Haksız tahrik nedir? Tahrik edici bir eylem sonucunda, kişinin aslında daha önceden planlamamasına karşın tahrik neticesinde suç işlemesine haksız tahrik adı verilmektedir. Bu durum sonucunda suç işleyen kişiye verilen cezada belirli oranda indirimin gerçekleştirilmesine de haksız tahrik indirimi denmektedir. Tabii ki her işlenen suçta haksız tahrik indiriminden yararlanılması söz konusu değildir. Belirli haksız tahrik şartları bulunmaktadır. Bu şartlar gerçekleştikten sonra kişi planlamamasına karşın suç işlemişse, o halde haksız tahrik indiriminden yararlanabilir. Şimdi içeriğimizde haksız tahrik ve ağır tahrik nedir? gibi pek çok soruya yanıt vererek, sizi bilgilendirmeye çalışacağız.
İçindekiler
- 1 Haksız Tahrik Nedir? TCK 29
- 2 Haksız Tahrik İndirimi Nedir?
- 3 Haksız Tahrik Şartları Nelerdir?
- 4 Haksız Tahrik İndiriminde Ağır ve Hafif Tahrik Ayrımı
- 5 Haksız Tahrik ile Meşru Müdafaa Arasındaki Fark
- 6 İlk Haksız Hareket Nedir?
- 7 Haksız Tahrik Hangi Suçlarda Uygulanmaz?
- 8 Haksız Tahrikte Ceza İndirim Oranı
- 9 Haksız Tahrikte Orantısız Tepki ve Ceza İndirimi
- 10 Haksız Tahrikte Kaçınılmaz Hata
- 11 Haksız Tahrik Örnekleri
- 12 Alacaklının Davranışı Hangi Hallerde Haksız Tahrik Sayılır?
- 13 Haksız Tahrik Yargıtay Kararları
- 14 Sıkça Sorulan Sorular
- 15 Sonuç
Haksız Tahrik Nedir? TCK 29
Haksız tahrik; mağdurdan (veya mağdur kaynaklı) gelen haksız bir fiilin failde hiddet (şiddetli öfke) veya şiddetli elem (derin acı/ızdırap) doğurması ve failin suçu bu ruhsal sarsıntının etkisi altında işlemesi hâlinde, cezada indirim yapılmasını sağlayan bir kurumdur. Burada önemli olan, haksız tahrikin suçu “haklı” kılmaması; fiilin hukuka aykırılığını ortadan kaldırmaması ve bir hukuka uygunluk sebebi oluşturmamasıdır. Haksız tahrik, yalnızca failin bu haksız fiil nedeniyle içine düştüğü yoğun duygusal durumun, somut olayda irade hâkimiyetini zayıflatması sebebiyle kusurluluğu azaltan bir ceza indirimi nedeni olarak değerlendirilir. Bu nedenle uygulamada “haksız fiil – hiddet/elem – suç” arasında olayın akışına uygun bir illiyet (nedensellik) bağı aranır; sırf öfkelendiğini söylemek tek başına yeterli görülmez. Haksız tahrik nedir? sorusuna bu şekilde yanıt verebiliriz.

Haksız Tahrik İndirimi Nedir?
Türk Ceza Kanunu’nun 29. maddesi uyarınca; haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kişi hakkında, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine 18 yıldan 24 yıla kadar, müebbet hapis cezası yerine 12 yıldan 18 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
Diğer suçlarda ise verilecek ceza, tahrikin ağırlığı ve olayın özellikleri dikkate alınarak dörtte birden dörtte üçe kadar indirilebilir. Bu çerçevede haksız tahrik indirimi (tahrik indirimi), özellikle kasten öldürme, kasten yaralama, hakaret gibi suçlarda sıkça tartışılmakla birlikte, şartları oluştuğunda genel bir indirim nedeni olarak farklı suç tiplerinde de gündeme gelebilir; her somut olayda tahrikin varlığı ve derecesi ayrıca değerlendirilir. Ağır haksız tahrik halinde indirimin oranı artacak; örneğin süreli suçlarda dörtte üçe kadar indirim uygulanabilecektir. Haksız tahrik indirimi nedir? sorusuna bu şekilde yanıt verebiliriz.
Ceza Hukuku alanındaki diğer konular hakkında da bilgi almak ve aklınıza takılan sorulara cevap bulmak isterseniz, kategorimizi ziyaret edebilirsiniz.
Haksız Tahrik Şartları Nelerdir?
Bir suçun haksız tahrik altında işlendiği kabul edilebilmesi için, failin mağdur tarafından gerçekleştirilen somut ve haksız bir fiil nedeniyle harekete geçmiş olması gerekir. Haksız tahrikten söz edilebilmesi için, mağdurun fail üzerinde doğrudan bir haksız eylemde bulunması şarttır. Failin öznel yargıları ya da mağdurun geçmişteki davranışları gibi unsurlar, failin haksız tahrik altında hareket ettiğine dair savunmasını destekleyemez. Örneğin, “bu kişi daha önce şiddet uyguladığı için ben de ona zarar verdim” türünden bir savunma, haksız tahrik teşkil etmez çünkü burada mağdurun fail üzerinde somut bir haksız eylemi yoktur.
Haksız fiilin hukuka aykırı olması yeterli olup, mutlaka cezai bir yaptırımı olması gerekmez. Ayrıca, hukuka uygunluk nedenlerinin aşıldığı durumlar da haksız tahrik kabul edilebilir. Örneğin, bir kişinin yasadışı bir tutumu nedeniyle kendisine zarar veren bir polise karşı işlenen bir suç, haksız tahrik altında işlenmiş sayılabilir. Peki, haksız tahrik şartları nelerdir? Şimdi bunlardan söz edelim.
