Hileli iflas suçu, ticari hayatta güven ve dürüstlük ilkelerini doğrudan ilgilendiren; alacaklıların malvarlığı haklarını korumayı amaçlayan bir suç tipidir. Türk Ceza Kanunu’nun 161. maddesinde düzenlenen bu suç, borçlunun malvarlığını alacaklılardan kaçırmaya, gerçeğe aykırı borç ilişkileri yaratmaya, ticari defter ve belgeleri gizlemeye veya yok etmeye yahut mali durumu olduğundan farklı göstermeye yönelik hileli tasarruflarla iflas sürecini kötüye kullanması hâlinde gündeme gelir.
Hileli iflas, ekonomik riskin gerçekleşmesi sonucu ortaya çıkan olağan iflas hâllerinden farklıdır; burada cezalandırılan, ticari başarısızlık değil, alacaklıları zarara uğratmaya yönelen bilinçli ve hileli davranışlardır. Bu yazıda hileli iflas suçunun kanuni dayanağı, unsurları, özel görünüş şekilleri, yaptırımı ve yargılama süreci ana hatlarıyla ele alınacaktır.
İçindekiler
- 1 İflas ve Hileli İflas Ne Demek?
- 2 Hileli İflas Suçunun Kanuni Dayanağı
- 3 Hileli İflas Suçunun Unsurları
- 4 Hukuka Uygunluk ve Cezai Sorumluluğu Kaldıran Nedenler
- 5 Suçun Özel Görünüş Şekilleri
- 6 Şahsi Cezasızlık Sebepleri ve Cezada İndirim Nedenleri
- 7 Taksirli İflas Suçu ile Arasındaki Fark
- 8 Hileli İflas Suçuna İlişkin Yargıtay Kararları
- 9 Sıkça Sorulan Sorular
İflas ve Hileli İflas Ne Demek?
İflas, borçlunun borçlarını ödeyememesi üzerine mahkeme kararıyla malvarlığının tasfiye edilerek alacaklıların alacaklarının karşılanmasını sağlayan kolektif bir cebri icra yoludur. İflas ne demek? sorusuna en kısa tabiri ile bu şekilde yanıt verebiliriz. Türk hukukunda kural olarak tacirler ve tacir sayılan kişiler hakkında iflas kararı verilebilir; ayrıca sermaye şirketleri ve kooperatifler bakımından borca batıklık hâli de özel bir iflas sebebi oluşturur.
İflas kararıyla birlikte borçlunun tasarruf yetkisi sınırlandırılır, malvarlığı iflas masasına geçer ve alacaklılar alacaklarını bireysel takip yoluyla değil, iflas tasfiyesi çerçevesinde elde ederler. Bu yönüyle iflas, alacaklıların eşitliğini sağlamayı amaçlayan bir hukuki mekanizmadır.
Ceza hukuku açısından ise iflas kararı belirleyici bir öneme sahiptir; zira hileli iflas suçunun oluşabilmesi için mutlaka bir iflas kararının verilmiş olması gerekir. İflas tek başına suç teşkil etmez; suç olan, borçlunun malvarlığını alacaklılardan kaçırmak amacıyla hileli tasarruflarda bulunmasıdır.
Hileli iflas, borçlunun alacaklıların alacaklarını teminat altına alan malvarlığını bilinçli ve hileli işlemlerle azaltması, gizlemesi veya gerçeğe aykırı mali kayıtlarla ekonomik durumunu olduğundan farklı göstermesi suretiyle iflas sürecini kötüye kullanmasıdır. Hileli iflas ne demek? sorusuna en kısa tabirle bu şekilde yanıt verebiliriz. Dolayısıyla cezalandırılan husus, ekonomik başarısızlık değil; dürüstlük kuralına aykırı ve alacaklıları zarara uğratmaya yönelik bilinçli davranışlardır.
Ceza Hukuku alanında merak ettiğiniz diğer konular hakkında da bilgi edinmek isterseniz, ilgili kategorimize göz atabilirsiniz.

Hileli İflas Suçunun Kanuni Dayanağı
Hileli iflas suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenmiş olup, kanunun “Malvarlığına Karşı Suçlar” başlıklı bölümünde yer almaktadır. Bu sistematik konumlandırma, suçla öncelikle malvarlığı haklarının korunmak istendiğini göstermektedir. İlgili maddeye göre, malvarlığını eksiltmeye yönelik hileli tasarruflarda bulunan kişi hakkında, bu tasarruflardan önce veya sonra iflas kararı verilmiş olması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
Maddede hileli iflasın varlığı için seçimlik hareketler sayılmış; alacaklıların teminatı niteliğindeki malların kaçırılması veya gizlenmesi, ticari defter ve belgelerin yok edilmesi ya da saklanması, gerçekte mevcut olmayan borç ilişkileri yaratılması ve gerçeğe aykırı muhasebe kayıtlarıyla aktifin olduğundan az gösterilmesi suç kapsamında değerlendirilmiştir.
