Eşler arasında gerçekleştirilen bazı eylemler her ne kadar suç olarak düşünülmese de bazı eylemler suç kapsamında değerlendirilmektedir. Çünkü eşler arasında da özel hayatın gizliliği söz konusudur. Peki, evlilik birliği içerisindeki eşin, eşler arasında alınan ses ve görüntü kaydı suç mudur? Eşe ait ses ve görüntü kayıtları boşanmada delil olarak kullanılabilir mi? Biz de içeriğimizde bu konunun tüm detaylarından söz edeceğiz.
İçindekiler
- 1 Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu Nedir?
- 2 Kişisel Verilerin Kaydedilmesi Suçu Nedir?
- 3 Eşler Arasında Alınan Ses ve Görüntü Kaydı Suç Mudur?
- 4 Eşler Arasında Alınan Ses ve Görüntü Kaydı Delil Olarak Kullanılabilir Mi?
- 5 Boşanma Davasında Gizli Ses Kaydı Delil Olur mu?
- 6 Hukuka Uygun Ses Kaydı Nasıl Olur?
- 7 Sıkça Sorulan Sorular
Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu Nedir?
Özel hayat, kişilerin başkalarıyla paylaşmak istemediği, kendi rızası olmadıkça müdahale edilmesini istemedikleri kişisel alanlarıdır. Özel hayat kavramı içerisine pek çok husus girebilir. Özel hayatın gizliliğinin ihlali ise, kişilerin özel hayatına yapılmış olan izinsiz müdahalelerdir.
Özel hayatın gizliliğinin ihlali suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’muzun 134. maddesinde öngörülmüştür. Buna göre kişilerin özel hayatını ihlal eden kimseler için bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Maddenin devamında ise kişiler, özel hayatın gizliliğini bir görüntü veya ses kaydı almak suretiyle ihlal ederse verilecek ceza bir katı artırılır. 134. maddenin 2. fıkrasında ise kişilerin özel hayatına ilişkin olan görüntü ya da sesleri hukuka uygun olmayan şekilde ihlal eden kimseler için iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunurken, ifşa edilen bu kişisel verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması durumunda da aynı cezaya hükmolunacağı düzenlenmiştir.
Söz konusu madde metninden de anlaşılacağı üzere kişilerin ses ve görüntü kayıtlarının alınması yoluyla ihlali hali, nitelikli bir hal olarak düzenlenmekte ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu doğurmaktadır.
Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu ile ilgili içeriğimize de göz atabilirsiniz.
Kişisel Verilerin Kaydedilmesi Suçu Nedir?
Kişisel veri kavramı, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 3. maddesinin (d) bendinde tanımlanmıştır. Buna göre kişisel veri, “kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgi” anlamına gelir. Bu tanım oldukça geniştir; kimlik ve iletişim bilgileri, adres, fotoğraf, ses kaydı, video görüntüsü, parmak izi, IP adresi, özgeçmiş (CV), banka hesap bilgileri gibi verilerin tamamı kişisel veri olarak kabul edilir.
Kişisel verilerin kaydedilmesi suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 135. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, kişilerin açık rızası olmadan ya da kanuni bir dayanak bulunmaksızın kişisel verilerini kayda alan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Suçun konusu yalnızca gizli bilgilerle sınırlı değildir; kişinin kimliğini ortaya çıkarabilecek veya belirlenebilir kılabilecek her türlü bilgi bu kapsamdadır.
Başka bir ifadeyle, kişisel verilerin kaydedilmesi suçu; bireyin kimliğini, özel hayatını veya mahremiyetini ilgilendiren verilerin rızası olmadan sistematik biçimde toplanması, depolanması veya dijital ortama kaydedilmesi hâlinde oluşur. Burada korunan hukuki değer, bireyin özel hayatın gizliliği hakkı ve kişisel veriler üzerinde kontrol yetkisidir.
TCK’nın 136. ve 137. maddelerinde ise bu fiilin verilerin hukuka aykırı olarak başkalarına verilmesi, yayılması veya ele geçirilmesi hâlleri için daha ağır cezalar öngörülmüştür. Özellikle kamu görevlileri tarafından ya da görevin sağladığı kolaylıktan yararlanarak işlenmesi hâlinde ceza yarı oranında artırılır.
Ceza Hukuku ile ilgili merak ettiğiniz diğer konular hakkında da bilgi almak isterseniz, ilgili kategorimize göz gezdirebilirsiniz.

Eşler Arasında Alınan Ses ve Görüntü Kaydı Suç Mudur?
