Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, bir insanın hukuka aykırı biçimde bir yere gitmesinin veya bulunduğu yerde kalmasının engellenmesidir. Birini eve kilitlemek, araçtan inmesine izin vermemek ya da zorla başka bir yere götürmek bu suç kapsamında değerlendirilebilir. Bu fiiller hukuk dilinde hürriyeti tahdit, günlük kullanımda ise adam kaçırma veya zorla alıkoyma olarak da anılır.
TCK 109’a göre temel ceza 1 yıldan 5 yıla kadar hapistir. Cebir, tehdit veya hile kullanılırsa ceza 2 yıldan 7 yıla çıkar. Silah, birlikte hareket eden failler, çocuğa veya eşe karşı işlenme ve cinsel amaç gibi durumlar cezayı ayrıca artırabilir. Suç şikâyete bağlı değildir; şikâyetten vazgeçilmesi davayı sona erdirmez.
Yazar: Av. Burak Temizer — Burak Temizer Hukuk Bürosu
Güncelleme: 27 Ekim 2026
İçindekiler
- 1. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunun Cezası
- 2. Hangi Davranışlar Suçu Oluşturur?
- 3. Cebir, Tehdit ve Hileyle Alıkoyma
- 4. Cezayı Artıran Nedenler
- 4.1. Silahla işlenmesi
- 4.2. Birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi
- 4.3. Kamu görevi nedeniyle veya kamu görevinin nüfuzu kullanılarak işlenmesi
- 4.4. Eşe, boşanılan eşe, üstsoya veya altsoya karşı işlenmesi
- 4.5. Çocuğa veya kendisini savunamayacak kişiye karşı işlenmesi
- 4.6. Cinsel amaçla işlenmesi
- 4.7. Birden çok artırım nedeni birlikte bulunursa
- 5. Rıza ve Çocukların Alıkonulması
- 6. Etkin Pişmanlık: TCK 110’un Şartları
- 7. Yaralama, Cinsel Suçlar ve Yağma ile Birlikte İşlenmesi
- 8. Şikâyet, Uzlaştırma ve Yargılama
- 9. Dava Zamanaşımı Kaç Yıldır?
- 10. HAGB, Erteleme ve Adli Para Cezası
- 11. Sık Sorulan Sorular
- 12. Mevzuat ve Kaynaklar
Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunun Cezası
Cezanın belirlenmesinde önce alıkoymanın nasıl gerçekleştirildiği, ardından cezayı artıran nedenlerin bulunup bulunmadığı incelenir. Üçüncü fıkradaki nedenler arasında silah kullanılması, birlikte işleme ve çocuğa karşı işleme bulunur. Başlıca ceza aralıkları şöyledir:
| Fiilin niteliği | Hapis cezası | Dayanak |
|---|---|---|
| Cebir, tehdit veya hile kullanılmadan hukuka aykırı alıkoyma | 1–5 yıl | TCK 109/1 |
| Cebir, tehdit veya hileyle alıkoyma | 2–7 yıl | TCK 109/2 |
| Temel şeklin, üçüncü fıkradaki nedenlerden biriyle işlenmesi | 2–10 yıl | TCK 109/1 ve 109/3 |
| Cebir, tehdit veya hileye üçüncü fıkradaki bir nedenin eklenmesi | 4–14 yıl | TCK 109/2 ve 109/3 |
| Suçun cinsel amaçla işlenmesi | İlgili ceza yarı oranında artırılır | TCK 109/5 |
| Cebir, tehdit veya hileyle işlenen suçta üçüncü fıkradaki bir nedenin ve cinsel amacın birlikte bulunması | 6–21 yıl | TCK 109/2, 109/3 ve 109/5 |
Bu tablo, yaş küçüklüğü, teşebbüs, etkin pişmanlık ve diğer indirimler uygulanmadan önceki kanuni aralıkları gösterir. Mağdurun ekonomik bakımdan önemli bir kayba uğraması hâlinde ayrıca bin güne kadar adli para cezası verilir. Mahkemenin hükmettiği hapis cezası ile ceza infaz kurumunda geçirilecek süre farklı konulardır; yalnız suçun adına bakılarak kesin bir “yatar” hesabı yapılamaz.
Hangi Davranışlar Suçu Oluşturur?
