Ara

Şahsi Cezasızlık veya Cezada İndirim Yapılmasını Gerektiren Şahsi Sebepler (TCK 167)

Şahsi Cezasızlık veya Cezada İndirim Yapılmasını Gerektiren Şahsi Sebepler (TCK 167)

Şahsi cezasızlık veya cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebepler, TCK m. 167 kapsamında düzenlenmiştir. İlgili madde, belirli suçlarda fail ile mağdur arasındaki yakın aile ve akrabalık ilişkisini dikkate alarak ceza sorumluluğuna ilişkin özel hükümler öngörmektedir. Düzenleme kapsamında, yağma ve nitelikli yağma suçları hariç olmak üzere malvarlığına karşı işlenen bazı suçların eş, üstsoy, altsoy, evlatlık, evlat edinen veya belirli derecedeki diğer akrabalar aleyhine işlenmesi halinde fail hakkında cezaya hükmedilmemesi ya da verilecek cezada indirim yapılması mümkün olmaktadır.

Şahsi cezasızlık sebepleri, suçun hukuka aykırılığını veya failin kusurluluğunu ortadan kaldırmamakta; yalnızca belirli kişisel ve ailevi ilişkiler nedeniyle failin cezalandırılmamasını sağlamaktadır. Biz de sizin için hazırladığımız bu içerikte şahsi cezasızlık ve cezada indirim sebepleri ile TCK m. 167’nin kapsamı, uygulanma şartları ve hukuki sonuçları incelenecek ve Yargıtay kararları doğrultusunda ortaya çıkan hukuki tartışmalar değerlendirilecektir.

Şahsi Cezasızlık veya Cezada İndirim Yapılmasını Gerektiren Şahsi Sebepler Maddesi Nedir?

Türk Ceza Kanunu‘nun 167. maddesi, malvarlığına karşı işlenen bazı suçlar bakımından şahsi cezasızlık sebepleri ile cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebepleri düzenlemektedir. Bu hüküm, fail ile mağdur arasında bulunan belirli aile ve akrabalık ilişkilerinin varlığı halinde ceza sorumluluğuna ilişkin özel sonuçlar öngörmektedir.

Madde iki farklı hukuki sonuç öngörmektedir. Birinci fıkrada düzenlenen durumlarda fail hakkında cezaya hükmolunmazken, ikinci fıkrada belirtilen akrabalık ilişkilerinin varlığı halinde verilecek ceza şikâyet üzerine yarı oranında indirilmektedir. Bu nedenle TCK m. 167, hem şahsi cezasızlık sebeplerini hem de cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebepleri bünyesinde barındıran özel bir düzenleme niteliğindedir.


Ceza Hukuku alanında merak ettiğiniz diğer konular hakkında da bilgi sahibi olmak isterseniz, ilgili kategorimizi inceleyebilirsiniz.


Şahsi Cezasızlık ve Cezada İndirim Halleri
Şahsi Cezasızlık ve Cezada İndirim Halleri

TCK m. 167 Kapsamında Şahsi Cezasızlık ve Cezada İndirim Halleri

TCK m. 167’de düzenlenen şahsi cezasızlık sebebi ve cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebepler, yalnızca malvarlığına karşı suçlar bakımından uygulanmaktadır. Kanun koyucu, aile bireyleri arasındaki belirli akrabalık ilişkilerini dikkate alarak bazı durumlarda failin cezalandırılmamasını, bazı durumlarda ise verilecek cezanın azaltılmasını öngörmüştür.

Bu nedenle makalede TCK m. 167/1 ile TCK m. 167/2 ayrı ayrı ele alınacaktır. Birinci fıkra; haklarında ayrılık kararı verilmemiş eş, üstsoy-altsoy, bu derecede kayın hısımları, evlat edinen-evlatlık ve aynı konutta birlikte yaşayan kardeş bakımından ceza verilmesine yer olmadığı sonucunu doğurur. İkinci fıkra ise; haklarında ayrılık kararı verilmiş eş, aynı konutta birlikte yaşamayan kardeş ve aynı konutta birlikte yaşayan amca, dayı, hala, teyze, yeğen veya ikinci derece kayın hısımları bakımından şikâyet üzerine cezanın yarı oranında indirilmesini düzenler.

Malvarlığına karşı suçlar kapsamı ise, bir kişinin sahip olduğu para, eşya, taşınır veya taşınmaz mallar ile ekonomik değeri bulunan diğer haklarına yönelik hukuka aykırı fiilleri ifade etmektedir. Başka bir ifadeyle, kişinin sahip olduğu malın izinsiz alınması, zarar görmesi, hileli davranışlarla elinden çıkarılması veya ekonomik değer taşıyan haklarının ihlal edilmesi malvarlığına karşı suçları gündeme getirmektedir.

Malvarlığına karşı suçlar arasında hırsızlık, dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma ve mala zarar verme suçları yer almaktadır. Örneğin bir kişinin eşyasının gizlice alınması hırsızlık suçunu, aldatıcı davranışlarla maddi zarara uğratılması dolandırıcılık suçunu, emanet edilen bir malın amacı dışında kullanılması güveni kötüye kullanma suçunu, bir aracın veya evin zarar görmesi ise mala zarar verme suçunu oluşturabilmektedir.