Evlilik birliği sürecinde veya boşanma aşamasında, taraflar kimi zaman kendi lehlerine delil oluşturmak amacıyla eşlerine ait ses ya da görüntü kayıtlarını almaktadır. Bu tür kayıtlar, bazı durumlarda mahkemede geçerli bir delil olarak değerlendirilebilirken, bazı hâllerde ise özel hayatın gizliliğini ihlal suçu kapsamında cezai sorumluluk doğurabilir. Bu nedenle, her ses veya görüntü kaydının otomatik olarak hukuka uygun kabul edilmesi mümkün değildir.
Hukuka aykırı delil, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 189. maddesinin ikinci fıkrasında açıkça düzenlenmiştir. Kanuna göre, hukuka aykırı yollarla elde edilmiş deliller, mahkeme tarafından bir olayın ispatında dikkate alınamaz.
Delilin hukuka uygun olup olmadığı değerlendirilirken, elde ediliş şekli, amaç, ölçülülük ve zorunluluk unsurları birlikte incelenir. Yani, taraflardan biri, diğer eşin bilgisi veya rızası olmadan gizlice kayıt almışsa, bu kayıt kural olarak hukuka aykırıdır ve mahkemece delil olarak kabul edilmez.
Ancak istisnai durumlarda, örneğin eşin ağır tehdit, şantaj veya fiziksel şiddet uyguladığı hâllerde, mağdur eşin kendi güvenliğini sağlamak veya savunma hakkını kullanmak amacıyla yaptığı kayıtlar hukuka uygun delil olarak kabul edilebilir. Nitekim Yargıtay uygulamasında da, “suçun veya ağır bir haksız fiilin kanıtlanması amacıyla, başka türlü ispat olanağı bulunmayan hâllerde yapılan kayıtlar” meşru kabul edilmektedir.
Sonuç olarak, eşin ses veya görüntü kaydı alması, her zaman suç oluşturmaz; ancak bu kayıtlar yalnızca savunma hakkı kapsamında, zorunlu ve ölçülü şekilde alınmışsa hukuka uygun sayılır. Aksi hâlde, bu tür kayıtlar hem TCK m.134 uyarınca “özel hayatın gizliliğini ihlal suçu” kapsamına girebilir hem de mahkemede delil olarak geçerliliğini yitirir.
İzinsiz Ses Kaydı Almak Suç Mudur? sorusuna yanıt verdiğimiz içeriğimize de göz atabilirsiniz.
Eşler Arasında Alınan Ses ve Görüntü Kaydı Delil Olarak Kullanılabilir Mi?
Genel kural olarak, hukuka aykırı yollarla elde edilen deliller mahkemede dikkate alınmaz (HMK m.189/2). Üstelik, eşin rızası olmaksızın gizlice ses veya görüntü kaydı almak, somut olaya göre TCK m.134 (özel hayatın gizliliğinin ihlali) ve/veya TCK m.135 (kişisel verilerin kaydedilmesi) bakımından suç riski de doğurabilir. Bu nedenle, her gizli kaydın “delil olur” veya “asla olmaz” şeklinde kategorik değerlendirilmesi yanlıştır; somut olayın koşulları belirleyicidir.
Yargıtay uygulaması, bazı istisnai hâllerde gizlice alınan ses/görüntü kayıtlarının delil olarak değerlendirilebileceğini kabul etmektedir. Ancak bunun için şu ölçütlerin birlikte ve sıkı şekilde sağlanması aranır:
-
Amacın savunma hakkı kapsamında meşru bir menfaat içermesi: Kayıt, haksız fiil veya suç teşkil eden ağır bir davranışı kanıtlamak ve savunma hakkını kullanmak amacıyla alınmış olmalı; sırf “ileride işe yarar” düşüncesiyle genel bir takip için alınmamalıdır.
-
Zorunluluk ve başka türlü ispat imkânının bulunmaması: Olay başka bir yolla ispat edilemiyorsa ve o anı kayda alma dışında makul bir seçenek yoksa kayıt istisnai olarak meşru görülebilir.
-
Ölçülülük: Kayıt yalnızca gerekli kapsam ve sürede olmalı; üçüncü kişilerin mahremiyetini gereksiz yere ihlal edecek şekilde geniş, uzun veya yaygın bir çekim/kayıt kabul görmez.
-
Elde ediliş biçimi: Kayıt hırsızlık, tehdit, şantaj, baskı veya provokasyon ile sağlanmamalıdır. Karşı tarafı bilerek konuşturup senaryo kurma (planlı kışkırtma) suretiyle elde edilen kayıtlar hukuka aykırıdır.