Bu düzenleme ile yalnızca alacaklıların bireysel malvarlığı hakları değil, aynı zamanda ticari hayattaki güven ilişkisi ve ekonomik düzen de korunmaktadır. Zira kredi sistemi ve ticari faaliyetler karşılıklı güven esasına dayanır; borçlunun malvarlığını hileli şekilde azaltması hem alacaklıların tahsil imkânını ortadan kaldırmakta hem de ekonomik istikrarı zedelemektedir.
Hileli İflas Suçunun Unsurları
| Fail |
| Hileli iflas suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 161. maddesinde düzenlenen ve özgü (mahsus) suç niteliği taşıyan bir suçtur. Bu nedenle suçun faili ancak iflasa tabi bir borçlu olabilir. İflasa tabi olanlar başta Türk Ticaret Kanunu anlamında tacirler ve tacir sayılan kişiler ile ticaret şirketleridir. Anonim, limited, kollektif ve komandit şirketler ile kooperatifler bu kapsamda yer alır. Tüzel kişiler hakkında doğrudan ceza yaptırımı uygulanamayacağından, tüzel kişi bünyesinde işlenen hileli iflas fiillerinde cezai sorumluluk, şirketi temsil ve yönetim yetkisine sahip gerçek kişilere (örneğin anonim şirkette yönetim kurulu üyeleri, limited şirkette müdürler gibi) aittir. İflasa tabi olmayan kişiler bu suçu ancak azmettiren veya yardım eden sıfatıyla iştirak hükümleri çerçevesinde işleyebilir. |
| Mağdur |
| Suçun doğrudan mağduru, borçlunun alacaklılarıdır. Hileli tasarruflar nedeniyle alacağını tahsil edemeyen ya da tahsil edememe riskiyle karşı karşıya kalan kişiler mağdur sıfatını haizdir. Bunun yanında öğretide, hileli iflasın ticari güveni ve ekonomik düzeni zedelemesi sebebiyle dolaylı olarak toplumun ve kamunun da zarar gördüğü kabul edilmektedir. Bu yönüyle suç, yalnızca bireysel değil, aynı zamanda kamusal bir hukuki değeri de korur. |
| Suçun Konusu |
| Suçun maddi konusu, borçlunun haczedilebilen ve iflas masasına girmesi gereken malvarlığı değerleridir. Taşınır ve taşınmaz mallar, alacak hakları, banka mevduatları, menkul kıymetler, ticari işletme unsurları ve diğer ekonomik değerler bu kapsamda değerlendirilir. Ayrıca malvarlığının gerçek durumunu gizlemeye yönelik olarak ticari defter, kayıt ve belgelerin yok edilmesi veya gizlenmesi hâlinde bu belgeler de suçun konusu içinde yer alır. Önemli olan, söz konusu malvarlığı değerlerinin alacaklıların alacaklarını karşılamaya elverişli nitelikte olmasıdır. |
| Maddi Unsur (Fiil) |
| Hileli iflas suçunun maddi unsurunu, borçlunun malvarlığını eksiltmeye veya gerçeğe aykırı göstermeye yönelik hileli tasarrufları oluşturur. Kanunda seçimlik hareketler sayılmıştır. Buna göre; alacaklıların alacaklarının teminatı niteliğindeki malların kaçırılması, gizlenmesi veya değerinin azaltılması; ticari defter ve belgelerin yok edilmesi ya da gizlenmesi; gerçekte mevcut olmayan borç ilişkileri yaratılması; sahte belge düzenlenmesi; muhasebe kayıtlarının gerçeğe aykırı tutulması veya malvarlığının olduğundan az gösterilmesi gibi davranışlar suçun oluşumuna yol açabilir. Suç, zarar suçu değil, tehlike suçu niteliğindedir; alacaklıların fiilen zarara uğraması şart olmayıp, zarara uğrama tehlikesinin doğması yeterlidir. Ancak bu fiillerin cezalandırılabilmesi için mutlaka bir iflas kararının verilmiş olması gerekir. |
| Manevi Unsur |
| Hileli iflas suçu ancak kasten işlenebilir. Failin, alacaklıları zarara uğratma veya en azından zarara uğratma ihtimalini bilerek ve isteyerek hareket etmesi gerekir. Olası kastın yeterli olup olmadığı öğretide tartışmalı olmakla birlikte, genel kabul kastın varlığının aranması gerektiği yönündedir. Taksirli davranışlar hileli iflas suçunu oluşturmaz; bu durumda ayrı bir suç tipi olan taksirli iflas gündeme gelebilir. |
Hukuka Uygunluk ve Cezai Sorumluluğu Kaldıran Nedenler
Hileli iflas suçunda hukuka uygunluk nedenlerine ilişkin bu suça özgü özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle Türk Ceza Kanunu’nun genel hükümlerinde yer alan kanunun hükmü ve amirin emri, meşru savunma, zorunluluk hâli, hakkın kullanılması ve ilgilinin rızası gibi kurumlar, şartları varsa teorik olarak bu suç bakımından da değerlendirilir. Ancak suçun yapısı gereği uygulamada asıl tartışma, hukuka uygunluk nedenlerinden çok isnat edilen tasarrufun gerçekten hileli olup olmadığı ve borçlunun alacaklıları zarara uğratma kastıyla hareket edip etmediği üzerinde yoğunlaşır.