Bunun yanında kaybolmuş bir eşyanın sahibine teslim edilmeyerek sahiplenilmesi, başkasına ait hizmetlerden bedel ödemeksizin yararlanılması veya taşınmaz üzerindeki kullanım hakkının ihlal edilmesi gibi fiiller de malvarlığına karşı suçlar arasında yer almaktadır.

TCK m. 167’de düzenlenen şahsi cezasızlık ve cezada indirim hükümleri yalnızca bu nitelikteki suçlar bakımından uygulanabilmektedir. Bu kapsamda hırsızlık, kullanma hırsızlığı, mala zarar verme, hakkı olmayan yere tecavüz, güveni kötüye kullanma, bedelsiz senedi kullanma, dolandırıcılık, nitelikli dolandırıcılık, kaybolmuş veya hata sonucu ele geçen eşya üzerinde tasarruf, karşılıksız yararlanma, hileli iflas, taksirli iflas, şirket veya kooperatifler hakkında yalan bilgi verme, suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi ve bilgi vermeme gibi suçlarda TCK m. 167 hükümleri gündeme gelebilmektedir.

Buna karşılık yağma ve nitelikli yağma suçları, malvarlığına karşı suçlar arasında yer almakla birlikte TCK m. 167 kapsamı dışında bırakılmıştır. Yağma suçu, kişinin malının cebir veya tehdit kullanılarak alınmasını ifade etmektedir. Bu nedenle fail ile mağdur arasında kanunda belirtilen akrabalık ilişkilerinden biri bulunsa dahi, yağma ve nitelikli yağma suçlarında şahsi cezasızlık veya cezada indirim hükümlerinin uygulanması mümkün değildir.

Haklarında Ayrılık Kararı Verilmemiş Eşler

TCK m. 167/1-a uyarınca, haklarında mahkeme tarafından verilmiş bir ayrılık kararı bulunmayan eşler arasında işlenen malvarlığına karşı suçlarda şahsi cezasızlık sebebi uygulanmaktadır. Bu düzenlemenin temel amacı, evlilik birliği içerisinde ortaya çıkan malvarlığı uyuşmazlıklarının mümkün olduğunca ceza hukuku alanına taşınmasını önlemektir. Eşler arasında ekonomik ve sosyal bir birlik bulunduğundan, kanun koyucu bu ilişkiyi diğer kişiler arasındaki ilişkilerden farklı değerlendirmiştir. Ancak hükmün uygulanabilmesi için suç tarihinde evlilik birliğinin devam ediyor olması ve eşler hakkında verilmiş bir ayrılık kararının bulunmaması gerekir.

Üstsoy ve Altsoy

Üstsoy ve altsoy arasındaki ilişki, aile hukukunun en güçlü akrabalık bağlarından birini oluşturmaktadır. Bu nedenle kanun koyucu, anne, baba, çocuk, torun ve benzeri yakın hısımlar arasında işlenen malvarlığına karşı suçlarda ceza verilmemesini öngörmüştür. Burada amaç, aile içindeki malvarlığına ilişkin anlaşmazlıkların cezai yaptırımlardan ziyade aile ve özel hukuk ilişkileri çerçevesinde çözümlenmesini sağlamaktır. Ayrıca üstsoy ve altsoy ilişkisinin derecesi bakımından herhangi bir sınırlama bulunmamaktadır.

Üstsoy veya Altsoy Derecesinde Kayın Hısımları

TCK m. 167/1-b yalnızca kan hısımlığını değil, üstsoy veya altsoy derecesindeki kayın hısımlığını da kapsamaktadır. Bu nedenle kayınvalide, kayınpeder, gelin, damat gibi evlilik yoluyla kurulan ve üstsoy-altsoy derecesine denk gelen kayın hısımları bakımından da şartları varsa şahsi cezasızlık sebebi gündeme gelebilir. Burada dikkat edilmesi gereken husus, her kayın hısmının değil, yalnızca maddede belirtilen derecedeki kayın hısımlarının bu fıkra kapsamında değerlendirilmesidir.

Evlat Edinen ve Evlatlık

Evlat edinme ilişkisi, hukuken soybağına benzer sonuçlar doğurduğundan TCK m. 167 kapsamında özel olarak korunmuştur. Evlat edinen ile evlatlık arasında işlenen malvarlığına karşı suçlarda şahsi cezasızlık sebebinin uygulanmasının temel nedeni, bu ilişkinin aile bağları içerisinde değerlendirilmesidir. Ancak hükmün uygulanabilmesi için evlat edinme ilişkisinin kanuna uygun şekilde kurulmuş olması gerekir. Fiili veya manevi anlamda evlat edinilmiş olmak, tek başına bu hükümden yararlanmak için yeterli değildir.

Aynı Konutta Birlikte Yaşayan Kardeşler

Kardeşler bakımından şahsi cezasızlık sebebinin uygulanabilmesi yalnızca akrabalık bağının varlığına değil, aynı zamanda aynı konutta birlikte yaşama şartının gerçekleşmesine bağlıdır. Kanun koyucu, ortak yaşamın devam ettiği kardeşler arasındaki ekonomik ve sosyal ilişkinin daha güçlü olduğunu kabul ederek bu kişiler bakımından cezasızlık sonucunu öngörmüştür. Buna karşılık kardeşlerin farklı konutlarda yaşamaları halinde artık ortak yaşam ilişkisi zayıfladığından şahsi cezasızlık değil, cezada indirim hükümleri uygulanmaktadır.