- Fiilin Haksızlığı
Fail, mağdurun haksız bir fiili sonucunda harekete geçmişse, bu durumda haksız tahrik indiriminden yararlanabilir. Ancak, mağdurun eylemi haklı bir nedene dayanıyorsa, bu durum haksız tahrik indirimi için geçerli bir temel oluşturmaz. “Haksız fiil”, mutlaka ayrıca suç teşkil eden bir eylem olmak zorunda da değildir; ancak hukuka uygun bir davranış olarak nitelendirilemeyecek, objektif ölçütlerle haksızlık taşıyan bir söz, hareket veya tutum olmalıdır.
Bu nedenle mağdurun meşru hakkını kullanması (örneğin şikâyet hakkını kullanması, dava açması, icra takibi yapması, hukuki başvuru yollarına müracaat etmesi, kendisini korumaya yönelik tedbir alması) kural olarak “haksız fiil” kapsamında değerlendirilemez. Her bir durumun özelliklerine göre somut olarak değerlendirilmesi gerekir. Failin kişisel alınganlığı ya da sübjektif yorumları tek başına belirleyici değildir; haksızlığın, dosya kapsamı ve objektif değerlendirme ile ortaya konulması gerekir.
- Tahrik Edici Fiilin Mağdura Yönelik Olması
Haksız tahrik hükümlerinden yararlanabilmek için, suçun tahrik edici fiilin mağduru tarafından işlenmiş olması gerekir. Yani ilk hareketin fail tarafından gelmiyor olması gerekir. Bununla birlikte bu fiil doğrudan failin kendisine yönelik olmak zorunda değildir ; mağdurun, failin yakınlarına yönelttiği ağır ve haksız eylemler de, failde hiddet veya şiddetli elem doğuruyorsa tahrik tartışmasına konu olabilir.
- Failin Öfke veya Elem Altında Olması
TCK m.29’un uygulanabilmesi için failin suçu işlerken hiddet veya şiddetli elem etkisi altında bulunması gerekir. Bu husus yalnızca salt “çok sinirlendim” beyanıyla değil; olayın gelişimi, failin olay öncesi/olay anı/olay sonrası davranışları, taraflar arasındaki iletişim, tanık anlatımları, kamera kayıtları, mesaj içerikleri, olayın gerçekleşme biçimi ve failin dışa yansıyan tepkileri gibi delillerle de somutlaştırılır. Failin davranışlarının, olayın doğal akışı içinde aniden yükselen bir ruhsal sarsıntı ile uyumlu olması aranır. Buna karşılık, failin sakinlik içinde hareket etmesi, uzun süre beklemesi, fırsat kollaması, silah temin etmesi ardından pusu kurması, tehdit içerikli hazırlık yapması gibi olgular, hiddet/elem etkisinin “suç anındaki belirleyiciliğini” zayıflatır. Esas olan, suçun işlendiği anda failin irade hâkimiyetini zayıflatan sinirsel, öfkesel etkinin devam edip etmediğinin somut olaydan anlaşılmasıdır.
- İşlenen Suçun Ruhsal Durumun Sonucu Olması
Haksız tahrike neden olan olay, failin ruhsal durumunda belirgin bir değişiklik yaratmalıdır. Fail, bu değişiklik nedeniyle suçu işlemiş olmalıdır. Eğer fail, planlı ve hesaplı bir şekilde hareket ediyorsa, edebiliyorsa, artık bu durumda haksız tahrik indirimi uygulanmayabilir. Örneğin, bir kişi, geçmişten seneler öncesinden gelen bir anlaşmazlık üzerine plan yaparak birisini öldürmeye karar vermişse ve ancak olay anında karşılaştığı bir hakaret üzerine bu eylemi gerçekleştirmişse, bu durum haksız tahrik olarak değerlendirilmez.
Haksız Tahrik İndiriminde Ağır ve Hafif Tahrik Ayrımı
Türk Ceza Kanunu haksız tahrik altında işlenen suçlar için ceza indirimi öngörmektedir. TCK’nın önceki düzenlemelerinde “ağır haksız tahrik” ve “hafif haksız tahrik” gibi ayrımlar bulunsa da 5237 sayılı kanun bu ayrımı ortadan kaldırmış ve tek bir haksız tahrik maddesi altında toplamıştır. Bu durumda, mahkemeler haksız tahrik indirimi yaparken, suçun işlendiği şartlar, failin ve mağdurun olay öncesi ve olay anındaki davranışları, failin ruhsal durumu gibi öğeleri değerlendirerek bir ceza indirimi belirler. Mahkeme, olayın ayrıntılarına göre ceza miktarını belirlemenin yanı sıra, uygulanacak indirim oranını da somut olayın özelliklerine göre tayin eder.
Kasten Yaralamada Haksız Tahrik
Kasten yaralama suçu, bir kişinin fiziksel bütünlüğüne veya sağlığına kasıtlı olarak zarar verilmesiyle işlenir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86. ve 87. maddeleri bu suçu “vücut dokunulmazlığına karşı suçlar” başlığı altında ele alır. Bu suç iki ana kategori altında değerlendirilir: basit kasten yaralama ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama.
Bu suç türünde esas olarak korunan, bireylerin vücut dokunulmazlığı ve bedensel bütünlüğüdür. Suçun işlenmiş sayılabilmesi için failin eyleminin, kanunda belirtilen zarar verici sonuçlarından birini meydana getirmesi gerekir. Bu sonuçları doğurabilecek her türlü eylem kasten yaralama kapsamına girer. Örneğin, bir kişiyi kolundan sertçe çekmek, kalıcı bir zarar oluşturmasa da yaralama suçu oluşturabilir.
