Ara

Gerçeğe Aykırı Bilirkişilik ve Tercümanlık Suçu (TCK 276)

Gerçeğe Aykırı Bilirkişilik ve Tercümanlık Suçu (TCK 276)

Gerçeğe aykırı bilirkişilik ve tercümanlık suçu, Türk ceza Kanunu’nun Adliyeye Karşı İşlenen Suçlar başlığı altında düzenlenmektedir ve yargı süreçlerinde adaletin doğru tecelli etmesini sağlamak amacıyla ihdas edilmiştir. Bu suç, yargı mercileri veya suçtan dolayı kanunen soruşturma yapmak ya da yemin altında tanık dinlemek yetkisine sahip kişi/kurullar tarafından görevlendirilen bilirkişinin gerçeğe aykırı mütalaada bulunması veya tercümanın ifade veya belgeleri kasten yanlış tercüme etmesi ile oluşmaktadır.

Bu suç tipinin düzenlenmesindeki temel amaç ise mahkemelerin ve savcılıkların teknik veya özel bilgi gerektiren alanlarda doğru bilgiye ulaşma hakkını korumak şeklindedir. Biz de içeriğimizde TCK 276 hakkında tüm detaylardan bahsederek sizi bilgilendirmeye çalışacağız.

Gerçeğe Aykırı Bilirkişilik ve Tercümanlık Suçu TCK 276
Gerçeğe Aykırı Bilirkişilik ve Tercümanlık Suçu TCK 276

Gerçeğe Aykırı Bilirkişilik ve Tercümanlık Suçu Nedir?

Adaletin doğru işlemesini sağlamak ve yargı mercilerinin doğru bilgiye ulaşma hakkını korumak amacıyla düzenlenen bu suç tipi Türk ceza Kanunu madde 276′ da Adliyeye Karşı İşlenen Suçlar bölümünde düzenlenmektedir. TCK 276 uyarınca suçun gerçekleşeceği iki durum mevcuttur. Bu iki durum şu şekildedir:

Yargı mercileri veya suçtan dolayı kanunen soruşturma yapmak ya da yemin altında tanık dinlemek yetkisine sahip bulunan kişi veya kurullar (mesela savcılık) tarafından görevlendirilen;

  • Bilirkişinin gerçeğe aykırı mütalaada bulunması durumunda,
  • Tercümanın ifade veya belgeleri gerçeğe aykırı olarak tercüme etmesi, durumunda oluşmaktadır.

Ayrıca belirtelim ki bu suç tipinin oluşabilmesi için bazı şartların gerçekleşmesi yani bazı unsurların var olması gerekmektedir ve bu unsurlar şu şekildedir:

  • Görevlendirme merci bakımından bu suçun oluşması için bilirkişi veya tercümanın mutlaka mahkemeler, hakimlikler veya savcılık gibi yargısal nitelikli mercilerce atanmış olması gerekmektedir.
  • Suçun faili yalnızca kanunen görevlendirilen bilirkişi veya tercüman olup tarafların özel olarak görüş aldığı uzmanlar bu suçun faili olamazlar.
  • Bu suç kasten işlenen bir suçtur. Dolayısıyla bilirkişi veyahut tercümanın hatalı işlemi bu suçun oluşmasını sağlamaz. Suçun oluşması için kasten işlenmiş olması gerekmektedir.
  • Bu suçun işlenmesi için söz konusu olan fiilin; bilirkişi için gerçeğin tümüyle gizlenmesi, kısmen açıklanması veya değiştirilerek sunulması; tercüman için ise belgelerin veya beyanların kasten yanlış çevrilmesi şeklindedir.

Gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık yapan kişilere Türk Ceza Kanunu madde 276 gereğince üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezası verilmektedir.


Ceza Hukuku alanında merak ettiğiniz diğer konular hakkında da bilgi almak isterseniz, ilgili kategorimize göz atabilirsiniz.


Gerçeğe Aykırı Bilirkişilik ve Tercümanlık Suçunun Unsurları

TCK madde 276 ‘ da düzenlenen bu suç tipi yargı süreçlerinin güvenilirliğini korumayı amaçlayan bir suçtur. Bu suç tipinin oluşabilmesi için Türk Ceza Kanunu gereğince tipiklik unsurları olan suçun maddi ve manevi unsurlarının gerçekleşmesi gerekmektedir.