Cezada İndirim Yapılacak Haller
Cezada İndirim Yapılacak Haller

TCK m. 167/2 Kapsamında Cezada İndirim Yapılacak Haller

TCK m. 167/2 bakımından cezasızlık değil, şikâyet üzerine cezada indirim söz konusudur. Bu grupta; haklarında ayrılık kararı verilmiş eşler, aynı konutta birlikte yaşamayan kardeşler ve aynı konutta birlikte yaşayan amca, dayı, hala, teyze, yeğen veya ikinci derece kayın hısımları yer alır. Bu hallerde fail tamamen cezasız kalmaz; suç şikâyete bağlı hale gelir ve mahkemece mahkûmiyet kurulacaksa ceza yarı oranında indirilir.

TCK m. 167 Hangi Suçlarda Uygulanır?

TCK m. 167, aile bireyleri arasında işlenen bazı malvarlığına karşı suçlarda ceza sorumluluğunu etkileyen özel bir düzenlemedir. Bu düzenleme kapsamında, eşler, anne-baba, çocuklar ve kardeşler arasında gerçekleşen hırsızlık veya dolandırıcılık gibi fiillerde, bazı durumlarda ceza verilmezken bazı durumlarda cezada indirim yapılabilmektedir.

Eşe Karşı Dolandırıcılık Suçunda TCK m. 167

Dolandırıcılık suçu, TCK’nın malvarlığına karşı suçlar arasında düzenlediği ve TCK m. 167 kapsamında değerlendirilen suçlardan biridir. Bu nedenle eşler arasında işlenen dolandırıcılık suçlarında, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin niteliğine göre şahsi cezasızlık veya cezada indirim hükümleri uygulanabilir. Şöyle ki;

Haklarında mahkeme tarafından verilmiş bir ayrılık kararı bulunmayan eşlerden birinin diğer eşin zararına dolandırıcılık suçunu işlemesi halinde TCK m. 167/1-a hükmü uygulanır ve fail hakkında cezaya hükmolunmaz. Bu durumda suçun işlendiği kabul edilmekle birlikte, kanun koyucu aile birliğinin korunması amacıyla faile ceza verilmemesini öngörmektedir.

Buna karşılık eşler hakkında verilmiş bir ayrılık kararı mevcutsa TCK m. 167/2 hükmü uygulanır. Bu durumda suç şikâyete bağlı hale gelir ve verilecek ceza yarı oranında indirilir. Ancak boşanma kararının kesinleşmesinden sonra taraflar arasındaki eş sıfatı sona ereceğinden, sonradan işlenen dolandırıcılık suçlarında TCK m. 167 hükümlerinin uygulanması mümkün değildir.

Eşe Karşı Hırsızlık Suçunda TCK m. 167

Hırsızlık suçu da TCK m. 167 kapsamında yer alan malvarlığına karşı suçlardan biridir. Haklarında ayrılık kararı bulunmayan eşlerden birinin diğer eşe ait malı alması halinde, TCK m. 167/1-a gereğince fail hakkında ceza verilmez.


Hırsızlık Suçu hakkında daha detaylı bilgi için içeriğimize göz atabilirsiniz.


Bu düzenlemenin amacı, evlilik birliği içerisinde ortaya çıkan malvarlığına ilişkin uyuşmazlıkların mümkün olduğunca ceza hukuku alanına taşınmamasıdır. Bu nedenle eşlerden biri diğer eşin malını almış olsa dahi, kanunda öngörülen şartların bulunması halinde şahsi cezasızlık sebebi uygulanacaktır.

Ancak eşler hakkında ayrılık kararı verilmişse veya boşanma kesinleşmişse, olayın özelliklerine göre TCK m. 167/2 kapsamında cezada indirim uygulanabilecek ya da hüküm tamamen uygulama alanı dışında kalabilecektir.

Kardeşe Karşı Hırsızlık Suçunda TCK m. 167

Kardeşler arasında işlenen hırsızlık suçlarında uygulanacak hüküm, tarafların aynı konutta yaşayıp yaşamadıklarına göre değişmektedir. Kardeşlerin suç tarihinde aynı konutta birlikte yaşamaları halinde TCK m. 167/1-c hükmü uygulanır ve fail hakkında ceza verilmez. Buna karşılık kardeşler farklı konutlarda yaşıyorsa TCK m. 167/2 hükmü uygulanır. Bu durumda suç şikâyete bağlı hale gelir ve verilecek ceza yarı oranında indirilir. Bu nedenle kardeşler arasındaki hırsızlık suçlarında aynı konutta yaşama şartı, şahsi cezasızlık ile cezada indirim arasındaki ayrımı belirleyen en önemli unsurdur.

Anne veya Babanın Malını Alan Çocuğun TCK m. 167 Kapsamında Değerlendirilmesi

TCK m. 167/1-b hükmüne göre üstsoy veya altsoy arasında işlenen malvarlığına karşı suçlarda şahsi cezasızlık sebebi uygulanmaktadır. Bu kapsamda çocuğun anne veya babasına ait bir malı alması ya da anne veya babanın çocuğuna ait bir mal üzerinde suç teşkil eden bir fiil gerçekleştirmesi halinde, kanunda belirtilen şartların bulunması durumunda fail hakkında ceza verilmez.