Yaralama suçunun oluşabilmesi için failin eyleminin mağdurda fiziksel acı, sağlık sorunu veya algısal bozulma yaratması şarttır. Eğer bu durumlardan hiçbiri meydana gelmezse, eylem yaralama suçu olarak kabul edilmez. Bu kurallar, hukuka aykırı eylemlerin yasal çerçevede nasıl değerlendirileceğini ortaya koyar.
Kasten Yaralama Suçu ve Cezası hakkında da detaylı bilgi almak isterseniz, ilgili içeriğimizi inceleyebilirsiniz.
Taksirli Suçlarda Haksız Tahrik İndirimi
Taksirli suçlarda haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı konusunda görüş birliği yoktur. Doktrinde bu konuda farklı görüşler bulunmaktadır.
Bir görüşe göre, haksız tahrik TCK’da genel hükümler başlığında düzenlendiğinden ve sadece kasten işlenen suçlar için olarak bir çerçeve oluşturamadığından taksirle işlenen suçlar için de geçerli olacaktır.
Diğer görüşe ve Yargıtay tarafından da kabul edilen görüşe göre ise, haksız tahrik hükümlerinin uygulama alanı yalnızca kasten işlenen suçlarla sınırlıdır. Bundan dolayı taksir ile işlenmiş olan suçlarda haksız tahrik indiriminin yapılması kabul edilemez.
İyi Hal İndirimi konusu ile ilgili daha detaylı bilgi almak isterseniz, ilgili sayfayı ziyaret edebilirsiniz.
Haksız Tahrik ile Kasten Öldürmede Töre Saiki
Kasten öldürmenin nitelikli hallerinden bir diğeri de töre saiki ile öldürmedir. Haksız tahrik durumunda kişinin heyecan içinde öfke ve üzüntü ile hareket etmesi ve bu duruma yol açan bir haksızlığın bulunması gerekir. Ancak töre saiki hukuken kabul edilmeyen hatta örf ve âdet kurallarına aykırı halen devam eden bir norm olduğundan haksız tahrik ile töre saikinin bir arada bulunduğu kabul edilmemektedir. Ancak töre saiki ile işlenen kasten öldürme suçunda aynı zamanda haksız bir fiilden dolayı öfke ve şiddetli üzüntü durumu söz konusu ise burada kasten öldürmenin nitelikli unsuru olan töre saiki uygulanmaz. Böyle bir durumda kasten öldürmenin temel şekline göre haksız tahrik indirimi uygulama alanı bulabilecektir.
Haksız Tahrik ile Meşru Müdafaa Arasındaki Fark
Meşru müdafaa, bir kişinin kendisine veya başkasına yönelik gerçekleşen ya da gerçekleşmek üzere olan haksız bir saldırıya karşı zorunlu ve orantılı bir şekilde gösterdiği tepkidir. Bu tepki, suç işleme potansiyeli taşısa bile, hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilir ve eylemi suç olmaktan çıkarır.
Öte yandan, haksız tahrik, bir kişinin haksız bir eylemin etkisi altında kalıp suç işlemesi durumunda, bu kişinin ceza sorumluluğunu hafifleten bir faktördür. Burada, suçun işlenmesi hukuka aykırı olmaya devam eder ancak failin cezası, yaşadığı yoğun duygusal tepki nedeniyle indirilir.
Haksız tahrik ve meşru savunma arasındaki temel fark, meşru savunmanın bir hukuka uygunluk nedeni olarak suçun hukuka aykırılığını tamamen ortadan kaldırmasıdır. Meşru savunmada saldırının aktif ya da potansiyel olması gerekirken, haksız tahrikte böyle bir gereklilik yoktur. Her iki durumda da ortak olan, haksız bir eylemle karşı karşıya kalınmasıdır; ancak meşru savunma anında ve zorunlu bir tepkiyi, haksız tahrik ise daha çok duygusal bir tepkimeyi gerektirir.
Meşru Müdafaa konusu hakkında da bilgi edinmek isterseniz, içeriğimizi inceleyerek detaylı bilgi sahibi olabilirsiniz.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 2014/9291 E. 2015/8427 K. sayılı kararında, bir savunma durumu değerlendirilmiştir. Bu kararda, sanığın maktul tarafından silahla tehdit edildiği ve yaklaşık 5 metre mesafeden silah doğrultulduğu sırada sanığın maktule ateş ettiği ve ölümüne sebep olduğu olay incelenmiştir. Mahkeme, sanığın ateş etme eyleminin, maktulün tehdidi altında bulunan ve aşırı heyecan, korku ve telaş haliyle meşru müdafaa sınırları içinde kaldığını ve bu nedenle Türk Ceza Kanunu’nun 27/2 maddesi ve Ceza Muhakemesi Kanunu‘nun 223/3-c maddeleri gereğince sanığın eyleminde ceza verilmesine yer olmadığına karar vermiştir. Kararda, saldırı anındaki atış sayısı ve atış bölgesinin dikkate alındığı, sanığın eyleminin meşru müdafaa olarak değerlendirilebilecek bir sınıra ulaştığı ifade edilmiştir.

İlk Haksız Hareket Nedir?