-
Ortamın niteliği: Özel ve mahrem alan (ör. yatak odası, banyo) ile aleni/yarı aleni alan ayrımı önemlidir. En mahrem alanlarda gizli kayıtlar kural olarak daha ağır ihlal sayılır.
-
Kayıt bütünlüğü: Kayıtta kesme/biçme/manipülasyon yapılmamış olmalı; dosyanın orijinalliği korunmalıdır.
-
Tesadüfîlik – planlamama: Önceden kurgulanmış veya özellikle “delil yaratma” amacıyla zorlanan konuşmalar, genelde geçersiz kabul edilir.
Örnekle açıklamak gerekirse: Eşlerden biri, aniden ve tesadüfen, diğer eşi ağır nitelikte bir haksız eylem içinde yakalayıp kısa ve gerekli ölçüde kayıt altına almışsa; ayrıca başka türlü ispat imkânı da yoksa, bu kayıt boşanma davasında delil olarak değerlendirilebilir. Buna karşılık, planlı takip, özel alanlara gizlice yerleştirilen cihazlar veya kurgulanmış konuşmalarla elde edilen kayıtlar hukuka aykırı sayılır ve çoğu durumda delil niteliği kazanmaz; ayrıca ceza sorumluluğu doğurabilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 20.10.2008 tarihli, 2007/17220 E., 2008/13614 K. sayılı kararında da özetle; eşin sadakat yükümlülüğüne açıkça aykırı, ağır bir haksız fiili kanıtlamak amacıyla ve başka türlü ispat olanağı bulunmayan durumlarda, ölçülü ve zorunlu biçimde alınan kayıtların delil olarak değerlendirilebileceği yönünde bir yaklaşım benimsenmiştir. Ancak bu karar, genel bir serbestlik tanımaz; somut olayın şartlarına bağlı istisnai bir değerlendirmedir.
TMK m.185 eşlere birlikte yaşama ve sadakat yükümlülüğü yükler. Ne var ki, sadakat yükümlülüğü, tek başına gizli kayıtların otomatik biçimde “hukuka uygun” olacağı anlamına gelmez. Delil serbestisi ile özel hayatın gizliliğinin korunması arasındaki denge, zorunluluk ve ölçülülük ilkeleri gözetilerek somut olay üzerinden kurulur. Bu nedenle, “aldatmayı ispatlamak için her kayıt kullanılabilir” şeklindeki genellemeler hatalıdır.
Eşin Telefonuna Casus Yazılım Yüklemek Suç Mu? sorusuna yanıt verdiğimiz içeriğimizi de ziyaret edebilirsiniz.
Sonuç: Eşin gizli ses/görüntü kaydı, kural olarak hukuka aykırıdır ve delil olarak kullanılamaz. Ancak ağır bir haksız fiilin/suçun ispatı, başka türlü ispat imkânının bulunmaması, zorunluluk ve ölçülülük koşullarının birlikte gerçekleştiği istisnai durumlarda, Yargıtay çizgisine uygun olarak değerlendirilebilir. Aksi hâlde, kayıt delil değeri taşımadığı gibi yukarıdaki başlıklarda anlattığımız suçlar bakımından TCK m.134–135 kapsamında cezai risk doğurabilir.

Boşanma Davasında Gizli Ses Kaydı Delil Olur mu?
Boşanma davalarında gizli ses veya görüntü kayıtlarının delil olarak kabul edilip edilmeyeceği, kaydın nasıl ve hangi amaçla alındığına bağlıdır. Genel kural olarak, rızası olmadan bir kişinin sesini veya görüntüsünü gizlice kaydetmek özel hayatın gizliliğini ihlal anlamına gelir (TCK m.134) ve bu şekilde elde edilen kayıtlar hukuka aykırı delil sayılır (HMK m.189/2).
Ancak Yargıtay, istisnai durumlarda, tarafın başka türlü ispat imkânı bulunmayan ağır bir haksız fiil veya sadakat yükümlülüğüne açık aykırılık hâlinde, bu kayıtların delil olarak değerlendirilebileceğini kabul etmektedir.
Örneğin eş, ani ve tesadüfî biçimde aldatma, şiddet, tehdit veya hakaret gibi bir duruma maruz kalmışsa ve bu durumu ispatlayacak başka kanıt yoksa, o anki kayıt meşru kabul edilebilir.
Dolayısıyla “boşanma davasında gizli ses kaydı asla delil olamaz” demek doğru değildir. Kural olarak delil değeri yoktur, ancak zorunluluk, ölçülülük ve savunma hakkı gibi hukuka uygunluk nedenleri varsa, mahkeme bu kayıtları delil olarak değerlendirebilir.