Burada önemli olan husus, taraflar arasında üstsoy veya altsoy ilişkisinin bulunmasıdır. Bu ilişkinin derecesi önem taşımadığından büyükanne, büyükbaba, torun ve torunun altsoyu da TCK m. 167 kapsamındaki korumadan yararlanabilir.

Kayın Hısımlarına Karşı İşlenen Malvarlığı Suçlarında TCK m. 167

Kayın hısımları bakımından TCK m. 167 uygulanırken ilişkinin derecesi ayrıca belirlenmelidir. Üstsoy veya altsoy derecesindeki kayın hısımları yönünden TCK m. 167/1-b kapsamında ceza verilmesine yer olmadığı kararı gündeme gelebilir. Buna karşılık ikinci derece kayın hısımları bakımından TCK m. 167/2 uygulanabilmesi için aynı konutta birlikte yaşama şartı aranır. Bu ayrım yapılmadan yalnızca “kayın hışmı” denilerek sonuca gidilmesi hatalı olur.

Amca, Dayı, Hala, Teyze ve Yeğen Bakımından TCK m. 167

Amca, dayı, hala, teyze ve yeğen bakımından TCK m. 167/1 anlamında şahsi cezasızlık değil, TCK m. 167/2 kapsamında cezada indirim gündeme gelir. Ancak bu kişiler yönünden indirim uygulanabilmesi için suç tarihinde fail ile mağdurun aynı konutta birlikte yaşıyor olması gerekir. Aynı konutta yaşamayan amca, dayı, hala, teyze veya yeğen bakımından TCK m. 167/2 uygulanamaz.

TCK Madde 167’nin Hukuki Boyutları

TCK m. 167’de düzenlenen şahsi cezasızlık sebepleri ile cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebeplerin uygulanabilmesi için öncelikle fail ile mağdur arasındaki akrabalık veya aile ilişkisi tespit edilmelidir. Bu amaçla yargılamayı yürüten mahkeme tarafından nüfus kayıtları incelenmekte, gerekli hallerde vukuatlı nüfus kayıt örnekleri dosyaya getirtilmektedir. Ayrıca tarafların aynı konutta birlikte yaşayıp yaşamadıkları tanık beyanları, kolluk araştırmaları ve diğer deliller aracılığıyla belirlenmektedir.

Özellikle kardeşler, amca, dayı, hala, teyze, yeğen ve ikinci derece kayın hısımları bakımından yalnızca nüfus kaydı yeterli olmayabilir. Kanunun aradığı ‘aynı konutta birlikte yaşama’ şartı, olay tarihindeki fiili yaşam durumuna göre araştırılmalı; geçici misafirlik ile sürekli birlikte yaşama birbirinden ayrılmalıdır.

Yargılama sonucunda fail ile mağdur arasında TCK m. 167/1’de sayılan akrabalık ilişkilerinden birinin bulunduğu tespit edilirse, fail hakkında şahsi cezasızlık hükümleri uygulanır. Bu durumda işlenen fiil suç olma niteliğini korumakla birlikte fail cezalandırılmaz.

Görevli Mahkeme

TCK m. 167 bağımsız bir suç tipi değil, belirli malvarlığı suçlarına uygulanabilen şahsi cezasızlık ve cezada indirim hükmüdür. Bu nedenle görevli mahkeme, TCK m. 167’ye göre değil, işlenen asıl suçun niteliğine göre belirlenir.

Örneğin basit hırsızlık, güveni kötüye kullanma veya basit dolandırıcılık suçlarında görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesi iken, ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren nitelikli suçlarda yargılama Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yapılır. Mahkeme, suçun unsurlarının oluştuğunu tespit ettikten sonra TCK m. 167’de düzenlenen şahsi cezasızlık veya cezada indirim hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağını değerlendirir.

Şikayet Şartı

TCK m. 167/2 kapsamındaki akrabalık ilişkilerinde suçun takibi şikâyete bağlı hale gelmektedir. Bu nedenle mağdurun kanuni süre içerisinde şikâyette bulunmaması halinde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. Şikâyetten vazgeçilmesi durumunda ise ceza muhakemesi hükümleri çerçevesinde davanın düşmesine karar verilebilir.

Buna karşılık TCK m. 167/1 kapsamındaki şahsi cezasızlık hallerinde mahkeme, taraflar arasındaki akrabalık ilişkisini resen dikkate almak zorundadır. Bu nedenle mağdurun şikâyetçi olması, şahsi cezasızlık hükmünün uygulanmasına engel teşkil etmez.

Uzlaştırma

TCK m. 167 hükümleri uzlaştırma kurumundan bağımsız şahsi nedenler olmakla birlikte, özellikle TCK m. 167/2 kapsamında suçun şikâyete bağlı hale gelmesi uzlaştırma bakımından ayrıca değerlendirilmelidir. Somut suç uzlaştırmaya tabi ise, şikâyet ve uzlaştırma şartları tamamlanmadan doğrudan hüküm kurulması usul yönünden sorun doğurabilir.


Ceza Hukukunda Uzlaştırma konulu içeriğimize de göz atabilirsiniz.


İştirak Halinde İşlenen Suçlarda Uygulama

Şahsi cezasızlık ve cezada indirim sebepleri kişiye bağlı nedenlerdir. Bu nedenle fail ile mağdur arasında bulunan akrabalık ilişkisi yalnızca ilgili fail bakımından sonuç doğurur. Suçun birden fazla kişi tarafından işlenmesi halinde, mağdurla kanunda belirtilen yakınlık ilişkisi bulunmayan diğer suç ortakları bu hükümlerden yararlanamaz.