Korunan hak, kişinin kendi iradesiyle yer değiştirebilmesi ve bulunduğu yerde kalabilmesidir. Bu nedenle suç yalnız birini kaçırmakla işlenmez. Bir odadan çıkışı engellemek, kişiyi tehdit altında belli bir yerde tutmak veya istemediği bir yere zorla götürmek de aynı kapsamda olabilir. Failin özel bir sıfat taşıması gerekmez.
Temel şekil için şiddet kullanılması şart değildir. Örneğin içerideki kişinin çıkmasını önlemek amacıyla kapıyı kilitlemek, ayrıca cebir veya tehdit kullanılmasa da suç oluşturabilir. Buna karşılık her tartışma, kısa süreli temas veya hareketi güçleştiren davranış TCK 109 kapsamında değildir. Kişinin hareket özgürlüğünün gerçekten ortadan kaldırılıp kaldırılmadığı belirlenir.
- Evde veya işyerinde alıkoyma: Kapının kilitlenmesi, çıkışın tutulması veya dışarı çıkılması hâlinde zarar verileceğinin söylenmesi değerlendirilir.
- Araçta alıkoyma: Kişinin araca kendi isteğiyle binmiş olması, sonradan inmek istediğinde zorla tutulmasını hukuka uygun hâle getirmez.
- Açık alanda alıkoyma: Olayın sokakta gerçekleşmesi suça engel değildir. Birden fazla kişinin mağdurun çevresini kuşatarak ayrılmasını önlemesi buna örnektir.
- Bir yerden zorla uzaklaştırma: Korunan hak, bulunduğu yerde kalmayı da kapsar. Kişinin hukuka aykırı biçimde zorla başka bir yere götürülmesi bu yönden incelenir.
Kapının açık olması veya bir çıkış bulunması, kişinin ayrılmakta her zaman serbest olduğu anlamına gelmez. Mağdurun yaşına, sağlık durumuna, silah ya da tehdidin etkisine ve çıkışın gerçekten kullanılabilir olup olmadığına bakılır. Tehlikeli bir yoldan kaçabilme ihtimali, kişinin serbest bırakıldığı anlamına gelmez.
Suçun oluşması için kaç dakika geçmelidir?
Kanunda beş dakika, bir saat veya benzeri sabit bir alt süre yoktur. Ancak sürenin hiç önem taşımadığı da söylenemez. Kısıtlamanın biçimi ve devamı, hareket özgürlüğünü ortadan kaldıracak ağırlıkta olmalıdır. Bir kavga sırasında yaşanan anlık tutma ile kişinin çıkışını sürekli engelleyerek bir odada bekletilmesi aynı biçimde değerlendirilmez.
Suç, hareket özgürlüğünün bu nitelikte kısıtlanmasıyla tamamlanır; kişi serbest kalıncaya kadar devam edebilir. Hukukta buna kesintisiz suç denir. Suçun tamamlanması ile alıkoymanın sona ermesi arasındaki fark, etkin pişmanlık ve zamanaşımı bakımından önem taşır.
Kast, ihmal ve hukuka uygun müdahale
Failin, kişinin özgürlüğünü kısıtladığını bilerek hareket etmesi gerekir. İçeride birinin bulunduğu fark edilmeden kapının kilitlenmesi, kasıtlı alıkoyma olarak değerlendirilemez. İçerideki kişi fark edildikten sonra kapının bilerek açılmaması ise ayrıca değerlendirilir.
Hareketsiz kalmak suretiyle sorumluluk için kişinin özgürlüğünü sağlama yönünde hukuki bir yükümlülük bulunmalıdır. Alıkonulan birini görüp yardım etmeyen herkes, sırf bu nedenle TCK 109’un faili sayılmaz. Yükümlülüğün kaynağı, kişinin olay üzerindeki hâkimiyeti ve kastı birlikte ele alınır.
Kanunun şartlarına uygun yakalama, gözaltı veya tutuklama hukuka aykırı alıkoyma değildir. Buna karşılık “kamu düzeni için gerekliydi” açıklaması, kanuni yetki ve usul koşullarının yerine geçmez. Alacağını tahsil etmek, ifade almak veya bir tartışmayı bitirmek amacıyla birini zorla tutmak için genel bir yetki bulunmaz.

Cebir, Tehdit ve Hileyle Alıkoyma
TCK 109/2, özgürlüğü kısıtlamak için veya alıkoyma devam ederken cebir, tehdit ya da hile kullanılmasını daha ağır cezaya bağlar. Bu yöntemlerden birinin bulunması yeterlidir; üçünün birlikte gerçekleşmesi aranmaz.