Haksız tahrik (TCK m.29) bakımından “ilk haksız hareket”, failde hiddet veya şiddetli eleme yol açan tahrik edici haksız fiilin kaynağını ifade eder. Bu kavram, olayın sırf “hangi tarafça başlatıldığı” şeklinde yüzeysel bir kronoloji meselesi olmayıp; tahriki doğuran hukuka aykırı davranışın kime ait olduğunun ve bu davranış ile failin işlediği suç arasında nedensellik bağının bulunup bulunmadığının tespitine yöneliktir. Haksız tahrik indirimi, tahriki doğuran haksız fiilin failden kaynaklandığı hâllerde uygulanmaz; tahrik edici haksız fiilin kaynağı kural olarak mağdur (maktul) olmalıdır.
Bu nedenle, ilk haksız hareketin failden gelmesi hâlinde, genel kural olarak fail haksız tahrik indiriminden yararlanamaz. Bununla birlikte uygulamada olaylar çoğu zaman “tek taraflı” değil, karşılıklı tahrik şeklinde gelişir. Böyle dosyalarda ilk hareketi fail yapmış olsa bile, mağdurun karşılık olarak gerçekleştirdiği haksız fiil, fail açısından yeni bir tahrik kaynağına dönüşebilir. Özellikle etki–tepki dengesinin bozulduğu, mağdurun tepkisinin haksız ve aşırı nitelik kazandığı hâllerde, failin daha sonraki eyleminin bu ikinci haksız fiilin doğurduğu hiddet/elem altında gerçekleştiği kabul edilebiliyorsa, haksız tahrik tartışması yeniden gündeme gelir. Bu, “ilk hareket kimden geldi?” sorusunu tek başına belirleyici olmaktan çıkarıp, somut olayda tahrikin kademelenmesi ve derecesi üzerinden değerlendirmeyi zorunlu kılar.
“İlk haksız hareketin kimden geldiği” her zaman kolay tespit edilemeyebilir. Olayın tanıksız gerçekleştiği, taraf anlatımlarının çeliştiği, fizikî delillerin başlangıç eylemini kesin biçimde göstermediği durumlarda Yargıtay uygulamasında, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenememesi hâlinde şüphenin sanık lehine değerlendirilerek haksız tahrik hükümlerinin uygulanabileceği kabul edilmektedir. Bu yaklaşımın dayanağı olarak Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 22.10.2002 tarihli, 2002/4-238 E., 367 K. sayılı kararına ve bu kararla uyumlu daire içtihatları mevcuttur. Özetle ilk hareketin kimden geldiği şüphede kalıyorsa bu şüphe sanık lehine değirlendirilerek belirsizlik hâlinde sanık lehine tahrik indirimi uygulanacaktır. Haksız tahrik oranı bu durumda alt sınırdan olmak durumundadır.
Haksız Tahrik Hangi Suçlarda Uygulanmaz?
Haksız tahrik indiriminden yararlanılabilmesi için belirli şartların gerçekleşmesi gerekir. Ancak bazı suçlarda haksız tahrik indiriminden yararlanılması suç tipinden ötürü mümkün değildir. Yargıtay da bu şekilde değerlendirme yapmaktadır. Bunlara cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar(tecavüz), rüşvet, irtikap, zimmet, yağma örnek olarak gösterilebilir. Zira bu tip suçların haksız tahrik altında işlendiğini iddia etmek zaten mümkün değildir.
Haksız Tahrikte Ceza İndirim Oranı
Türk Ceza Kanunu m.29’a göre haksız tahrik indirimi, suçun cezasına göre iki farklı şekilde uygulanır. Eğer suçun yaptırımı ağırlaştırılmış müebbet ise, mahkeme artık ağırlaştırılmış müebbet vermek yerine 18–24 yıl aralığında hapis cezası belirler. Suçun yaptırımı müebbet hapis ise, müebbet yerine 12–18 yıl aralığında hapis cezasına hükmedilir.
Bunların dışında kalan tüm suçlarda ise kanun, cezada oran indirimi öngörür: Mahkeme önce somut olaya uygun temel cezayı belirler, ardından haksız tahrikin ağırlığına göre bu cezadan 1/4 ile 3/4 arasında indirim yapar. İndirimin hangi seviyeden uygulanacağı; tahriki oluşturan haksız fiilin ağırlığı, failde doğurduğu hiddet/elem halinin yoğunluğu ve olayın akışı içinde suçun bu etki altında işlenip işlenmediği gibi somut olgulara göre değerlendirilir.
İndirimin alt sınırdan mı, üst sınıra yakın mı uygulanacağı; tahriki oluşturan haksız fiilin ağırlığı, failde doğurduğu hiddet/elem hâlinin yoğunluğu, olayın gelişimindeki ani tepki ile soğuma/planlama ihtimali, tarafların karşılıklı davranışları ve suçun işleniş biçimi gibi somut olgu ve delillerle birlikte değerlendirilir. Bu nedenle “haksız tahrik indirimi mutlaka 3/4 olur” veya “her tahrikte 1/2 uygulanır” gibi kalıp kabuller hukuken doğru değildir; oran, dosyanın kendi dinamikleri içinde gerekçelendirilerek belirlenmelidir.
Haksız Tahrikte Orantısız Tepki ve Ceza İndirimi
Karşılıklı haksız davranışlar söz konusu olduğunda, haksız tahrik altında işlenen suçların değerlendirilmesinde dengenin korunup korunmadığı ele alınmalıdır. Yani, bir failin başlatmış olduğu haksız eyleme mağdur tarafından verilen tepkinin ölçüsü tartışılır. Fail, kendi başlattığı haksız bir eylem nedeniyle karşı tarafın tepkisinden dolayı haksız tahrik altında olduğunu iddia edemez. Ancak, mağdurun verdiği tepki failin başlattığı eyleme göre aşırı ve orantısız ise, bu durum fail için haksız tahrik argümanını güçlendirebilir.
