Terekenin tespiti davası, mirasbırakanın malvarlığının belirlenmesi adına başlatılan dava süreçlerinden bir tanesidir. Mirasbırakanın ölümü ile birlikte mirasçıların hangi malvarlıkları üzerinde hak sahibi olduğunun belirlenebilmesi için öncelikle terekenin kapsamı araştırılmalıdır. Terekenin tespit davası, mirasçıların bu konuda bilgisizliğinin giderilmesi ve mirasçılardan birinin malları gizlemesi veya kaçırmasını önlenmesi bakımından önemli bir dava türüdür. Biz de bu içeriğimizde terekenin tespiti davasını sizleri bilgilendirmek amacıyla detaylı bir şekilde ele alacağız.
İçindekiler
- 1. Tereke Nedir?
- 2. Hangi Mallar Tereke Kapsamına Girer?
- 3. Tereke Kapsamına Girmeyen Değerler
- 4. Tereke Mallarının Değerlemesi
- 5. Bir Mirasçının Tereke Malını Sakladığı Veya Kaçırdığı Düşünülüyorsa Ne Yapılabilir?
- 6. Terekenin Tespiti Davası Nedir?
- 7. Terekenin Tespiti Davasının Tarafları
- 8. Terekenin Tespiti Nasıl Yapılır?
- 9. Terekenin Tespiti Davasında Görevli Ve Yetkili Mahkeme
- 10. Mirasbırakanın Son Yerleşim Yerinin Yurtdışında Olması veya Yurt Dışında Vefat Etmesi
- 11. Terekenin Tespiti Davasında Süre
- 12. Terekenin Tespiti Davasının Hüküm ve Sonuçları
- 13. Terekenin Tespiti Davasının Diğer Kurumlarla Karşılaştırılması
- 14. Terekenin Tespiti Davası ile Ortaklığın Giderilmesi Davası Farkı
- 15. Vasiyeti Yerine Getirme Görevlisi ile Miras Ortaklığı Temsilcisi Ayrımı
- 16. Terekenin Tespiti Davası ile ilgili Yargıtay Kararları
- 17. Sıkça Sorulan Sorular
Tereke Nedir?
Tereke, mirasbırakanın miras yoluyla geçmeye elverişli para ile ölçülebilen hem aktif hem de pasifi içeren tüm malvarlığı olarak tarif edilebilir. Tereke nedir? sorusuna en kısa tabirle bu şekilde yanıt verebiliriz. Yani terekenin kapsamını mirasbırakanın yalnızca hak ve alacakları oluşturmaz. Borçlar ve giderler de tereke kapsamında değerlendirilir.
Miras Hukuku alanında merak ettiğimiz diğer konular hakkında da bilgi sahibi olmak isterseniz, ilgili kategorimize göz atabilirsiniz.

Hangi Mallar Tereke Kapsamına Girer?
Mirasbırakanın terekesi, mirasbırakanın şahsına bağlı olmayan ve miras yoluyla geçmeye elverişli özel hukuk ilişkilerinden meydana gelir. Terekenin konusunu malvarlığı hakları oluşturur ve bunlar da para ile ölçülebilen hak ve borçlardır. Haklar terekenin aktifi, borçlar ise pasifini oluşturur.
Mirasbırakanın ölümüyle birlikte malvarlığı hakları bir bütün olarak mirasçılarına geçer ve bu nedenle terekeye dahil sayılırlar. Türk Medeni Kanunu m. 599 gereğince terekenin aktifini, mirasbırakanın ölümü anında tereke mevcudu oluşturmaktadır.
Terekenin Aktifi
Terekenin aktifi, mirasbırakanın vefat ettiği tarihte malvarlığında bulunan ekonomik değere sahip tüm varlıkları, hakları ve alacakları kapsar. Ayrıca mirasın paylaşımında denkleştirme veya tenkis hükümlerine tabi tutulabilecek kazandırmalar da bu kapsamda değerlendirilir. Bu malları ise şu şekilde sınıflandırabiliriz:
Taşınır Mallar
Mirasbırakana ait araç, nakit para, elektronik eşyalar, altın, mobilya gibi taşınır mallar tereke kapsamına girer. Aile resimleri, fotoğraflar ve mektuplarla yalnızca hatıra ve manevi değerleri olan eşyalar ise tereke kapsamında değerlendirilmez.
