Ara

Kamuda Devlette Yargıda İş Çözme Vaadiyle Nitelikli Dolandırıcılık

nitelikli dolandırıcılık tck 158 2

Kamu Görevlileriyle İlişkisi Olduğundan, Onlar Nezdinde Hatırı Sayıldığından Bahisle ve Belli Bir İşin Gördürüleceği Vaadiyle Dolandırıcılık Suçu

Dolandırıcılık suçu Türk Ceza Kanunu’nun 157. maddesinde temel haliyle, 158. maddesinde ise nitelikli dolandırıcılık halleriyle düzenlenmiştir. Bu nitelikli hallere ilişkin düzenlemelerden biri de TCK m.158/2’de yer almakta olup; failin, kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı sayıldığından söz ederek ve belirli bir işi gördüreceğini vaat ederek menfaat temin etmesini kapsamaktadır. Bu suç tipi uygulamada “tanıdığım var, o işi ben çözerim sen paradan haber ver” şeklinde de sıklıkla karşımıza çıkmaktadır.

Kanun koyucu burada yalnızca bireylerin aldatılmasını değil, aynı zamanda kamu görevlilerinin itibarının gölgelenmesini ve toplumun kamu kurumlarına olan güveninin sarsılmasını da göz önünde bulundurarak cezayı ağırlaştırmıştır.


İçindekiler

Suçun Unsurları

1. Failin Kamu Görevlileriyle İlişkisinden veya Hatırının Sayıldığından Bahsetmesi

Fail, kendisini kamu görevlileriyle ilişkili veya onların yanında itibarlı biri gibi göstererek mağduru ikna etmeye çalışır. Burada yalnızca soyut bir şekilde “tanıdığım var” demek her zaman yeterli olmayabilir. Yargıtay uygulamalarında, belirli veya belirlenebilir bir kamu görevlisinin adının ya da makamının zikredilmesi aranmıştır.

2. Belirli Bir İşin Gördürüleceği Vaadi

Fail, mağdurun işini resmi merciler nezdinde çözeceğini vaat eder. Bu iş, bir izin alınması, kredi çıkartılması, tayin yapılması gibi resmi nitelik taşıyan bir işlem olabilir. Suçun oluşması için vaat edilen işin hukuka uygun olup olmaması önem arz etmez. Hukuka uygun bir işin kısa sürede halledileceği vaadi de suçun oluşumu için yeterlidir.

3. Menfaat Temini

Failin hileli davranışları sonucunda mağdurdan veya üçüncü bir kişiden menfaat sağlaması gerekir. Bu menfaat para olabileceği gibi herhangi bir ekonomik değer de olabilir.


TCK 158/2 Yargıtay Kararları

Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 09.10.2019, E:2017/6326, K:2019/9647

Bu kararda sanık, kendisini siyasette ve kamu kurumlarında güçlü ilişkileri olan biri gibi tanıtmış; mağdura AB destekli kredilerden faydalanabileceğini, bunu da kendi aracılığıyla gerçekleştirebileceğini söylemiştir. Bu vaadin karşılığında 25.000 TL almıştır. Yargıtay, sanığın kamu görevlileriyle ilişkisi olduğundan bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle menfaat temin ettiği gerekçesiyle nitelikli dolandırıcılık suçunun oluştuğunu kabul etmiştir.
Burada dikkat çekici husus, sanığın gerçekten kamu görevlileriyle bağlantısının olup olmamasının önemli olmamasıdır; önemli olan mağdurun bu beyanla aldatılmış olmasıdır.

Yargıtay 23. Ceza Dairesi, 15.04.2015, E:2015/1622, K:2015/650

Bu olayda fail, mağdura SSK Bölge Müdürü’nün arkadaşı olduğunu söylemiş, emeklilik işlemlerini hızla halledeceği vaadiyle para almıştır. Yargıtay, bu olayda nitelikli dolandırıcılığın oluştuğunu belirtmiştir. Çünkü fail doğrudan belirli bir kamu görevlisinin (SSK Bölge Müdürü) ismini zikrederek işin çözüleceğini vaat etmiştir.
Kararda ayrıca şu ayrım da yapılmıştır: Eğer fail yalnızca soyut “tanıdıklarım var” deseydi basit dolandırıcılık oluşacaktı; ancak belirli bir kamu görevlisine işaret ettiği için nitelikli hal uygulanmıştır.


Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 24.10.2017, E.2017/1706, K.2017/21200

Bu kararında Yargıtay, yine TCK m.158/2 ile TCK m.157 arasındaki sınırı netleştirmiştir. Olayda sanık, mağdurlara kendisini “gümrük müşaviri” olarak tanıtmış ve gümrükten mal çıkarabileceğini söylemiştir. Ayrıca inandırıcılığı artırmak için kendisini “gümrük müdür yardımcısı” olarak tanıttığı bir kişiyle mağdurları tanıştırmış ya da sahte gümrük beyannamesi ve senetler göstermiştir.

Yargıtay’a göre bu fiiller, sanığın belli bir kamu görevlisi yanında hatırının sayıldığından söz etmesi değil, kendisini kamu görevlisi gibi tanıtması anlamına gelmektedir. Bu nedenle eylem, TCK m.157 kapsamında basit dolandırıcılık olarak kabul edilmelidir. Mahkemenin, sanığı TCK m.158/2 kapsamında nitelikli dolandırıcılıktan cezalandırması, suçun yanlış vasıflandırılması nedeniyle hukuka aykırı bulunmuş ve bozma nedeni sayılmıştır.

Kararın önemi, şuradadır: Fail, mağdurları aldatmak için kimi zaman sahte belgeler gösterebilir, kimi zaman kendisini kamu görevlisi gibi tanıtabilir. Ancak bu durumda “kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan veya hatırının sayıldığından bahisle menfaat sağlama” şartı gerçekleşmediğinden, nitelikli dolandırıcılık değil basit dolandırıcılık oluşur.

Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 15.03.2021, E.2017/32944, K.2021/2991

Yargıtay bu kararında, TCK m.158/2’deki nitelikli dolandırıcılığın oluşabilmesi için belirli veya belirlenebilir bir kamu görevlisine işaret edilmesi gerektiğini açıkça vurgulamıştır. Failin yalnızca “milletvekili dayım var” demesi, belirli bir kamu görevlisini işaret etmediğinden dolayı nitelikli dolandırıcılık kapsamında değerlendirilemez. Çünkü TCK m.158/2’nin uygulanabilmesi için failin, makamı, rütbesi veya unvanı belli bir kamu görevlisini tanıdığını, onun yanında itibarlı olduğunu ve işi çözeceğini söyleyerek mağduru kandırması gerekir.

Somut olayda sanık, kamu görevlisiyle ilişkisi olduğundan veya belirli bir görevli yanında hatırının sayıldığından bahsetmemiş, yalnızca milletvekili olan dayısından söz etmiştir. Yargıtay, bu durumda TCK m.158/2 değil, TCK m.157’de düzenlenen basit dolandırıcılık suçunun oluştuğunu kabul etmiştir. Ayrıca basit dolandırıcılık, 6763 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler sonucu uzlaştırmaya tabi suçlar arasında yer aldığı için, mahkemenin suç vasfını yanlış değerlendirmesi bozma sebebi sayılmıştır.

Bu karardan anlaşılacağı üzere, failin soyut ifadeler kullanması, örneğin yalnızca bir milletvekilini tanıdığını söylemesi, nitelikli dolandırıcılık için yeterli değildir. Failin belirli bir kamu görevlisine işaret etmesi, mağdurun da bu kişiyi anlayacak durumda olması gerekir. Aksi halde suç basit dolandırıcılık kapsamında değerlendirilir.


Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 24.10.2017, E.2017/1706, K.2017/21200

Bu kararında Yargıtay, yine TCK m.158/2 ile TCK m.157 arasındaki sınırı netleştirmiştir. Olayda sanık, mağdurlara kendisini “gümrük müşaviri” olarak tanıtmış ve gümrükten mal çıkarabileceğini söylemiştir. Ayrıca inandırıcılığı artırmak için kendisini “gümrük müdür yardımcısı” olarak tanıttığı bir kişiyle mağdurları tanıştırmış ya da sahte gümrük beyannamesi ve senetler göstermiştir.

Yargıtay’a göre bu fiiller, sanığın belli bir kamu görevlisi yanında hatırının sayıldığından söz etmesi değil, kendisini kamu görevlisi gibi tanıtması anlamına gelmektedir. Bu nedenle eylem, TCK m.157 kapsamında basit dolandırıcılık olarak kabul edilmelidir. Mahkemenin, sanığı TCK m.158/2 kapsamında nitelikli dolandırıcılıktan cezalandırması, suçun yanlış vasıflandırılması nedeniyle hukuka aykırı bulunmuş ve bozma nedeni sayılmıştır.