- Cebir: Kişinin kolundan çekilerek araca bindirilmesi, bağlanması veya fiziksel güçle çıkışının önlenmesi gibi zorlayıcı davranışlardır.
- Tehdit: Ayrılması hâlinde kendisine veya yakınına zarar verileceği söylenerek kişinin bulunduğu yerde tutulmasıdır. Söylenen sözün ve koşulların irade üzerindeki etkisi önemlidir.
- Hile: Kişinin aldatılarak özgürlüğünden yoksun bırakılmasıdır. Hastaneye götürüleceği söylenerek araca alınan kişinin, gerçekte ayrılmasına izin verilmeyen bir eve götürülmesi buna örnek olabilir.
Alıkoymanın aracı olan tehdit ile olaydan bağımsız bir tehdidin ceza bakımından sonucu farklı olabilir. Sözlerin zamanı, amacı ve alıkoymayla bağlantısı, tehdit suçu yönünden ayrıca değerlendirilir.
Cezayı Artıran Nedenler
TCK 109/3’te sayılan nedenlerden biri varsa ilk veya ikinci fıkraya göre belirlenen ceza bir kat artırılır. Örneğin cebirle işlenen suç aynı zamanda silahla işlendiğinde kanuni aralık 4–14 yıl olur.
Silahla işlenmesi
Silah, yalnız ateşli silah anlamına gelmez. Bıçak ve TCK 6’daki tanıma giren diğer araçlar da bu kapsamda olabilir. Silahın ateşlenmesi şart değildir; mağdur üzerinde korku ve baskı oluşturacak biçimde kullanılması da önem taşır. Değerlendirme, silahın olayda nasıl kullanıldığına dayanır. Failin yanında silah bulunması ile bu silahtan alıkoymada yararlanması ayrı durumlardır.
Birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi
En az iki kişinin ortak suç işleme kararıyla fiilin icrasına birlikte hâkim olması gerekir. Birinin mağduru zorla araca bindirirken diğerinin çıkmasını engellemesi bu kapsamda değerlendirilebilir. Olay yerinde bulunmak, faili tanımak veya yalnız yardımcı bir davranışta bulunmak ile birlikte fail olmak aynı değildir. Her kişinin ne yaptığı belirlenmeden bu artırım uygulanamaz.
Kamu görevi nedeniyle veya kamu görevinin nüfuzu kullanılarak işlenmesi
Kanun iki ayrı durumu düzenler. İlkinde, yerine getirilen kamu görevi nedeniyle kişinin kendisi veya yakını hedef alınır. İkincisinde fail, kendi kamu görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanarak kişiyi alıkoyar. Failin ya da mağdurun kamu görevlisi olması, ilgili bent için aranan görev bağlantısı gösterilmeden artırım nedeni yapılamaz.
Eşe, boşanılan eşe, üstsoya veya altsoya karşı işlenmesi
Anne, baba, büyükanne ve büyükbaba gibi üstsoya; çocuk ve torun gibi altsoya; eşe veya boşanılan eşe karşı işlenme cezayı artırır. Boşanılan eş de güncel kanun metninde açıkça yer alır. Kardeşlik, nişanlılık veya birlikte yaşama ilişkisi bu bentte sayılan ilişkilerle aynı değildir; olayda başka bir artırım nedeni bulunabilir.
Evlilik, eşin evden çıkmasını engelleme yetkisi vermez. Aile içindeki anlaşmazlık veya kıskançlık, zorla alıkoymayı hukuka uygun kılmaz.
Çocuğa veya kendisini savunamayacak kişiye karşı işlenmesi
On sekiz yaşını doldurmamış kişiye karşı işlenen suçta çocuk mağdura ilişkin artırım gündeme gelir. Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan mağdur da aynı bentte korunur. Bu ikinci durum, yalnız bir hastalık veya engel adından hareketle değil, mağdurun olay sırasındaki savunma imkânı üzerinden değerlendirilir.
Cinsel amaçla işlenmesi
TCK 109/5’e göre cinsel amaç varsa ceza ayrıca yarı oranında artırılır. Cinsel davranışın gerçekleşmiş olması aranmaz; ancak failin bu amacı delillerle ortaya konmalıdır. Birlikte bulunma, arkadaşlık veya evlenmek istediğini söyleme üzerinden her olay için aynı sonuç çıkarılamaz.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.09.2022 tarihli, 2022/313 E., 2022/564 K. sayılı kararında, çocukların buluşması ve aile evinde kalmasıyla ilgili olayda cinsel amaca ilişkin çelişkiler sanıklar lehine değerlendirilmiştir. Kurul, cinsel amaç artırımını isabetsiz bulmuştur. Bu karar, cinsel amaç artırımının uygulanamayacağına ilişkindir; suçun oluşmadığı yönünde bir beraat kararı değildir. Kararın resmî metni.