Taşınmaz Mallar
Mirasbırakanın ölüm anında malik olduğu ve taşınmazlara ilişkin sahip olduğu malvarlığı hakları tereke kapsamındadır. Bu itibarla arsa, arazi, konut, işyeri ve diğer taşınmazlar terekeye dahil edilir. Mirasbırakanın taşınmaz malları ölüm tarihi itibariyle değerleri tespit edilerek terekeye dâhil sayılır.
İrtifak Hakları
Mirasbırakanın sahip olduğu irtifak haklarının terekeye dahil olup olmayacağı söz konusu hakkın niteliğine göre değişmektedir. Bu kapsamda kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan olan intifa ve oturma hakkı mirasbırakanın ölümüyle beraber sona erdiğinden terekeye dahil edilmez. Buna karşılık kişiye sıkı sıkıya bağlı olmayan irtifak hakları terekeye dahil edilir.
Fikri Mülkiyet Hakları
Fikir ve sanat ürünü üzerindeki mali haklar, ölen kişinin intikale elverişli hukukî varlık ve değerleri arasında yer alır ve terekeye dahil edilir. Buna karşın ölenin şahıs varlığına ilişkin değerler terekeye dâhil değildir. Dolayısıyla eser sahibinin eser üzerindeki manevî hakları malvarlığı değerlerinden sayılmadığı için mirasçılara intikal etmezler.
Alacaklar
Mirasbırakanın alacakları ve bunların işlemiş faizleri de terekeye dahildir, mirasçılara intikal eder. Örneğin kira alacağı veya bir sözleşmeden kaynaklanan para alacağı terekeye dahil olabilir.
Hayat Sigortası
Mirasbırakanın hayat sigortası bedelinin terekeye dahil olup olmadığını lehtarın belirlenip belirlenmemesine bağlıdır. Bu kapsamda hayat sigortasında belirli bir lehtar atanmışsa sigorta bedeli terekeye dahil olmaz. Bunun sebebi sigorta bedelinin artık lehtara ait olmasıdır. Buna karşılık herhangi bir lehtar atanmamışsa sözleşmenin mirasçılar lehine yapıldığı kabul edilir ve sigorta bedeli terekeye dahil edilir.
Denkleştirmeye Tabi Kazandırmalar
Her ne kadar mirasbırakanın ölümü anında tereke mevcudunda olmasa da bazı malvarlığı hakları da tereke mevcuduna eklenecek değerler olarak malvarlığına dahil sayılır. Bu kapsamda terekeye eklenecek değer olarak denkleştirmeye tabi kazandırmalar, mirasbırakanın ölümü anında mevcut olmasalar da tereke mevcuduna eklenecektir.
Banka Hesapları
Miras bırakanın ölüm tarihinde bankalarda bulunan vadeli ve vadesiz mevduat hesapları, döviz hesapları gibi ekonomik değer taşıyan değerler terekeye dahil edilir.
Menkul Kıymetler
Mirabırakanın borsaya kayıtlı hisse senetleri, tahvilleri gibi kıymetli evrakları tereke kapsamındadır. Bunlar mirasbırakanın ölümü anındaki rayicine göre; yabancı para bulunması halinde de resmi kurlarına göre hesaplama yapılması gereklidir.
Terekenin Pasifi
Terekenin pasifi, mirasbırakanın vefat ettiği tarihte mevcut olan ve henüz yerine getirilmemiş tüm borçları ile malvarlığına ilişkin mali yükümlülüklerini ifade eder. Bu mallar şu şekilde sınıflandırılabilir:
Borçlar
Terekenin pasif kısmını oluşturan mirasbırakanın borçları, ölümle beraber mirasçılara intikal eder. Bu kapsamda kredi kartı borçları, vergi borçları, özel hukuk sözleşmesinden doğan borçlar gibi ekonomik değerler terekeye dahil edilir. Ayrıca belirtmek gerekir ki mirasçıların mirasbırakanın borçlarını ödemesi mahkeme tarafından mirasçının terekeyi kabul ettiği yönünde değerlendirilebilir.
Cenaze Giderleri
Mirasbırakanın cenazesi için yapılan zorunlu ve makul değerler terekenin pasifinde dikkate alınır. Bu kapsamda cenazenin nakli, defin işleri veya diğer zorunlu hizmetler terekenin pasif kısmını oluşturur.
Terekenin Mühürlenmesi ve Bakım Giderleri
Terekenin korunması amacıyla yapılan ve terekeye ilişkin işlemler terekenin pasifinde yer alır.