Kararın önemi, şuradadır: Fail, mağdurları aldatmak için kimi zaman sahte belgeler gösterebilir, kimi zaman kendisini kamu görevlisi gibi tanıtabilir. Ancak bu durumda “kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan veya hatırının sayıldığından bahisle menfaat sağlama” şartı gerçekleşmediğinden, nitelikli dolandırıcılık değil basit dolandırıcılık oluşur.


Değerlendirme

Her iki karar da Yargıtay’ın TCK m.158/2’nin uygulanabilmesi için aradığı kriterleri ortaya koymaktadır. Buna göre:

  • Fail, mutlaka belirli veya belirlenebilir bir kamu görevlisine işaret etmelidir.

  • Kamu görevlisi yanında “hatırının sayıldığından” söz edilmesi gerekir.

  • Failin yalnızca soyut biçimde milletvekili veya bakan tanıdığından bahsetmesi ya da kendisini kamu görevlisi gibi tanıtması nitelikli dolandırıcılığı değil, basit dolandırıcılığı oluşturur.

Dolayısıyla uygulamada her somut olayda failin ifadelerinin dikkatle incelenmesi, mağdurun hangi beyanla aldatıldığının net şekilde ortaya konulması gerekir. Aksi halde suçun yanlış vasıflandırılması söz konusu olur ve bu da adil yargılama ilkesini zedeler.


TCK m.158/2 ile TCK m.255 Arasındaki Fark

Dolandırıcılık suçu ile nüfuz ticareti suçu arasında ilk bakışta benzerlikler bulunsa da, kanun koyucu bu iki suçu farklı esaslara dayandırmıştır. TCK m.255’te düzenlenen nüfuz ticareti suçunun temelinde, gerçekten bir kamu görevlisi üzerinde etkili olma iddiası ve bu nüfuzun haksız bir iş için kullanılmasının vaat edilmesi bulunmaktadır. Burada fail, kamu görevlisi üzerinde gerçekten nüfuzu olduğuna dayanarak menfaat temin etmektedir. Buna karşılık, TCK m.158/2 ise failin kamu görevlileriyle ilişkisi olduğunu iddia ederek veya onların yanında hatırının sayıldığını söyleyerek gerçekte var olmayan bir gücü varmış gibi göstermesi ve mağduru bu şekilde aldatması üzerine kuruludur.

Nüfuz Ticareti Suçunun Özellikleri

Nüfuz ticareti suçunda failin, kamu görevlisi üzerinde fiilen nüfuz sahibi olması gerekir. Failin “dürüst” ya da “hileli” olması tek başına belirleyici değildir. Eğer fail gerçekten kamu görevlisi üzerinde etki gücüne sahipse ve taraflar haksız bir işin çözüleceği konusunda anlaşmışlarsa suç oluşur. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, mağdurun iradesinin aldatma yoluyla sakatlanmamış olmasıdır. Fail bu nüfuzunu doğrudan kendisi kullanabileceği gibi, bazen “aracı” olarak nitelendirilen kişiler de devreye girebilir. Bu aracılar da suçun müşterek faili olarak sorumluluk altına girer.

02.07.2012 tarihli ve 6352 sayılı Kanun’un 89. maddesiyle TCK m.255 köklü bir değişikliğe uğramış, madde başlığı “Nüfuz Ticareti” olarak revize edilmiştir. Bu değişiklikle, daha önce kamu görevlisi olmayan kişilerin “ben kamu görevlisi üzerinde etkiliyim” diyerek menfaat sağlamaları cezasız kalırken, yeni düzenleme ile bu tür fiiller de yaptırım kapsamına alınmıştır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun Görüşü

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 10.02.2022 tarihli, 2020/103 E. ve 2022/83 K. sayılı kararında, yapılan değişikliğin gerekçesi ayrıntılı şekilde açıklanmıştır. Kararda; önceki düzenlemenin, kamu görevlisi olmayan ancak kamu görevlisi üzerinde nüfuz sahibi olduğunu ileri süren kişilerin cezasız kalmasına yol açtığı, bu nedenle düzenlemenin başlığıyla birlikte değiştirildiği belirtilmiştir. Ceza Genel Kurulu ayrıca, nüfuz ticareti ile dolandırıcılık arasındaki sınırın “aldatma” unsuruyla belirleneceğini açıkça ortaya koymuştur.

Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin Yaklaşımı

Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 29.04.2019 tarihli, 2018/3442 E. ve 2019/4360 K. sayılı kararında nüfuz ticareti ile dolandırıcılık arasındaki ayrım somut örneklerle açıklanmıştır. Karara göre:

  • Nüfuz ticareti suçunda sanık, kamu görevlisi üzerinde gerçekten nüfuzu olduğunu ileri sürer ve haksız bir işin yapılması için menfaat sağlar. Tarafların anlaşmasıyla suç tamamlanır, menfaatin fiilen temin edilmesi gerekmez.

  • Dolandırıcılıkta ise fail, kamu görevlileriyle ilişkisi olduğundan bahisle mağduru aldatır ve mutlaka menfaat temin etmesi gerekir. Menfaat temin edilmezse suç teşebbüs aşamasında kalır.

  • Nüfuz ticareti suçunda hem menfaat temin eden hem de işinin gördürülmesini isteyen taraf faildir. Dolandırıcılıkta ise yalnızca hileli davranışla menfaat sağlayan kişi faildir, mağdur ise aldatılan kişidir.

  • Fail kamu görevlisi ise, nüfuz ticareti suçunda bu durum cezayı artırıcı neden sayılmıştır. Dolandırıcılıkta ise failin kamu görevlisi olması ayrıca cezayı ağırlaştırmaz.

Örneğin; bir kimse “x memuruna haksız olan bu işi yaptırabilirim” diyerek karşı tarafla anlaşırsa ve her iki taraf da işin hukuka aykırılığını bilirse, bu eylem TCK m.255 kapsamında nüfuz ticareti sayılır. Ancak kişi gerçekte böyle bir nüfuza sahip değilse, mağduru aldatıyorsa ve menfaat temin ediyorsa, bu durumda TCK m.158/2 kapsamında nitelikli dolandırıcılık söz konusu olur.

İki Suç Arasındaki Temel Farklar

  • TCK m.158/2 (Nitelikli Dolandırıcılık): Tek failli suçtur. Fail, kamu görevlileriyle ilişkisi olduğunu veya onların yanında hatırının sayıldığını ileri sürerek mağduru aldatır ve menfaat sağlar. Burada aldatma ve mağdurun iradesinin sakatlanması şarttır.

  • TCK m.255 (Nüfuz Ticareti): Çok failli bir suçtur. Tarafların her ikisi de haksız bir işin çözüleceğini bilerek anlaşırlar. Menfaat sağlayan da işini gördürmeye çalışan da faildir. Burada aldatma unsuru yoktur, karşılıklı menfaat temini söz konusudur.

Ezcümle Yargıtay kararları ve kanun gerekçeleri ışığında; TCK m.158/2’nin temelinde aldatma, TCK m.255’in temelinde ise karşılıklı menfaat ilişkisi bulunmaktadır. Nitelikli dolandırıcılıkta mağdur, failin hileli davranışlarıyla iradesi sakatlanarak zarar görür. Nüfuz ticaretinde ise her iki taraf da bilerek hukuka aykırı bir zeminde buluşur ve bu nedenle birlikte cezalandırılır.

Netice itibarıyla, TCK m.158/2 kamu güvenini ve bireylerin irade özgürlüğünü korumayı amaçlarken; TCK m.255 kamu görevlileri üzerinde nüfuzun kötüye kullanılmasını önlemeyi hedeflemektedir. Bu nedenle uygulamada her iki suçun unsurlarının dikkatle incelenmesi, olayın doğru tasnif edilmesi ve adaletin sağlanması bakımından büyük önem taşır.


Mağdurun İyi Niyeti Meselesi

Uygulamada mağdur çoğu zaman işini daha kısa sürede halletmek için bu yollara başvurur. Yargıtay içtihatlarında, mağdurun bu iyi niyet eksikliği failin cezai sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Çünkü hileli davranışlarla kandırılan kişinin iradesi sakatlanmıştır. Dolayısıyla “mağdur da suça teşneydi” savunması kabul görmez.


Uygulamada Karşılaşılan Örnekler

  • Failin, belirli bir belediye başkanının veya vali yardımcısının adını kullanarak ihaleyi alacağını söylemesi.