Birden çok artırım nedeni birlikte bulunursa
Silah, birlikte işleme ve çocuğa karşı işleme gibi üçüncü fıkradaki birkaç neden birleştiğinde, her bent için ayrı ayrı bir kat artırım yapılmaz. Üçüncü fıkra uyarınca bir kat artırım uygulanır; nedenlerin çokluğu temel cezanın belirlenmesinde gerekçesiyle dikkate alınabilir. Cinsel amaç ise beşinci fıkradaki ayrı artırım hükmüdür.
Rıza ve Çocukların Alıkonulması
Bir yetişkinin özgür iradesiyle bir yerde bulunması ile tehdit, baskı veya aldatma altında kalması farklıdır. Rıza, kişinin hangi davranışı kabul ettiğine göre değerlendirilir ve devam etmelidir. Bir eve gitmeyi kabul eden kişi daha sonra ayrılmak istediğinde zorla tutulursa, başlangıçtaki kabul sonraki alıkoymayı haklı kılmaz.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, on beş yaşını tamamlamamış çocuğun alıkonulmaya gösterdiği rızayı hukuka uygunluk nedeni kabul etmemektedir. Bu yaklaşım yalnız cinsel amaçlı olaylarla sınırlı değildir. On beş yaşını tamamlamış fakat on sekiz yaşını doldurmamış çocuklarda ise ayırt etme gücü ve rızanın özgürce açıklanıp açıklanmadığı önem taşır. Cebir, tehdit veya hile altında verilen kabul geçerli bir rıza sayılmaz.
Ceza Genel Kurulunun 26.12.2023 tarihli, 2021/264 E., 2023/704 K. sayılı kararında, yurttan kaçan on beş yaşından küçük iki çocuğun sanıkların araçlarında kendi istekleriyle kalması incelenmiştir. Cinsel davranış bulunmayan olayda da çocukların rızası geçerli sayılmamış; fiilin TCK 234/3 yerine TCK 109 kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Kararın resmî metni.
Doktrinde, çocukların rızasının değerlendirilmesinde hangi ölçütün kullanılacağı ve cinsel suçlara ilişkin yaş ayrımlarının TCK 109’a nasıl yansıtılacağı tartışmalıdır. Bu nedenle “çocuk rıza gösterdiyse suç yoktur” veya “çocuğun ailesi izin vermediyse her durumda TCK 109 oluşur” biçiminde genel bir açıklama doğru olmaz. Bir yerde bulunmaya rıza ile cinsel davranışa rıza da ayrı konulardır.
Failin mağdurun yaşı konusunda gerçek bir hataya düşüp düşmediği TCK 30 çerçevesinde incelenir. Yaşın bilinmediğinin söylenmesiyle yetinilmez; tanışma biçimi, önceki iletişim ve diğer deliller değerlendirilir. Anne veya babanın velayet yetkisi de çocuğa karşı her türlü kapatma ve zor kullanmayı hukuka uygun hâle getirmez.
Çocuk kaçırma suçu ile farkı
TCK 234’teki çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu, TCK 109 ile aynı değildir. Velayet yetkisi elinden alınmış anne veya babanın ya da üçüncü dereceye kadar kan hısmının, on altı yaşını bitirmemiş çocuğu yetkili kişinin yanından cebir veya tehdit kullanmadan kaçırması veya alıkoyması özel olarak düzenlenmiştir. Fiil cebir veya tehditle işlenirse ya da çocuk on iki yaşını bitirmemişse bu maddede cezanın bir kat artırılması öngörülür.
Kanuni temsilcisinin bilgisi veya rızası dışında evi terk eden çocuğu, onun rızasıyla da olsa ailesini ya da yetkili makamları haberdar etmeden yanında tutma ise TCK 234/3 kapsamında ele alınabilir. Bu fıkra şikâyete bağlıdır. Olayın hangi hükme girdiği belirlenirken çocuğun hareket özgürlüğü, yaşı, failin kimliği ve bakım ilişkisi birlikte incelenir; suçların adından hareketle seçim yapılamaz.