Örneğin, bir tartışma esnasında A, B’ye hakaret eder. B, bu hakarete sinirlenip A’yı bıçaklar, A da anında belinden çıkardığı silahla B’yi yaralar. Bu durumda, A’nın hakaret etmesiyle başlayan zincirleme reaksiyon, B’nin bıçaklama eylemiyle orantısız bir tepkiye yol açmıştır. Böylece, A’nın sonradan B’yi yaralaması, haksız tahrik hükümlerinden yararlanabileceği bir savunma oluşturur.
Yargı kararlarına göre, fail ve mağdur arasındaki haksız eylemlerin karşılıklı olması durumunda, genellikle haksız eylemi başlatan taraf, karşılaştığı aşırı tepkiden dolayı haksız tahrik indirimini talep edemez. Fakat, mağdurun tepkisi açıkça orantısız ve aşırı ise ve bu tepki yeni bir haksız fiil niteliği kazanıyorsa, failin haksız tahrikten yararlanması mümkün olabilir. Bu nedenle, her olayın özellikleri, tarafların eylemleri ve tepkileri dikkatle incelenerek, failin başlattığı eyleme göre mağdurun verdiği tepkinin orantılı olup olmadığı değerlendirilmelidir.
Haksız Tahrikte Kaçınılmaz Hata
Kaçınılmaz hata kavramı, kişinin herhangi bir suçu işlerken, olayın koşulları altında kaçınılmaz bir şekilde yanılgıya düşmesi ve bu yüzden hukuki bir değerlendirme hatası yapması durumunu ifade eder. Türk Ceza Kanunu’nun 30. maddesi bu tür hataları da ceza sorumluluğunu etkileyen bir unsur olarak kabul eder. Eğer fail, suç işlediği sırada böyle bir hata yapıyorsa ve hata, daha dikkatli olunsa dahi yapılacak bir hata ise, yani kişi her türlü özeni göstermesine rağmen yanılgıya düşmüşse, fail bu hatadan yararlanır ve cezasında bir indirim söz konusu olabilir.
Bu durumun bir örneği, Yargıtay’ın değerlendirdiği bir olayda karşımıza çıkar. Bu olayda, kişi gece evine hırsız girdiğini düşünerek ateş açmış ve daha önce de benzer bir hırsızlık yaşamış olduğu için hata yapmıştır. Yargıtay bu durumu, kişinin yaşadığı kaçınılmaz hata olarak değerlendirip, cezada indirime gitmiştir. Burada önemli olan, hatanın kaçınılmaz olması ve hata yapmış olan kişinin, olayın bütün koşullarını göz önünde bulundurduğunda bile bu yanılgıya düşmesinin kaçınılmaz olmasıdır. Eğer bu şartlar yerine getirilmişse, failin haksız tahrik altında hareket ettiği kabul edilerek, ona verilecek ceza hukuka uygun bir biçimde azaltılabilir.
Haksız Tahrikte Hata ve Sapma
Hata kavramının düzenlemesi kanunda TCK madde 30’da düzenlenmiştir. Buna göre, ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenler hakkında kaçınılmaz şekilde hataya düşen kişinin bu hatasından yararlanması kabul edilmiştir. Haksız tahrik durumu da ceza sorumluluğunu azaltan kusura dayalı bir neden olduğundan dolayı TCK madde 30/3 burada uygulanacaktır. Bu maddeye göre, eğer fail haksız tahrik durumunda olduğuna dair bir hataya düşmüş ve bu doğrultuda hareket etmiş ise, bu hatasından yararlanacaktır.
Failin bu maddeden yararlanabilmesi için ise bu hatanın kaçınılmaz bir hata olması gerekir. Yani failin bu hataya düşmesinde kendi kanaatiyle değil gerçekten kaçınılmaz bir durum olması gerekmektedir. Kaçınılmaz hata olması durumu ise, eğer fail makul ve dikkatli özeni göstermiş olsaydı bu hataya düşmeyecek idiyse kaçınılmaz hata yok demektir. Kaçınılmaz hata yok ise, fail haksız tahrik hükümlerinden de yararlanamayacak demektir.
Suç konusunda hata ve sapma nedeniyle failin tahriki oluşturan fiili yapan kişiye değil de başka bir kişiye yönelik bir eylem gerçekleştirmesi durumunda ise Yargıtay’ın son kararlarına göre eğer yanılma söz konusu ise haksız tahrik hükümlerinin uygulanacağı, eğer sapma söz konusu ise haksız tahrik hükümlerinden yararlanamayacağı kabul edilmiştir.
Haksız Tahrik Örnekleri
Haksız tahrik indiriminde yararlanılabilen ve haksız tahrik olarak ifade edilebilen suçlar aşağıdaki gibi örneklendirilebilir:
- Kocanın kendi evinde karısını başka bir kişi ile ilişkiye girerken görmesi sonucu adama ya da karısına saldırması
- Bir kişinin diğer kişiyi kenara çekilmesi için sertçe itip yere düşürmesi üzerine sanığın ona yerden hışımla kalkarak yumruk atması
- Failin bulunmadığı bir mekanda eşinin taciz edilmesini öğrenir öğrenmez hemen mekanı basarak oradakilere ateş etmesi
- Failin kendisine uzun sürelerdir “adamsan gelirsin” diye mesaj atan kişiyi yolda görmesi sonucu kişiye saldırması
- Failin bulunmadığı bir yerde çocuğuna tokat atılmasını eve gelince öğrenmesi üzerine tokat atan kişinin çocuğunu dövmeye gitmesi
Alacaklının Davranışı Hangi Hallerde Haksız Tahrik Sayılır?
