Ara

Markanın Hükümsüzlüğü Davası – Mutlak ve Nispi Ret 2026

Markanın Hükümsüzlüğü Davası - Mutlak ve Nispi Ret 2026

Marka, bir işletmenin mal veya hizmetlerini diğer işletmelerin mal veya hizmetlerinden ayırt edilmesine yarayan ekonomik değere sahip bir müessesidir. Tescil edilen markalar koruma altındadır ve sahibine tekel hakkı verir. Ancak her tescil hukuka uygun olarak gerçekleşmez. Bu durumda ilgili kişiler, hukuka aykırı şekilde tescil edilen markanın sicilden terkin edilmesi ve marka korumasının sona erdirilmesi amacıyla markanın hükümsüzlüğü davası açabilir. Biz de bu içeriğimizde markanın hükümsüzlüğü davasında en önemli noktaları ve uygulamada en çok karşılaşılan sorunları sizleri bilgilendirmek amacıyla detaylı bir şekilde ele alacağız.

İçindekiler

Markanın Hükümsüzlüğü Davası Nedir?

Markanın hükümsüzlüğü davası, normalde başvuru aşamasında reddedilmesi gerekirken bir şekilde tescil edilmiş olan bir markanın sicilden terkin edilmesini amaçlayan dava türüdür. Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) uyarınca düzenlenen markanın hükümsüzlüğü davası, yalnızca marka sahibinin değil, tüketicilerin ve diğer ilgili kişilerin de haklarının korunmasını sağlar. Markanın hükümsüzlüğü davası yalnızca tescilli markalara yönelik açılabilir. Henüz marka başvurusu süreci devam ediyorsa hükümsüzlük davası açılamayacaktır.

Markanın Hükümsüzlüğü Davası
Markanın Hükümsüzlüğü Davası

Hükümsüzlük Davasına Sebebiyet Veren Haller

Markanın hükümsüzlüğü davasına sebebiyet veren haller esas itibarıyla başvuru sürecinde dikkat edilmesi gereken ret nedenlerinden oluşmaktadır. Bu kapsamda davacı SMK uyarınca düzenlenen mutlak veya nispi ret sebeplerine dayalı olarak dava açabilecektir. Davacı birden fazla mutlak veya nispi ret sebebine dayalı olarak hükümsüzlük davası açabilir.


Marka ve Telif Hakları ile ilgili daha detaylı bilgi almak isterseniz, ilgili kategorimize göz atabilirsiniz.


Mutlak Ret Sebepleri

SMK m. 5 uyarınca düzenlenen mutlak ret sebepleri kamu düzeniyle yakından ilgilidir. Mutlak ret nedenleri genellikle üçüncü kişilerin değil, toplumun ortak menfaatleri gözetilerek kabul edilmektedir.

  • SMK m. 4 Kapsamında Marka Olamayacak İşaretler

Bir işletmenin ürün veya hizmetlerini bir diğerinden ayırması gerekmektedir. Şayet bir işaret ayırt etmeye elverişli değilse marka olarak kullanılamayacaktır. Bu kapsamda sözcükler, harfler, iki veya üç boyutlu şekiller, renkler, sesler, kokular vb. işaretlerin sicilde gösterilebilir olmaları ve ayırt ediciliğe sahip olmaları durumunda marka olarak tescilleri mümkündür. Örneğin diğer ürünlerden ayırt ediciliğe sahip olmayan gül suyu gibi bir ismin gül suyu ürünü için marka olarak tescili mümkün olmayacaktır.

  • Herhangi Bir Ayırt Edici Özelliğe Sahip Olmayan İşaretler

Ayırt edicilik, marka tescilinin ilk kriteridir. Bir işaretin ayırt edici olması, söz konusu işaretin kullanıldığı mal ya da hizmeti ifade etme niteliğine yakın, karakteristik özellikler barındıran, kalite taşıyan, bir başka işaretle karıştırılma ihtimali bulunmayan işaret olması anlamına gelmektedir. Sözü edilen özelliklerin olmaması, söz konusu markaya ilişkin “hükümsüzlük” yaptırımının uygulamaya konulmasını gündeme getirmektedir.