Etkin Pişmanlık: TCK 110’un Şartları
Mağduru serbest bırakmak, her durumda ceza indirimi sağlamaz. TCK 110’un uygulanması için failin, soruşturma başlamadan önce mağdurun şahsına zarar vermeden onu kendiliğinden güvenli bir yerde serbest bırakması gerekir. Şartlar gerçekleştiğinde verilecek cezada üçte ikiye kadar indirim yapılır. Üçte iki, indirimin üst sınırıdır; her olayda bu oranda indirim yapılmaz.
- Soruşturma başlamadan önce bırakma: Yetkili makamın suç şüphesini öğrenmesi ile bırakılma anı karşılaştırılır. Kolluğa yapılan başvuru da bu bakımdan önem taşır.
- Kendiliğinden bırakma: Serbest kalma, failin iradi davranışına dayanmalıdır. Mağdurun kaçması veya başkaları tarafından kurtarılması farklıdır.
- Şahsa zarar vermeme: Bedensel ve cinsel zarar ile tıbbi bulgularla ortaya konan ruhsal zarar değerlendirilir. Suçun doğurduğu korku ile bu nitelikteki ruhsal zarar ayrılır. Kullanılan cebrin amacı ve ölçüsü ayrıca önemlidir.
- Güvenli yer: Mağdurun yaşı, sağlık durumu, bırakıldığı yer ve saat dikkate alınır. Mağduru bağlı bırakmak veya yaşına ve sağlık durumuna göre yardım alamayacağı tehlikeli bir yere terk etmek, bu şartı karşılamaz.
TCK 110’daki etkin pişmanlık, yalnız suçun temel şekline özgü değildir. Nitelikli bir fiilde de kanuni şartlar gerçekleşebilir. Birden fazla fail bulunan olayda her kişinin serbest bırakmaya katkısı ve davranışı ayrıca değerlendirilir.
Hafif yaralanma varsa indirim uygulanabilir mi?
Adli raporda yaralanmanın basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir olduğunun yazması, etkin pişmanlığın mutlaka uygulanacağı anlamına gelmez. Alıkoymayı gerçekleştirmek için kullanılan sınırlı cebir ile mağdur kontrol altına alındıktan sonra dövülmesi ayrı değerlendirilir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.06.2025 tarihli, 2022/144 E., 2025/289 K. sayılı kararında mağdur, araca alınıp silahla baskı altında tutulmuş; ormanlık yerde sorgulanıp dövüldükten sonra bırakılmıştır. Yaralanma hafif düzeyde olsa da mağdur kontrol altına alındıktan sonraki dövme nedeniyle etkin pişmanlık kabul edilmemiştir. Kurul, alıkoyma için gerekli ölçüde kalan itme, çekme ve tutma gibi davranışlarla başka amaçla verilen zararı ayırmıştır. Kararın resmî metni.
Kolluğa başvurudan sonra bırakma
Ceza Genel Kurulunun 07.11.2019 tarihli, 2019/481 E., 2019/652 K. sayılı kararında olay kolluğa bildirildikten sonra mağdurun yerinin ailesine söylenmesi ele alınmıştır. Çoğunluk, kolluğa başvuru ile soruşturmanın başladığını kabul etmiş; savcıya bildirim daha sonra yapılmış olsa da TCK 110’un zaman şartının gerçekleşmediği sonucuna varmıştır. Bu nedenle yalnız savcının öğrenme saatine bakılarak indirim hakkı bulunduğu söylenemez. Kararın resmî metni.
Gönüllü vazgeçmeden farkı
Hareket özgürlüğü henüz suçun tamamlanmasını sağlayacak biçimde kısıtlanmamışsa teşebbüs ve gönüllü vazgeçme hükümleri gündeme gelebilir. Suç tamamlanmış ve alıkoyma sürüyorsa, sonradan bırakma TCK 110 kapsamında değerlendirilir. Kişinin hâlâ tutuluyor olması, suçun henüz tamamlanmadığı anlamına gelmez.

Yaralama, Cinsel Suçlar ve Yağma ile Birlikte İşlenmesi
Alıkoyma sırasında birden fazla suç gündeme gelebilir. Hangi fiilden ayrıca ceza verileceği; davranışların amacı, zamanı, birbirine bağlılığı ve kanundaki özel hükümler dikkate alınarak belirlenir.
