yerel mahkeme tarafından, sanığa hem bu suçtan hem de ayrıca “yalan beyanda bulunmak” suçundan iki ayrı cezaya hükmedilmiş. Ancak Yargıtay bu durumu sanığın eyleminin tek bir amaca yönelik olduğu ve sadece ağır olan suçtan (kimlik bilgilerini kullanma) ceza alması gerektiğini vurgulayacak şekilde bu hükmü bozmuştur.

Yargıtay’ın kararında ayrıca ince bir ayrım yapılmış: Eğer ortada bir adli soruşturma yoksa (örneğin sadece rutin bir kontrolde yalan söylenmişse) suçun niteliğinin değişebileceği, ancak bu olayda bir hırsızlık soruşturması olduğu için en ağır maddeden işlem yapılması gerektiği hükmü verilmiştir.

Sonuç olarak Yargıtay sanığa aynı eylemden dolayı iki ayrı suçtan ceza verilmesini yasaya aykırı görmekte ve yerel mahkemenin kararını sanık lehine bozmaya karar vermektedir.

  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2019/29438 E, 2021/2975 K.

Bu kararda sanığın mağdur bir vatandaşın kimlik bilgilerini kullanarak bir işyerinde işe girdiği, daha sonra patronunun motosikletini geri getirmeyince patronun polise şikayette bulunduğu ve sanığın asıl kimliğinin bu şekilde ortaya çıktığı bir somut olay söz konusudur. Yargıtay bu durumu ve yerel mahkemenin kararını inceleyerek şu şekilde hükme bağlamıştır:

Bir kişinin “başkasının kimlik bilgilerini kullanma” suçundan cezalandırılması için, bu bilgileri bir suç işledikten sonra polis veya savcı gibi adli makamlar önünde “kendini gizlemek” amacıyla kullanması gerektiği belirtilir olup somut olayda sanığın, mağdurun kimliğini adli bir makam önünde değil, sadece işe girerken özel bir şahsa karşı kullandığı tespit edilmiş.

Ayrıca sanığın, başkasının ismini vererek kendisini suçsuz, o ismi taşıyan gerçek kişiyi ise suçlu gibi gösterme çabası içinde olmadığı, yani soruşturmayı saptırma amacının bulunmadığı anlaşılmıştır. Yargıtay bu eylemin kanunda yazılı olan suçun şartlarını taşımadığına, dolayısıyla sanığın bu suçtan cezalandırılamayacağına karar vermiş.

Sonuç olarak mahkeme, sanığa verilen mahkumiyet kararını hatalı bulmuş ve sanığın beraat etmesi gerektiği gerekçesiyle yerel mahkemenin kararını bozmaya hükmetmiştir.

  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2021/1264 E., 2021/22167 K.

Bu kararda, sanığın karıştığı bir hırsızlık olayı sonrasında hakkında “başkasının kimlik bilgilerini kullanma” suçundan dava açılması ve mahkum edilmesi somut olayı söz konusudur. Mahkeme bu durumu incelemiş ve şu sonuçlara varmış:

Bir kişinin bu suçtan ceza alabilmesi için, işlediği bir suç nedeniyle polis veya savcı tarafından sorgulanırken kendisini gizlemek amacıyla başkasının bilgilerini beyan etmesi ve bu beyan üzerine resmi bir evrak (tutanak vb.) düzenlenmesi gerektiği hususuna değinilmiş olup somut olayda, sanığın hırsızlık yaparken suçüstü yakalanmadığı ve dolayısıyla o esnada kendisini başka biriymiş gibi tanıtarak polise yalan beyanda bulunduğu bir ortamın oluşmadığı tespit edilmiştir.

Dosyada, sanığın kendi kimliğini gizleyerek başkasının ismini kullandığına dair bir soruşturma evrakı veya düzenlenmiş resmi bir belge bulunmadığı anlaşılmıştır.

Yargıtay sanığın bu suçu işlediğine dair yasal şartların (bir soruşturma anında başkasının adını kullanma şartının) oluşmadığına kanaat getirmiş olup sanığa verilen mahkumiyet kararını yanlış bulmuş ve beraat etmesi gerektiği gerekçesiyle yerel mahkemenin kararını bozmaya hükmetmiştir.

Sıkça Sorulan Sorular 

Polise Sahte İsim Söylemek Suç Mudur?

Failin bir suç işlemesinden dolayı polise karşı başkasının kimliğini veya kimlik bilgilerini vermesi TCK madde 268 suçu kapsamına girer. Failin belgede sahtecilik maksadıyla polise sahte isim söylemesi TCK madde 206 hükmüne tabi olacaktır. Hakkında herhangi bir suç soruşturması bulunmayan bir kişinin, görevli memura kimliği hakkında yalan beyanda bulunması ancak bu beyan üzerine herhangi bir resmi belge düzenlenmemesi, yani memurun durumu fark etmesi, durumunda eylem sadece “kabahat” sayılır olup idari para cezası yaptırımına tabidir.

