“Müddetname nedir?” “Müddetnameye nasıl itiraz edilir” gibi sorular hükümlü yakınlarınca sıklıkla araştırılmaktadır. Zira müddetnamede hata varsa kişinin tahliye tarihi etkilenecek özgürlüğünden mahrumiyeti artacaktır. Müddetname; 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 20/4. maddesi uyarınca, hükümlünün cezasının ceza infaz kurumunda hangi süre ve tarihler arasında infaz edileceğini gösteren resmî belgedir. Bu belge; hükümlünün kuruma alındığı tarihi, ceza süresini, cezanın hangi mahkeme hükmüne dayandığını ve salıverilme tarihini içerir. Müddetname, Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenir ve hükümlünün kuruma kabulü sırasında hükümlüye tebliğ edilir. “Müddetname nedir” sorusuna bu şekilde cevap verebiliriz.
Müddetname yalnızca “tahliye tarihini yazan bir kâğıt” değildir. Hangi hükmün infaza esas alındığını, cezanın hangi kurallara göre hesaplandığını ve bu hesaba hangi mahsup işlemlerinin dâhil edildiğini gösteren infaz belgesidir. Bu nedenle müddetnamede yapılacak bir hata, doğrudan doğruya hükümlünün cezaevinde kalacağı süreyi etkiler.
İçindekiler
- 1 Müddetnamede Bulunması Gereken Başlıca Unsurlar
- 2 İnfazın Başlangıcı ve Müddetnamenin Hukukî İşlevi, Müddetname Ne İşe Yarar?
- 3 Müddetname Hesaplaması
- 4 Müddetname Nasıl Okunur?
- 5 Müddetnameye Neden İtiraz Edilir?
- 6 Müddetnameye İtiraz
- 7 Müddetnameye itiraz hangi sebeplerle yapılır?
- 8 Ev Hapsinde Geçen Süre (Konutu Terk Etmeme) Cezadan Mahsup Edilir mi?
- 9 Başka Suçtan Tutuklu Kalınan Süre Müddetnamede Mahsup Edilir mi?
- 10 Müddetnameye İtiraz Dilekçesi Örneği
- 11 Müddetnameye İtirazda Ceza Avukatının Önemi
Müddetnamede Bulunması Gereken Başlıca Unsurlar
Müddetnamede, infaz hesabını denetlenebilir kılan zorunlu bilgiler yer almalıdır. Başlıca unsurlar şunlardır:
-
Hükümlünün kimlik bilgileri,
-
İnfaza esas ilamın tarih, esas ve karar numarası,
-
Birden fazla ceza bakımından toplama/içtima kararı verilmişse, bu kararın hangi infaz hâkimliğince verildiği ile kararın tarih ve numarası,
-
İlama konu suç ve uygulanan kanun maddeleri,
-
Ceza infaz kurumuna giriş tarihi, koşullu salıverilme tarihi ve hak ederek tahliye tarihi,
-
Tutuklulukta geçen süreler başta olmak üzere mahsup bilgileri.
Müddetname hesabının isabetli yapılabilmesi için ilamda yer alan iki veri belirleyicidir: suçun türü ve suç tarihi. Çünkü cezanın ne kadarının cezaevinde geçirileceği, koşullu salıverilmenin ne zaman gündeme geleceği ve denetimli serbestlikten yararlanma koşulları; dosyaya uygulanacak infaz hükümlerine göre belirlenir. Bu nedenle müddetnamedeki uyuşmazlıkların önemli bir bölümü; suçun türünün veya suç tarihinin infaz hesabında yanlış esas alınması, mahsup günlerinin eksik değerlendirilmesi ya da yanlış hüküm üzerinden infaz hesabı yapılması gibi nedenlerden kaynaklanır.
Tutuklama nedenleri ve itiraz konulu makalemize buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.
İnfazın Başlangıcı ve Müddetnamenin Hukukî İşlevi, Müddetname Ne İşe Yarar?