Yaralama: TCK 109/6, suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâlleri gerçekleştiğinde ayrıca yaralama hükümlerinin uygulanacağını düzenler. Kemik kırılması veya organ işlevinin etkilenmesi gibi sonuçlarda kasten yaralama suçu yönünden de değerlendirme yapılır. Bunun için kasten yaralama ve ağır sonuç bakımından gerekli kusur şartları bulunmalıdır; her düşme veya kazayla yaralanma bu hükme bağlanamaz.
Cinsel suçlar: Cinsel fiil sırasında gerçekleşen hareket kısıtlaması ile mağdurun daha önce kaçırılması veya fiilden sonra tutulmaya devam edilmesi ayrılır. Bağımsız bir alıkoyma varsa ayrıca TCK 109 gündeme gelebilir. Cinsel amaç artırımı, gerçekleşen cinsel suçun yerine geçen bir yaptırım değildir.
Yağma: Malın alınması sırasında kullanılan zor ile kişiyi ayrıca bağlayıp tutma veya başka yere götürme arasındaki ilişki incelenir. Yağma suçuyla birlikte ayrıca alıkoyma suçundan ceza verilip verilmeyeceği olayın özelliklerine göre belirlenir. Alıkoymanın süresi, malın alınmasından önce veya sonra sürüp sürmediği ve bağımsız niteliği önemlidir.
Ekonomik kayıp: TCK 109/4’teki ek adli para cezası için herhangi bir parasal kayıp değil, ekonomik bakımdan önemli bir kayıp gerekir. Kaybın alıkoymadan doğması ve gerekli kusur koşulları da değerlendirilir. Bu para cezası, mağdura ödenen tazminat değildir; tazminat istemi ayrı bir konudur.
Birden fazla mağdur ve tekrar alıkoyma
Kesintisiz devam eden alıkoyma, sırf birkaç saat veya gün sürmesi nedeniyle birden fazla suç hâline gelmez. Mağdur özgürlüğüne kavuştuktan sonra yeniden alıkonulursa farklı bir değerlendirme gerekir. Aynı suç işleme kararı kapsamında değişik zamanlarda işlenen fiillerde TCK 43’teki zincirleme suç hükümleri gündeme gelebilir. Birden fazla kişinin aynı fiille özgürlüğünden yoksun bırakılmasında TCK 43/2 uyarınca bir ceza verilir ve bu ceza dörtte birden dörtte üçe kadar artırılır. Mağdurlara karşı ayrı fiiller işlenmişse her fiil için ayrı cezalandırma gündeme gelir. Bu nedenle fiilin sayısı ile mağdur sayısı ayrı ayrı belirlenmelidir.
Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 26.02.2026 tarihli, 2023/29077 E., 2026/3931 K. sayılı kararında mağdur kafeden zorla çıkarılıp dövülmüş, bırakıldıktan sonra kafeye dönmüş ve yeniden çıkarılıp dövülmüştür. Daire, zincirleme suç hükmünün uygulanmamasını ve etkin pişmanlık indirimi yapılmasını hatalı bulmuştur. Ancak sanık aleyhine temyiz bulunmadığından bu hususları bozma nedeni yapmamış; hürriyetten yoksun kılmaya ilişkin hükmü onamıştır. Kararın resmî metni.
Şikâyet, Uzlaştırma ve Yargılama
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu şikâyete bağlı değildir ve uzlaştırma kapsamında bulunmaz. Savcılık suç şüphesini öğrendiğinde resen işlem yapar. Mağdurun sonradan şikâyetinden vazgeçmesi, tarafların anlaşması veya ailelerin barışması ceza davasını bu nedenle düşürmez.
Genel görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir. Nitelikli hâller nedeniyle hesaplanan cezanın on yılı aşması, doğrudan ağır ceza mahkemesinin görevli olduğu sonucunu doğurmaz; 5235 sayılı Kanun’un görev hesabına ilişkin hükümleri uygulanır. Bağlantılı başka suçlar ve çocuklar hakkındaki yargılamalarda özel görev kuralları ayrıca dikkate alınır. Kesintisiz suçlarda yer bakımından yetki, kural olarak kesintinin gerçekleştiği yere göre belirlenir.
Tutuklama, suç isnadı veya cezanın ağırlığı nedeniyle kendiliğinden verilmesi gereken bir karar değildir. Somut delillere dayanan kuvvetli suç şüphesi, tutuklama nedeni ve ölçülülük koşulları değerlendirilir. Tutuklama şartları ve itiraz, esas davada verilecek mahkûmiyet kararından ayrı incelenir.