Cezai sorumluluğu kaldıran veya etkileyen nedenler bakımından da doğrudan hileli iflasa özgü ayrı bir düzenleme yoktur; genel hükümler uygulanır. Bu çerçevede, malvarlığındaki azalmanın doğal afet, yangın, hırsızlık veya failin iradesi dışında gerçekleşen benzeri nedenlerden kaynaklanması; ticari defter ve belgelerin failin kusuru olmaksızın ortadan kalkması; yahut failin maddi vakıalara ilişkin kaçınılmaz hataya düşmesi gibi hâllerde, somut olayın özelliklerine göre kastın veya kusurluluğun bulunmadığı sonucuna varılabilir.
Aynı şekilde cebir, tehdit veya zorunluluk hâli gibi genel hükümlerde düzenlenen nedenler de şartları oluşmuşsa ayrıca değerlendirilir. Buna karşılık yalnızca borçların artmış olması, ekonomik sıkışıklık veya piyasa koşullarının bozulması tek başına ceza sorumluluğunu kaldırmaz; önemli olan, iflasa götüren sürecin hileli tasarruflardan mı yoksa ticari başarısızlıktan mı kaynaklandığının somut delillerle ortaya konulmasıdır.
Suçun Özel Görünüş Şekilleri
| Teşebbüs |
| Hileli iflas suçunda teşebbüsün mümkün olup olmadığı öğretide tartışmalı olmakla birlikte, ağırlıklı görüşe göre mümkündür. Fail, malvarlığını eksiltmeye veya alacaklıları zarara uğratmaya elverişli hareketlere başlamış ancak elinde olmayan nedenlerle süreci tamamlayamamışsa teşebbüs hükümleri uygulanabilir.
Ancak bu suçta iflasın gerçekleşmesi objektif cezalandırılabilirlik şartıdır. Eğer hileli işlemler yapılmış olsa bile mahkeme tarafından iflas kararı verilmezse suç oluşmaz; dolayısıyla teşebbüsten de söz edilemez. Çünkü suçun tamamlanabilmesi için hileli davranışın yanı sıra iflas kararının da gerçekleşmesi gerekir. Buna karşılık iflas kararı verilmiş, ancak hileli işlemler henüz sonuç doğurmadan engellenmişse teşebbüs hükümleri gündeme gelebilir. |
| İştirak |
| Hileli iflas suçu, yalnızca iflasa tabi bir borçlu (genellikle tacir) tarafından işlenebilen özgü bir suçtur. Bu nedenle tacir olmayan kişiler doğrudan fail olamaz. Ancak suça katkı sağlayan kişiler azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulabilir. Azmettirme halinde kişi, faili suçu işlemeye yönlendirdiği için faille aynı cezaya çarptırılır. Yardım etme durumunda ise cezada indirim yapılır. Şirketler bakımından cezai sorumluluk tüzel kişiye değil, fiili gerçekleştiren gerçek kişilere aittir. Şirket yöneticileri, eğer hileli işlemleri birlikte planlayıp icra etmişlerse müşterek fail olarak sorumlu tutulabilirler. Ancak tacir sıfatı bulunmayan bir kişinin müşterek fail olması mümkün değildir; bu durumda ancak iştirak hükümleri uygulanır. |
| İçtimai |
| Hileli iflas suçunda özel bir içtima hükmü bulunmadığından genel kurallar uygulanır. Resmi veya özel belgede sahtecilik ile birlikte işlenmesi halinde, bazı durumlarda ayrı ayrı cezalandırma gündeme gelebilir. Özellikle kanunun açıkça ayrıca cezalandırmayı öngördüğü hallerde hem hileli iflas hem de sahtecilik suçundan sorumluluk doğabilir. Güveni kötüye kullanma suçu ile ilişki bakımından ise her iki suçun koruduğu hukuki değer ve unsurları farklıdır; şartları oluşursa gerçek içtima hükümleri uygulanabilir. Ayrıca failin aynı suç işleme kararı kapsamında farklı zamanlarda birden fazla hileli işlem yapması halinde zincirleme suç hükümleri uygulanabilir ve cezada artırım söz konusu olabilir. |
Şahsi Cezasızlık Sebepleri ve Cezada İndirim Nedenleri