Suçun Faili

Bu suçun faili bakımından özgü bir suçtur. Suçun özgü bir suç olması demek; suçun herkes tarafından işlenemeyeceği belirli, yani özgü, kişilerce işlenmesi anlamına gelmektedir. Bu noktada bu suçun failleri şu şekildedir:

Failin, mutlaka yargı mercileri (mahkemeler, hakimlikler) veya suçtan dolayı kanunen soruşturma yapmak/yemin altında tanık dinlemek yetkisine sahip kişi/kurullar (örneğin savcılık) tarafından görevlendirilmiş bilirkişi veya tercüman olması gerekmektedir. Ayrıca belirtelim ki tarafların kendi istekleriyle özel olarak görüş aldığı uzmanlar veya “uzman görüşü” sunan kişiler bu suçun faili olamazlar.

Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre İcra Daireleri veya Tüketici Hakem Heyetleri gibi merciler “yargı mercii” kapsamında sayılmadığından, bu birimlerde görev yapanların gerçeğe aykırı beyanları, TCK 276 değil; “görevi kötüye kullanma” veya “resmi belgede sahtecilik” suçlarını oluşturabilir.

Maddi Unsur: Gerçeğe Aykırı Mütalaa veya Beyanda Bulunma

Bilirkişinin gerçeğe aykırı mütalaada bulunması, tercümanın gerçeğe aykırı beyanda bulunması bu suçun maddi unsuru olan fiil unsurudur. Bu suç tipi bilirkişiler İçin gerçeğin tümüyle gizlenmesi, kısmen açıklanması veya gerçeğin tamamen/kısmen değiştirilerek mütalaa verilmesi şeklinde gerçekleşir olup bilirkişinin elde ettiği bulguları farklı oran, miktar veya nitelikte göstermesi suçun maddi unsurunu oluşturur

Bu suç tipi tercümanlar için İfade veya belgelerin kasten yanlış şekilde tercüme edilmesi şeklinde gerçekleşmektedir. Bu suç, gerçeğe aykırı raporun veya tercümenin ilgili mercie sunulduğu/ibraz edildiği anda tamamlanmış sayılmaktadır.

Manevi Unsur: Suçun Kastla İşlenmesi

Bu suç ancak ve ancak kastla işlenebilmektedir. Bu suçun taksirle işlenebilmesi mümkün değildir. Bu noktada suçun kasten işlenmesi suçun manevi unsurudur.

Gerçeğe Aykırı Bilirkişilik ve Tercümanlık Suçu Cezası 2026
Gerçeğe Aykırı Bilirkişilik ve Tercümanlık Suçu Cezası 2026

Gerçeğe Aykırı Bilirkişilik ve Tercümanlık Suçunun Cezası 2026

Gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık suçu TCK madde 276′ da düzenlenmiş olup bu suçu işleyen kişiler hakkında üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunmaktadır.

TCK’nin 276. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca; yargı mercileri veya kanunen soruşturma yapmaya yetkili makamlarca görevlendirilen bilirkişinin gerçeğe aykırı mütalaada bulunması veya tercümanın beyan/belgeleri kasten yanlış tercüme etmesi halinde: fail hakkında üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Bu ceza miktarı hem bilirkişiler hem de tercümanlar için aynı olup ayrıca belirtelim ki suçun alt sınırının üç yıl gibi yüksek bir süre olması nedeniyle, verilen cezanın adli para cezasına çevrilmesi, ertelenmesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) mümkün değildir.

Cezayı Artıran Nitelikli Haller

TCK 276 maddesi gereğince cezayı artıran durumları şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Failin gerçeğe aykırı rapor düzenlemesi veya raporu düzenlerken hatalı tercüme yapmasının devam eden yargılamanın sonucunu veya gidişatını doğrudan etkilemesi halinde bu durum cezanın belirlenmesinde bir ağırlaştırıcı unsur olarak kabul edilecektir.
  • Bilirkişinin veya tercümanın, kendi akrabalarına veya yakınlarına menfaat sağlamak amacıyla gerçeği çarpıtması hallerinde, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, bu haller; suçun daha ağır bir biçimi olarak değerlendirilmekte ve cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesine gerekçe oluşturabilmektedir.
  • Kamu kurumlarını yanıltmak amacıyla kasıtlı görüşler sunmak suçun ağırlaştırılmış halleri arasında kabul edilmektedir.

Bu saydığımız nitelikli haller ağırlaştırıcı sebep olup bu hallerden birinin bile gerçekleşmesi halinde mahkeme, yasal sınır olan 3 ile 7 yıl arasındaki ceza miktarını belirlerken bu ağırlaştırıcı nedenleri dikkate alarak daha yüksek bir cezaya hükmedecektir.