Geçim Giderleri
Mirasbırakan ile birlikte yaşayan ve onun tarafından bakılan kimselerin ölümden sonraki geçimlerinin korunması amacıyla bu kişilerin 3 aylık geçim giderleri terekenin pasifini oluşturur.
Tereke Kapsamına Girmeyen Değerler
Terekeye dahil olmayan değerler genel anlamda maddi bir değeri olmayan şeyler olduğundan terekeye dahil edilmez ve mirasçılara intikal etmezler. Mirasbırakanın şeref, haysiyet, özel hayatının gizliliği, kişilik değerleri, cesedi, organları, üreme hücreleri, fikri hakları, kişisel eşyaları, resim üzerindeki hakları gibi hak ve menfaatleri tereke kapsamında değildir. Aynı zamanda intifa hakkı ve oturma hakkı, velayet hakkı, vasilik, kayyımlık, nafaka alacağı ve yükümlülüğü gibi intikale elverişli olmayan haklar da mirasçılara intikal etmez.
Tereke Mallarının Değerlemesi
Mirasbırakanın terekesinin tespitinde terekenin ölüm tarihindeki malvarlığı dikkate alınır. Bu kapsamda terekedeki mal ve hakların mirasbırakanın ölüm tarihindeki piyasa değerlerinin tespit edilmesi gerekir. Net terekenin hesaplanabilmesi için terekenin aktifinden pasifini oluşturan değerler çıkartılır. Net terekenin hesaplamasının ardından bu değerlerin ölüm tarihindeki piyasa değerleri belirlenerek parasal miktarı tespit edilir.
Bir Mirasçının Tereke Malını Sakladığı Veya Kaçırdığı Düşünülüyorsa Ne Yapılabilir?
Mirasın açılması ile birlikte mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar. TMK m. 640 uyarınca birden çok mirasçının bulunması halinde paylaşmaya kadar miras ortaklığı meydana gelir ve mirasçılar terekeye elbirliği mülkiyeti ile sahip olurlar. Bu kapsamda mirasçılardan her biri, diğer mirasçıların katılımı olmaksızın terekeye dahil bir mal üzerinde tek başına tasarrufta bulunamaz.
Mirasçılardan birinin elbirliği mülkiyetine aykırı davranarak tereke malını sakladığı veya kaçırdığı düşünülüyorsa mahkemeden bunu önleyici tedbirler alınması istenebilir. Bu kapsamda terekenin tespiti davası ile tereke mallarının tespiti ve koruması sağlanabilir. Somut olaya göre mahkeme gerekli kurumlara müzekkere yazarak ve bilirkişi veya keşif incelemesi yaparak terekenin tespitini sağlar, kaçırılma veya gizlenme ihtimali bulunuyorsa gerekli koruma önlemlerini alır.

Terekenin Tespiti Davası Nedir?
TMK uyarınca mirasın açılmasıyla terekedeki haklar ve borçlar kendiliğinden mirasçılara geçer ve vasiyet alacaklıları da kendiliğinden doğacak olan bu hakları talep edebilir. Bununla beraber, kanun koyucu ayrıca mirasın açılmasından mirasın paylaşılmasına kadar tereke mallarının korunması ve hak sahiplerine geçmesinin sağlanması için koruma önlemleri alınabilmesine imkân tanımıştır.
Tereke alacakları ve borçları kendi malvarlıklarına intikal eden mirasçılar terekenin tüm aktif ve pasif değerleri konusunda bilgi sahibi olmayabilirler. Aynı durum, vasiyet alacaklılarının alacak hakkı konuları yönünden de geçerlidir. Bu kapsamda terekenin tespiti istemi, hak sahiplerinin terekenin aktif ve pasif unsurlarıyla ilgili bilgisizliğini gidererek mirasbırakanın ölüm tarihi itibariyle terekeyi oluşturan unsurların belirlenmesini sağlar.
Terekenin tespitinin bir diğer önemli amacı ise tereke mallarını koruma altına almaktır. Özellikle mirasçıların veya 3. kişilerin tereke mallarına zarar vermesini, kaçırmasını veya gizlemesini önlemek amacıyla bu istem son derece önem arz etmektedir.