  • Tasvirli İşaretler

Tasvir edici işaretler adı verilen işaretler, herkesin kullanmasına izin verilmesi gereken, ayırt edici nitelikleri olmayan işaretlerdir. Örneğin zeytinyağı için “sızma” tasvirinin markanın esas unsuru olarak tescili mümkün değildir.

  • Aynı veya Ayırt Edilemeyecek Derecede Benzer İşaretler

Bir başka markayla aynı olmasına ya da ayırt edilmesi mümkün olamayacak kadar benzerlik taşımasına karşın tescili bir şekilde yapılmış bir markanın hükümsüz kılınması söz konusu olacaktır.

  • Belli Bir Meslek ve Ticaret Grubuna Ait İşaretler

Ticaret alanında herkesin kullandığı ya da belli bir meslek, ticaret ya da sanat grubuna ait olanları ayırt etmekte yararlanılan ad ve işaretleri özellikle ya da esas unsur olarak içermekte olan markaların tescil edilmesi mümkün değildir.

  • Markanın Mala İlişkin Belli Bir Şekli İçermesi

Hiçbir ayırt edici vasfı olmasa dahi malın doğası gereği sahip olduğu ve malın beklenen fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için belli bir şekilde üretiminin yapılması gerekiyorsa bu şekiller marka olarak tescil edilememektedir. Buna örnek olarak elma, çilek, otomobil gibi ürünlerin şekilleri bu ürünler bakımından marka olarak tescil edilemez ve hiç kimse tarafından tekele alınamaz.

  • Halkı Yanıltacak Mahiyetteki İşaretler

Mal ya da hizmetlerin nitelikleri, kaliteleri, üretim yerleri, coğrafi kaynakları gibi konularda halkın yanılmasına yol açacak markaların, tek başlarına tescil edilmesi söz konusu olamaz.

  • Devlet ve Uluslararası Organizasyonlara Ait İşaretler

Bir ülkenin bayrağı, arması ve resmi kontrol damgası gibi devlet egemenliğini temsil eden işaretler, yetkili makam izni olmaksızın kullanılamaz.

  • Kamuyu İlgilendiren Tarihi, Kültürel Değerler Bakımından Halka Mal Olmuş Armalar, Nişanlar ve Adlandırmaları İçeren İşaretler

Kamunun ilgi alanına giren kültürel ve tarihsel değer olma yönünden halka mal olmuş ve ilgili merciler tarafından tescil izni verilmeyen diğer nişan, arma ya da amblemleri içeren markaların tescili mümkün değildir. Mustafa Kemal Atatürk’ün adı, silueti, Mevlâna gibi kültürel veya tarihsel isimler, bu işaretlerin örneğidir.

  • Dini Değerler veya Sembolleri İçeren İşaretler

Dinsel sembol ve değerleri içeren markaların tescilinin mümkün değildir.

  • Kamu Düzenine ve Genel Ahlaka Aykırı İşaretler

Genel ahlaka aykırı, aldatıcı, toplumu kin ve düşmanlığa itici, ayrıştırıcı nitelikteki işaretler marka olarak tescil edilemeyecektir. Bu kapsamda tarihi kişileri kötüye kullanan, zararlı alışkanlıklara özendiren, toplumun genel ahlak değerlerine aykırılık barındıran ve ters düşen, ayrımcılık yaratan işaretler marka olarak tescil edilemezler.

  • Tescilli Coğrafi İşaretten Oluşan veya Tescilli Coğrafi İşaret İçeren İşaretler

Tescilli coğrafi işaretten meydana gelen veya tescilli coğrafi işarete sahip markaların tescili bakımından mutlak ret nedeni öngörülmüştür.

Nispi Ret Sebepleri

SMK m. 6 uyarınca düzenlenen nispi ret nedenleri üçüncü bir kişinin herhangi bir sebebe dayanarak hakkı mevcut olduğundan, ilgili işaretin tescilinin mümkün olmadığı halleri içermektedir.