  • Failin, tapu işlemlerinde kaymakamın veya başsavcının adını zikrederek işlemleri hızlandıracağını belirtmesi.

  • Failin, kamu bankalarında kredi kullandırma vaadiyle üst düzey kamu görevlilerini tanıdığını söylemesi.

Bu örneklerde fail, resmi işlemleri belirli kamu görevlilerinin nüfuzunu kullanarak çözeceğini iddia ettiği için TCK m.158/2 kapsamında nitelikli dolandırıcılık suçu oluşmaktadır.


Sonuç ve Hukuki Yardımın Önemi

TCK m.158/2’de düzenlenen bu nitelikli hal, yalnızca mağduru değil aynı zamanda kamu kurumlarının güvenilirliğini de korumayı amaçlamaktadır. Bu nedenle Yargıtay kararlarıyla da şekillenen oldukça teknik bir suç tipidir.

Bu suçla karşılaşan mağdurların, konunun doğru şekilde nitelendirilmesi, eksiksiz iddianame hazırlanması ve hak kaybına uğramamak için mutlaka ceza hukuku alanında uzman bir avukattan destek alması gerekir. Aksi halde suçun yanlış vasıflandırılması veya takipsizlik kararı verilmesi mümkündür.


Av. Burak Temizer
Burak Temizer Hukuk Bürosu – Nişantaşı / Şişli / İstanbul
www.temizerhukuk.com

Avukat Burak Temizer- Burak Temizer Hukuk Bürosu- Nişantaşı Şişli İstanbul

kamuda yargıda devlette iş çözme vaadiyle dolandırıcılık tck 158/2
kamuda yargıda devlette iş çözme vaadiyle dolandırıcılık tck 158/2

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

1. TCK m.158/2 kapsamında dolandırıcılık suçu nedir?

TCK m.158/2’de düzenlenen bu nitelikli hal, failin kamu görevlileriyle ilişkisi olduğunu veya onlar nezdinde hatırının sayıldığını söyleyerek mağduru ikna etmesi ve belirli bir işin çözüleceğini vaat ederek menfaat elde etmesi durumunu ifade eder. Burada amaç, hem mağdurun aldatılması hem de kamu kurumlarına olan güvenin zedelenmesidir. Dolayısıyla basit dolandırıcılıktan farklı olarak kamu otoritesinin itibarı da zayıflatılmaktadır.

2. Failin gerçekten kamu görevlisiyle bağlantısı olması şart mıdır?

Hayır, failin gerçekten kamu görevlisiyle bağlantısı olup olmaması önemli değildir. Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere, esas olan mağdurun bu iddialarla kandırılmasıdır. Failin kamu görevlileriyle hiçbir bağı olmasa bile, bu yöndeki beyanıyla menfaat sağlamışsa suç oluşur.

3. Bu suçun basit dolandırıcılıktan farkı nedir?

Basit dolandırıcılıkta fail, hileli davranışlarla mağduru kandırarak menfaat sağlar ancak kamu görevlilerinin adı, makamı veya nüfuzu kullanılmaz. Nitelikli halde ise fail, kamu görevlisiyle ilişkisini veya hatırını kullanacağını ileri sürer. Bu nedenle kamu kurumlarının güvenilirliği zedelendiği için ceza daha ağırdır.

4. Belirli bir kamu görevlisinin adının verilmesi şart mıdır?

Yargıtay uygulamasına göre, failin yalnızca “bakanlarla tanışıklığım var” demesi yeterli değildir. Ancak “Kaymakam halledecek” ya da “Başsavcıya vereceğim” gibi belirli bir kamu görevlisini işaret eden beyanlarda nitelikli dolandırıcılık oluşur. Bu nedenle belirli veya belirlenebilir bir kamu görevlisinin varlığı aranır.

5. Bu suçun cezası nedir?

TCK m.158’deki nitelikli dolandırıcılık suçları için öngörülen ceza 4 yıldan 10 yıla kadar hapis ve 5.000 güne kadar adli para cezasıdır. Dolayısıyla bu suçun yaptırımı oldukça ağırdır ve mahkemeler çoğu zaman sanığın menfaat temin miktarına göre cezanın alt veya üst sınırını belirlemektedir.

