İstirdat davası, borçlu aleyhine başlatılan icra takibine borçlu tarafından itiraz edilmemesi veya itirazının mahkemece kaldırılması hallerinde gerçek bir borç olmadığı halde ödenen borcu geri almak amacıyla açılan davadır. İstirdat davası icra hukuku uygulamasında önemli bir davadır. Biz de sizin için hazırladığımız bu içerikte istirdat davasının şartları, niteliği, dava süresi, hüküm ve sonuçları gibi birçok konuya değineceğiz.
İçindekiler
- 1 İstirdat Davası Nedir?
- 2 İstirdat Davası Şartları
- 3 İstirdat Davası Açma Süresi
- 4 İstirdat Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme
- 5 İstirdat Davasında İspat Yükü ve Deliller
- 6 İstirdat Davasında Harç ve Giderler
- 7 İstirdat Davasında Arabuluculuk
- 8 Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası
- 9 Menfi Tespit Davasının İstirdat Davasına Dönüşmesi
- 10 İstirdat Davasının Hüküm ve Sonuçları
- 11 İstirdat Davasında Tazminat
- 12 İstirdat Davasında Verilen Karar Kesinleşmeden İcraya Konulabilir Mi?
- 13 İstirdat Davası ile ilgili Yargıtay Kararları
- 14 Sıkça Sorulan Sorular
İstirdat Davası Nedir?
İstirdat davası, aleyhine icra takibi başlatılmış olan borçlunun takibin kesinleşmesi nedeniyle cebri icra tehdidi altında ödediği parayı geri almak amacıyla açtığı davadır. İstirdat davası nedir? sorusuna en kısa tabiri ile bu şekilde yanıt verebiliriz. Borçlu söz konusu takibe süresinde itiraz etmez veya etse dahi itiraz mahkemece kaldırılır ise takip kesinleşir.
Takibin kesinleşmesi ile haciz işlemleri başlayabilir ve haczedilen mallar satılabilir. Bu durumda borçlu ödememesi gerekirken ödemiş olduğu parayı bu dava ile geri alabilecektir. Borçlu davayı aleyhine icra takibi başlatan alacaklıya karşı açacaktır.
Ancak tekrar belirtmek gerekir ki borçlu ödemesini takibin kesinleşmesinin ardından yapmalıdır. Eğer borçlu ödemeyi ödeme emrinin kendisine tebliğinden itibaren 7 gün içindeki ödeme süresinde yapmışsa artık istirdat davası açamaz. Zira bu durumda bir cebri icra tehdidi altında değildir.
İcra İflas Hukuku alanında merak ettiğiniz diğer konular hakkında da bilgi sahibi olmak isterseniz, ilgili kategorimize göz atabilirsiniz.

İstirdat Davası Şartları
İstirdat davası açılabilmesi için Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) uyarınca genel dava şartlarının yanında İcra İflas Kanunu (İİK) uyarınca istirdat davası şartları da göz önünde bulundurulmalıdır. Önemle belirtmek gerekir ki gerek HMK gerek İİK uyarınca belirlenen dava şartlarına uyulmaması halinde bu durum, mahkemece kendiliğinden davanın her aşamasında dikkate alınır. Bu şartların birinin veya birkaçının eksikliği durumunda mahkeme, davanın usulden reddine karar verir.
-
Borç Olmayan Bir Paranın Ödenmiş Olması
İstirdat davasının şartlarından biri borçlunun cebri icra tehdidi altında aslında borç olmayan bir parayı ödemesidir. Yani takip sırasında yapılan ödeme hiçbir nedene dayanmamalıdır. Borçlunun parayı hata sonucu ödeyip ödememesi önemli değildir. Borçlunun bu davada borçlu olmadığını ve bu parayı ödememesi gerektiğini ispat etmesi yeterlidir.
Ayrıca ödenen paranın iadesi istenebilecek bir para olması yani eksik borç olmaması gereklidir. Eksik borçlar; zamanaşımına uğramış borçlar, kumar, bahis, şans oyunları ile hukuka ve ahlaka aykırı borçlar, ahlaki bir ödevin yerine getirilmesi için gerçekleştirilen borçlardır. Bu borçlardan birini takip sırasında ödeyen borçlu istirdat davası açamaz.