Terekenin Tespiti Davasının Tarafları
Terekenin tespiti davası ile mirasbırakanın malvarlığının tespiti sağlanabilir. Bu davada taraflar ise şu şekildedir:
Terekenin Tespiti Talebini İleri Sürebilecek Kişiler
Terekenin tespiti kararını hakim re’sen (kendiliğinden) alabileceği gibi aşağıdaki kişilerin talebi üzerine de alabilmektedir:
- Yasal ve Atanmış Mirasçılar: TMK 640’a göre yasal ve atanmış mirasçılardan her biri terekedeki hakların korunmasını talep edebilmektedir.
- Vasiyet Alacaklısı: TMK m. 633’e göre vasiyet alacaklıları, alacaklarını elde edemeyecekleri iddiasını inandırıcı sebeplerle ortaya koymaları şartıyla istedikleri halde alacaklarının ödenmediği ve güvence verilmediği durumlarda haklarının korunmasını talep edebilmektedir.
- Vasiyeti Yerine Getirme Görevlisi: TMK 640’a göre mirasçılar tereke paylaşılana kadar miras ortaklığına bir temsilci atayabilmektedir. Söz konusu temsilci de miras ortaklığının çıkarlarını gözeterek koruma önlemi alınmasını talep edebilmektedir.
Davalı
Terekenin tespiti, çekişmesiz yargı işi olduğundan hasımsız olarak görülür. Ayrıca terekenin tespiti davasında, davaya asli veya feri müdahalede bulunulması da söz konusu olmaz.
Terekenin Tespiti Nasıl Yapılır?
Mahkeme terekenin tespitini yaparken mirasbırakanın evinde veya işyerinde keşif incelemesi yapabilir, dijital terekenin kapsamının belirlenmesi için bilirkişiye başvurabilir. Bunun yanında mirasbırakanın adına kayıtlı malvarlığı unsurlarının belirlenmesi, alacak ve borçların tespiti için ilgili özel ve kamu kuruluşlarına müzekkere yazılabilir:
- Taşınmaz ve Bunlar Üzerindeki Hak ve Şerhler: Mirasbırakan adına kayıtlı taşınmazlar ve bu taşınmazlar üzerindeki hak veya şerhlerin tespiti amacıyla Tapu ve Kadastro Müdürlüklerine müzekkere yazılabilir.
- Şirket Ortaklıkları: Mirasbırakanın herhangi bir şirkette ortak veya pay sahibi olup olmadığının belirlenmesi amacıyla ilgili Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazılabilir.
- Araçlar: Mirasbırakan adına kayıtlı motorlu araçların ve bu araçlar üzerindeki rehin veya hacizlerin tespiti amacıyla araç tescil kayıtlarının araştırılması istenebilir. Bu kapsamda mahkeme ilgili Trafik Tescil Şube Müdürlüğüne müzekkere yazarak bu hususların tespitini yaptırabilir.
- Mevduat Hesapları, Kasa, Ziynet Eşya, Nakit ve Menkul Kıymetler: Mahkemece ilgili Banka Müdürlüklerine yazı yazılarak mirasbırakana ait mevduat hesabının bulunup bulunmadığının ve ölüm tarihindeki bakiyelerinin tespiti istenebilir. Bunun yanısıra bu suretle mirasbırakana ait kasa, ziynet eşya, nakit, menkul kıymetler gibi taşınır değerler de tespit edilebilir ve muhafazası mümkün olanların tereke mahkemesi kasasına alıp kaydedilerek, muhafazası mümkün olmayanların satılıp paraya çevrilerek korunması sağlanabilir.
- Pay senetleri, Yatırım Fonları vb.: Mirasbırakanın sahip olduğu pay senetleri, borsa yatırım fonları, yatırım fonları, özel sektör borçlanma araçları, varlığa dayalı menkul kıymet ve kira sertifikalarının tespit edilmesi amacıyla Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK)’na müzekkere yazılarak nezdindeki kayıtların araştırılması istenebilir.
- Prim Borçları: Mirasbırakanın SGK nezdindeki prim borçları ve ölüm tarihi itibariyle hak ve alacaklarının tespiti amacıyla Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK)’na müzekkere yazılarak kayıtlar incelenebilir.
- Vergi Borçları: Mirasbırakanın vergi borçlarının tespiti amacıyla ilgili Vergi Dairelerine müzekkere yazılarak bunların incelenmesi istenebilir.
- Alacak ve Borçlar: Mirasbırakan hakkında yürütülen mirasbırakanın alacaklı sıfatıyla yürüttüğü icra takiplerinin tespiti amacıyla ilgili İcra Dairelerine müzekkere yazılabilir.