İnfaz, kesinleşmiş mahkeme kararının yerine getirilmesidir. İnfaz hukukunda “ilam”, kesinleşme şerhi verilmiş mahkeme hükmünü ifade eder. Mahkemece verilen bu ilamın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesiyle infaz işlemleri başlar; infazın hükümlü bakımından sonuç doğurduğu aşama ise hükümlünün ceza infaz kurumuna alınmasıdır. Cumhuriyet Başsavcılığı, infazın yürütülmesi kapsamında ilamı infaza koyar ve müddetnameyi düzenleyerek hükümlüye tebliğ eder.
Hükümlünün kuruma kabulünden tahliyesine kadar geçen dönem, cezanın infaz edildiği ve infazın hukuka uygunluğunun denetlenebilir olması gereken süreçtir. Müddetname bu denetimin başlangıç belgesidir: hangi kararın infaz edildiğini, süre hesabının nasıl kurulduğunu ve tahliye tarihinin hangi verilere dayandığını gösterir.
Müddetname Hesaplaması
Suç Tarihi
Müddetname düzenlenirken temel çıkış noktası suç tarihidir. Çünkü infaz hesabı yapılırken, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren düzenlemeler ve değişiklikler karşısında hangi kuralların hükümlü hakkında uygulanacağı, “zaman bakımından kanunların uygulanması” ilkesi gözetilerek belirlenir. Bu çerçevede müddetname, yalnızca cezanın süresini takvime bağlayan teknik bir belge değil; hangi dönemin hangi infaz hükümlerine tabi olduğunun ve bu hükümlerin hükümlü lehine veya aleyhine sonuçlarının tespit edildiği hukukî bir değerlendirme sonucudur.
Bu değerlendirme yapılırken esas alınması gereken yaklaşım şudur: Eski düzenleme ile sonradan yürürlüğe giren düzenlemeler, ayrı ayrı ve kendi bütünlüğü içinde uygulanarak sonuçları karşılaştırılmalı; hangisi hükümlü lehine ise o sonuca göre müddetname oluşturulmalıdır. Uygulamada buna “lehe müddetname hesabı” denir. Lehe değerlendirme yapılırken belirleyici olan, tek tek maddeler arasından seçme yaparak karma bir hesap kurmak değil; her bir dönemin kendi hükümlerini bir bütün olarak uygulayıp ortaya çıkan neticeyi kıyaslamaktır.
Bu ilkenin yasal ve içtihadî dayanakları;
-
5237 sayılı TCK m.7/3,
-
5252 sayılı Kanun m.9/3,
-
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 25.05.1999 tarihli, 133 E. – 142 K. sayılı kararı
olarak gösterilmektedir. Bu çerçevede; önceki kanun hükümleri ile sonradan yürürlüğe giren kanun hükümleri ayrı ayrı uygulanır, ortaya çıkan sonuçlar karşılaştırılır ve hükümlü lehine olan sonuç esas alınır.
Lehe Uygulama ve Karma Uygulama Yasağı
“Karma uygulama” denilen durum, farklı dönemlere ait infaz hükümlerinden parça parça seçim yaparak tek bir hesap içinde birleştirilmesidir. Örneğin bir dönemin koşullu salıverilme hesabını bir kanuna göre, mahsup veya diğer infaz sonuçlarını başka bir kanuna göre yürütüp “karışık” bir sonuç üretmek, hukukî denetimi olanaklı kılmayan ve lehe kanun ilkesinin mantığına aykırı bir yöntemdir. Bu nedenle, infaz hesabında esas olan; her bir kanun döneminin hükümlerini kendi sistematiğiyle uygulamak ve çıkan neticeler arasında lehe olanı tercih etmektir.
TCK m.7/3 ve 5377 Sayılı Kanun Değişikliğinin Hesaba Etkisi
Zaman bakımından uygulama tartışmalarında TCK m.7/3 özel önem taşır. Maddenin ilk halinde, “infaza ilişkin hükümler derhal uygulanır” yaklaşımı yer almaktaydı. Ancak 29.06.2005 tarihli 5377 sayılı Kanun’un 2. maddesi ile bu hükme, “Hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç” ibaresi eklenmiştir. Böylece infaza ilişkin hükümlerin derhal uygulanması kuralı, koşullu salıverilme (şartla tahliye) ve tekerrür gibi sonuçlar bakımından sınırlanmış; bu alanlarda “hangi dönemin hangi hükümlerinin uygulanacağı” meselesi lehe değerlendirme yaklaşımıyla ele alınması gereken bir zemine oturmuştur.