Hileli iflas suçu bakımından kanunda özel bir ağırlaştırıcı neden düzenlenmemiştir. Ancak Türk Ceza Kanunu’nun 167. maddesinde, belirli yakın akrabalara karşı işlenmesi halinde şahsi cezasızlık veya cezada indirim öngörülmüştür. Buna göre eş, üstsoy, altsoy, evlatlık gibi yakın akrabalara karşı işlenmesi halinde ceza verilmeyebilir; daha uzak bazı akrabalar bakımından ise şikâyet üzerine cezada yarı oranında indirim yapılabilir. Bunun dışında genel indirim hükümleri uygulanabilir. Örneğin failin yargılama sürecindeki tutumu, pişmanlık göstermesi veya duruşmadaki davranışları takdiri indirim nedeni olarak değerlendirilebilir. Ancak malvarlığının değerinin az olması, tek başına özel bir hafifletici neden sayılmaz.
Etkin Pişmanlık
Hileli iflas suçu için kanunda özel bir etkin pişmanlık düzenlemesi bulunmamakla birlikte, malvarlığına karşı suçlara ilişkin genel düzenleme uygulanır. Buna göre fail, soruşturma başlamadan önce mağdurun zararını tamamen giderirse cezada üçte ikiye kadar indirim yapılabilir. Kovuşturma başladıktan sonra fakat hüküm verilmeden önce zarar giderilirse ceza yarıya kadar indirilebilir. Kısmi ödeme halinde ise mağdurun rızası aranır. Zararın tamamen giderilmesi, mahkeme tarafından cezanın belirlenmesinde önemli bir indirim nedeni olarak kabul edilir.
Etkin Pişmanlık konusu hakkında daha detaylı bilgi için içeriğimize göz atabilirsiniz.
Yaptırım
Hileli iflas suçu, Türk Ceza Kanunu m.161’de düzenlenmiş olup yaptırımı üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasıdır. Hâkim temel cezayı belirlerken zararın ağırlığını, fiilin işleniş biçimini ve failin kastının yoğunluğunu dikkate alır. Failin, kovuşturma başlamadan önce zararı tamamen gidermesi halinde Türk Ceza Kanunu uyarınca cezada indirim yapılabilir; kovuşturma başladıktan sonra fakat hüküm verilmeden önce giderilmesi halinde indirim oranı daha düşük olur.
Ayrıca bazı yakın akrabalık ilişkilerinde Türk Ceza Kanunu kapsamında ceza verilmemesi veya cezada indirim söz konusu olabilir. Mahkûmiyet halinde şartları varsa güvenlik tedbirleri uygulanabilir. Hükmedilen ceza iki yıl veya altında kalırsa erteleme; bir yıl veya altında kalırsa seçenek yaptırımlara çevirme; gerekli şartların bulunması halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) mümkündür.
Yargılama
Hileli iflas suçunda görevli mahkeme Ağır Ceza Mahkemesidir. Bu görev, 5235 sayılı Kanun m.12’de düzenlenmiştir. Ceza mahkemesi, ticaret mahkemesinin verdiği iflas kararını denetlemez; ancak iflasın hileli olup olmadığını ceza hukuku açısından bağımsız şekilde değerlendirir.
Yetkili mahkeme kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir. Hileli işlemlerin nerede yapıldığı belirlenebiliyorsa yetki buna göre saptanır. Suç genel olarak şikâyete bağlı değildir ve savcılık tarafından re’sen soruşturulur; ancak bazı akrabalık hallerinde şikâyet şartı aranabilir.
Uzlaşma
Hileli iflas suçu uzlaşma kapsamında değildir. Uzlaşma kurumu Ceza Muhakemesi Kanunu ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir ve yalnızca kanunda açıkça belirtilen suçlar bakımından uygulanabilir. Hileli iflas bu suçlar arasında sayılmadığından taraflar arasında uzlaşma prosedürü işletilemez. Bu nedenle soruşturma ve kovuşturma süreci, uzlaşma görüşmelerine başvurulmaksızın doğrudan savcılık ve mahkeme tarafından yürütülür.