Eşin Aracına GPS (Takip Cihazı) Takmak Suç Mu? sorusuna yanıt verdiğimiz içeriğimize de göz atabilirsiniz.
Hukuka Uygun Ses Kaydı Nasıl Olur?
Her ses kaydı hukuka uygun kabul edilmez. Gizli veya rıza dışı kayıtlar, özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturabilir (TCK m.134) ve delil olarak da geçerlilik kazanmaz.
Bununla birlikte bazı durumlarda hukuka uygun ses kaydı mümkündür. Bu durumlar şunlardır:
-
Kayıt karşı tarafın açık rızasıyla alınmışsa,
-
Veya kişi kendisine yönelik bir haksız fiili (tehdit, hakaret, şiddet, aldatma vb.) ispatlamak için, başka delil elde etme olanağı olmaksızın zorunlu ve ölçülü biçimde kayıt yapmışsa,
bu kayıtlar hukuka uygun sayılabilir.
Kısacası, ses kaydının hukuka uygun olabilmesi için yalnızca “karşı tarafın izni” değil, aynı zamanda hukuka uygunluk sebebi (örneğin savunma hakkını koruma) bulunmalıdır. Aksi hâlde, gizli kayıt hem delil olarak geçersiz olur hem de cezai sorumluluk doğurabilir.
Eşler arasında ses ve görüntü kaydı alma ile ilgili hukuki desteğe ihtiyaç duyuyorsanız, Burak Temizer Hukuk Büromuzun deneyimli İstanbul ceza avukatı kadromuzdan destek alabilirsiniz.
Eşler arasında ses ve görüntü kayıtlarının alınması ve alınan kayıtların delil olarak kullanılabilmesi konusu oldukça hassas ve titizlikle incelenmesi gereken bir konudur. Evlilik birliği içerisinde yaşanan çeşitli problemlere karşı eşler kimi zaman ses kaydı ve görüntü kaydı alma gibi yollara başvurabilmektedirler. Ancak unutulmamalıdır ki, eşlerin bir evlilik birliği içerisinde olması, onların özel hayatlarına her durumda sınırsız bir şekilde müdahale edebilecekleri anlamına gelmemelidir.
İçeriğimizde de anlatıldığı üzere eşin bilgisi dahilinde olmadan alınan ses ve görüntü kayıtlarının delil olarak kullanılabilmesinde istisnalar mevcuttur. Hukuka uygun bir şekilde, hukuka uygunluk şartlarını taşıyan bir ses ve görüntü kaydı delil olarak kullanılabilecekken, hukuka aykırı şekilde alınmış olan ses ve görüntü kaydı delil olarak kullanılamayacak ve suç teşkil edecektir.
Sıkça Sorulan Sorular
Karşı Tarafın İzni Olmadan Onun Ses ve Görüntüsünü Kaydetmek Suç Mudur?
Evet, kural olarak karşı tarafın rızası olmadan ses veya görüntüsünü gizlice kaydetmek TCK m.134 kapsamında özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturur. Ancak bazı istisnai hâllerde — örneğin kişi kendisine yönelen bir tehdit, şantaj veya şiddet eylemini başka türlü kanıtlayamıyorsa — bu kayıt hukuka uygunluk nedeni kapsamında değerlendirilebilir.
Yani her durumda otomatik olarak suç sayılmaz; somut olaya göre değerlendirme yapılır.
Eşimin İzni Olmadan Ses ve Görüntüsünü Almam Suç Mudur?
Eşlerin evli olması, birbirlerinin özel alanlarını sınırsız biçimde ihlal edebileceği anlamına gelmez. Bu nedenle, eşin rızası olmadan alınan ses veya görüntü kaydı kural olarak özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturur. Ancak örneğin eşin şiddet uyguladığı, tehdit ettiği veya hakaret ettiği bir durumda başka türlü ispat olanağı yoksa, kayıt delil olarak meşru kabul edilebilir.
Yine de her olayın koşulları ayrı değerlendirilir.
Eşimin İzni Olmadan Almış Olduğum Ses ve Görüntü Kaydı Hangi Hallerde Suç Teşkil Etmez?
Eşin rızası olmadan alınan ses veya görüntü kaydı kural olarak suçtur, ancak bazı hukuka uygunluk hâlleri bulunabilir. Örneğin kişi, kendisine karşı işlenen tehdit, hakaret, şiddet, cinsel saldırı veya aldatma gibi ağır bir haksız fiili kanıtlamak için ve başka delil elde etme olanağı yoksa, bu kaydı zorunlu ve ölçülü biçimde yapmışsa suç oluşmayabilir. Bunun dışında planlı takip, gizli kamera, dedektif veya özel cihaz kullanımı hâllerinde suç gündeme gelir.