TCK 276 Kapsamında Etkin Pişmanlık Hükümleri

Türk Ceza Kanunu’nun 276. maddesinde düzenlenen gerçeğe aykırı bilirkişilik ve tercümanlık suçu, yargı sisteminin işleyişine karşı işlenen bir suçtur. Bundan mütevellit yaptırım bakımından hapis cezasının alt sınırı yüksek tutulmuştur ve suçun yaptırımına uygulanabilecek hukuki müesseseler bakımından sıkı kurallar söz konusudur. Etkin pişmanlık müessesesi Türk Ceza Kanunu’nda bir ceza indirim sebebidir.

Türk Ceza Hukuku mevzuatımızda etkin pişmanlık, kişinin işlediği suçtan dolayı özgür iradesiyle pişmanlık duyarak, suçun doğurduğu zararları gidermesi veya suçun aydınlatılmasına önemli katkılarda bulunması şeklindedir. Bu noktada kişinin etkin pişmanlık hali cezasının yaptırımında indirime gidilmesine sebep olacaktır.

Türk Ceza Hukuku mevzuatımızda bu suç tipi için kanunda bir etkin pişmanlık düzenlemesi söz konusu değildir. Etkin pişmanlık hükümleri gasp ve yağma gibi malvarlığına karşı işlenen suçlarda düzenlenirken bu suç tipi Adliye’ye karşı işlenen suçlar arasında olup bu suç tipi ile ilgili bir etkin pişmanlık düzenlemesi söz konusu değildir.


Etkin Pişmanlık ile ilgili daha detaylı bilgi almak isterseniz, ilgili içeriğimize göz atabilirsiniz.


Adli Para Cezasına Çevirme, HAGB ve Cezanın Ertelenmesi

Hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi, işlenen bir suç nedeniyle hükmedilen kısa süreli hapis cezasının, failin kişiliği, sosyal durumu ve ekonomik durumunun göz önünde bulundurulmasıyla beraber cezanın, mahkeme tarafından devlet hazinesine ödenecek belirli bir miktar paraya dönüştürüldüğü bir ceza hukuku müessesesidir.

Erteleme, mahkeme tarafından belirlenen hapis cezasının cezaevinde infaz edilmesinden şartlı olarak vazgeçilmesidir. HAGB ise  CMK 231′ de düzenlenir olup ceza mahkemesinin hükmettiği adli para veya hapis cezasının sanık hakkında sonuç doğurmaması ve denetim süresi iyi halli geçirilirse davanın düşmesine yol açan bir bireyselleştirme kurumu olmaktadır. HAGB kararının istinaf edilmesi söz konusudur.

Gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık suçunun alt sınırı nedeniyle hükmedilen hapis cezasının ertelenmesi, hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve adli para cezasına çevrilmesi mümkün değildir.


Adli Para Cezası ve HAGB alanı ile ilgili detaylı bilgi için içeriğimiz göz atabilirsiniz.


Şikayet Süresi, Zamanaşımı ve Uzlaşma Şartları

Şikayete bağlı suçlarda, şikayete bağlı suç için soruşturma ve kovuşturma başlatılabilmesi için mağdurun veya suçtan zarar gören kişinin bizzat yetkili makamlara şikayeti gerekmektedir. Bu suç tipi şikayete bağlı suçlar arasında yer almamaktadır. Bu suç tipi resen yani kendiliğinden savcılık tarafından soruşturulan suçlar arasında yer almaktadır.

Ezcümle bu suç resen soruşturulan bir suç tipi olduğundan dolayı yani Savcılığın kendiliğinden soruşturma başlatacağı bir suç olduğundan dolayı şikayetten vazgeçilmesi, kamu davasının düşmesi sonucunu doğurmayacaktır.

TCK 276 kapsamında düzenlenen bu suç, uzlaşma kapsamında olan suçlardan olmadığından mütevellit  şüpheli ile mağdurun bir uzlaştırmacı aracılığıyla anlaşması ve davanın bu yolla kapatılması mümkün olmayacaktır.

Görevli ve Yetkili Mahkeme Hangisidir?

Gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık suçu nedeniyle yapılacak yargılamalarda görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da delillerin takdir ve değerlendirmesinin asliye. ceza mahkemesine ait olduğu vurgulanmıştır

Genel yetki kuralı gereğince suçun işlendiği yerdeki asliye ceza mahkemesi yetkili mahkemedir. Suç, gerçeğe aykırı mütalaanın veya tercümenin ilgili mercie sunulduğu anda tamamlandığı için raporun sunulduğu yer mahkemesi yetkili kabul edilecektir.

Eğer bilirkişilik faaliyeti “yargı mercii” sayılmayan bir birimde (Mesela İcra Daireleri veya Tüketici Hakem Heyetleri) gerçekleşmişse, eylem TCK 276 kapsamında değil; görevi kötüye kullanma veya resmi belgede sahtecilik suçları kapsamında değerlendirilecektir. Bu hallerde davanın niteliğine göre görevli mahkeme de değişkenlik gösterecektir.

Gerçeğe Aykırı Bilirkişilik ve Tercümanlık Suçu ile İlgili Yargıtay Kararları

  • Ceza Dairesi 2023/4322 E., 2024/210 K.

İlgili Yargıtay kararında Konya’da bir miras davasında (muris muvazaası), bir inşaat mühendisi taşınmazın değerini belirlemek üzere bilirkişi olarak atanmaktadır.  Mühendis aynı ev için kısa aralıklarla mahkemeye iki rapor sunar ve bu iki rapor arasındaki farklar dikkat çeker.

Raporlar arasındaki büyük rakamsal farklar üzerine bilirkişi hakkında “Gerçeğe aykırı bilirkişilik yapma” (TCK m.276) suçundan ceza davası açılmıştır.

Asliye Ceza Mahkemesi tarafından önce beraat kararı verilip şikayetçinin itirazı üzerine dosyanın bozulduğu olayda yeniden yapılan yargılamada mühendise 2 yıl 6 ay hapis cezası verilir olup olay en son Yargıtay’a intikal etmiştir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi tarafından bilirkişiye verilen 2 yıl 6 ay hapis cezasını hukuka uygun bulunarak onanmıştır. Yargıtay’ın bu kararda altını çizdiği hukuki ilkeleri şu şekilde açıklayalım:

  • Gerçeğe aykırı bilirkişilik suçu, hazırlanan gerçek dışı raporun mahkemeye sunulduğu (ibraz edildiği) anda tamamlanır.
  • Bilirkişinin daha sonra itiraz üzerine bir “ek rapor” düzenleyip doğruları yazması, ilk raporda işlenen suçu ortadan kaldırmaz olup
  • Kanun, adli makamlara doğru bilgi verilmesini güvence altına almaktadır. Bilirkişinin hangi amaçla veya hangi psikolojiyle (heyecan, acele, kopyala-yapıştır hatası vb.) yanlış beyanda bulunduğunun önemi olmayacaktır.

Raporun gerçeğe aykırı olduğunu bilerek mahkemeye verilmesi suç için yeterlidir.

  • Ceza Dairesi 2020/7635 E., 2020/693 K.

Yargıtay 9. Ceza Dairesinin bu kararı (2020/693 K.), hem bu tür inatlaşmalarda son sözü kimin söylediğini gösteriyor hem de ölümlü iş kazalarında tek bir kişinin raporuyla ceza verilemeyeceği hususu detaylıca açıklanır.

Somut olayda İzmir’de ölümlü bir iş kazası meydana gelmesi üzerine bu kazayla ilgili davada, bir bilirkişinin hazırladığı raporun “gerçeğe aykırı” olduğu iddiası üzerine o bilirkişi hakkında dava açılmaktadır. Yerel Mahkeme uyarınca İzmir 3. Asliye Ceza Mahkemesi, bu bilirkişiyi cezalandırmak için yine tek bir bilirkişiden görüş alıp sanığı mahkûm etmektedir.

Yargıtay’a intikal eden dosya bakımından Yargıtay “Ölümlü iş kazasında kusur tespiti gibi ciddi bir iş, tek bir kişinin dudağı arasına bırakılamaz” diyerek kararı bozmaktadır. Yargıtay’ın bu kararı bozmasındaki sebebi ise bir bilirkişinin “gerçeğe aykırı rapor verdiği” iddiası ile onu cezalandırmanın doğru olmadığı hususu tek bir uzmanın raporuyla yapılamayacaktır. Bizzat İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) uzmanlarından oluşan koca bir heyet (komisyon) kurup o heyetten rapor alınması gerekmektedir.