  • Markanın Bir Başka Markayla Benzer ya da Aynı Olması

Başvurusu yapılmış bir markanın ve ürünlerinin, evvel tarihli bir markadan farksız ya da benzer olması sebebiyle insanlarda birbirleriyle bağlantılı oldukları izlenimini uyandırabilir. Bu olasılığın varlığına rağmen tescil gerçekleştirilmişse hükümsüzlük davası açılabilir.

  • Markanın Ticari Vekil ya da Temsilci Tarafından İzinsiz Tescili

Ticari vekil ya da temsilcinin, marka hakkına sahip olanın onayı olmadan aynı markayı ya da fark edilemeyecek derecede benzeyenini kendi namına tescil ettirilirse hükümsüzlük davası açılabilir.

  • Tescilsiz Markanın veya İşaretin, Gerçek Hak Sahibinin İzni Dışında Tescil Ettirilmiş Olması

Başvuru ya da rüçhan tarihinden evvel tescili bulunmayan bir marka veya ticari işaret için hak doğmuş ve tescil edilmişse hükümsüzlük için dava açılabilir.

  • Paris Sözleşmesi Anlamında Tanınmış Markalar

Paris Sözleşmesi’nin 1. mükerrer 6. maddesinde ifade edilen tanınmış markaların tescilinin yapılamayacağı hükme bağlanmıştır.

  • Tanınmış Markaların Tescil Edilmesinin Farklı Mal veya Hizmetlere Sömürü Oluşturması

Markaların bazıları, tanınmışlık bakımından toplumda belirgin bir seviyeye ulaşmıştır. “Tanınmış Marka” adı verilen bu markalar, uygun olarak muhafaza altındadırlar. Karıştırılma tehlikesinin yanı sıra reklam güçlerine ve prestijlerine zararlı olacak davranışlarına karşı tanınmış markalar, hükümsüzlük davası açabilir.

  • Başkasına Ait Kişisel Bir Hak ya da Fikri Mülkiyet Hakkının Marka Olarak Tescil Edilmiş Olması

Tescil edilmiş markanın başkasına ait isim, fotoğraf, nam, telif ya da fikri mülkiyet hakkını barındırması durumunda hak sahibi hükümsüzlük davası açabilir.

  • Markanın Sonlanmış Bir Ortak ya da Garanti Markasıyla Benzer ya da Aynı Olması

Ortak markalar ve garanti markaları, tescil başvuru tarihinden itibaren 10. yılın sonunda yani koruma süresi sona erdiğinde yenilenebilecektir. Ancak ortak marka veya garanti markaları bu süreler bittikten sonra yenilenmez ve sona erme tarihinden itibaren 3 yıl içerisinde ortak marka veya garanti markası ile aynı veya benzer olan marka başvurusu kabul edilirse hükümsüzlük davası açılabilir.

  • Markanın Yenilenmemiş Bir Markayla Benzer ya da Aynı Olması

Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin bitiminden itibaren 2 yıl içinde yapılan ve bu markayla aynı veya benzer olan markaların başvuruları kabul edilmişse hükümsüzlük davası açılabilir.

  • Markanın Kötüniyetli Tescil Edilmesi

Dürüstlük kuralına aykırı davranışlar sergileyerek, başkasına ait, bilinen veya bilinmeyen bir markayı elde etmek için ya da başkasına ait markanın tanınmışlığından haksız olarak fayda sağlamak amacıyla gerçekleştirilen haksız tesciller birer “kötüniyetli tescil” dir. Bunlar aleyhine hükümsüzlük davası açılabilir.