Eşimin İzni Olmadan Ses ve Görüntü Kaydını Almam, Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Eder Mi?
Evet, eşin rızası olmadan yapılan ses veya görüntü kaydı, TCK m.134 kapsamında özel hayatın gizliliğini ihlal anlamına gelir. Evlilik birliği, taraflara birbirlerinin özel yaşamına sınırsız erişim hakkı vermez. Her bireyin, evlilik içinde dahi kişisel mahremiyet alanı vardır ve bu alanın gizlice kayda alınması suç teşkil eder.
Eşimin İzni Olmadan Almış Olduğum Ses ve Görüntü Kayıtlarını Mahkemede Delil Olarak Kullanabilir Miyim?
Genel kural olarak, izinsiz alınan ses ve görüntü kayıtları hukuka aykırı delil sayılır ve mahkemede kullanılamaz. Ancak Yargıtay uygulamasına göre, başka türlü ispat imkânı bulunmayan, ağır bir haksız fiil veya suçun kanıtlanması amacıyla, ölçülü biçimde alınmış kayıtlar istisnai olarak delil kabul edilebilir. Dolayısıyla, her olayın özellikleri dikkate alınmadan “kullanılamaz” demek doğru olmaz.
Eşimle Boşanma Aşamasındayız, Dedektif Tuttum ve Dedektiften Ses ve Görüntü Kayıtlarını Almasını İstedim. Bu Suç Mudur?
Dedektif tutmak başlı başına suç değildir. Ancak dedektifin, kişilerin rızası olmadan ses veya görüntü kaydı alması veya özel alanlara gizli cihaz yerleştirmesi, TCK m.134 (özel hayatın gizliliğini ihlal) ve TCK m.135 (kişisel verilerin kaydedilmesi) kapsamında suçtur. Bu nedenle, eşiniz hakkında delil toplamak amacıyla dedektif tutturmak da hukuka aykırı sonuçlar doğurabilir; bu kayıtlar hem delil sayılmaz hem de cezai sorumluluk yaratabilir.
Ses Kaydı ve Görüntü Kaydı Almanın Cezası Nedir?
TCK m.134/1 uyarınca, özel hayatın gizliliğini ihlal eden kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Eylem, ses veya görüntü kaydı almak suretiyle işlenmişse (TCK m.134/2), ceza bir kat artırılarak iki yıldan beş yıla kadar hapis olarak uygulanır.
Ses Kaydı ve Görüntü Kaydını İfşa Etmenin Cezası Nedir?
Hukuka aykırı biçimde alınmış ses veya görüntü kayıtlarını başkalarına vermek, yaymak veya ifşa etmek, özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun ağırlaştırılmış hâlidir. Bu durumda faile iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir (TCK m.134/2).
Telefonla Konuşma Esnasında Ses Kaydı Almak Suç Mudur?
Kişi, tarafı olduğu bir telefon görüşmesini kendi rızasıyla kayıt altına alırsa, bu kayıt kural olarak suç oluşturmaz. Ancak kaydın içeriğini üçüncü kişilere yaymak, paylaşmak veya ifşa etmek hâlinde özel hayatın gizliliğini ihlal suçu oluşur. Ayrıca kayıt amacı delil elde etme zorunluluğu değilse, etik ve hukuki riskler doğurabilir.
Telefonla Konuşurken Ses Kaydı Almak, Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçunu Doğurur Mu?
Hayır. Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu (TCK m.132) yalnızca haberleşmenin tarafı olmayan üçüncü kişiler bakımından oluşur. Taraflardan birinin kendi konuşmasını kaydetmesi bu suçu oluşturmaz. Ancak bu kayıt başkalarına açıklanır veya ifşa edilirse, özel hayatın gizliliğini ihlal suçu gündeme gelir.
Eşler Arasında Ses Kaydı Suç Mu?
Eşler arasında, diğer eşin haberi olmadan alınan ses kaydı suç teşkil etmektedir.
Delil için Ses Kaydı Almak Suç Mu?
İzinsiz ses kaydı almak, her koşulda suç teşkil etmekte ve delil olarak kabul edilmemektedir. Ancak hak aramak amacıyla, başka şekilde delil toplamanın mümkün olmadığı durumlarda suç teşkil etmez. Burada önemli olan konu, planlı harekettir. Plan dahilinde ses kaydı almak hukuka aykırı bir durum oluşturmaktadır.