TCK 167 Kapsamında Yargıtay Kararları

  • Yakın Akrabalık İlişkisinin Ceza Sorumluluğuna Etkisi (Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 02.02.2026 tarihli ve 2025/3921 E., 2026/847 K. sayılı kararı)

Olayda sanıklar, nitelikli mala zarar verme suçundan yargılanmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi, sanıklardan ikisi hakkında mahkûmiyet kararı verirken, bir sanık yönünden mağdur ile arasındaki akrabalık ilişkisinin TCK m. 167/1-b kapsamında olduğunu tespit ederek ceza verilmesine yer olmadığına karar vermiştir. Katılanlar, söz konusu sanığın da cezalandırılması gerektiğini ileri sürerek kararı temyiz etmişlerdir. Ancak Yargıtay, dosyadaki delilleri ve akrabalık ilişkisini değerlendirerek sanığın hukuki durumunun TCK m. 167/1-b kapsamında bulunduğunu kabul etmiş ve ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin kararı hukuka uygun bulmuştur.

Kararda özellikle vurgulanan husus, TCK m. 167’de düzenlenen şahsi cezasızlık nedenlerinin suçun varlığını ortadan kaldırmamasıdır. Mahkeme, suçun işlendiğini kabul etmiş; ancak fail ile mağdur arasındaki kanunda öngörülen yakın akrabalık ilişkisi nedeniyle ceza uygulanmamasına karar vermiştir. Bu nedenle sanık beraat etmemiş, yalnızca şahsi cezasızlık hükmünden yararlanmıştır.

Yargıtay’ın onadığı bu karar, TCK m. 167’nin uygulamasında akrabalık ilişkisinin tespit edilmesinin büyük önem taşıdığını göstermektedir. Kanunda sayılan yakın akrabalar arasında işlenen ve madde kapsamında kalan malvarlığına karşı suçlarda, mahkeme suçun sabit olduğuna kanaat getirse dahi fail hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verebilmektedir.

Bu yönüyle karar, şahsi cezasızlık sebebinin ceza sorumluluğunu ortadan kaldıran kişisel bir neden olduğunu ve şartları oluştuğunda mahkemeler tarafından resen uygulanması gerektiğini ortaya koyan önemli bir Yargıtay uygulaması niteliğindedir.

  • TCK m. 167/2 Kapsamında Cezada İndirim ve Uzlaştırma Şartı (Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 14.10.2025 tarihli ve 2023/3920 E., 2025/13022 K. sayılı kararı)

Bu kararda Yargıtay, TCK m. 167 kapsamında düzenlenen cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebeplerin yalnızca ceza miktarını etkilemediğini, aynı zamanda suçun soruşturulma ve kovuşturulma usulü üzerinde de önemli sonuçlar doğurduğunu vurgulamıştır. Olayda sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmî belgede sahtecilik suçlarından mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur. Ancak dosya kapsamından, sanıklardan biri ile mağdur arasında kardeşlik ilişkisinin bulunduğu anlaşılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi de bu nedenle sanık hakkında TCK m. 167/2 hükmünü uygulayarak cezada yarı oranında indirim yapmıştır.

Yargıtay, aynı konutta yaşamayan kardeşler arasında işlenen malvarlığına karşı suçlarda TCK m. 167/2’nin uygulanacağını ve bu durumda suçun takibinin şikâyete bağlı hale geldiğini hatırlatmıştır. Ayrıca, kanunda yapılan değişiklik sonrasında bu tür suçların uzlaştırma kapsamına da girdiğini belirtmiştir. Somut olayda sanık ile mağdurun kardeş oldukları nüfus kayıtlarıyla sabit olmasına rağmen, mahkeme tarafından uzlaştırma işlemleri yapılmadan doğrudan hüküm kurulmuştur. Yargıtay’a göre bu durum usule aykırıdır. Çünkü TCK m. 167/2 kapsamına giren bir olayda, cezada indirim uygulanmasının yanı sıra şikâyet ve uzlaştırma hükümlerinin de dikkate alınması gerekmektedir.

Bu nedenle Yargıtay, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu belirterek kararı bozmuştur. Karar, TCK m. 167/2’nin yalnızca ceza miktarında indirim sağlayan bir düzenleme olmadığını; aynı zamanda suçun soruşturulması, kovuşturulması ve uzlaştırma prosedürü bakımından da önemli sonuçlar doğurduğunu göstermektedir.

Bu yönüyle karar, fail ile mağdur arasındaki akrabalık ilişkisinin tespit edilmesinin yalnızca ceza indirimi bakımından değil, yargılama sürecinin doğru şekilde yürütülmesi açısından da büyük önem taşıdığını ortaya koymaktadır. Özellikle kardeşler arasında işlenen malvarlığına karşı suçlarda mahkemelerin TCK m. 167/2 hükümlerini bütün sonuçlarıyla birlikte değerlendirmesi gerektiği Yargıtay tarafından açıkça vurgulanmıştır.