Ceza Hukukunda Uzlaştırma konulu içeriğimize de göz atabilirsiniz.
Dava Zamanaşımı
Hileli iflas suçunda dava zamanaşımı süresi 15 yıldır. Sürenin başlangıcı, iflas kararının verildiği tarih değil; alacaklıları zarara uğratmaya yönelik hileli işlemin gerçekleştirildiği tarihtir. Çünkü “iflas etmiş olma” unsuru suçun cezalandırılabilmesi için aranan bir şarttır; suçun icra hareketi ise malvarlığını azaltan veya gizleyen işlemin yapıldığı anda tamamlanır. Bu nedenle zamanaşımı hesabı, hileli tasarrufun yapıldığı tarihten itibaren başlatılır.

Taksirli İflas Suçu ile Arasındaki Fark
Hileli iflas ile taksirli iflas arasındaki temel fark, failin iradesi ve davranış biçimidir. Hileli iflas, Türk Ceza Kanunu m.161’de düzenlenmiş olup borçlunun alacaklılarını zarara uğratmak amacıyla malvarlığını gizlemesi, azaltması, sahte borç yaratması veya gerçeğe aykırı muhasebe kayıtları tutması gibi bilinçli ve aldatıcı davranışlarla iflasa sebebiyet vermesini ifade eder. Burada failde açık bir kast vardır; yani kişi yaptığı işlemlerin alacaklıları zarara uğratacağını bilerek ve isteyerek hareket eder.
Buna karşılık taksirli iflas, Türk Ceza Kanunu m.162’de düzenlenmiştir ve borçlunun ticari faaliyetlerinde gerekli dikkat ve özeni göstermemesi sonucu iflasa düşmesini kapsar. Bu durumda ortada bilinçli bir aldatma veya mal kaçırma amacı yoktur; daha çok basiretsiz yönetim, ağır ihmal, öngörüsüz yatırımlar ya da ticari kurallara aykırı riskli işlemler söz konusudur. Fail iflası istemez, ancak özen yükümlülüğünü ihlal ettiği için sorumlu tutulur.
Sonuç olarak hileli iflas, kasten ve hileli hareketlerle alacaklıları zarara uğratmayı içerdiğinden daha ağır yaptırıma tabidir; taksirli iflas ise ihmal ve dikkatsizlik sonucu gerçekleştiğinden daha hafif bir ceza öngörülmüştür. Her iki suçta da iflas kararı verilmiş olması cezalandırılabilme şartıdır; ancak failin zihinsel durumu (kast–taksir ayrımı) suç tiplerini birbirinden ayıran belirleyici unsurdur.
Hileli İflas Suçuna İlişkin Yargıtay Kararları
Hileli iflas suçu ile ilgili Yargıtay kararları ve açıklamaları aşağıdaki gibidir:
- Hileli İflas Suçunda Defter ve Belgelerin İbraz Edilmemesi Nedeniyle Verilen Mahkûmiyet Hükmünün Bozulması (Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 20.05.2019 tarihli ve 2019/1117 E., 2019/7176 K. sayılı kararı)
Ağır Ceza Mahkemesi tarafından hileli iflas suçundan mahkûm edilen sanık hakkında verilen hüküm, temyiz incelemesi sonucunda bozulmuştur. Somut olayda, sanığın yetkilisi olduğu factoring şirketinin iflasına karar verildikten sonra iflas müdürlüğünce istenen ticari defter ve belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle, malvarlığı üzerindeki hileli tasarrufların gizlenmeye çalışıldığı iddia edilmiştir.
Ancak Yargıtay, 5237 sayılı TCK m.161/1-b kapsamında ticari defter ve belgelerin verilmemesinin tek başına hileli iflas suçunun oluşumu için yeterli olmadığını; bu eylemin mutlaka alacaklıları zarara uğratmaya yönelik hileli tasarrufları gizleme amacı taşıması gerektiğini vurgulamıştır. Dosyada, şirketin faaliyet izninin daha önce iptal edilmiş olması ve sanığın ticari faaliyetin sürdürülmediğine ilişkin savunması karşısında, şirketin iflasa kadar ticari faaliyette bulunup bulunmadığının, defterlerin tutulup tutulmadığının, noter onaylarının yapılıp yapılmadığının ve ticaret sicili ile vergi kayıtlarının araştırılması gerektiği belirtilmiştir.
Ayrıca tüm deliller üzerinde ticaret ve icra-iflas hukuku alanında uzman bilirkişi kurulunca inceleme yapılarak TCK m.161 ve 162 kapsamında hileli veya taksirli iflas unsurlarının oluşup oluşmadığının duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi gerektiği ifade edilmiştir. Eksik araştırma ve inceleme ile mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunarak karar bozulmuştur.