Alacak-verecek meselesinden kaynaklanan bir çatışma durumunda, borçlu tarafın borcunu ödeme gücü olmasına rağmen kasıtlı olarak ödememeyi tercih etmesi ve bu süreçte alacaklıyı haksız yere zor durumda bırakması, alacaklının şiddetli bir öfke veya elem hissetmesine yol açabilir fakat bu şekilde yalnızca borcun ödenememesi, haksız tahrik nedeni sayılamaz. Sadece ödenmeyen borçtan dolayı haksız tahrik indirimi yapılamaz. Haksız tahrik nedeniyle ceza indiriminden yararlanabilmek için, borcunu ödemeyen kişinin alacaklıya karşı öfke uyandıracak derecede haksız ve provokatif davranışlarda bulunması gerekir. Bu bağlamda, borçlu tarafından suç işlenmesine yol açan bir haksız eylemin bulunması ve bunun ispatlanması hali ceza indirimine sebep olabilir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2015/14-203 E., 2016/2 K.
Katılanın sanık Yakup K.’dan bilgisayar satın alıp bedelini vadesinde ödememesi ve senedin icraya konulması sonrasında; sanık Yakup K.’nın yanında sanıklar Samet K. ve Adem Ö. ile birlikte katılanla karşılaşıp “alacak” meselesi nedeniyle katılanı akraba avukatın bürosuna götürdükleri, avukat büroda olmayınca katılanın ayrılmak istediği, bu sırada Yakup’un kapıyı kilitleyerek “5 aydır seni arıyoruz, alacağımızı almak için bulmuşum bırakmam” diyip katılanın çıkışını engellediği ve üç sanığın katılanı darp ettiği; katılanın yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte olduğu kabul edilmiştir.
Ceza Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, eylemin TCK m.109 (kişiyi hürriyetinden yoksun kılma) kapsamında mı yoksa TCK m.150/1 kapsamında mı değerlendirilmesi gerektiği ile; TCK m.109 kapsamında kalıyorsa sanıklar lehine TCK m.29 haksız tahrik uygulanıp uygulanmayacağı noktalarında toplanmıştır. Kurul, somut olayda kapının kilitlenmesi suretiyle katılanın iradesi dışında alıkonulması ve darp olguları birlikte değerlendirildiğinde eylemin TCK m.109 kapsamına girdiği, bu nedenle Özel Daire onama kararının isabetli olduğu sonucuna varmıştır.
Haksız tahrik yönünden ise Başsavcılığın “borcun ödenmemesi ve uzun süre kayıp kalınması” gerekçesiyle tahrik uygulanması gerektiği yönündeki itirazına karşı; Kurul, tahrik bakımından aranan şartları dosya kapsamıyla tartışarak itirazı reddetmiş ve sanıklar hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanmaması yönündeki yaklaşımı benimsemiştir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2020/5153 Esaslı Kararında; Bir iş yerinde kısa süre çalışan ve alacağı olduğunu iddia eden bir kişi ile işverenler arasında ücret konusunda anlaşmazlık yaşanması, karşılıklı suçlamalar sonucu çatışmaya yol açmıştır. İşverenler, kişinin sadece birkaç gün işe geldiğini ve herhangi bir ücret borçlarının olmadığını savunurken, kişi ise tam tersini iddia etmiştir. Bu durumda, olayların neden kaynaklandığı ve nasıl geliştiği göz önünde bulundurularak, Türk Ceza Kanunu’nun haksız tahrik maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerekmektedir. Ancak bu değerlendirme yapılmadan verilen kararın eksik olduğu gerekçesiyle Yargıtay tarafından bozulduğu anlaşılmaktadır.
Haksız Tahrik Yargıtay Kararları
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2018/291 E., 2018/380 K., 27.09.2018 T.
Olay; garaj/depoda, loş ortamda, maktulün tabanca ile gelmesi ve sanığın av tüfeğini alıp atışa hazır hâle getirmesi sonrasında gelişmektedir. Kurul; sanığın, henüz vücut bütünlüğüne yönelmiş gerçekleşen bir saldırı bulunmadığı hâlde silahını hazırlayıp beklemesi, ilk atışı boşa yapması, ardından hayati bölgeye ateş etmesi ve maktul etkisiz hâle geldikten sonra dipçikle vurmaya devam etmesi gibi olgular üzerinden meşru savunma/meşru savunmada sınırın aşılması hükümlerinin koşullarının oluşmadığını değerlendirmekte; buna karşılık maktulden gelen sözlü tehdit ve olayın gelişimi itibarıyla sanığın eyleminin haksız tahrik altında kasten öldürme kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmektedir.
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2017/180 E., 2021/410 K., 21.09.2021 T.
Kararda; olayı gören tanık bulunmadığı, her iki tarafın da “ilk atışın karşı taraftan geldiği” ve meşru savunma kapsamında hareket ettiği yönünde savunma yaptığı, kovanların sayısı ve konumuna göre ilk ateş edenin tespit edilemediği, olayın karşılıklı çatışma şeklinde gerçekleştiği kabul edilmektedir. Kurul, öncelikle meşru savunma hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağını tartışmakta; ilk haksız hareketin kimden geldiği belirlenemediği için meşru savunmanın tatbikinin mümkün olmadığı sonucuna varmaktadır. Aynı belirsizlikten hareketle, TCK m.29 haksız tahrik hükmünün uygulama koşullarının oluştuğunu ve sanık hakkında azami oranda indirim yapılması gerektiğini açıkça kabul etmektedir.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 2020/975 E., 2020/1466 K., 26.06.2020 T.