  • TCK m. 167/1-b Kapsamında Yakın Akrabalık Nedeniyle Ceza Verilmesine Yer Olmadığı Kararı (Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 14.10.2025 tarihli ve 2023/3920 E., 2025/13022 K. sayılı kararı)

Bu kararda Yargıtay, TCK m. 167’de düzenlenen şahsi cezasızlık sebebinin uygulanma şartlarını değerlendirmiş ve yakın akrabalar arasında işlenen malvarlığına karşı suçlarda ceza verilmemesinin hukuka uygun olup olmadığını incelemiştir. Somut olayda sanıklar hakkında nitelikli mala zarar verme suçundan dava açılmıştır. Yargılama sonucunda sanıklardan ikisi hakkında mahkûmiyet kararı verilmiş, bir sanık yönünden ise mağdur ile arasındaki akrabalık ilişkisi nedeniyle TCK m. 167/1-b hükmü uygulanarak ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Katılan taraf, söz konusu sanığın da cezalandırılması gerektiğini ileri sürerek kararı temyiz etmiştir. Ancak Yargıtay, dosya kapsamındaki delilleri ve taraflar arasındaki akrabalık ilişkisini değerlendirerek Bölge Adliye Mahkemesinin kararını isabetli bulmuştur. Yüksek Mahkemeye göre sanığın hukuki durumu TCK m. 167/1-b kapsamında değerlendirilmelidir ve bu nedenle hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi hukuka uygundur.

Kararda dikkat çekilen önemli hususlardan biri, şahsi cezasızlık sebebinin suçun oluşumunu ortadan kaldırmamasıdır. Başka bir ifadeyle fiil hukuka aykırı olmaya ve suç niteliğini korumaya devam etmektedir. Ancak kanun koyucu, fail ile mağdur arasındaki belirli derecedeki akrabalık ilişkisini dikkate alarak failin cezalandırılmamasını öngörmektedir. Bu nedenle verilen karar beraat kararı değil, ceza verilmesine yer olmadığı kararıdır.

Yargıtay ayrıca şahsi cezasızlık sebebinin kişisel bir neden olduğunu dolaylı olarak ortaya koymuştur. Nitekim aynı olayda diğer sanıklar hakkında mahkûmiyet hükümleri korunurken, yalnızca akrabalık ilişkisi bulunan sanık TCK m. 167 hükmünden yararlanmıştır. Bu durum, şahsi cezasızlık nedenlerinin yalnızca şartları taşıyan kişi bakımından sonuç doğurduğunu göstermektedir.

Karar, TCK m. 167 kapsamında düzenlenen şahsi cezasızlık sebeplerinin uygulamada nasıl değerlendirildiğini göstermesi bakımından önemlidir. Yargıtay, kanunda sayılan akrabalık ilişkilerinden birinin varlığının tespiti halinde, malvarlığına karşı suçun işlendiği sabit olsa dahi fail hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiğini açıkça ortaya koymuştur. Bu yönüyle karar, şahsi cezasızlık sebeplerinin ceza sorumluluğuna etkisini somut biçimde gösteren önemli bir örnek niteliğindedir.

Sıkça Sorulan Sorular

Şahsi Cezasızlık Sebebi veya Cezada İndirim Yapılmasını Gerektiren Şahsi Sebepler Maddesinde Eşler Arasındaki Suçlarda Her Zaman Ceza Verilmez Mi?

Hayır. Haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşler arasında işlenen suçlarda ceza verilmezken, haklarında ayrılık kararı verilmiş eşler arasında işlenen suçlarda TCK m. 167/2 uygulanır ve verilecek ceza yarı oranında indirilir.

Şahsi Cezasızlık Sebebi veya Cezada İndirim Yapılmasını Gerektiren Şahsi Sebepler Maddesinde Boşanmış Eşler Bu Hükümlerden Yararlanabilir Mi?

Hayır. Boşanma kararının kesinleşmesiyle birlikte eş sıfatı sona erer. Bu nedenle boşanmış eşler arasında işlenen suçlarda TCK m. 167 hükümleri uygulanmaz.

Şahsi Cezasızlık Sebebi veya Cezada İndirim Yapılmasını Gerektiren Şahsi Sebepler Maddesinde Kardeşler Arasındaki Suçlarda Hangi Şartlar Aranır?

Kardeşlerin aynı konutta birlikte yaşamaları halinde fail hakkında ceza verilmez. Kardeşlerin farklı konutlarda yaşamaları durumunda ise ceza sorumluluğu devam eder ancak verilecek ceza yarı oranında indirilir.

Şahsi Cezasızlık Sebebi veya Cezada İndirim Yapılmasını Gerektiren Şahsi Sebepler Maddesinde Evlatlık ve Evlat Edinen Arasındaki Suçlarda Hüküm Uygulanır Mı?

Evet. Türk Medeni Kanunu’na uygun şekilde kurulmuş bir evlat edinme ilişkisi bulunuyorsa, evlat edinen ile evlatlık arasında işlenen malvarlığına karşı suçlarda TCK m. 167 hükümleri uygulanabilir.

TCK 167 Kapsamında Kayın Hısımları Bu Hükümlerden Yararlanabilir Mi?

Evet; ancak kayın hısımlığının derecesi önemlidir. Üstsoy veya altsoy derecesindeki kayın hısımları bakımından TCK m. 167/1-b kapsamında ceza verilmesine yer olmadığı kararı gündeme gelebilir. İkinci derece kayın hısımları bakımından ise TCK m. 167/2 uygulanabilmesi için aynı konutta birlikte yaşama şartı aranır.

TCK 167 Kapsamında Amca, Dayı, Hala, Teyze ve Yeğen İçin Hangi Hüküm Uygulanır?