Markanın Hükümsüz Kılınamayacağı Haller
Markanın Hükümsüz Kılınamayacağı Haller

Markanın Hükümsüz Kılınamayacağı Haller

Markanın hükümsüz kılınamayacağı belirli haller de bulunmaktadır. Bu haller ise şu şekildedir:

Kullanım Neticesinde Ayırt Edici Nitelik Kazanma

Kullanıma dayalı ayırt edicilik neticesinde normal şartlarda marka olarak korunmayacak bir işaretin marka korumasından yararlanması mümkün olabilir. Özellikle de tasviri işaretler, kullanım neticesinde ayırt edicilik kazanarak marka olarak korunabilir. Kullanıma dayalı ayırt edicilik sürecinde markanın ilgili mal veya hizmetlerde kullanım süresi, satış miktarı ve pazar payı, reklam ve tanıtım harcamaları, tüketici araştırmaları ve önceki marka tescilleri dikkate alınabilir. Bu durumda hükümsüzlük kararı verilemez.

Hükümsüzlüğün Markanın Tamamına Sirayet Etmemesi

SMK gereği hükümsüzlük sebebi, tescilli bir markanın yalnızca bir veya birkaç mal veya hizmetinde vücut bulmuşsa, bu hükümsüzlük sebebi markanın tamamen hükümsüz kılınmasına sebebiyet veremeyecektir. Bu nedenle kısmen hükümsüz kılınabilecek bir markanın tamamen hükümsüz kılınması talep edilemeyecektir.

Sessiz Kalmak Suretiyle Hak Kaybı

Sessiz kalma yoluyla hak kaybı, marka sahibinin kendisine ait eski tarihli bir markanın başkası tarafından kullanıldığını bilmesine rağmen uzun bir süre boyunca herhangi bir aksiyon almaması nedeniyle oluşan hak kaybıdır. Bu durumda iyiniyetli sonraki tarihli marka sahibine karşı hükümsüzlük davası açılamaz. Ancak sonraki tarihli marka sahibi kötüniyetli ise her zaman hükümsüzlük davası açılabilir.

SMK m. 19/2 Hükmünün Defi Olarak İleri Sürülmesi

Tescil edilmiş bir markanın, önceki tarihli bir marka ile ortalama tüketici tarafından karıştırılma olasılığı dahi bulunuyorsa bu durumda hükümsüzlük davası açılabilir. Bu nedene dayanılarak açılacak bir hükümsüzlük davasında davalı, dava tarihinden önceki 5 senelik süreçte markanın Türkiye sınırlarında ciddi olarak kullanım veya kullanamamaya ilişkin haklı gerekçe bulunduğunu ileri sürebilir. Eğer ki davacı markayı kullanmasında haklı bir nedeninin olduğunu ispat edemezse hükümsüzlüğe karar verilemez.

Markanın Hükümsüzlüğü Davasının Tarafları

Markanın hükümsüzlüğü davasının tarafları ve açıklamaları şu şekildedir:

Dava Açabilecek Kişiler

SMK uyarınca markanın hükümsüzlüğü davası açabilecek kişiler menfaat sahibi olanlar, cumhuriyet savcıları, ilgili kurum ve kuruluşlardır.

  • Menfaat Sahipleri: Menfaat sahibi, hükümsüz kılınması gereken bir markanın tescil edilmiş olması sebebiyle sahip olduğu koruma yüzünden çıkarları zedelenen veya zedelenme ihtimali olan gerçek veya tüzel kişidir. Bu kapsamda üyelerinin menfaatlerini korumak amacıyla teşekkül eden meslek kuruluşları da dava açabilecektir. Tüketiciler ve kamusal nitelikteki kurumlar da hükümsüzlük davası açabilir. Ayrıca yalnızca mevcudu zarar görmüş kişiler değil, sağlamayı hedeflediği yarar dahi tehlikeye giren bütün kişiler menfaat sahibi olarak yorumlanmalıdır.
  • Cumhuriyet Savcıları: Markanın hükümsüzlüğü davasını cumhuriyet savcısı da açabilir. Ancak cumhuriyet savcısı yalnızca mutlak ret sebeplerine dayanarak dava açabilir, kişisel menfaat odaklı nispi ret sebeplerine dayanan hükümsüzlük davası açamaz.
  • İlgili Kamu Kurum ve Kuruluşları: İlgili kamu kurum ve kuruluşları da markanın hükümsüzlüğü davası açabilir. Bahsi geçen ilgili kamu kurum ve kuruluşları; Türk Patent ve Marka Kurumu, belediyeler, üniversiteler gibi kurum ve kuruluşlardır. Kamu kurumu sıfatını taşımayan kurum ve kuruluşlar, bir markanın hükümsüzlüğünü dava edecekleri zaman bu taleplerini menfaati olan kişiler çerçevesinde dile getirebileceklerdir.