-
Geri Verilmesi İstenen Paranın Kesinleşmiş Bir İcra Takibi Sırasında Ödenmiş Olması
Alacaklının borçlu aleyhine başlattığı takibe borçlu süresinde itiraz etmez veya ettiği itiraz mahkemece kaldırılırsa takip kesinleşmiş olur. Takibin kesinleşmesiyle alacaklının haciz isteme hakkı doğar. Borçlu bu aşamadan sonra yani takibin kesinleşmesiyle beraber borcu ödemiş olmalıdır. Borçlunun ödeme emrinin kendisine tebliğinden itibaren 7 günlük ödeme süresinde yapmış olduğu ödemeler istirdat davasına konu edilemez.
Kesinleşmemiş bir icra takibi sırasında veya alacaklı tarafından haciz isteme hakkı bulunmadan ödenen borcun iadesi için istirdat davası açılamaz. Bu aşamalarda yapılacak ödeme Türk Borçlar Kanunu uyarınca sebepsiz zenginleşme hükümlerince istenebilir.
Borç icra veznesine veya haricen ödenebilir. Yani borç icra veznesi ödenebileceği gibi alacaklıya nakden de verilebilir. Ayrıca borç ister borçlu tarafından ister üçüncü bir kişi tarafından ödenmiş olması fark etmeksizin istirdat davası açılabilir.
-
Borcun Cebri İcra Tehdidi Altında Ödenmiş Olması
Davaya konu ödemenin icra takibi sırasında yapılması gerekir. Takip henüz kesinleşmeden yapılan ödemeler cebri icra tehdidi altında yapılan ödeme sayılamaz. Takibin kesinleşmesiyle borçlu haciz ve satış baskısı ile borcunu ödemek zorunda kalacaktır. Dolayısıyla takibin kesinleşmesi ile borçlunun cebri icra tehdidi altında kaldığı söylenebilir.
Tekrar belirtmek gerekir ki borçlunun 7 günlük ödeme süresi içerisinde itiraz etmeyip ödeme yapması cebri icra tehdidi altında ödeme yapıldığını göstermez. Ancak borçlu borcun bir kısmına da itiraz edebilir. Böyle bir durumda istirdat davasına konu olacak kısım, borçlunun itiraz ettiği kısım kadar olacaktır.
Ayrıca borçlunun borcu taksitlendirerek ödemeyi tercih etmiş olabilir. Bu durumda borçlu ödediği taksitler bakımından istirdat davası açabilir. Bu halde borçlunun yine cebri icra tehdidi altında borcu kabul ederek icra dairesinde borcu taksitlendirdiği kabul edilir. Ancak bu borç takip kesinleştikten sonra taksitlendirilmelidir.
Borcu Ödedim Ama İcra Dosyası Kapanmadı diyorsanız, ilgili içeriğimize de göz atabilirsiniz.
İstirdat Davası Açma Süresi
İstirdat davasının açılması hak düşürücü bir süreye bağlanmıştır. Bu süre borç olmayan paranın tamamen ödenmesi ile başlar ve 1 yıl sonra sona erer. Yani istirdat davası, paranın tamamen ödenmesinden itibaren 1 yıl içinde açılmalıdır. Borcun takside bağlanmış olması halinde bu süre son taksitin ödendiği tarihten itibaren başlayacaktır.
1 yıllık süre hak düşürücü süre olduğundan mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınır. Mahkeme sürenin geçtiğini tespit ederse davanın usulden reddine karar verir.

İstirdat Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme
İstirdat davasında görevli mahkeme kural olarak asliye hukuk mahkemesidir. Ancak bazı durumlarda uyuşmazlığın niteliğine göre görevli mahkeme değişebilmektedir. Buna göre uyuşmazlık konusu özel bir mahkemenin görev alanına giriyorsa İİK uyarınca açılan istirdat davasında görevli mahkeme uyuşmazlık konusunun görev alanına giren özel mahkeme olacaktır.
Örnek vermek gerekirse; istirdat davası, uyuşmazlık konusu tüketici mahkemesinin görev alanına giriyorsa tüketici mahkemesinde, iş mahkemesinin görev alanına giriyorsa iş mahkemesinde, ticaret mahkemesinin görev alanına giriyorsa ticaret mahkemesinde açılmalıdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu kira ilişkisine dayanmaktaysa istirdat davası sulh hukuk mahkemesinde açılmalıdır. Görevli mahkeme davanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden dikkate alınır. Görevsiz bir mahkemede açılan istirdat davasının tespiti halinde mahkeme, davanın usulden reddine karar verir.
Ayrıca taraflar aralarında tahkim sözleşmesi yaparak uyuşmazlığın hakem aracılığıyla çözülmesini sağlayabilirler. Ancak tahkim sözleşmesi yapılmasına rağmen davacının istirdat davası açması halinde karşı taraf bunu ilk itirazlarda öne sürmelidir. Bu husus mahkemece kendiliğinden dikkate alınmaz.