6. Fail kendisini kamu görevlisi olarak tanıtırsa hangi suç oluşur?

Failin kendisini müfettiş, genel müdür veya herhangi bir kamu görevlisi olarak tanıtması halinde basit dolandırıcılık suçu oluşur. Çünkü burada fail, kamu görevlisi yanında hatırı sayıldığını ileri sürmemekte, doğrudan kendisinin kamu görevlisi olduğunu iddia etmektedir. Bu nedenle TCK m.158/2 uygulanmaz.

7. Mağdurun işini hızla halletmek istemesi suçu ortadan kaldırır mı?

Hayır, mağdurun da işini kısa sürede çözmek istemesi suçu ortadan kaldırmaz. Yargıtay kararlarına göre mağdurun bu yönlü arzusu, failin hileli davranışlarıyla iradesinin sakatlanmadığı anlamına gelmez. Fail, mağdurun bu iyi niyet eksikliğinden yararlanmış olsa bile suç yine de oluşur.

8. TCK m.158/2 ile nüfuz ticareti suçu arasındaki fark nedir?

Nüfuz ticareti suçunda taraflar haksız bir işin gördürülmesi konusunda karşılıklı anlaşır ve her iki taraf da fail konumundadır. TCK m.158/2’de ise mağdur, işinin çözüleceği vaadiyle aldatılır. Bu nedenle nüfuz ticaretinde her iki taraf cezalandırılırken, nitelikli dolandırıcılıkta yalnızca fail sorumlu tutulur.

9. Kamu görevlisinin adı verilmeden milletvekilleri, bakanlar zikredilirse hangi suç oluşur?

Bu durumda basit dolandırıcılık oluşur. Çünkü milletvekili veya bakanların adı zikredilse de belirli bir kamu görevlisinin makamı veya adı işaret edilmemektedir. Yargıtay, “soyut tanıdıklık” beyanlarını nitelikli hal için yeterli görmemektedir.

10. Failin elde ettiği menfaat kamu görevlisine verilirse hangi suç söz konusu olur?

Eğer fail, mağdurdan aldığı parayı gerçekten kamu görevlisine iletmişse bu durumda eylem rüşvet suçunu oluşturur. Ancak genellikle fail, kamu görevlisine hiçbir şey vermeyip menfaati kendisine alır ve bu durumda TCK m.158/2 kapsamında nitelikli dolandırıcılık oluşur.

11. Yargıtay’ın bu suçla ilgili yaklaşımı nasıldır?

Yargıtay, bu nitelikli halin uygulanmasında oldukça titizdir. Failin belirli bir kamu görevlisini işaret etmesini, işin resmi nitelik taşımasını ve mağdurun hileli davranışlarla aldatılmasını arar. Yargıtay kararlarında bu kriterler netleştirilmiş ve uygulamaya yön verilmiştir.

12. Bu suç şikâyete tabi midir?

Nitelikli Dolandırıcılık suçu kural olarak şikâyete tabi değildir. Cumhuriyet savcılıkları, suçun işlendiğini öğrendiklerinde resen soruşturma açmakla yükümlüdür. Mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi davayı ortadan kaldırmaz. Ancak uygulamada çoğu kez mağdurun başvurusu süreci başlatıcı rol oynamaktadır.

13. Bu suçun mağduru da cezalandırılabilir mi?

Hayır, TCK m.158/2’de mağdur cezalandırılmaz. Çünkü mağdur failin hileli davranışlarıyla aldatılmıştır. Nüfuz ticareti suçunda ise tarafların birlikte hareket ettiği için her ikisi de fail konumundadır. Bu fark uygulamada büyük önem taşır.

14. Mağdurun zararı nasıl giderilir?

Mağdur, ceza davası sırasında katılan sıfatıyla davaya katılabilir ve maddi zararının tazminini talep edebilir. Ayrıca ayrıca hukuk mahkemelerinde tazminat davası açma hakkı da vardır. Ceza mahkemesi kararında zararın giderilmesi yönünde hüküm kurulması halinde mağdur, alacağını icra yoluyla tahsil edebilir.

15. Böyle bir olayla karşılaşan mağdurlar ne yapmalıdır?

Bu tür durumlarda mağdurların en kısa sürede ceza hukuku alanında uzman bir avukata başvurması gerekir. Çünkü suçun doğru nitelendirilmemesi halinde iddianame eksik hazırlanabilir veya yanlış suç tipinden dava açılabilir. Bu da failin daha az ceza almasına ya da davanın düşmesine sebep olabilir. Profesyonel hukuki destek, mağdurun haklarını korumak için kritik öneme sahiptir.