Davalı Taraf Olabilecek Kişiler

Davanın açıldığı tarihte sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya bu kişilerin haleflerine karşı marka hükümsüzlüğü davası açılabilecektir. Marka sahibinin halefleri mirasçılar veya markayı devir alanlardır. Marka sahibinin birden fazla olması durumunda marka hükümsüzlüğü davasının davalıları markanın sahiplerinin tamamı olacaktır. Marka hakkının miras yolu ile elde edilmesi durumunda da mirasçı sayısının birden fazla olması söz konusu ise davanın mirasçıların tümüne karşı açılması gerekir.

Markanın hükümsüzlüğü davalarında Türk Patent Kurumu’nun taraf olarak gösterilebilmesi mümkün değildir. Yani markanın hükümsüzlüğü davasında Türk Patent Kurumu davalı taraf olamaz.

Markanın Hükümsüzlüğü Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Markanın hükümsüzlüğü davaların görevli mahkeme fikri ve sinai haklar hukuk mahkemesidir. Ancak bir yargı çevresinde fikri ve sınai haklar hukuk bulunmuyorsa, o yerdeki asliye hukuk mahkemelerinde dava açılabilir. Davanın başka bir mahkemede açılması halinde bu husus mahkemece her aşamada dikkate alınarak davanın usulden reddedilmesine sebep olacaktır. Markanın hükümsüzlüğü davasında yetkili mahkeme ise;

  • Marka sahibinin 3. kişilere karşı açtıkları hükümsüzlük davalarında yetkili mahkeme davacının yerleşim yeri veya hukuka aykırı fiilin gerçekleştiği yahut bu fiilin etkilerinin görüldüğü yer mahkemesidir. Ancak davacının dava tarihinde Türkiye’de yerleşim yeri yoksa yetkili mahkeme, davanın açıldığı tarihte sicilde kayıtlı vekilin işyerinin bulunduğu yerdeki ve eğer vekillik kaydı silinmişse Kurum merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir.
  • kişilerin marka sahibine karşı açtıkları hükümsüzlük davalarında yetkili mahkeme ise davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Ancak marka sahibinin dava tarihinde Türkiye’de yerleşim yeri yoksa davanın açıldığı tarihte sicilde kayıtlı vekilin işyerinin bulunduğu yerdeki ve eğer vekillik kaydı silinmişse Kurum merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir.
  • Eğer dava Türk Patent Kurumunun aldığı kararlara karşı açılacaksa yetkili mahkeme Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesidir. Diğer yetki kurallarından farklı olarak kuruma açılacak davalarda mahkemenin yetkisi kesindir. Yani kuruma karşı açılacak davaların Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi dışında bir mahkemede açılması halinde bu husus davanın her aşamasında dikkate alınarak davanın usulden reddedilmesine sebebiyet verecektir.

Dava Açma Süresi

Marka sahibi, diğer markanın kullanıldığından haberdar olmasına rağmen 5 yıl süreyle sessiz kalması halinde diğer marka aleyhine hükümsüzlük davası açamaz. Buna göre, iyiniyetli marka sahibine karşı, bu markanın kullanıldığını bilen veya bilmesi gereken önceki tarihli marka sahibinin dava açabilmesi için 5 yıllık bir hak düşürücü süre öngörülmüştür. Ancak markası hükümsüz kılınmak istenen kişi, markasını kötüniyetli tescil ettirmişse hükümsüzlük davası her zaman açılabilir.