Terekenin Tespiti Davasında Görevli Ve Yetkili Mahkeme
Terekenin tespiti davası için görev ve yetki hususu TMK 589. maddesinde düzenlenmiştir. Söz konusu madde uyarınca görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir. Mirasbırakanın son yerleşim yeri dışında bir yerde ölmesi hâlinde, bu durum ölüm yerindeki sulh hukuk hakimine bildirilir. Hakim, derhâl ölüm yerindeki terekenin korunması için gerekli önlemleri alır ve vasiyetname ile ilgili dosyayı mirasbırakanın son yerleşim yerindeki hâkime gönderir.
Örneğin, mirasbırakanın son yerleşim yeri İstanbul olmasına karşın İzmir’de geçici olarak bulunduğu sırada ölmesi hâlinde, durum İzmir’deki yetkili Sulh Hukuk Mahkemesine bildirilir. İzmir Sulh Hukuk Hâkimi de İzmir’de bulunan tereke için gerekli koruma önlemlerini alarak dosya ve vasiyetnameyi İstanbul’daki yetkili Sulh Hukuk Mahkemesine gönderir.
Mirasbırakanın Son Yerleşim Yerinin Yurtdışında Olması veya Yurt Dışında Vefat Etmesi
Mirasbırakanın son yerleşim yerinin yurt dışında olması veya yurt dışında vefat etmesi durumunda, Türkiye’de bulunan malvarlığının tespiti bakımından yetki hususu ayrıca değerlendirilmelidir. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunu (MÖHUK) m. 43 uyarınca yurtdışında vefat eden mirasbırakanın son yerleşim yeri Türkiye’de bulunuyorsa uyuşmazlık son yerleşim yeri mahkemesinde görülecektir. Ancak mirasbırakanın son yerleşim yerinin yurtdışında olduğu tespit edilirse ve tereke malları Türkiye’de bulunuyorsa uyuşmazlık tereke mallarının bulunduğu yer mahkemesince çözülecektir.
Terekenin Tespiti Davasında Süre
Terekenin tespiti davası için herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süre öngörülmemiştir. Terekenin tespiti işlemi, kural olarak bir süreye bağlı olmayıp, bu önlemin alınması olanaksız veya yararsız hale gelmedikçe ve tereke paylaşılmadığı sürece istenebilir.
Çünkü, koruma önlemi olarak terekenin tespiti işleminin maddi hukuk bakımından haklara ve borçlara bir etkisi bulunmamaktadır. Ancak TMK m. 590’a göre ölüm tarihinden itibaren 1 ay içinde istemde bulunulması hâlinde sulh hâkimi, defter tutma işlemini gecikmeksizin tamamlamalıdır. Bu maddede belirtilen süre içerisinde istemde bulunulması, hâkimin defter tutma işlemini gecikmeksizin tamamlamasını zorunlu kılmaktadır.
Yani TMK m. 590 uyarınca belirtilen 1 aylık süre aşılmış olsa dahi, koruma önlemi olarak terekenin tespiti istemi olanaksız veya yararsız hale gelmedikçe, terekenin paylaştırılmasına kadar talep edilebilir. Buradaki 1 aylık süre, mirasçılar veya diğer ilgililer bakımından hak düşürücü bir süre olmayıp, aynı maddenin son fıkrasında yer alan “defter tutma işlemi gecikmeksizin tamamlanır” hükmü, hakime yönelik 1 ay içinde kendisine yapılacak başvuruları kabul etme zorunluğunu getiren bir düzenlemedir.
Terekenin Tespiti Davasının Hüküm ve Sonuçları
Terekenin tespiti ile tereke malvarlığı aktifi ve pasifiyle belirlenmiş olur. Tereke tespiti kararı ile deftere geçirilen değerler, terekenin kesin ve değiştirilemez bir tespitini ifade etmez. Sonradan elde edilen bilgi ve belgeler doğrultusunda tereke defteri düzenlenebilir, deftere yazılmış olan bazı malvarlıkları tartışma konusu olabilir. Bu bakımdan, tereke tespitinin maddi hukuk yönünden haklara ve borçlara bir etkisi bulunmamakta, verilen hüküm maddi anlamda kesin hüküm niteliği taşımamaktadır. Terekenin tespiti kararı kişiye tek başına paylaşım hakkı vermez. Mirasçılar, mirasın paylaşımı için ayrıca işlem yapmalıdır.