Suç Türü ve Kanun Maddeleri
Suç tarihinden sonra müddetname hesabında dikkate alınacak bir diğer belirleyici unsur, ilamda yazılı suç vasfı ve uygulanan kanun maddeleridir. Zira infaz hesabı, soyut bir süre hesabı değildir; ilamda yer alan suçun niteliği ve uygulanan maddeler, koşullu salıverilme ve infazın diğer sonuçlarını etkileyen değerlendirmelerin temelini oluşturur. Bu nedenle müddetname hazırlanırken ilamın bu kısmının doğru okunması ve infaz hesabına hatasız yansıtılması zorunludur.
Sonuç Olarak: Müddetname Hazırlanırken Dikkate Alınması Gereken Başlıca Unsurlar
Müddetname hesabının hukuka uygun yapılabilmesi için, uygulamada şu veriler birlikte değerlendirilir:
-
Suç tarihi ve suç tarihinden sonra yürürlüğe giren düzenlemelerin lehe–aleyhe sonuçlarının bütüncül biçimde kıyaslanması,
-
Suçun türü ve ilamda yazılı uygulanan kanun maddeleri,
-
Hükümlünün suç tarihindeki yaşı (özellikle çocuk/yaş küçüklüğü hâlleri bakımından),
-
Gözaltı ve tutuklulukta geçen süreler ile mahsup edilmesi gereken diğer süreler,
-
Hükümlünün mükerrir veya ikinci kez mükerrir sayılıp sayılmadığı ve bunun infaz hesabına etkisi,
-
Koşullu salıverilmeden geri alınan ceza bulunup bulunmadığı ve infaz hesabının buna göre kurulması.
Sonuç olarak, müddetname hesabı “tek satırlık tahliye tarihi üretme” işi değildir; suç tarihi, ilamın kapsamı, mahsup verileri ve lehe değerlendirme ilkeleri birlikte ele alınarak, ayrı ayrı oluşturulan alternatif hesapların karşılaştırılması ve hükümlü lehine olan sonucun infaza esas alınmasıdır. Bu yaklaşım, hem müddetnamenin denetlenebilir olmasını sağlar hem de infazın kanuna uygun yürütülmesinin zorunlu bir gereğidir.

Müddetname Nasıl Okunur?
Müddetname, hükümlü hakkında infazın hangi hükme dayanarak ve hangi tarihler arasında yürütüleceğini gösteren resmî belgedir. Müddetname okunurken amaç, yalnızca tarihlere bakmak değildir. Belgedeki tarihlerin hangi verilere dayanılarak hesaplandığını kontrol etmek, ilam ve infaz kayıtlarıyla uyumunu denetlemek ve hata varsa itirazın hangi noktaya yöneltileceğini tespit etmektir.
A) İnfaza esas ilam bilgileri kontrol edilir
Öncelikle müddetnamede yazılı mahkeme adı, esas/karar numarası ve hüküm tarihi ile infaza esas alınan kararın kesinleşme durumu kontrol edilir. Birden fazla kesinleşmiş hüküm bulunması hâlinde, müddetnamede her bir ilama ilişkin bilgilerin ayrı ayrı ve doğru biçimde yer alması gerekir. İnfaza esas kararın yanlış gösterilmesi, hesaplamanın tamamını etkiler.
B) Toplama (içtima) kararı var mı, doğru mu?
Birden fazla ceza söz konusuysa, müddetnamede toplama (içtima) yapılıp yapılmadığı ve bu işlemin infaz hâkimliği kararıyla yapılıp yapılmadığı kontrol edilir. Toplama kararı varsa; kararı veren infaz hâkimliği, kararın tarihi ve numarası müddetnamede açık şekilde görünmelidir. Toplama yapılmışsa toplam sürenin, toplama kararındaki sürelerle uyumlu olması beklenir.
C) Suç ve uygulanan kanun maddeleri doğru yazılmış mı?