Hangi deliller önemlidir?
Olayın başlangıcı, kişinin ayrılmak isteyip istemediği, çıkışın nasıl engellendiği ve serbest kalma biçimi açıklığa kavuşturulmalıdır. Bu amaçla özellikle şu deliller değerlendirilebilir:
- Kamera görüntüleri, tanık anlatımları ve olay yerinin özellikleri.
- Mesajlar, arama kayıtları ve hukuka uygun biçimde elde edilen dijital veriler.
- Yaralanma veya ruhsal etkilerle ilgili sağlık kayıtları ve adli raporlar.
- Kolluğa bildirim, ihbar ve serbest bırakılma saatlerini gösteren kayıtlar.
- Araç güzergâhı ve olayın zamanını açıklayan diğer bulgular.
Deliller birbirini doğrulayıp doğrulamadıkları yönünden birlikte değerlendirilir. Özellikle silinme ihtimali bulunan kamera kayıtlarının ve olay saatlerinin erken belirlenmesi önemlidir. Başkasının hesabına izinsiz erişmek gibi hukuka aykırı yöntemlerle delil toplamaya çalışılmamalıdır.
Dava Zamanaşımı Kaç Yıldır?
Yetişkin failler bakımından olağan dava zamanaşımı, uygulanacak kanuni cezanın üst sınırına göre değişir. Bütün nitelikli hâller için tek bir süre söylemek doğru değildir.
| Başlıca durum | Olağan dava zamanaşımı |
|---|---|
| TCK 109/1’deki temel şekil | 8 yıl |
| Üst sınırın 5 yıldan fazla, 20 yıldan az olduğu nitelikli hâller | 15 yıl |
| TCK 109/2, 109/3 ve 109/5’in birlikte uygulanmasıyla üst sınırın 21 yıl olması | 20 yıl |
Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 19.03.2025 tarihli, 2024/19944 E., 2025/2283 K. sayılı kararında, çocuk mağdurun cebirle, birden fazla kişi tarafından cinsel amaçla kaçırıldığı olayda yirmi yıllık olağan dava zamanaşımı esas alınmıştır. Kararın resmî metni.
Süre, kesintisiz suçun sona erdiği tarihten başlar. Bununla birlikte çocuklara karşı üstsoy veya çocuk üzerinde hüküm ve nüfuzu bulunan kişilerce işlenen suçlarda TCK 66/6’daki özel başlangıç kuralı uygulanır; çocuğun on sekiz yaşını bitirdiği gün esas alınır. Failin yaşı, zamanaşımını durduran veya kesen işlemler de hesabı etkiler. Buradaki süreler, kesinleşmiş cezanın infazına ilişkin ceza zamanaşımıyla karıştırılmamalıdır.
HAGB, Erteleme ve Adli Para Cezası
Bu üç kurumun şartları ve sonuçları farklıdır. Suçun adından hareketle herkes için uygulanacağı veya hiçbir durumda uygulanamayacağı söylenemez. Artırımlar ve indirimlerden sonra belirlenen sonuç ceza ile kanunda kişi hakkında aranan koşullar birlikte değerlendirilir.
- Adli para cezasına çevirme: Sonuç hapis cezası bir yıl veya daha az ise TCK 49–50 kapsamında kısa süreli hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesi gündeme gelebilir. Mahkeme, kanuni şartlar ve kişinin durumuna göre karar verir. TCK 109/4 gereğince ayrıca verilen para cezası bundan farklıdır.
- Hapis cezasının ertelenmesi: TCK 51’e göre kural olarak iki yıl veya daha az hapis cezasında mümkündür. Fiil sırasında on sekiz yaşını doldurmamış veya altmış beş yaşını bitirmiş kişiler için sınır üç yıldır. Kişinin daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması gerekir. Mahkemenin, yargılama sürecindeki pişmanlığı dikkate alarak yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varması da aranır.
- Hükmün açıklanmasının geri bırakılması: CMK 231’e göre iki yıl veya daha az hapis cezasına ya da adli para cezasına hükmedilmişse HAGB gündeme gelebilir. Önceki kasıtlı suç mahkûmiyeti, yeniden suç işlemeyeceğine ilişkin değerlendirme ve zararın giderilmesi koşulları ayrıca incelenir. HAGB, beraat kararı değildir.