Ayrıca terekenin tespiti ve korunması kararının içeriği bakımından TMK m. 589 hâkime geniş bir takdir yetkisi vermiştir. Hakimin takdir yetkisini kullanacağı nokta terekenin korunması bakımından hangi malvarlığı unsurları üzerinde hangi önlemlerin alınacağıdır.
Mahkeme terekeye ait malların mühürlenmesine, defterlerin tutulmasına, muhafaza altına alınmasına, resmen yönetilmesine veya gerekli diğer önlemlerin alınmasına karar verebilir. Örneğin; terekedeki nakit paraların vadeli bir hesaba yatırılması, değeri hızla düşen ya da bozulma tehlikesi olan terekeye dâhil bir malın satılması, kıymetli evrakın bankaya depo edilmesi gibi önlemler alınabilir.
Terekenin Tespiti Davasının Diğer Kurumlarla Karşılaştırılması
Mirasbırakanın ölümünden sonra başvurulabilecek farklı hukuki yollar yollar vardır. Terekenin tespiti, mirasın reddi, resmi defter tutulması, miras sebebiyle istihkak, ortaklığın giderilmesi ve muris muvazaası davaları birbirinden farklı amaç ve sonuçlara hizmet etmektedir.
Terekenin Tespiti Davası ile Mirasın Reddi Davasının Farkları
Terekenin tespiti istemi ve mirasın reddi davası özellikle terekenin aktif ve pasif unsurlarının mirasçılar tarafından net olarak bilinmediği durumlarda kesişebilmektedir. Mirasın reddi, mirasçıya mirasçılık sıfatını kabul etmeme ve mirasın kanun gereği bütün hâlinde geçişini engelleme olanağını sağlayan bir hukukî kurumdur.
Mirasın reddi ya mirasçının iradesinden ya da kanun gereği kaynaklanır. Mirasın reddinin tek taraflı irade beyanı mirasçılar tarafından 3 ay içinde mirasbırakanın son yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesine sözlü ya da yazılı olarak yapılması gerekir. Mirasın hükmen reddinde ise mirasın reddinin gerçekleşmesi için mirasçıların ret beyanında bulunmalarına gerek yoktur.
Mirasın hükmen reddinin tespiti davasında hâkim ölüm tarihinde mirasbırakanın borca batık bulunması, borca batıklığın mirasın açıldığı an itibariyle açıkça belli ya da resmen tespit edilmiş olması ve son olarak mirasçıların açık ya da örtülü olarak mirası kabul etmemiş olmadıkları şartının gerçekleşip gerçekleşmediğini tespit eder. Bu dava çekişmeli yargı işidir ve maddi anlamda kesin hüküm teşkil eder.
Terekenin tespiti istemi ise koruma önlemi niteliğinde olup, terekenin aktif ve pasif unsurlarıyla ilgili bilgisizliğinin giderilerek mirasbırakanın ölüm tarihi itibariyle terekeyi oluşturan unsurların belirlenmesinde, tereke unsurlarının hak sahiplerine geçişi için koruma önlemlerinin alınmasında işlev gösterir. Terekenin tespiti isteminde, mirasın hükmen reddinin tespiti davasının aksine terekedeki aktif ve pasif unsurların tespiti ile yetinilmesi yeterlidir. Çekişmesiz yargı işidir ve maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmez. Terekenin tespiti sonucu verilen karar mirasın reddi sonucunu doğurmaz.
Mirasın Reddi ile ilgili daha detaylı bilgi almak için tıklayın.
Terekenin Tespiti Davası ile Resmi Defter Tutulması Arasındaki Fark
TMK m. 589 uyarınca düzenlenen terekenin tespiti ve terekenin korunmasına yönelik defter tutma ile TMK m. 619 kapsamındaki resmi defter tutma kurumları birbirlerinden farklıdır. TMK 589 uyarınca gerçekleştirilen defter tutma işlemi terekenin tespiti ve koruma amacı taşırken TMK m. 619 uyarınca düzenlenen resmi defter tutma işleminde, deftere terekeye ait aktif ve pasifler takdir edilen değerleriyle yazılır. Resmi defter tutulması mirasçıların sorumluluğunu yalnızca deftere yazılanlarla sınırlandırır ancak koruma önlemi olarak TMK m. 589 uyarınca düzenlenen defter tutma işlemi yalnızca terekenin kapsamını belirlenmesi ve koruma amacı taşır, mirasçıların sorumluluğunun sınırlarını belirlemez.