Başkasına Ait Kimliği Kullanıp Yakalanınca Pişman Olursam Ceza Düşer Mi?

Evet bu durumda etkin pişmanlık hükümleri uygulanır. Bununla beraber pişmanlığın durumuna göre indirim şekli değişir. Mağdur hakkında adli/idari soruşturma başlamadan evvel etkin pişmanlık söz konusu olursa cezanın beşte dördü (4/5) indirilir. Dava açılmadan (kovuşturma başlamadan) önce etkin pişmanlık olması halinde cezanın dörtte üçü (3/4) indirilir.

Mağdur hakkında hüküm verilmeden önce etkin pişmanlık gösterilirse cezanın üçte ikisi (2/3) indirilebilir. Yargıtay kararlarına göre, pişmanlığın indirim sağlaması için etkin pişmanlığın gönüllü olması gerekmektedir. Kişinin gerçek kimliğine, polis parmak izi incelemesi veya teknik takip sonucu ulaşılması halinde bu aşamadan sonra itiraf etmek “zorunda” kalınmışsa, etkin pişmanlık indiriminden yararlanılamamaktadır.

Kimliği Kullanılan Kişi Ne Yapmalıdır?

Bu noktada kimliği kullanılan kişi en yakın emniyet birimlerine, Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurmalı ve şikayetçi olmalıdır. Evet bu suç şikayete tabi değildir ama kişinin şikayet etmesi süreç içerisinde önemlidir. Kişinin E-Devlet ve UYAP üzerinden adına açılmış bir dava, icra takibi veya suç kaydı olup olmadığını kontrol etmesi önemlidir.

Kimlik bilgileriyle telefon hattı açılmış veya banka işlemi yapılmışsa, ilgili operatör ve bankalarla iletişime geçilerek işlemler iptal ettirilmesi önem arz etmektedir. Ayrıca Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’ne başvurarak bilgilerin kötüye kullanımı konusunda sorgulama yapılabilmektedir.

Başkasının T.C. kimlik numarasını polise vermek TCK 268 suçunu oluşturur mu?
Eğer fail, işlediği bir suç nedeniyle hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla gerçek bir kişiye ait T.C. kimlik numarasını yetkili makamlara vermişse TCK 268 gündeme gelir.

Sadece yalan isim söylemek TCK 268 sayılır mı?
Her yalan isim beyanı TCK 268 oluşturmaz. Bilgilerin gerçek bir kişiye ait olup olmadığı, beyanın yetkili makama yapılıp yapılmadığı ve failin kendisi hakkında yapılacak adli işlemi engelleme amacı taşıyıp taşımadığı değerlendirilir.

Başkasının kimliğiyle işe girmek TCK 268 midir?
Kural olarak hayır. Başkasının kimlik bilgileri özel kişilere veya kurumlara karşı kullanılmışsa TCK 268 yerine somut olaya göre dolandırıcılık, resmi/özel belgede sahtecilik veya başka suçlar gündeme gelebilir.

Yakalanmamak için başkasının adını vermek TCK 268 midir?
Eğer ortada failin işlediği bir suç nedeniyle yürüyen ya da başlayacak adli işlem varsa ve fail bu işlemi engellemek amacıyla gerçek bir kişiye ait bilgileri vermişse TCK 268 oluşabilir. Ancak yalnızca infazdan kaçmak veya kimliğini gizlemek amacı varsa olay TCK 206 veya başka hükümler kapsamında tartışılabilir.

Bu suçta mağdurun zarar görmesi şart mı?
Hayır. Kimlik bilgileri kullanılan kişi hakkında fiilen dava açılması veya ceza verilmesi şart değildir. Ancak beyanın adli süreci o kişiye yönlendirme tehlikesi doğurması gerekir.

Ceza Davalarında Avukatın Rolü ve Savunma Stratejisinin Önemi

Ceza avukatı, Ceza Hukuku kapsamında yapılan ceza yargılamasında müşteki veya sanığın haklarını savunarak mahkemede onu temsil eden kişidir. Ceza Hukuku davalarında hak kaybı yaşanması durumları geri dönülemez ve telafisi olunamaz sonuçlar doğurabilmektedir. Bu nedenle de hak kayıpları veya mağduriyetler yaşamamak adına uzman bir ceza avukatı ile çalışılmasını önermekteyiz.

YAZAR: STJ AV. SERENAY ŞAHİN

Hukuki Bilgi ve Destek

Profesyonel hukuki destek almak, hukuki sürecinizde haklarınızın en iyi şekilde savunulması için gereklidir. Bu nedenle hak kaybı yaşamamak adına profesyonel bir avukat desteği almak son derece önemli olacaktır.

İstanbul Avukat Adresi:

Teşvikiye Mahallesi Hüsrev Gerede Caddesi No:104 Kat:4 Nişantaşı/Şişli/İstanbul

İstanbul Avukat Telefon Numarası:

+90 212 890 50 24

E-Posta Adresi:

info@temizerhukuk.com