Arabuluculuk

Markanın hükümsüzlüğü davasında kural olarak zorunlu arabuluculuk dava şartı yoktur. Yani taraflar arabulucuya başvurmadan doğrudan dava açabilirler. Ancak bu kuralın bir istisnası bulunmaktadır. Hükümsüzlük kararı verilmeden önce marka hakkına dayanılarak lisans veya benzeri bir sözleşme kurulmuş ve bunun bedeli ödenmiş olabilir. Bu kapsamda hükümsüzlük talebiyle bağlantılı olarak para alacağı veya tazminat talebinde bulunulacaksa bu mali talepler için arabuluculuk zorunludur.


Arabulucuya Nasıl Başvurulur? sorusuna yanıt verdiğimiz içeriğimize göz atabilirsiniz.


Markanın Hükümsüzlüğü Davasında İhtiyati Tedbir

Davacı markanın hükümsüzlüğü davası ile dava sonuçlanıncaya kadar doğabilecek zararları önlemek amacıyla ihtiyati tedbir talep edebilir. Bu kapsamda davacının talep edebileceği ihtiyati tedbirler bulunmaktadır:

  • Markanın Kullanımının Durdurulması: Hükümsüzlüğü istenen markanın kullanımı mahkeme kararı ile geçici olarak durdurulabilir.
  • Devir Yasağı: Uyuşmazlığa konu markanın üçüncü bir kişiye devrinin geçici olarak engellenmesidir. Bu kapsamda davanın sonucunu etkileyecek devirlerin önüne geçilmiş olur.

Markanın Hükümsüzlüğü Davasının Sonuçları

Markanın tamamına ilişkin hükümsüzlük kararı verilirse, marka baştan itibaren hükümsüz olacak ve sicilden terkin edilecektir. Hükümsüzlük kararı marka başvuru tarihinden itibaren geriye etkili olup, bu karar ile marka koruması hiç var olmamış sayılacaktır. Hükümsüzlük kılınan bir marka ileride tekrar tescil ettirilemez. Ancak hükümsüzlük nedenlerinin ortadan kaldırılmasıyla tekrar tescili mümkün olabilir.

Kısmi hükümsüzlükte ise markanın tescil edildiği bir kısım mal veya hizmetlere ilişkin hükümsüzlük kararı verilmektedir. Hükümsüz kılınmayan kısmı açısından marka geçerliliğini koruyacaktır.

Dava konusu yapılan markanın, iddia edilen yönde tescil engeli içermemesi nedeniyle hükümsüzlük koşulları oluşmadığı tespit edilirse; davanın reddine karar verilecektir. Böyle bir durumda ise markanın tescili geçerliliğini sürdürmeye devam edecektir.

Hükümsüzlük Davası Sonucu Verilen Karar Kesinleşmeden İcraya Konulabilir Mi?

Markanın hükümsüzlüğü davasına ilişkin mahkeme kararları kesinleşmeden icraya konulamaz. Kararın kesinleşmesi ile birlikte Türk Patent Kurumu markayı sicilden terkin eder.


Borcu Ödedim Ama İcra Dosyası Kapanmadı konusu ile ilgili hazırladığımız içeriğimize göz atabilirsiniz.


Markanın Hükümsüzlüğü Davasında Yargıtay Kararları

  • Yargıtay 11. HD. 30.03.2023T., 2021/7725E., 2023/1975K.

Karara konu uyuşmazlık, “ECOLİNES” ibareli markanın hükümsüzlüğü talebine ilişkindir. Davacı “EKOL” isimli çok sayıda tescilli markasının bulunduğunu “ECOLİNES” bu markalarla görsel işitsel ve kavramsal olarak ayırt edilemeyecek nitelikte olması sebebiyle tüketiciler tarafından karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu ileri sürmüştür.

SMK m. 6/1 uyarınca başvurusu yapılmış bir markanın, önceki tarihli bir markadan ve bu markanın içerdiği ürünlerden farksız ya da benzer olması sebebiyle insanlarda birbirleriyle bağlantılı oldukları izlenimini uyandırması olasılığının varlığına rağmen tescil gerçekleştirilmişse hükümsüzlük davası açılabilir.