TMK m. 619 kapsamındaki resmî defterin tutulması, mirası reddetme hakkına sahip mirasçılar tarafından 1 ay içinde talep edilebilir. TMK m. 590/3. maddesindeki defter tutmada ise belirtilen 1 aylık süre, mirasçılar veya diğer ilgililer bakımından hak düşürücü bir süre değildir, hakime yönelik 1 ay içinde kendisine yapılacak başvuruları kabul etme zorunluğunu getiren bir düzenlemedir.
Terekenin Tespiti Davası ile Miras Sebebiyle İstihkak Davası Farkı
Miras sebebiyle istihkak davası, miras hakkını koruyan, onun yaptırımını oluşturan bir davadır. Miras sebebiyle istihkak davası, haksız olarak elde bulundurulan terekenin tamamının, bir kısmının veya ona dahil bir malın geri verilmesi amacı taşır. Örneğin, mirasçı tereke ait bir malın başkası tarafından haksız yere elinde bulundurulduğunu düşünüyorsa miras sebebiyle istihkak davası açmalıdır.
Bu dava ile terekeyi veya tereke mallarını haksız yere elinde bulunduran davalı, davacıya dava konusu şeyi geri vermekle yükümlüdür. Buna karşılık terekenin tespiti, belirli bir malın kime ait olduğuna ilişkin mülkiyet veya istihkak uyuşmazlığını kesin olarak çözmeyi amaçlamaz. Terekeye dahil olabilecek malvarlığı unsurlarının belirlenmesi ve gerektiğinde korunması amaçlanır. Bu nedenle terekenin tespiti kararı, tek başına miras sebebiyle istihkak davasının sonucunu doğurmaz.
Terekenin Tespiti Davası ile Ortaklığın Giderilmesi Davası Farkı
Ortaklığın giderilmesi davası paylı ve elbirliği mülkiyetinde hallerinde ortaklar arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan iki taraflı bir dava türüdür. Ölüm ile birlikte tereke üzerinde mirasçılar arasında kendiliğinden kurulan miras ortaklığı elbirliği ile mülkiyet halinin en tipik örneğidir.
Mirasçılar ölüme bağlı olarak mirasbırakanın tereke unsurları üzerinde elbirliği halinde mülkiyete sahip oldukları için terekeye ait bütün haklar üzerinde ancak birlikte tasarruf edebilirler. Bu durumda mirasçılardan her biri, her zaman mirasın paylaşılmasını isteyebilir. Paydaşlardan biri, bu davayı açarak malın eğer varsa mevcut paydaşlık oranlarına göre maddi olarak bölünmesine ve şayet bu mümkün değilse artırma yoluyla satılıp parasının paydaşlara paylar oranında bölüştürülmesine yönelik istemde bulunabilir.
Buna karşılık terekenin tespiti, mirasçılar arasındaki ortaklığı sona erdirmez ve tereke mallarının paylaşılmasını sağlamaz. Bu süreçte öncelikle mirasbırakanın malvarlığının hangi unsurlardan oluştuğu belirlenir ve gerektiğinde bu unsurların korunması sağlanır. Dolayısıyla terekenin tespiti ile ortaklığın giderilmesi farklı amaçlara hizmet eden hukuki yollardır.
Ortaklığın Giderilmesi Davası hakkında daha detaylı bilgi edinmek için ilgili içeriğimize göz atabilirsiniz.
Terekenin Tespiti Davası ile Muris Muvazaası Davası Arasındaki Fark
Muris muvazaası davası mirasbırakanın mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla yaptığı muvazaalı işlemlerin sonuçlarını ortadan kaldırma amacıyla açılan bir dava türüdür. Mirasçıların her biri muris muvazaası davasını açabilir. Bu dava türü yalnızca taşınmazlar için açılabilmektedir. Davanın kazanılması halinde taşınmazın tapu kaydı iptal edilir, taşınmaz paylar oranında veya terekeye tamamen iade edilir ve yolsuz tescil düzeltilmiş olur.
Buna karşılık terekenin tespiti davası, mirasbırakan tarafından gerçekleştirilen belirli bir işlemin muvazaalı olup olmadığını belirlemeyi amaçlamaz. Terekenin kapsamının ortaya çıkarılması ve tereke unsurlarının korunması amaçlanır. Bu nedenle terekenin tespiti sırasında bir malvarlığı unsurunun belirlenmesi, o malın devrine ilişkin olası bir muris muvazaası uyuşmazlığını kendiliğinden çözmez.
