Sevgililer gününün gelmesiyle birlikte merak edilenlerden biri de “Sevgililer gününü kutlamamak boşanma sebebi sayılır mı?” sorusunun cevabıdır. Türk Medeni Kanunu’nda “Sevgililer Günü’nü kutlamamak” şeklinde, adı konulmuş bağımsız bir boşanma sebebi yoktur. Sevgililer gününü kutlamama şeklindeki uyuşmazlıkların hukuki dayanağı, evlilik birliğinin, ortak hayatın sürdürülmesi beklenemeyecek ölçüde sarsılması bir başka deyişle şiddetli geçimsizliktir. Bu noktada mahkemenin önüne gelen konu, takvimdeki bir günün “kutlanıp kutlanmadığı” değildir; eşlerden birinin diğerini evlilik ilişkisi içinde düzenli biçimde ihmal edip etmediği, yanında durup durmadığı, ortak yaşamın gerektirdiği özeni gösterip göstermediği ve bunun evlilik birliğini fiilen çökertip çökertmediğidir.
Sevgililer Gününü Kutlamamak Boşanma Sebebi Sayılır mı? | Yargıtay Kararı
Yargıtay uygulaması, özel günleri ve sosyal ortamları, evlilik içi ilgisizlik ve yalnız bırakma davranışlarının somutlaştığı alanlar olarak ele alır. Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 04.10.2016 tarihli, 2015/20218 E., 2016/13513 K. sayılı kararında; yerel mahkemenin kadını tamamen kusurlu kabul ederek kadının davasını reddetmesi doğru bulunmamış, erkeğin de boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kusurlu olduğu kabul edilmiştir. Kararda erkeğin eşine karşı ilgisiz davrandığı, eşini sürekli özel günlerde ve sosyal ortamlarda yalnız bıraktığı olgusu açıkça kusur hanesine yazılmıştır.
Bu çerçevede “Sevgililer Günü” iddiası, dosyada çoğu zaman tek başına değil, evlilik içindeki genel davranış çizgisinin bir görünümü olarak yer bulur. Özel günlerde eşin yanında olmamak; evlilik yıldönümü, doğum günü gibi zamanlarda yok saymak; birlikte gidilmesi beklenen sosyal ortamlarda eşini yalnız bırakmak; bu konuda yapılan konuşmalarda geri adım atmamak; ilgisizliği sürdürmek; ortak yaşamın gerektirdiği iletişim ve birlikte hareket etme iradesini giderek ortadan kaldırmak… Bu tablo, evliliğin içini boşaltan ve ortak hayatı sürdürülemez hale getiren bir olguya dönüşüyorsa, TMK m.166 kapsamında boşanma sonucuna götürebilir. Yargıtay’ın kararında asıl önem taşıyan nokta da “özel gün” ifadesinin, bu ilgisizlik ve yalnız bırakma davranışının sürekliliğine işaret etmesidir.
Uygulamada bu tür iddiaların sonuç doğurabilmesi, soyut bir yakınmaya değil, somut vakıalara dayanmasına bağlıdır. Boşanma davasında mahkeme, “hediye alınmadı” gibi yoruma açık cümlelerle değil; hangi tarihte ne yaşandığı, eşin hangi ortamda nasıl yalnız bırakıldığı, bu davranışların kaç kez tekrarlandığı, taraflar arasında iletişimin nasıl koptuğu, evlilik düzeninin hangi aşamada fiilen dağıldığı gibi olgularla kanaat oluşturur. Kararda kusur olarak kabul edilen husus da bir defalık bir aksama değil; özel günler ve sosyal ortamlarda eşin yanında durmama davranışının süreklilik göstermesidir.

Sevgililer Gününü Kutlamamak Manevi Tazminat Gerektirir mi?
Bu tür dosyalarda kusur tespiti, yalnızca boşanma hükmüne değil, boşanmanın fer’ilerine de etki eder. Boşanmaya sebep olan olaylar nedeniyle kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, şartları oluştuğunda manevi tazminat talep edebilir (TMK m.174/2). Özel günlerde yalnız bırakma olgusu her dosyada kişilik hakkına saldırı sayılmaz; ancak davranış, eşin sosyal çevre içinde değersizleştirilmesi, sistematik dışlanması, küçük düşürülmesi veya onur kırıcı bir mahiyet kazanması halinde manevi tazminat tartışması hukuki zemine oturur. Burada belirleyici ölçüt, somut olayın kişilik değerlerine yönelen bir ağırlığa ulaşıp ulaşmadığıdır.
Boşanmada manevi tazminat konulu makalemize buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.
SONUÇ
Sonuç olarak, Sevgililer Günü’nü kutlamamak başlığı, boşanma davalarında tek başına bir “sebep” gibi ele alınmaz; fakat eşe karşı ilgisizlik ve özel günlerde/sosyal ortamlarda yalnız bırakma davranışı süreklilik kazanmışsa, bu davranış Yargıtay içtihadında kusur olarak kabul edilebilir ve TMK m.166 kapsamında boşanmaya dayanak yapılabilir. Bu yaklaşımın merkezinde, günün adı değil, evlilik birliğinin içinde ortaya çıkan ilgisizlik ve yalnız bırakma davranışının evliliği fiilen sürdürülemez hale getirip getirmediği vardır.
Çekişmeli boşanma davası nasıl açılır konulu makalemize buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.
SIKÇA SORULAN SORULAR
1) Sevgililer Günü’nü kutlamamak tek başına boşanma sebebi sayılır mı?
Tek bir günün kutlanmaması, çoğu dosyada tek başına boşanma kararına götüren bir olgu olarak görülmez. Mahkeme, ilgisizlik ve eşini özel günlerde/sosyal ortamlarda yalnız bırakma davranışının süreklilik kazanıp kazanmadığına bakar. Yargıtay da bu tür süreklilik gösteren davranışları kusur kapsamında değerlendirebilmektedir.
2) Sevgililer Günü dışında hangi özel günler bu kapsamda önem kazanır?
Evlilik yıldönümü, doğum günü, bayramlar ve benzeri günlerde eşin yok sayılması veya yalnız bırakılması, dosyada “süreklilik” ve evlilik birliğine etkisiyle birlikte ele alındığında kusur değerlendirmesine konu olabilir.
3) “Sosyal ortamlarda yalnız bırakma” ne demektir?
Düğün, davet, aile toplantısı, ziyaret, gezi gibi ortamlarda eşin yanında durmamak; birlikte katılım beklenen yerlere tek gitmek; eşini çevre içinde yalnız bırakmak veya eşinden uzak durmayı alışkanlık haline getirmek bu kapsamda değerlendirilir.
4) Bu iddia nasıl ispatlanır?
Somut olayın detaylı anlatımı ve delil gerekir. Özel günlerde yaşanan olaylar tarihleriyle yazılır; mesajlaşmalar, tanık beyanları ve sosyal ortamlarda yaşanan yalnız bırakma hâllerini doğrulayan her nevi anlatımlar dosyada önem kazanır.
5) Bu tür davranışlar tazminat doğurur mu?
Her durumda tazminat doğmaz. Ancak davranış, eşin kişilik haklarını zedeleyen bir boyuta ulaşmışsa (sistematik dışlama, küçük düşürme, değersizleştirme gibi) manevi tazminat talebi gündeme gelebilir; mahkeme somut olaya göre değerlendirir.