Bu kişiler bakımından cezasızlık değil, TCK m. 167/2 kapsamında cezada indirim gündeme gelir. Ancak bunun için fail ile mağdurun suç tarihinde aynı konutta birlikte yaşaması gerekir. Bu şart yoksa TCK m. 167/2 uygulanmaz.

Şahsi Cezasızlık Sebebi veya Cezada İndirim Yapılmasını Gerektiren Şahsi Sebepler Maddesinde Suçun İşlenmiş Olması Ortadan Kalkar Mı?

Hayır. Bu hükümlerin uygulanması halinde fiil suç olma niteliğini korumaktadır. Ancak kanunun öngördüğü aile ve akrabalık ilişkileri nedeniyle fail hakkında ceza verilmez veya cezada indirim yapılır.

Şahsi Cezasızlık Sebebi veya Cezada İndirim Yapılmasını Gerektiren Şahsi Sebepler Maddesinde İştirak Halinde İşlenen Suçlarda Tüm Failler Yararlanabilir Mi?

Hayır. Bu hükümler kişiye bağlı nedenlerdir. Fail ile mağdur arasında kanunda belirtilen akrabalık ilişkisi bulunmuyorsa diğer suç ortakları şahsi cezasızlık veya indirim hükümlerinden yararlanamaz.

Şahsi Cezasızlık Sebebi veya Cezada İndirim Yapılmasını Gerektiren Şahsi Sebepler Maddesinde Mağdurun Şikayeti Gerekli Midir?

TCK m. 167/1 kapsamındaki şahsi cezasızlık hallerinde şikayet bulunmasa da mahkeme hükmü resen uygular. Ancak TCK m. 167/2 kapsamındaki cezada indirim sebeplerinde suçun takibi şikâyete bağlı hale gelir ve mağdurun süresinde şikâyette bulunması gerekir.

Şahsi Cezasızlık Sebebi veya Cezada İndirim Yapılmasını Gerektiren Şahsi Sebepler Maddesinde Tazminat Talep Edilmesine Engel Var Mıdır?

Hayır. TCK m. 167 yalnızca ceza sorumluluğunu etkiler. Mağdurun uğradığı zararın giderilmesi, eşyanın iadesi veya maddi tazminat talep edilmesi gibi özel hukuk kaynaklı haklar devam eder.

Şahsi Cezasızlık Sebebi veya Cezada İndirim Yapılmasını Gerektiren Şahsi Sebepler Maddesinde Görevli Mahkeme Nasıl Belirlenir?

TCK m. 167 bağımsız bir suç tipi değildir. Bu nedenle görevli mahkeme, işlenen asıl suçun niteliğine göre belirlenir. Mahkeme öncelikle suçun oluşup oluşmadığını değerlendirir, ardından TCK m. 167 kapsamında cezasızlık veya indirim şartlarının bulunup bulunmadığını inceler.

Şahsi Cezasızlık Sebebi veya Cezada İndirim Yapılmasını Gerektiren Şahsi Sebepler Maddesinde Yağma Suçu Bakımından Bu Hükümler Uygulanabilir Mi?

Hayır. Kanun koyucu yağma ve nitelikli yağma suçlarını açıkça kapsam dışında bırakmıştır. Bu nedenle fail ile mağdur arasında yakın akrabalık ilişkisi bulunsa dahi yağma suçlarında TCK m. 167 hükümleri uygulanamaz.

Şahsi Cezasızlık Sebebi veya Cezada İndirim Yapılmasını Gerektiren Şahsi Sebepler Maddesinde Boşanma Sonrasında Kayın Hısımlığı Sona Erer Mi?

Hayır. Türk Medeni Kanunu’na göre evliliğin sona ermesi kayın hısımlığını ortadan kaldırmaz. Bu nedenle kanunda öngörülen diğer şartların bulunması halinde boşanma sonrasında da kayın hısımları bakımından TCK m. 167 hükümlerinin uygulanması mümkündür.

Şahsi Cezasızlık Sebebi veya Cezada İndirim Yapılmasını Gerektiren Şahsi Sebepler Maddesinde Aynı Evde Yaşama Şartı Nasıl İspat Edilir?

Aynı konutta birlikte yaşama durumu nüfus kayıtları, kolluk araştırmaları, muhtarlık kayıtları, tanık beyanları ve diğer delillerle ispat edilebilir. Mahkeme bu hususu tarafların talebi olmasa bile resen araştırmakla yükümlüdür.

Şahsi Cezasızlık Sebebi veya Cezada İndirim Yapılmasını Gerektiren Şahsi Sebepler Maddesinde Geçici Olarak Aynı Evde Kalmak Yeterli Midir?

Hayır. Kanunun aradığı şart, aynı konutta sürekli ve fiilen birlikte yaşamaktır. Kısa süreli misafirlik, tatil ziyareti veya geçici konaklama aynı konutta birlikte yaşama şartının gerçekleştiği anlamına gelmez.

Şahsi Cezasızlık Sebebi veya Cezada İndirim Yapılmasını Gerektiren Şahsi Sebepler Maddesinde Dini Nikâhlı Eşler Bu Hükümlerden Yararlanabilir Mi?

Hayır. TCK m. 167’nin uygulanabilmesi için tarafların Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre resmi evlilik yapmış olmaları gerekir. Sadece dini nikâhın bulunması eş sıfatının kazanılması için yeterli değildir.