İstirdat davasında yetkili mahkeme davalının yerleşim yerinde veya icra takibinin yapıldığı yer mahkemesidir. Yani davacı, davayı davalının yerleşim yerinde açabileceği gibi kendisine dava konusu borç için takip yapılan yerde de dava açabilir.
İstirdat Davasında İspat Yükü ve Deliller
İstirdat davasında ispat yükü HMK ve İİK uyarınca belirlenir. Buna göre istirdat davasına ispat yükü davacı üzerindedir. Davacı borçlu, borçlu olmadığını, borcun hiç doğmadığını, borcun sona erdiğini veya borcun hükümsüz olduğunu, ödediği paranın cebri icra tehdidi altında ödendiğini ispat etmelidir. Borçlunun parayı hata sonucu ödediği ispatlamak zorunda değildir. Borçlunun bu davada borçlu olmadığını ve bu parayı ödememesi gerektiğini ispat etmesi yeterlidir.
Taraflar istirdat davasında her türlü delilden yararlanabilir. Yani taraflar tanık, bilirkişi, yemin, senet gibi her türlü delile dayanabilir. Ancak tarafların özellikle yazılı delile dayanmaları önem arz etmektedir. Örneğin daha önce ödeme yapılması nedeniyle borcun artık olmadığını kanıtlayan banka dekontu, ödeme makbuzu gibi belgeler istirdat davası için önem teşkil etmektedir. Aynı şekilde borcun kaynağı olan sözleşmenin geçersizliğini gösteren belge ve yazışmalar da tarafın iddiasını ispatında önem taşır.
İstirdat Davasında Harç ve Giderler
İstirdat davaları para alacağına ilişkin olduğundan nispi harca tabidir. Yani davacı davasını açarken nispi harcı yatırmalıdır. Nispi harç, iadesi istenen değer üzerinden hesaplanır. Nispi harcın dörtte biri peşin olarak yatırılmalıdır. Kalan dörtte üçlük kısım ise, dava sonunda karar verilmesinden itibaren 2 ay içerisinde ödenir. Şayet kalan kısım ödenmezse bu miktar vergi dairesince tahsil edilir.
Yargılama süresince tebliğ ve postalar, keşif, bilirkişi, dosya ve müzekkere ve tanık giderleri de davacı tarafından gider avansı olarak yatırılır. Gider avansı peşin olarak yatırılır ve bir dava şartıdır. Yani davanın görülebilmesi için gider avansının yatırılmış olması gereklidir.
Dava neticesinde davacı borçlu haklı çıkarsa ödemiş olduğu tüm harç ve giderler davalı tarafa yükletilir. Ayrıca taraflar kendilerini vekil aracılığıyla temsil ettirmişse davayı kazanan taraf lehine vekalet ücretine hükmedilir.
İstirdat Davasında Arabuluculuk
İstirdat davasında zorunlu arabuluculuk dava şartı uyuşmazlığın niteliğine göre değişiklik gösterebilmektedir. Eğer dava konusu uyuşmazlık yani cebri icra tehdidi altında ödenen paranın iadesi bir ticari ilişkiye dayanıyorsa bu durumda taraflar Türk Ticaret Kanunu (TTK) uyarınca dava açmadan önce arabulucuya başvurmalıdır. Buna göre ticari uyuşmazlıktan doğan istirdat davasında arabuluculuk zorunludur ve bu dava şartı yerine yetirilmezse mahkemece davanın usulden reddine karar verilir.
Bununla birlikte cebri icra tehdidi altında ödenen para bir ticari uyuşmazlıktan kaynaklanmıyorsa arabuluculuk zorunlu değildir ve bir dava şartı olarak karşımıza çıkmaz. Bu durumda tarafların arabulucuya başvurmaları tamamen kendi iradelerine bağlıdır.
Arabulucuya Nasıl Başvurulur? sorusuna yanıt verdiğimiz içeriğimize de göz atabilirsiniz.
Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası
Menfi tespit davası borçlunun aslında borçlu olmadığının tespitini sağlayan bir davadır. Menfi tespit davası takip başlamadan önce açılabileceği gibi takip başladıktan sonra da açılabilir. Belirtmek gerekir ki takipten sonra açılan menfi tespit davası icra takibini durdurmaz. Yani icra takip işlemleri devam edecek ve haciz, satış gibi prosedürler yapılabilecektir.