Müddetnamede yer alan suç vasfı ile uygulanan kanun maddeleri, ilamdaki hükümle birebir uyumlu olmalıdır. Suçun yanlış yazılması veya yanlış maddelere bağlanması, koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik hesabını doğrudan etkiler. Bu nedenle bu bölüm, ilamla karşılaştırılmadan geçilmemelidir.
D) Suç tarihi ve dosyaya uygulanacak infaz hükümleri
Müddetname düzenlenirken suç tarihi esas alınır. Suç tarihinden sonra yürürlüğe giren düzenlemeler bakımından hangi hükümlerin uygulanacağı, zaman bakımından uygulama kuralları çerçevesinde belirlenir. Bu aşamada denetlenecek husus; müddetname hesabında esas alınan suç tarihinin ilam ve dosya kapsamıyla uyumu ile sonradan yürürlüğe giren değişiklikler bakımından hesabın bütüncül şekilde yapılıp yapılmadığıdır.
E) Koşullu salıverilme oranı ve mükerrirlik bilgisi kontrol edilir
Müddetnamede koşullu salıverilme hesabına esas alınan oran yer alır. Aynı suç tipinde iki ayrı cezada oran farklı görünüyorsa, bunun sebebi açıklığa kavuşturulmalıdır. Uygulamada bu fark çoğunlukla tekerrür/mükerrirlik değerlendirmesinden veya dosyaya özgü bir infaz sonucundan kaynaklanır. Bu nedenle oran satırı; ilamdaki tekerrür kayıtları ve infaz dosyasındaki kararlarla birlikte değerlendirilmelidir.
Mükerrirlere özgü infaz rejimiyle ilgili geniş kapsamlı makalemize buradan ulaşabilirsiniz.
F) Mahsup ve tutukluluk süreleri kontrol edilir
Müddetnamede gözaltı ve tutuklulukta geçen sürelerin mahsuba konu edilip edilmediği, edilmişse hangi tarihler arasında ve kaç gün olarak işlendiği kontrol edilir. Mahsup kalemindeki eksiklik, koşullu salıverilme ve hak ederek tahliye tarihlerinin tamamını etkileyebilir. Bu nedenle mahsup kısmı, UYAP kayıtları ve tutukluluk belgeleriyle uyumlu olmalıdır.
G) Kuruma giriş, koşullu salıverilme ve hak ederek tahliye tarihleri birlikte okunur
Müddetnamenin sonuç kısmında yer alan bu tarihler tek tek değil, birlikte değerlendirilmelidir. Tarihlerden biri hatalıysa, sebebi çoğu zaman önceki başlıklardan birinde yer alan yanlışlıktır: yanlış ilam, yanlış suç tarihi, yanlış oran, mahsup eksikliği, toplama kararının yanlış yansıtılması veya tekerrür bilgisinin hatalı değerlendirilmesi.
H) Denetimli serbestliğe ayrılma ve yükümlülükler
Müddetname, denetimli serbestliğe ayrılma tarihini ve bu sürecin takvimini gösterebilir. Denetimli serbestlikte müdürlüğe müracaat yükümlülüğü ve devamındaki işlemler infaz bakımından sonuç doğurur. Bu nedenle denetimli serbestliğe ayrılma tarihinin ve hükümlünün bu tarihten itibaren yerine getirmesi gereken yükümlülüklerin ayrıca kontrol edilmesi gerekir.
*Sonuç olarak müddetname; yalnızca bir tahliye tarihi gösteren belge değil, infazın hangi ilama dayanarak ve hangi veriler esas alınarak yürütüldüğünü ortaya koyan resmî kayıttır. Bu nedenle müddetname okunurken ilam bilgileri, varsa toplama kararı, suç ve kanun maddeleri, suç tarihi, koşullu salıverilme oranı, tekerrür/mükerrirlik kaydı ve mahsup kalemleri birlikte değerlendirilmelidir. Belgedeki tarihlerde veya hesap kalemlerinde ilamla ve infaz kayıtlarıyla uyumsuzluk görülmesi hâlinde, ki hata çoğu zaman bu başlıklardan birine dayanır ve itirazın da doğrudan bu noktaya yöneltilmesi gerekir.
Adli Kontrol ile ilgili kaleme aldığımız makalemize buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.