- Hileli İflas Suçunda Eksik Araştırma ve Hak Yoksunlukları Nedeniyle Mahkûmiyetin Bozulması (Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 15.03.2021 tarihli ve 2020/18349 E., 2021/5308 K. sayılı kararı)
Ağır Ceza Mahkemesince hileli iflas suçundan verilen mahkûmiyet hükmü Yargıtay tarafından bozulmuştur. Yargıtay, 5237 sayılı TCK m.161/1-b kapsamında hileli iflas suçunun oluşabilmesi için yalnızca ticari defter ve belgelerin ibraz edilmemesinin yeterli olmayacağını; bu belgelerin gizlenmesi veya usulsüz tutulmasının, alacaklılardan mal kaçırmaya yönelik hileli tasarrufları gizleme amacı taşıması gerektiğini vurgulamıştır.
Dosyada, şirketin iflas tarihine kadar ticari faaliyet yürütüp yürütmediği, ticari defterlerin tutulup tutulmadığı, noter açılış-kapanış tasdiklerinin yapılıp yapılmadığı, sanığın şirket yönetimindeki rolü ve diğer yetkililerin sorumluluğu yeterince araştırılmadan hüküm kurulduğu tespit edilmiştir. Ayrıca şikâyetçi iflas idaresine davaya katılma ve delil sunma imkânı tanınmadan, alanında uzman bilirkişi kurulundan rapor alınmadan karar verilmesi eksik inceleme olarak değerlendirilmiştir.
Bunun yanında, Anayasa Mahkemesinin TCK m.53’e ilişkin iptal kararı doğrultusunda sanık hakkında hükmedilen hak yoksunluklarının yeniden değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu nedenlerle mahkûmiyet hükmü oy birliğiyle bozulmuştur
- Hileli İflas Suçunda Eksik Araştırma ve Usulsüz Tebligat Nedeniyle Mahkûmiyetin Bozulması (Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 26.12.2022 tarihli ve 2022/13056 E., 2022/21536 K. sayılı kararı)
Sanıkların yetkilisi oldukları şirket hakkında iflas kararı verilmesinin ardından, iflas dairesine gelmedikleri ve şirketin ticari defterlerini ibraz etmedikleri gerekçesiyle hileli iflas suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir. Ancak Yargıtay incelemesinde, 5237 sayılı TCK m.161/1-b kapsamında hileli iflas suçunun oluşabilmesi için yalnızca defter ve belgelerin teslim edilmemesinin yeterli olmadığı; malvarlığını kaçırmaya yönelik hileli tasarruf ve alacaklıları zarara uğratma amacının somut delillerle ortaya konulması gerektiği vurgulanmıştır.
Bu kapsamda, şirket defterlerinin tutulup tutulmadığının, noter açılış-kapanış tasdiklerinin bulunup bulunmadığının, şirketin ticaret sicili ve vergi kayıtlarının, taşınır ve taşınmaz malvarlığının, iflas sürecinde muvazaalı devir yapılıp yapılmadığının araştırılması; gerekirse alacaklıların beyanlarının alınması ve tüm delillerin ticaret, icra-iflas ve ceza hukuku alanında uzman bilirkişi kurulunca incelenmesi gerektiği belirtilmiştir.
Ayrıca Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre yapılan tebligatın usulüne uygun olup olmadığının da araştırılması gerektiği ifade edilmiştir. Bu araştırmalar yapılmadan eksik inceleme ile mahkûmiyet kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuş ve hüküm oy birliğiyle bozulmuştur
- Hileli İflas Suçunda Eksik Soruşturma ve Delillerin Toplanması Gerekliliği (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 18.10.2022 tarihli ve 2019/51 E., 2022/645 K. sayılı kararı)
Somut olayda, … İnşaat Hırdavat Taşımacılık Elektrik Tic. Ltd. Şti.’nin iflasına karar verilmesinin ardından şirket yetkilisi ve ortaklarına iflas müdürlüğünce üç yıllık ticari defter ve belgelerin teslimi için muhtıra gönderilmiş; ancak sanıklar bu defterleri ibraz etmemiştir. Bunun üzerine haklarında 5237 sayılı TCK m.161 kapsamında hileli iflas suçundan dava açılmış, yerel mahkeme sanıkların şirketle fiili bağlarının kanıtlanamadığı, bazı sanıkların cezaevinde bulunduğu ve defterlerin mal kaçırmaya yönelik tasarrufları gizlemek amacıyla saklandığına dair somut delil bulunmadığı gerekçesiyle beraat kararı vermiştir.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, sanıklar hakkında aynı zaman dilimine ilişkin taksirli iflas davası bulunduğunu, mükerrer cezalandırmanın önlenmesi için dosyaların birleştirilmesi ve tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, ayrıca hileli iflas suçunun oluşabilmesi için yalnızca defterlerin ibraz edilmemesinin yeterli olmayacağını; malvarlığını eksiltmeye yönelik hileli tasarrufların varlığının araştırılması, ticari defterlerin gerçekten tutulup tutulmadığının, noter tasdik kayıtlarının, ticaret sicili ve vergi dairesi kayıtlarının incelenmesi, bilirkişi raporu alınması ve şirketin fiilen kimler tarafından yönetildiğinin belirlenmesi gerektiğini belirterek bozma kararı vermiştir.