Dosyada suça sürüklenen çocuğun Adana’dan İstanbul’a gelirken yanında olayda kullandığı keser ve bıçağı getirdiği; eylemin bu şekilde hazırlık ve planlama unsurları gösterdiği kabul edilmiştir. Daire, bu olayda haksız tahrik sayılabilecek maddi delil bulunmadığını, cinsel saldırı iddiasının dosya kapsamı ve mevcut delillerle desteklenmediğini, maktulden bu yönde bir talep olduğuna dair bulgu tespit edilemediğini belirtmekte; bu nedenle TCK m.29’un uygulanmasının koşullarının oluşmadığı değerlendirmesiyle hükmü bozma konusu yapmaktadır
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 2018/11578 E., 2019/7042 K.
İlk haksız hareketin kimden kaynaklandığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediği hâllerde, bu şüphenin sanık lehine değerlendirilerek TCK m.29’un uygulanması gerektiği; ancak bu tür belirsizlik hâllerinde indirimin asgari oran (1/4) gözetilmeden daha yüksek indirimle ceza tayininin isabetsiz olduğu kabul edilmiştir.
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 2018/3958 E., 2019/232 K., 09.01.2019 T.
Yerel mahkemenin “ilk haksız hareketin kimden geldiği belirlenemedi” kabulüyle haksız tahrik indirimi uyguladığını belirtmesine rağmen, indirim oranını (2/4) olarak seçmesi isabetsiz bulunmuştur. Daire; bu durumda orantılılık ilkesi ve yerleşik içtihat doğrultusunda indirimin (1/4) oranında yapılması gerekirken daha yüksek oranla indirim uygulanmasını “eksik ceza tayini” sayarak bozma kararı vermiştir
Sıkça Sorulan Sorular
Haksız Tahrik İndirimi Ne Kadar?
TCK 29 kapsamında değerlendirilen haksız tahrik durumunun oluşması için bazı şartlar gerçekleşmelidir. Öte yandan tahrikin derecesine göre indirim oranı da değişmektedir. Bu kapsamda haksız tahrik indiriminde ceza 4’te birden 4’te üçe kadar indirilebilir.
Haksız Tahrik İndirimi Kaç Yıl?
Haksız tahrik altında suç işleyen kişinin aldığı ceza 4’te 1 oranından 4’e 3 oranına kadar indirilebilir. Öte yandan ağırlaştırılmış müebbet alan failin cezası, haksız tahrik indirimi ile 18 yıldan 24 yıla indirilebilir. Müebbet hapis cezası alan failin haksız tahrik indirimi ile alacağı ceza ise 12 yıldan 18 yıla indirilebilir.
Haksız Tahrik İndirimi Oranı Ne Kadar?
Haksız tahrik altında suç işleyen bir kişinin alacağı ceza oranı, haksız tahrikin ağırlığına göre değişecektir. Ancak haksız tahrik indirimi oranı 4’te 1 seviyesinden 4’te 3 seviyesine kadar çıkabilir.
Aldatma Haksız Tahrik Oluşturur Mu?
Evlilik birliği içinde bir kişinin eşini aldatması, hukuki olarak suç teşkil etmese de, sadakat yükümlülüğüne aykırı bir davranıştır ve bu, ceza hukukunda haksız tahrik unsuru olarak değerlendirilebilir. Haksız tahrik, genellikle bir kişinin öfke ve şiddetli elemin etkisi altında suç işlemesi durumunda, verilecek cezanın indirilmesine olanak tanır. Bu kapsamda, eşini aldatan kişinin bu eylemi, aldatılan eşin haksız tahrik unsurları altında suç işlemesi durumunda indirim sebebi olarak dikkate alınabilir.
Aldatma eyleminin ardından, eşini aldatan kişinin değil, onun yakınlarının veya üçüncü bir kişinin aldatılan eşe veya birlikte oldukları kişiye karşı suç işlemesi halinde, haksız tahrik indirim hükümleri uygulanmayabilir. Her somut olay, eylemin nitelikleri ve etkileri dikkate alınarak ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Maktul, başkasıyla resmi nikâhlı olan Seval ile rızaya dayalı cinsel ilişkiye girmiş ve böylece Seval’in eşine karşı sadakat yükümlülüğünü ihlal etmesine sebep olmuştur. Bu durum, Seval’in eşi için haksız tahrik nedeni oluşturur. Ancak mesele, Resmi nikahlı eşinin kayınpederi ve kayınbiraderi olan sanıklar S. ve Y. açısından da bu eylemlerin haksız tahrik nedeni sayılıp sayılmayacağıdır. TCK 29. maddesi gereği, haksız tahrik, mağdurdan kaynaklanan bir haksız davranış sonucu ortaya çıkmalıdır. Somut olayda, Seval ile maktul arasındaki ilişki rızaya dayalı olduğu ve sadakat yükümlülüğü sadece eşlere has olduğu için, maktulün eylemleri sanıklar S. ve Y’ye yönelik haksız tahrik nedeni oluşturmamaktadır, çünkü bu eylemler doğrudan maktule karşı işlenmiştir. (T.C. Yargıtay Ceza Genel Kurulu e. 2017/1-906 k. 2020/64 T.6.2.2020)
Hakaret Haksız Tahrik Sayılır Mı?