Müddetnameye Neden İtiraz Edilir?
Müddetnameye itiraz, infaz hesabının veya belgedeki kayıtların hukuka aykırı olduğunun ileri sürülmesi hâlinde gündeme gelir. Uygulamada itirazın temelini çoğunlukla şu durumlar oluşturur: infaza esas ilamın yanlış belirlenmesi, suç tarihi veya suç vasfının hatalı kabul edilmesi, mahsup edilmesi gereken tutukluluk sürelerinin eksik ya da yanlış hesaplanması, toplama/içtima kararının infaz hesabına doğru yansıtılmaması ve buna bağlı olarak koşullu salıverilme veya hak ederek tahliye tarihlerinin hatalı tespit edilmesi.
Müddetname, infaz süresini doğrudan etkilediğinden, belgedeki her tarih ve hesap kalemi somut sonuç doğurur. Bu sebeple, maddi hata veya hukuki değerlendirme hatası bulunduğu düşünülen hâllerde, infazın hukuka uygun yürütülmesi için itiraz yolu işletilmelidir.
Müddetnameye İtiraz
Müddetname, infazın hangi hükme göre ve hangi süre hesabıyla yürütüleceğini gösterdiği için, belgedeki hata doğrudan infaz süresini etkiler. Bu nedenle müddetnamenin yanlış hesaplandığı veya belgedeki verilerin ilam ve infaz kayıtlarıyla uyumsuz olduğu kanaatine varıldığında, ilgili mercie dilekçe ile başvurularak hesabın düzeltilmesi istenebilir. Bu başvuru, infazla görevli Cumhuriyet savcısınca yapılabileceği gibi, hükümlü tarafından bizzat veya müdafii aracılığıyla da yapılabilir.
Başvuruda ilk yapılacak iş, uyuşmazlığın niteliğini doğru tespit etmektir. Çünkü 5275 sayılı Kanun m.98, iki ayrı durumu birbirinden ayırır.
Birincisi; mahkûmiyet hükmünün yorumunda tereddüt bulunması veya sonradan yürürlüğe giren kanun hükümlerinin TCK m.7 çerçevesinde değerlendirilmesini gerektiren bir durumun ileri sürülmesidir. Bu hâllerde başvuru, hükmü veren mahkemeye yöneltilir.
İkincisi ise; çektirilecek cezanın hesabında tereddüt bulunması, mahsup sürelerinin hatalı uygulanması, koşullu salıverilme veya hak ederek tahliye tarihlerinin yanlış kurulması gibi “infaz hesabı”na ilişkin ihtilaflardır. Bu tür uyuşmazlıklarda başvuru mercii infaz hâkimliğidir.
İnfaz hâkiminin verdiği karara karşı, İnfaz Hâkimliği Kanunu ve CMK’daki itiraz hükümleri uyarınca itiraz yoluna gidilebilir. İtiraz, tebliğ veya öğrenme tarihinden itibaren kanuni süre içinde yapılır. Kararı veren merci, itirazı yerinde görürse kararını düzeltebilir; yerinde görmezse dosyayı itiraz merciine gönderir. İtiraz merciinin verdiği karar kural olarak kesin nitelikte olduğundan, olağan itiraz yolu tüketildikten sonra somut şartları varsa CMK m.309 kapsamında kanun yararına bozma gündeme gelebilir.
Müddetnameye itiraz hangi sebeplerle yapılır?
Uygulamada itiraz gerekçeleri çoğu zaman “belgedeki bir satırın yanlış yazılması” şeklinde basit görünür; ancak neredeyse her hata, infaz süresine doğrudan etki ettiği için önemlidir. En sık karşılaşılan başlıklar şunlardır:
-
İnfaza esas alınan ilamın (esas/karar, tarih, mahkeme) hatalı gösterilmesi veya yanlış hükmün infaza esas alınması,
-
Suç vasfının ya da ilamda uygulanan kanun maddelerinin yanlış yazılması,
-
Suç tarihinin hatalı esas alınması nedeniyle yanlış hesap yapılması,
-
Koşullu salıverilme hesabının yanlış kurulması,
-
Mahsup edilmesi gereken gözaltı/tutukluluk sürelerinin eksik ya da hatalı dikkate alınması,
-
Birden fazla ceza bakımından toplama kararının bulunmasına rağmen, toplama kararının müddetnameye hatalı yansıtılması,
-
Tekerrür/mükerrirlik değerlendirmesinin yanlış yapılması (mükerrir olmadığı hâlde mükerrir gibi, ya da mükerrir olduğu hâlde normal infaz gibi),
-
Sonradan yürürlüğe giren düzenlemeler nedeniyle TCK m.7 kapsamında lehe değerlendirme gerektiren bir durum bulunmasına rağmen bunun hesaba dâhil edilmemesi.