2026 düzenlemesi: 7589 sayılı Kanun’un 15. maddesiyle CMK 231’in ilgili fıkraları yeniden düzenlenmiş ve değişiklik 31 Temmuz 2026’da yürürlüğe girmiştir. İşkence ve eziyet suçları ile kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri ve Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında kötü muamele sayılabilecek suçlar için HAGB uygulanmaz. Bu hüküm, TCK 109’un bütün hâllerine yönelik genel bir yasak değildir. İlgili dosyada fiilin niteliği ve uygulanacak geçiş hükümleri kontrol edilmelidir. Çocuklar bakımından 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun özel hükümleri de uygulanır.
Sık Sorulan Sorular
Adam kaçırma cezası kaç yıl?
Suçun temel şeklinde ceza 1–5 yıl hapistir. Cebir, tehdit veya hile varsa 2–7 yıl esas alınır; silah, birlikte işleme, çocuk mağdur ve cinsel amaç gibi nedenler bu cezayı artırabilir. Olayın hukuki niteliği belirlenmeden yalnız “adam kaçırma” ifadesiyle ceza hesabı yapılamaz.
Kapıyı kilitlemeden de alıkoyma suçu işlenebilir mi?
Evet. Çıkışın fiziksel güçle tutulması veya ayrılması hâlinde zarar verileceği tehdidiyle kişinin bulunduğu yerde kalmaya zorlanması da suç oluşturabilir. Asıl mesele, kişinin hareket özgürlüğünün hukuka aykırı biçimde kısıtlanmasıdır.
Birkaç dakika sonra bırakmak suçun oluşmasını engeller mi?
Belirli bir dakikanın altında kalmak genel bir cezasızlık nedeni değildir. Kısıtlamanın biçimi ve süresi birlikte değerlendirilir. Suç tamamlandıktan sonraki bırakma ise şartları varsa TCK 110 uyarınca indirim sağlayabilir.
Mağdur şikâyetini geri alırsa dosya kapanır mı?
TCK 109 şikâyete bağlı olmadığından, vazgeçme nedeniyle dosya kapanmaz. Savcılık ve mahkeme mevcut delillere göre işlem yapar. Suçun unsurlarının bulunmaması veya ispatlanamaması ise farklı bir değerlendirmedir.
Mağdurun kendisi kaçarsa etkin pişmanlık olur mu?
Mağdurun kaçması, failin onu kendiliğinden güvenli yerde serbest bırakmasıyla aynı değildir. TCK 110’da failin iradi bırakma davranışı ve diğer şartların birlikte bulunması aranır.
Alacağını almak için borçluyu işyerinde tutmak suç mudur?
Alacak iddiası, borçlunun ayrılmasını zorla engelleme yetkisi vermez. Hukuka aykırı alıkoyma şartları varsa TCK 109 uygulanabilir. Kullanılan yöntem ve para ya da mal almaya yönelik davranışlar başka suçlar bakımından da değerlendirilir.
Mevzuat ve Kaynaklar
Yazının hukuki değerlendirmesi aşağıdaki mevzuat, kararlar ve akademik çalışmalara dayanır. Kararların olayları ve sonuçları ilgili bölümlerde açıklanmıştır.
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu: özellikle m.6, 26, 30, 35–44, 49–51, 61, 66–67, 109–110 ve 234.
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu: özellikle m.2, 12, 100, 231 ve 253.
- 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu: özellikle m.23.
- 5235 sayılı Kanun: m.11, 12 ve 14.
- 7589 sayılı Kanun: m.15 ve 26; 31.07.2026 tarihli, 33326 sayılı Resmî Gazete.
- Muhammed Demirel, “Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu”, AHBVÜ Hukuk Fakültesi Dergisi, 24(4), 2020, s.489–554; özellikle s.501–505, 516–518, 533–534 ve 538–543.
- Zafer İçer, “Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunda Etkin Pişmanlık (TCK m.110)”, MÜHF Hukuk Araştırmaları Dergisi, 23(3), 2017, s.773–792; özellikle s.773–788. Etkin pişmanlık değerlendirmesinde sonraki Yargıtay kararları da dikkate alınmıştır.
- Fulya Korkmaz, “Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunun Cinsel Amaçla İşlenmesi (TCK m.109/5)”, Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 33(2), 2025, s.1447–1486; özellikle s.1463–1468 ve 1475–1479.
Av. Burak Temizer
Burak Temizer Hukuk Bürosu