Menfi tespit ve istirdat davasının esasen amacı aynıdır. Her iki dava da borçlunun aslında borçlu olmadığının tespitini sağlar. İki dava arasındaki temel fark ise menfi tespit davasında borçlunun henüz iddia edilen borcu ödememesi halinde açılabilmesiyken borcu ödemesi halinde artık istirdat davası açabilmesidir. Yani hangi davanın açılacağı borçlunun borcu ödeyip ödememesine göre değişiklik göstermektedir.
Menfi tespit davasının kabulü halinde borçlunun borçlu olmadığı tespit edilirken istirdat davasının kabulü halinde borçlunun ödemiş olduğu paranın iadesine karar verilir.
Menfi Tespit Davasının İstirdat Davasına Dönüşmesi
Menfi tespit davasının takipten önce veya sonra açılabileceğini yukarı belirtmiştik. Peki icra takibi sırasında menfi tespit davası devam eder ve ihtiyati tedbir kararı alınmazsa ne olur?
Menfi tespit davası sırasında ihtiyati tedbir kararı alınmaması halinde icra takip işlemleri devam eder. Bunun sonucunda takip kesinleşir ve haciz, satış işlemleri başlayabilir. Borçlunun bu durumda menfi tespit davası devam ederken takibin kesinleşmesiyle cebri icra tehdidi altında borcu ödemesi, davayı istirdat davasına dönüştürür. Yani borçlu menfi tespit davası sırasında takibe konu borcu öderse menfi tespit davasına artık istirdat davası olarak devam edilecektir. Bunun için herhangi bir talebe gerek yoktur. Mahkeme menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam edilmesine kendiliğinden karar verir. Davacı borçlu borcun sadece bir kısmını ödemişse dava, ödenen kısım için istirdat davasına dönüşür. Ödenmeyen kısım için menfi tespit davasına devam edilir.
İstirdat Davasının Hüküm ve Sonuçları
İstirdat davasının kabulü halinde davacının borçlu olmadığı halde cebri icra baskısı ile takibe konu alacağı ödediği tespit edilir. Mahkeme bu durumda davacının takip sırasında alacaklıya ödediği paranın, ödeme tarihinden itibaren işlemiş faiziyle birlikte iadesine karar verir. Davacının temerrüt faizi istemesi mümkündür. Ancak bu hususu dava dilekçesinde talep etmesi şarttır. Ayrıca davayı kaybeden davalı aleyhine icra takibi masrafları, istirdat davasındaki yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilir.
Belirtmek gerekir ki davalı alacaklının iyiniyetli olmasının (yani davacının borçlu olmadığını bilmemesi ve bilebilecek durumda olmaması) iade yükümlülüğüne bir etkisi yoktur.
İstirdat davasının reddi halinde ise davacı borçlunun haksız bir ödeme yapmadığı, alacaklının başlattığı takipte haklı olduğu anlaşılır. Bu durumda davacı borçlu harç ve yargılama giderlerine katlanmak zorundadır.
İstirdat Davasında Tazminat
İcra İflas Kanununda istirdat davası sonucu haksız çıkan taraf aleyhine tazminata hükmedileceği düzenlenmemiştir. Dolayısıyla bu dava sonucu haksız çıkan taraf aleyhine tazminata hükmedilemeyecektir. Ancak bu husus doğrudan istirdat davası açılabilen hallerde geçerlidir. Menfi tespit davasından dönüşen istirdat davalarında tazminata hükmedilmesi mümkündür. Bu davanın kabulü halinde alacaklı aleyhine asıl alacağın %20’sinden az olmamak şartıyla tazminata hükmedilebilir. Ancak davanın reddi halinde borçlu aleyhine tazminata hükmedilmez.
İstirdat Davasında Verilen Karar Kesinleşmeden İcraya Konulabilir Mi?
Davasını doğrudan istirdat davası olarak açan davacı, lehine hüküm verilmesi halinde hüküm kesinleşmeden icra edebilir. Çünkü davanın konusu bir para alacağıdır. İstirdat davasının davalı alacaklı lehine sonuçlanması halinde ise davacının davalıya yargılama giderlerini ödemesi gerekir. Bu kararın da kesinleşmeden icra edilmesi mümkündür.
Bunun yanı sıra davacı davasını menfi tespit davası olarak açmış ve daha sonra bu dava istirdat davasına dönüşmüşse, artık karar kesinleşmeden icraya konulamayacaktır. Yani menfi tespit davasından dönüşen istirdat davasında taraflar, kararı icra edebilmek için kesinleşmesini beklemek zorundadır.