Burada kritik nokta şudur; İtiraz dilekçesi, “tahliye tarihi yanlıştır” demekle yetinmemelidir. Hatanın hangi veri veya hangi işlemden doğduğunu (yanlış ilam, yanlış suç tarihi, yanlış mahsup, yanlış tekerrür kaydı, yanlış toplama yansıtması gibi) somut biçimde göstermeli; talebin m.98 kapsamında hangi mercie yöneltildiğini açıkça ortaya koymalıdır. Bu yöntem, hem başvurunun usulden sürüncemede kalmasını engeller hem de itirazın kısa sürede sonuçlanmasını sağlar.
Ev Hapsinde Geçen Süre (Konutu Terk Etmeme) Cezadan Mahsup Edilir mi?
Adli kontrol tedbirleri bakımından genel kural, bu tedbir altında geçen sürenin hapis cezasından indirilmemesidir. Ancak konutu terk etmeme yükümlülüğü bakımından kanun açık bir istisna getirmiştir. CMK m.109/3-(j) kapsamında uygulanan konutu terk etmeme tedbiri altında geçen süre, infaz hesabında dikkate alınır; bu kapsamda tedbir altında geçen her iki gün, hapis cezasından bir gün olarak indirilir. Bu nedenle müddetnamede mahsup kalemi denetlenirken, konutu terk etmeme tedbirinin başlangıç ve bitiş tarihleriyle birlikte hesaba doğru yansıtılıp yansıtılmadığı ayrıca kontrol edilmelidir.
Başka Suçtan Tutuklu Kalınan Süre Müddetnamede Mahsup Edilir mi?
Başka bir soruşturma veya kovuşturma dosyasında tutuklu kalınan sürelerin, daha sonra infaza konu olan hapis cezasından düşülüp düşülemeyeceği uygulamada sıkça gündeme gelir. Bu konuda tek cümlelik bir sonuç kurulamaz; mahsup, dosyaların zaman sırası ve aynı sürenin daha önce bir cezadan düşülüp düşülmediği dikkate alınarak belirlenir. Dayanak, TCK m.63 hükmüdür.
Bir tutukluluk süresinin “başka dosyadan” mahsup edilebilmesi için, öncelikle bu sürenin herhangi bir mahkûmiyetin infazında zaten kullanılmamış olması gerekir. Kişinin özgürlüğünün kısıtlandığı aynı günlerin iki ayrı cezadan düşülmesi mümkün değildir. Bu nedenle infaz hesabında, önceki dosyadaki tutukluluk süresinin hangi mahkûmiyete bağlandığı ve hangi cezalardan düşüldüğü mutlaka tespit edilmelidir.
İkinci olarak, dosyaların tarih sırası belirleyicidir. Mahsup talep edilen hapis cezasına konu fiilin işlendiği tarih ile tutuklu kalınan dosyanın kesinleşme tarihi, mahsup değerlendirmesinde doğrudan etkili olur. Bu sebeple mahsup incelemesi yapılırken yalnızca “kaç gün tutuklu kalındığı” değil; tutukluluk tarihleri, ilgili dosyanın kesinleşme tarihi ve infaza konu dosyanın suç tarihi birlikte ele alınır.
Sonuç olarak, başka dosyada tutuklu kalınan sürelerin müddetnamede mahsup kalemine yansıtılabilmesi; (i) aynı sürenin daha önce başka bir mahkûmiyetten düşülmemiş olmasına ve (ii) dosyaların zaman çizelgesinin mahsup kurulmasına elverişli olmasına bağlıdır. Bu koşullar mevcut olduğu hâlde müddetnamede mahsup kalemi eksik ya da hatalı kurulmuşsa, infaz hesabının düzeltilmesi için 5275 sayılı Kanun m.98 kapsamında infaz hâkimliğine başvuru yapılır.