  • Yargıtay 21. Ceza Dairesi – Karar: 2016/2101

Somut olayda bir köyde kadastro tespiti yapılırken mahalli bilirkişi olarak görevlendirilen sanıklar, iddiaya göre köyün ortak malı olan, herkesin hayvanını otlattığı meraları sanki şahsi mallarıymış gibi gösterir ve sonuçta bu meralar bilirkişilerin kendilerinin ve akrabalarının üzerine tapulanır

Bu durum fark edilip haklarında dava açılması üzerine davaya bakan alt derece mahkemesi (muhtemelen o dönemki Sulh Ceza Mahkemesi), davayı kendisi yürütüp bir karar verir olup dosya Yargıtay’ın önüne geldiğinde ise Yargıtay kararı bozmuştur.

Yargıtay’ın yerel mahkeme kararını bozarkenki ilkeleri şu şekildedir: Sanıklar her ne kadar köyden seçilmiş sıradan vatandaşlar olsalar da, kadastro sırasında devlet adına görev yaptıkları için tıpkı bir mahkeme uzmanı gibi “Gerçeğe aykırı bilirkişilik” (TCK m.276) suçundan yargılanmalıdırlar.

Alt derece mahkemeleri, kanunun daha ağır ceza öngördüğü suçlara bakamazlar. TCK 276. maddesindeki bu suçun delillerini tartışma, değerlendirme ve cezayı kesme yetkisi daha üst bir mahkeme olan Asliye Ceza Mahkemesi’ne aittir. Küçük mahkeme durumu anladığı an “Bu iş beni aşar” diyerek görevsizlik kararı vermeli ve dosyayı yukarı göndermeliydi.

Sıkça Sorulan Sorular  

Bilirkişinin Raporundaki Hata Suç Oluşturur Mu?

Bilirkişinin raporundaki her bir hata bu suçun konusu olmamaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için bilirkişinin gerçeği bilerek ve isteyerek saptırması, gizlemesi veya değiştirmesi kastıyla hareket etmesi gerekmektedir.

Bilirkişinin yalnızca bilgi eksikliği, tecrübesizlik, dikkatsizlik veya özen eksikliği nedeniyle hatalı mütalaa vermesi cezai sorumluluk doğurmamaktadır.

Mesleki yetersizlikten kaynaklanan yanlış raporlar ancak disiplin sorumluluğu bakımından bir yaptırıma konu olabilir, ancak TCK 276 kapsamında bir suç oluşturmayacaktır.

Gerçeğe Aykırı Bilirkişilik Suçu Şikayete Tabi Midir?

Hayır bu suç şikayete tabi bir suç değildir. Savcılık tarafından kendiliğinden (resen) soruşturulacak bir suç tipi olup TCK’ da Adliye’ye Karşı İşlenen suçlar arasında düzenlenmektedir

Tercümanın Yanlış Çeviri Yapması Her Durumda TCK 276’ya Girer Mi?

Hayır her yanlış çeviri bu suç kapsamına girecek durum teşkil etmemektedir. Ancak iki durum sonucunda TCK 276 söz konusu olup bu durumlar şu şekildedir:

  • Tercümanın yanlış anlamadan kaynaklanan basit bir hata yapması yeterli olmamakta ifade veya belgeleri kasten (gerçeği bilerek) yanlış tercüme etmesi şart olmaktadır.
  • Tercümanın mutlaka mahkemeler, savcılık gibi yargısal nitelikli merciler veya yemin altında tanık dinleme yetkisine sahip kurumlar tarafından görevlendirilmiş olması gerekir.

Yargıtay yerleşik içtihatları gereğince İcra Daireleri veya Tüketici Hakem Heyetleri gibi birimler “yargı mercii” sayılmadığından, bu kurumlarda yapılan gerçeğe aykırı tercümeler TCK 276 kapsamında değil; “görevi kötüye kullanma” veya “resmi belgede sahtecilik” gibi diğer suçlar kapsamında değerlendirilecektir.

SERENAY ŞAHİN

Hukuki Bilgi ve Destek

Profesyonel hukuki destek almak, hukuki sürecinizde haklarınızın en iyi şekilde savunulması için gereklidir. Bu nedenle hak kaybı yaşamamak adına profesyonel bir avukat desteği almak son derece önemli olacaktır.

İstanbul Avukat Adresi:

Teşvikiye Mahallesi Hüsrev Gerede Caddesi No:104 Kat:4 Nişantaşı/Şişli/İstanbul

İstanbul Avukat Telefon Numarası:

+90 212 890 50 24

E-Posta Adresi:

info@temizerhukuk.com