Yerel mahkeme ise bozma kararına direnmiş; dosya Ceza Genel Kuruluna gelmiştir. Ceza Genel Kurulu, hileli iflas suçunun seçimlik hareketli bir suç olduğunu, ticari defterlerin gizlenmesi veya yok edilmesinin ancak mal kaçırmaya yönelik tasarrufları gizleme amacıyla yapılması hâlinde suç oluşturacağını, iflas kararının objektif cezalandırılabilme şartı olduğunu ve maddi gerçeğe ulaşmak için tüm delillerin eksiksiz toplanmasının zorunlu bulunduğunu vurgulayarak, eksik araştırma ile hüküm kurulup kurulmadığının belirlenmesi gerektiğine karar vermiştir.
Hileli iflas suçu ile ilgili hukuki desteğe ihtiyaç duyuyorsanız, Burak Temizer Hukuk Büromuzun deneyimli İstanbul ceza avukatı kadrosundan destek alabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Hileli İflas Suçu Ne Zaman Oluşur?
Hileli iflas suçu, borçlunun alacaklılarını zarara uğratmak amacıyla malvarlığını gizlemesi, azaltması, sahte borç oluşturması veya gerçeğe aykırı muhasebe kayıtları düzenlemesi gibi hileli davranışlarda bulunması ve hakkında iflas kararı verilmesiyle oluşur. Sadece borçların ödenememesi yeterli değildir; mutlaka bilinçli ve aldatıcı bir hareket bulunmalıdır.
Her İflas Eden Kişi Suç İşlemiş Sayılır Mı?
Hayır. Ticari hayatta iflas, ekonomik riskin doğal bir sonucudur. Piyasa koşulları, ekonomik kriz, yanlış ticari öngörüler veya talep daralması gibi nedenlerle iflas eden kişi cezai sorumluluk taşımaz. Ceza hukuku yalnızca hileli ve bilinçli zarar verme davranışlarını yaptırıma bağlar.
Hileli İflas İle Taksirli İflas Arasındaki Temel Fark Nedir?
Hileli iflasta kişi bilerek ve isteyerek alacaklıları zarara uğratacak işlemler yapar; yani kast vardır. Taksirli iflasta ise ağır ihmal, dikkatsizlik veya kötü yönetim söz konusudur. Bilinçli bir aldatma amacı bulunmaz.
Şirket Yöneticileri De Sorumlu Tutulabilir Mi?
Evet. Şirket adına hileli işlemleri gerçekleştiren yönetim kurulu üyeleri, müdürler veya fiili yöneticiler cezai sorumluluk taşıyabilir. Ceza hukuku bakımından sorumluluk tüzel kişiye değil, hileli davranışı gerçekleştiren gerçek kişilere aittir.
Hileli İflas Suçu Şikâyete Bağlı Bir Suç Mudur, Yoksa Savcılık Kendiliğinden Soruşturma Başlatabilir Mi?
Hileli iflas suçu kural olarak şikâyete bağlı değildir. Bu nedenle savcılık, suçun işlendiğine dair yeterli şüphe elde ettiğinde alacaklıların ayrıca şikâyette bulunmasını beklemeden soruşturma başlatabilir. Ancak bazı yakın akrabalık ilişkilerinin söz konusu olduğu özel durumlarda, Türk Ceza Kanunu kapsamında kovuşturma şikâyete bağlı hâle gelebilir. Bunun dışında suç kamu düzenini ilgilendirdiği için devlet tarafından re’sen takip edilir.
Taraflar Kendi Aralarında Anlaşırsa veya Alacaklılar Şikâyetlerinden Vazgeçerse Dava Düşer Mi? Uzlaşma Mümkün Müdür?