Müddetnameye İtiraz Dilekçesi Örneği
“
İSTANBUL NÖBETÇİ İNFAZ HÂKİMLİĞİ’NE
İTİRAZ EDEN (HÜKÜMLÜ) : XXXX (T.C. Kimlik No: …) (Hükümlünün açık adresi)
MÜDAFİİ : Av. Burak Temizer Teşvikiye Mahallesi Hüsrev Gerede Caddesi No:104 K:4 Nişantaşı Şişli İstanbul
KONU : 5275 sayılı Kanun m.98 kapsamında; hükümlü hakkında düzenlenen müddetnamenin/infaz hesabının hatalı olması nedeniyle infaz hesabındaki hatanın giderilmesi, müddetnamenin düzeltilmesi ve doğru infaz tarihlerinin tespiti talebimizdir.
AÇIKLAMALAR
1. Müvekkilim hükümlü XXXX hakkında …/…/20… tarihli ve … Mahkemesi’nin … E., … K. sayılı ilam(lar)ı kesinleşmiş; anılan ilam(lar) İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca infaza konulmuş ve buna bağlı olarak müvekkil hakkında müddetname tanzim edilmiştir.
2. Düzenlenen müddetnamede/infaz hesabında, infaz süresine ve dolayısıyla koşullu salıverilme ve/veya hak ederek tahliye tarihlerine doğrudan etki eden maddi ve/veya hukuki nitelikte hatalar bulunmaktadır. Bu hatalar, infazın hukuka uygun yürütülmesini engellemekte; müvekkilin ceza infaz kurumunda kalacağı süreyi fiilen değiştirecek sonuçlar doğurmaktadır.
3. Somut olayda müddetname/infaz hesabı şu yönlerden hatalıdır:
a)İnfaza esas alınan ilam bilgileri (mahkeme, E/K, tarih) ile müddetnamedeki kayıtlar arasında uyumsuzluk bulunmaktadır. (… açıklama)
b)Suç tarihi ve/veya suç vasfı infaz hesabında hatalı esas alınmıştır. Bu nedenle uygulanması gereken infaz hükümleri ve buna bağlı tarihler yanlış belirlenmiştir. (… açıklama)
c) Müvekkilin gözaltı/tutuklulukta geçirdiği sürelerin mahsubu eksik/yanlış yapılmıştır. Mahsup edilmesi gereken süre(ler) doğru biçimde düşülmediğinden infaz takvimi hatalı oluşmuştur. (… açıklama)
d) Dosyada toplama (içtima) kararı mevcut ise; toplama kararının müddetnameye yansıtılmasında hata vardır / dosyada toplama kararı bulunduğu halde hesaba yansıtılmamıştır. (… açıklama)
e) Müvekkil hakkında tekerrür/mükerrirlik değerlendirmesi hatalı yapılmıştır / mükerrir olmadığı halde mükerrir gibi / mükerrir olduğu halde normal infaz gibi işlem tesis edilmiştir. (… açıklama)
******(Not: Yukarıdaki bentler, dosyanıza göre çoğaltılabilir veya azaltılabilir. NEREDE HATA VARSA ONLAR YAZILMALIDIR, BU DİLEKÇE BİR ÖRNEKTİR, İLLA Kİ HER DETAYDA BİR HATA OLACAK DİYE BİR DURUM YOKTUR, BELKİ MAHSUP DA BELKİ İÇTİMADA HATA VARDIR, DURUMA GÖRE TESPİT EDİLİP O HATA YAZILMALIDIR DETAYLI.)
4. 5275 sayılı Kanun m.98 uyarınca; çektirilecek cezanın hesabında duraksama bulunması veya cezanın kısmen ya da tamamen yerine getirilip getirilemeyeceğinin ileri sürülmesi halinde, infaz hâkimliğince karar verilmesi gerekir. Somut olayda, müddetnameye esas infaz hesabında açık duraksama/hata bulunduğundan, infaz hâkimliğinizce inceleme yapılarak doğru infaz hesabının kurulması ve müddetnamenin düzeltilmesi zorunludur.