Yargıtay incelemesinde “EKOL” ve “ECOLİNES” kelimelerinin fonetik ve görsel açıdan birbirinin aynı veya devamı olduğu izlenimini uyandırması gerekçesiyle markanın hükümsüzlüğüne karar veren ilk derece mahkemesinin kararını uygun bulmuştur.

  • Yargıtay 11. HD. 22.02.2021T., 2020/1700E., 2021/1540K.

Karara konu uyuşmazlıkta taraflar uzun yıllar boyunca aynı müzik topluluğunda faaliyet göstermiş ve dava konusu ibare ve logoyu birlikte kullanmışlardır. Daha sonra taraflardan biri bu ibare ve logoyu kendi adına tescil ettirmek üzere başvuruda bulunmuştur.

SMK uyarınca kötü niyetli tesciller dürüstlük kuralına aykırı davranışlar sergileyerek, başkasına ait, bilinen veya bilinmeyen bir markayı elde etmek için ya da başkasına ait markanın tanınmışlığından haksız olarak fayda sağlamak amacıyla gerçekleştirilen haksız tescillerdir. Bu kapsamda hükümsüzlük davası açılabilir.

Somut olayda taraflar davaya konu ibare ve logoyu birlikte kullanmış, bu ibare ve logo ile bir müzik faaliyeti yürütmüşlerdir. Yargıtay taraflar arasındaki ilişkiyi bir adi ortaklık olarak nitelendirmiştir ve söz konusu marka üzerinde ortak kullanım hakkı bulunduğunu belirtmiştir. Bu sebeple taraflardan birinin diğerinin bilgisi ve haberi olmaksızın söz konusu logoyu kendi adına tescil ettirmesi dürüstlük kuralıyla bağdaşmamaktadır. Tüm bu nedenlerle Yargıtay, davalı tarafça yapılan marka başvurusunun kötüniyetli olduğunu kabul etmiştir.

Sıkça Sorulan Sorular

Marka Hükümsüzlüğü Davası Nedir?

Tescil edilmiş bir markanın SMK uyarınca öngörülen mutlak ve nispi nedenlere dayanılarak tescilden terkin edilmesini sağlayan dava türüdür.

Marka Hükümsüzlüğü Kesinleşmeden İcraya Konulabilir Mi?

Hayır, markanın hükümsüzlüğü davası sonucu verilen kararlar kesinleşmeden icraya konulamaz.

Markanın Hükümsüzlüğü Davası Hangi Mahkemede Açılır?

Marka hükümsüzlüğü davası fikri ve sinai haklar hukuk mahkemelerinde açılır. Bu mahkemenin bulunmadığı yerlerde asliye hukuk mahkemesinde açılır.

Marka Tescil Edilmeden Hükümsüzlük Davası Açılabilir mi?

Hayır. Markanın hükümsüzlüğü davası yalnızca tescilli markalara yönelik açılabilir.

Hükümsüzlük Davası ile Tazminat Alınabilir Mi?

Hükümsüzlük davası ile yalnızca marka sicilden terkin olunur. Şartların oluşması halinde maddi/manevi tazminat talepli ayrı bir dava açılarak zarar tazmin edilebilir.

Hükümsüz Kılınan Bir Marka İleride Tekrar Tescil Ettirilebilir Mi?

Hayır. Hükümsüzlük nedeni devam eden markalar ileride tekrar tescil ettirilemez. Ancak hükümsüzlük nedeni ortadan kalkmışsa tekrar tescil ettirilebilir.

Hukuki Bilgi ve Destek

Profesyonel hukuki destek almak, hukuki sürecinizde haklarınızın en iyi şekilde savunulması için gereklidir. Bu nedenle hak kaybı yaşamamak adına profesyonel bir avukat desteği almak son derece önemli olacaktır.

İstanbul Avukat Adresi:

Teşvikiye Mahallesi Hüsrev Gerede Caddesi No:104 Kat:4 Nişantaşı/Şişli/İstanbul

İstanbul Avukat Telefon Numarası:

+90 212 890 50 24

E-Posta Adresi:

info@temizerhukuk.com