Hileli iflas suçu uzlaşma kapsamında değildir. Uzlaşma kurumu Ceza Muhakemesi Kanunu ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir ve yalnızca kanunda açıkça belirtilen suçlar için uygulanabilir. Hileli iflas bu suçlar arasında yer almadığından, tarafların kendi aralarında anlaşması ceza yargılamasını kendiliğinden sona erdirmez. Şikâyetten vazgeçme de kural olarak davayı düşürmez; çünkü suç kamu adına takip edilir.
Hileli İflas Suçunun Cezası Nedir Ve Mahkeme Hangi Ölçütlere Göre Ceza Belirler?
Hileli iflas suçu, Türk Ceza Kanunu uyarınca üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Mahkeme, temel cezayı belirlerken fiilin işleniş biçimini, zararın ağırlığını, failin kastının yoğunluğunu ve suçun işlenmesindeki planlılık derecesini dikkate alır. Somut olayın özelliklerine göre cezada artırım veya indirim yapılabilir; ayrıca şartların varlığı hâlinde erteleme veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması gibi kurumlar uygulanabilir.
Zarar Sonradan Tamamen Ödenirse veya Malvarlığı Geri Kazandırılırsa Ceza Ortadan Kalkar Mı?
Zararın sonradan giderilmesi suçu ortadan kaldırmaz; ancak ceza miktarını etkileyebilir. Fail, mağdurun zararını belirli aşamalarda tamamen giderirse, Türk Ceza Kanunu kapsamında cezada indirim yapılması mümkündür. Bu düzenleme, özellikle ekonomik suçlarda mağdurun zararının telafisini teşvik etmeyi amaçlar. Ancak zarar giderilmiş olsa bile mahkeme mahkûmiyet kararı verebilir; yalnızca cezada indirim uygulanır.
Hileli İflas Suçunda Dava Zamanaşımı Süresi Ne Kadardır Ve Süre Ne Zaman İşlemeye Başlar?
Bu suçta dava zamanaşımı süresi 15 yıldır. Sürenin başlangıcı iflas kararının tarihi değil, alacaklıları zarara uğratmaya yönelik hileli işlemin yapıldığı tarihtir. Çünkü suçun icra hareketi malvarlığını azaltan veya gizleyen işlemin gerçekleştirilmesiyle tamamlanır; iflas kararı ise cezalandırılabilme şartıdır. Bu nedenle zamanaşımı hesabında esas alınan tarih, hileli tasarrufun yapıldığı andır.
Hileli İflas Suçuna Hangi Mahkeme Bakar Ve Ceza Mahkemesi İflas Kararını Yeniden İnceler Mi?
Hileli iflas suçunda görevli mahkeme Ağır Ceza Mahkemesidir. Görev konusu 5235 sayılı Kanun ile belirlenmiştir. Ceza mahkemesi, ticaret mahkemesinin verdiği iflas kararını hukuki yönden denetlemez; ancak iflasın hileli davranışlar sonucu gerçekleşip gerçekleşmediğini ceza hukuku açısından bağımsız biçimde değerlendirir. Yani ticaret mahkemesinin kararı, ceza yargılamasında bir ön şart niteliği taşır; fakat ceza mahkemesi delilleri kendisi değerlendirerek karar verir.
Hileli İflas Suçunda İflas Kararı Neden Önemlidir?
Türk Ceza Kanunu’nun 161. maddesi uyarınca hileli iflas suçundan söz edilebilmesi için, hileli tasarruflardan önce veya sonra fail hakkında iflasa karar verilmiş olması gerekir. Bu nedenle iflas kararı, suçun oluşumu bakımından belirleyici bir koşuldur; tek başına ödeme güçlüğü ya da borca batıklık yeterli değildir.
Defter Ve Belgelerin İbraz Edilmemesi Tek Başına Hileli İflas Suçunu Oluşturur Mu?
Hayır. Ticari defter ve belgelerin gizlenmesi veya yok edilmesi, kanunda sayılan seçimlik hareketlerden biridir; ancak uygulamada mahkûmiyet için bunun hileli iflas kastını ve alacaklıları zarara uğratmaya yönelik tasarrufları somut olarak destekleyen delillerle birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Ekonomik Kriz Veya Piyasa Koşulları Nedeniyle İflasa Düşmek Hileli İflas Sayılır Mı?
Hayır. Ticari hayatta başarısızlık, piyasa daralması, tahsilat güçlüğü veya ekonomik kriz nedeniyle iflasa düşmek tek başına hileli iflas oluşturmaz. Hileli iflastan söz edilebilmesi için borçlunun alacaklıları zarara uğratmaya yönelik bilinçli ve hileli tasarruflarda bulunmuş olması gerekir.
STJ AV. DİLRUBA BERBER