5. Müddetname, infazın esaslarını ve tarihlerini gösteren resmî belge niteliğinde olup; hatalı düzenlenmesi müvekkilin özgürlüğü bakımından telafisi güç sonuçlar doğurabilecektir. Bu sebeple dosyanın, müddetnameye esas hesap kalemleriyle birlikte değerlendirilerek; gerekirse Başsavcılıktan infaz dosyası, mahsup kayıtları, UYAP tutukluluk bilgileri ve ilgili toplama kararlarının celbi ile incelemenin yapılmasını talep ediyoruz.
HUKUKİ NEDENLER
5275 sayılı CGTİHK m.98 ve ilgili hükümler, 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu, 5271 sayılı CMK m.268 ve ilgili hükümler, ilgili sair mevzuat.
DELİLLER
-
Müddetname örneği
-
İlam/ilamlar ve kesinleşme şerhleri
-
Toplama (içtima) kararı (varsa)
-
UYAP tutukluluk/gözaltı kayıtları, mahsup belgeleri
-
İnfaz dosyası kayıtları ve sair deliller
SONUÇ VE İSTEM
Yukarıda arz ve izah olunan nedenlerle;
-
Müvekkilim hükümlü XXXX hakkında düzenlenen müddetnamenin/infaz hesabının 5275 sayılı Kanun m.98 kapsamında incelenerek, infaz hesabındaki duraksamanın giderilmesine,
-
Hatalı hesap kalemlerinin düzeltilmesi suretiyle doğru koşullu salıverilme ve hak ederek tahliye tarihlerinin yeniden tespitine,
-
Bu tespitlere uygun şekilde müddetnamenin düzeltilmesine ve yenisinin düzenlenerek tebliğine,
-
Gerekli görülürse İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan infaz dosyasının ve mahsup/tutukluluk kayıtlarının celbine,
karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederiz. …/…/2026
İtiraz Eden Hükümlü Müdafii
Av. Burak Temizer
(İmza)”
En iyi ceza avukatları konulu makalemize buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.
Müddetnameye İtirazda Ceza Avukatının Önemi
Müddetnameye itiraz, yalnızca “tahliye tarihi yanlış” denilerek yürütülebilecek bir başvuru değildir. İnfaz hesabı; ilam, suç tarihi, suçun vasfı, tekerrürün uygulanıp uygulanmadığı, toplama kararı ve mahsup kalemleri dikkate alınarak yapılır. Bu unsurlardan herhangi birindeki hata, müddetnamedeki koşullu salıverilme ve hak ederek tahliye tarihlerinin yanlış belirlenmesine, dolayısıyla hükümlünün ceza infaz kurumunda kalacağı sürenin fiilen değişmesine neden olur.
Ceza avukatının işlevi, hatayı genel bir iddia halinde bırakmadan, hangi kayıt ve hangi hesap kaleminin yanlış kurulduğunu ortaya koymaktır. Müddetname; ilam ve kesinleşme şerhleri, infaz dosyası kayıtları, tutukluluk/gözaltı belgeleri, mahsup evrakı ve varsa toplama kararlarıyla birlikte okunur. Ardından itiraz, doğru mercie yöneltilir; dilekçe, belgelere ve tarihlere dayalı şekilde kurulur. Bu yöntem izlenmeden yapılan başvurularda, haklı bir itirazın usulden sonuçsuz kalması ihtimali artar.
Av. Burak Temizer olarak bu başvurularda yaklaşımımız; infaz hesabını oluşturan verileri eksiksiz çıkarmak, hatalı kalemi net biçimde tespit etmek ve itirazı doğrudan o kaleme yöneltmektir. Müddetname itirazında sonuç, ifadelerin uzunluğundan değil; hatanın doğru tespit edilip doğru yöntemle ileri sürülmesinden doğar. Bu nedenle infaz hukuku pratiğine hâkim bir ceza avukatıyla hareket edilmesi, sürecin en önemli güvencesidir.