İstirdat Davası ile ilgili Yargıtay Kararları
| Yargıtay 9. HD., 07.09.2015T., 2015/24707K., 2014/12224E. |
| Davaya konu olayda işveren, işçi aleyhine icra takibi başlatmış ve işçi borçlu olmadığının tespiti için menfi tespit davası açmıştır. Ancak dava devam ederken davacı işçi, cebri icra tehdidi altında borcu ödemiştir. Mahkeme dava sonunda yalnız davacının borçlu olmadığı hükmünü kurmuştur. Davacı bunun üzerine yeni bir istirdat davası açmış ancak hak düşürücü sürenin geçmesinden bahisle dava reddedilmiştir.
Menfi tespit davası sırasında icra takibine konu olan borcun, cebri icra tehdidi altında ödenmesi halinde dava kendiliğinden istirdat davasına dönüşür. Bu nedenle mahkeme artık istirdat hakkında hüküm kurmalıdır. İstirdat davasını açma süresi borcun ödenmesinden itibaren 1 yıldır. Yargıtay davacı borçlunun menfi tespit davası sırasında borcu ödemesinden bahisle davanın kendiliğinden istirdat davasına dönüşmesi ve bunun hakkında hüküm kurulması gerektiğini belirtmiştir. Mahkemece istirdat yönünde bir karar verilmediğinden istirdat davası için 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği de söylenemez. |
| Yargıtay 4.HD., 01.03.2017T., 2017/1234K., 2016/16593E. |
| Davaya konu olayda davacı borçlu, esasen borçlu olmadığının tespiti ile haksız yere ödediği misafirhane giderlerinin iadesini talep etmiştir. Söz konusu dava menfi tespit ve paranın istirdadı istemine ilişkindir. Davacı borçlu tarafından haksız yere ödendiği iddia ettiği para, herhangi bir icra takibi sırasında ödenmemiştir.
İİK uyarınca istirdat davası açılabilmesi için istirdat davasına özgü dava şartlarının yerine getirilmesi gereklidir. Buna göre haksız yere ödenen para, kesinleşmiş bir icra takibini sırasında ve cebri icra tehdidi altında ödenmelidir. Bu şartların mevcut olmaması halinde istirdat davası açılamaz. Yargıtay davaya konu olayda borcun herhangi bir takip sırasında ödenmemesi sebebiyle borçlunun cebri icra tehdidi altında olmadığını belirtmiş, davaya konu paranın sebepsiz zenginleşme hükümlerince geri alınması gerektiği yönünde karar vermiştir. |
İstirdat davası ile ilgili hukuki anlamda desteğe ihtiyaç duyuyorsanız, Burak Temizer Hukuk Büromuzun deneyimli İstanbul icra avukatı kadrosundan destek alabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
İstirdat Davasını Kimler Açabilir?
İstirdat davasını gerçekte borçlu olmadığı halde cebri icra tehdidi altında borcunu ödemiş olan kişi açabilir.
İstirdat Davası İçin Arabuluculuk Zorunlu Mu?
Uyuşmazlığın konusu bir ticari ilişkiye dayanıyorsa ve ya taraflar tacirse TTK uyarınca zorunlu arabuluculuk dava şartı vardır.
İstirdat Davası Takibi Durdurur Mu?
Hayır. İstirdat davası zaten meblağ/borç ödendikten sonra geri almak üzere açılan bir davadır. Bu nedenle dava açıldıktan sonra aktif bir takip süreci bulunmamaktadır.
İcra Takibi Olmadan İstirdat Davası Açılabilir Mi?
Hayır. İstirdat davası açılabilmesi için icra takibi sırasında cebri icra tehdidi ile borç ödenmiş olmalıdır.
İstirdat Davası Açma Süresi Ne Kadardır?
İstirdat davası, borcun tamamen ödenmesinden itibaren 1 yıl içinde açılmalıdır.
İstirdat Davası Nispi Vekalet Ücreti mi?
Evet istirdat davası sonunda karşı vekalet ücreti dava değerine göre nispi olarak hesaplanmaktadır.
İstirdat Davası Nispi Harç ile mi Açılır?
Evet, istirdat davası alacak miktarına göre nispi oranda harç ödenmek suretiyle açılacaktır. Maktu harca tabii değildir.
İstirdat Davası Sonucunda Ne Olur?
Davanın kabulü halinde davacı borçlunun, borçlu olmadığının tespiti ile cebri icra tehdidi altında ödediği paranın faiziyle beraber iadesine karar verilir. Davanın reddi halinde ise borçlunun haksız bir ödeme yapmadığı ve gerçekten borçlu olduğu tespit edilir.