Şahsi Cezasızlık Sebebi veya Cezada İndirim Yapılmasını Gerektiren Şahsi Sebepler Maddesinde Üvey Anne, Üvey Baba veya Üvey Çocuklar Bakımından Hüküm Uygulanır Mı?

Üvey anne, üvey baba veya üvey çocuk bakımından değerlendirme doğrudan ‘üstsoy-altsoy’ ilişkisi gibi yapılmamalıdır. Somut olayda hukuken evlat edinme ilişkisi varsa evlatlık hükümleri; evlilikten kaynaklanan kayın hısımlığı varsa kayın hısımlığı hükümleri dikkate alınmalıdır. Bu nedenle üvey hısımlık bakımından sonuca gidilirken ilişkinin hukuki niteliği ve derecesi açıkça tespit edilmelidir.

Şahsi Cezasızlık Sebebi veya Cezada İndirim Yapılmasını Gerektiren Şahsi Sebepler Maddesinde Fail Akrabalık İlişkisini Bilmiyorsa Hüküm Uygulanır Mı?

Evet. Şahsi cezasızlık veya indirim sebeplerinin uygulanmasında esas olan, kanunda öngörülen akrabalık ilişkisinin objektif olarak mevcut olmasıdır. Şartların gerçekleşmesi halinde fail bu hükümlerden yararlanabilir.

Şahsi Cezasızlık Sebebi veya Cezada İndirim Yapılmasını Gerektiren Şahsi Sebepler Maddesinde Suç Konusu Malın Birden Fazla Kişiye Ait Olması Halinde Hüküm Uygulanır Mı?

Suç konusu mal yalnızca akrabaya ait değilse ve fail bunun farkındaysa, TCK m. 167 hükümlerinden yararlanamayabilir. Ancak fail malın tamamen akrabasına ait olduğunu düşünüyorsa, somut olayın özelliklerine göre bu hükümler uygulanabilir.

Şahsi Cezasızlık Sebebi veya Cezada İndirim Yapılmasını Gerektiren Şahsi Sebepler Maddesinde Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) Uygulanabilir Mi?

Evet. Özellikle TCK m. 167/2 kapsamında yapılan yarı oranındaki indirim sonrasında cezanın miktarı düşebileceğinden, diğer şartların da bulunması halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması, erteleme veya seçenek yaptırımlar gündeme gelebilir.

Şahsi Cezasızlık Sebebi veya Cezada İndirim Yapılmasını Gerektiren Şahsi Sebepler Maddesinde Akrabalık İlişkisi Sonradan Ortaya Çıkarsa Ne Olur?

Yargılama sırasında veya karar sonrasında fail ile mağdur arasında TCK m. 167 kapsamında bir akrabalık ilişkisinin bulunduğu anlaşılırsa, bu durum kanun yollarında ileri sürülebilir ve kararın yeniden değerlendirilmesine neden olabilir.

Şahsi Cezasızlık Sebebi veya Cezada İndirim Yapılmasını Gerektiren Şahsi Sebepler Maddesinde Etkin Pişmanlık Hükümleri ile Birlikte Uygulama Mümkün Müdür?

Evet. TCK m. 167 ile TCK m. 168’de düzenlenen etkin pişmanlık hükümleri farklı hukuki kurumlar olup, şartlarının birlikte gerçekleşmesi halinde aynı olayda her iki düzenlemenin uygulanması mümkündür. Bu durumda öncelikle ceza belirlenir, ardından ilgili indirim hükümleri kanuni sıralamaya göre uygulanır.

Şahsi Cezasızlık Sebebi veya Cezada İndirim Yapılmasını Gerektiren Şahsi Sebepler Maddesinde Zamanaşımı Süresi Farklı Mıdır?

Hayır. TCK m. 167 ayrı bir suç tipi oluşturmadığından zamanaşımı süresi bu maddeye göre değil, işlenen asıl malvarlığı suçuna ilişkin hükümler esas alınarak belirlenir.

TCK 167 Kapsamında Ceza Verilmesine Yer Olmadığı Kararı Beraat Anlamına Gelir Mi?

Hayır. TCK m. 167 kapsamında verilen ceza verilmesine yer olmadığı kararı, beraat kararı ile aynı sonucu doğurmaz. Beraat kararında mahkeme suçun oluşmadığı veya fail tarafından işlenmediği sonucuna ulaşmaktadır. Buna karşılık TCK m. 167 uygulandığında mahkeme suçun işlendiğini kabul etmekte, ancak fail ile mağdur arasındaki yakın akrabalık ilişkisi nedeniyle cezaya hükmetmemektedir. Dolayısıyla suç hukuken varlığını sürdürmekte, ancak fail hakkında ceza yaptırımı uygulanmamaktadır.

DİLRUBA BERBER

Hukuki Bilgi ve Destek

Profesyonel hukuki destek almak, hukuki sürecinizde haklarınızın en iyi şekilde savunulması için gereklidir. Bu nedenle hak kaybı yaşamamak adına profesyonel bir avukat desteği almak son derece önemli olacaktır.

İstanbul Avukat Adresi:

Teşvikiye Mahallesi Hüsrev Gerede Caddesi No:104 Kat:4 Nişantaşı/Şişli/İstanbul

İstanbul Avukat Telefon Numarası:

+90 212 890 50 24

E-Posta Adresi:

info@temizerhukuk.com