Haksız tahrik indirimi kasten işlenen tüm suçlarda uygulanabilir. Ancak TCK madde 125’te düzenlenen hakaret suçu açısından özel bir haksız tahrik durumuna değinilmiştir. Bu nedenle 129.madde daha lehe düzenlemeler içerdiğinden hakaret suçu bakımından TCK madde 29 haksız tahrik hükmü uygulanmaz. Yani TCK madde 129’un uygulandığı durumlarda, TCK madde 29 hükmünün uygulanması yoluna gidilememektedir.
TCK madde 129/1’de eğer mağdur kendisinin haksız bir hareketi nedeni ile hakaret edilmesine sebep olmuşsa hâkim cezayı azaltabilir ya da kaldırabilir. TCK madde 129/2’de eğer kişi kendisine yönelik işlenen kasten yaralama suçuna tepki olarak hakaret suçunu işlemişse, bu durumda cezalandırılmaz demektedir. TCK madde 129/3’te karşılıklı hakaret durumunda hâkim olayın koşullarına göre birine veya ikisine birden ceza vermekten vazgeçebilir veya cezalarını indirebilir. Özel tahrik hali olan bu durum, genel tahrik durumunun aksine sadece tahrik üzerine işlenen fiilin hakaret suçunu oluşturması durumunda uygulanacaktır.
Mala Zarar Verme Suçunda Haksız Tahrik Uygulanır Mı?
Haksız tahrik durumunun yazımızda sayılan şartlarının gerçekleşmesi halinde mala zarar verme suçunda verilecek ceza haksız tahrik indirimiyle dörtte birinden dörtte üçe kadar indirilecektir.
Küfretmek Haksız Tahrik Durumu Yaratır Mı?
Bir kişiye yönelik küfredilmesi durumunda, bu kişinin küfrü duyduğu anda gelişen öfke hissiyle anlık olarak saldırgan bir davranış sergilemesi, haksız tahrik altında suç işleme örneği olarak değerlendirilir. Bu, failin anında ve doğrudan bir tepki olarak haksız eyleme karşılık vermesi durumudur, bu yüzden ceza hukukunda failin bu tepkisi haksız tahrik unsurları çerçevesinde ele alınabilir.
Haksız Tahrik Kusurluluğu Kaldırır Mı?
Haksız tahrik, bir kişinin hukuka aykırı ve haksız bir eylemin etkisi altında kalarak suç işlemesini ifade eden bir hukuk terimidir. Bu durumda, failin cezai sorumluluğu tamamen ortadan kalkmaz, ancak bu hukuki nedenle cezasında indirime gidilebilir. Töre veya kan davası nedeniyle işlenen suçlarda haksız tahrik hükümleri genellikle uygulanmaz çünkü bu tür eylemler, önceden planlanmış ve belirli bir amaç doğrultusunda gerçekleştirilmiş olabilir. Bu sebeple, haksız tahrik, failin kusurunu azaltan ancak tamamen ortadan kaldırmayan bir indirim nedenidir ve her olayın kendine özgü koşulları çerçevesinde ele alınması gerekir.
Haksız Tahrikte Ceza Ne Kadar İndirilir?
Haksız tahrikte ceza indirimi, ağır müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda 18-24 yıl arası hapis cezasına, müebbet hapis cezasını gerektiren hallerde ise 12-18 yıl arası hapis cezasına çevrilmesine imkan tanır. Bu indirim oranları, mahkeme tarafından olayın bütün koşulları dikkate alınarak belirlenir ve genellikle cezanın üçte biri oranında bir indirim söz konusu olabilir. Haksız tahrik uygulamasında hakimin takdir yetkisi önemlidir.
Haksız Tahrik İndirimi Hangi Suçlarda Uygulanır?
Haksız tahrik indirimi, töre veya kan gütme gibi özel saiklerle işlenen suçlarda uygulanmaz. Aynı zamanda, eylem ile doğrudan bir bağlantısı olmayan durumlarda da bu indirimden yararlanılamaz. Ancak bu iki durum dışında, diğer gerekli şartlar mevcutsa, haksız tahrik indiriminden faydalanılmasına bir engel bulunmamaktadır.
Haksız Tahrike Karşı Haksız Tahrik Olur Mu?
Birinin yaptığı ilk haksız eyleme tepki olarak yapılan eylem, eğer aşırıya kaçmışsa, yani ilk haksız eyleme göre çok daha şiddetliyse, bu durumda da haksız tahrikten söz edilebilir. Yani bir kişi, başkasının aşırı eylemine karşı haksız bir şekilde tepki verirse, bu tepki haksız tahrik sayılabilir. Ancak her durumda bu kararı vermek mahkemenin titizlikle incelemesi gereken bir husustur.
Sonuç
İşlenen bir suç sonrası haksız tahrik indirimi konusunda hukuki desteğe ihtiyaç duyarsanız, Temizer Hukuk Bürosu’nun deneyimli İstanbul ceza avukatı kadrosundan destek alabilir, aklınıza takılan tüm sorulara cevap bulabilirsiniz.
Hukuk büromuzdaki kıdemli ceza avukatlarımız, haksız tahrik hükümlerinin müvekkil lehine uygulanabilmesi için detaylı bir hukuki süreç yönetimi sunmaktadır. Müvekkilin en iyi şekilde temsil edilmesi, savunma stratejilerinin geliştirilmesi ve mümkün olan en uygun ceza indiriminin sağlanması konusunda uzman desteğimizle yanınızdayız. Her türlü sorunuz ve danışmanlık ihtiyaçlarınız için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
STJ. AV. SELVER NUR SEVİNDİK
BURCU SENA URUÇ
BURAK TEMİZER HUKUK BÜROSU