Muris Muvazaası (Mirastan Mal Kaçırma) ile ilgili detaylı bilgi için içeriğimize göz atabilirsiniz.
Vasiyeti Yerine Getirme Görevlisi ile Miras Ortaklığı Temsilcisi Ayrımı
Vasiyeti yerine getirme görevlisi ile miras ortaklığı temsilcisi sıklıkla karıştırılan iki kurum olmasına karşın göreve gelme şekilleri ve görev alanlarının kapsamı bakımından birbirinden ayrılır. Vasiyeti yerine getirme görevlisi Türk Medeni Kanunu (TMK) 550 vd. maddeleri uyarınca düzenlenmişken miras ortaklığı temsilcisi aynı kanunun 640. maddesi uyarınca düzenlenmiştir.
Vasiyeti yerine getirme görevlisi atanmasının amacı, terekeye ilişkin gerekli önlemlerin, mirasbırakanın iradesine uygun olarak, hızlı ve güvenilir bir şekilde alınmasıyla vasiyet ve paylaşım kurallarının yerine getirilmesinin sağlanmasıdır. Miras ortaklığı temsilcisinde ise miras ortaklığının menfaatleri gözetilerek tereke üzerinde bu doğrultuda işlem yapılabilmesi amaçlanmaktadır.
Miras bırakanın ölümü ile mirasçılar arasında miras ortaklığı oluşur. Miras ortaklığı, herhangi bir hukuki işleme gerek olmaksızın kendiliğinden kurulur. Ancak bir ortaklıktan bahsedebilmek için birden çok mirasçının bulunması gerekmektedir. Miras ortaklığında tüm mirasçıların terekeyi elbirliği ile yönetmeleri ve terekeyi ilgilendiren her işlemi birlikte yapmaları gerekmektedir. Mirasçıların sayısının fazla olması veya farklı yerlerde bulunması gibi nedenlerle her zaman elbirliğiyle hareket mümkün olmamaktadır. Bu nedenle miras ortaklığı temsilcisi görev kapsamı içinde mirasçılar adına hareket edebilmektedir. Yani vasiyeti yerine getirme görevlisi mirasbırakanın iradesine uygun olarak görevlerini yerine getirirken miras ortaklığı temsilcisi, miras ortaklığının yönetilmesi ve temsil edilmesi amacıyla atanır.
Vasiyeti yerine getirme görevlisi mirasbırakan tarafından vasiyetname ile atanabilir. Mirasbırakan bir veya birden fazla vasiyeti yerine getirme görevlisi atayabilir. Sulh hakimi vasiyeti yerine getirme görevlisine görevini bildirmekle yükümlüdür. Bu bildirimden itibaren 15 gün içinde görev kabul edilmezse reddedilmiş sayılır. Burada önemli olan husus, sulh hakiminin vasiyeti yerine getirme görevlisini atamaması yalnızca bildirim yapmasıdır. Vasiyeti yerine getirme görevlisi ancak mirasbırakan tarafından vasiyetname ile atanabilmektedir. Buna karşılık miras ortaklığı temsilcisi, mirasçıların talebi üzerine sulh mahkemesi tarafından atanır. Mahkemenin re’sen miras ortaklığı temsilcisi ataması mümkün değildir, talep gereklidir.
Vasiyeti yerine getirme görevlisi miras paylaşımı konusunda da yetkili kılınabilir ancak temsilcinin görevi paylaşıma kadardır. Miras ortaklığı temsilcisinin mirasın paylaştırılması görevi bulunmamaktadır.
Terekenin Tespiti Davası ile ilgili Yargıtay Kararları
- Yargıtay 2.HD. 2012/13200 E., 2013/10516 K.
Söz konusu karara konu dava, tereke hakkında bilgi sahibi olmayan mirasçının terekenin tespiti yönündeki istemine ilişkindir. Somut olayda mirasçı babası ile uzun süredir görüşmediğini ve hastalığında çeşitli tasarruflar yaptığını belirterek terekenin tespitini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi talebi, TMK 590/3 kapsamında defter tutulması talebi olarak nitelendirerek 1 aylık sürenin geçmesinden bahisle reddetmiştir.
Yargıtay bu talebin TMK m. 619 uyarınca talep edilen resmi defter tutulması kurumundan farklı olduğuna dikkat çekmiştir. Koruma önlemi niteliğindeki tereke tespitinin amacı, ölüm anında terekeye dahil olan mal ve hakların belirlenmesi ve ileride ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklarda başvurulabilecek bir tespit kaynağı oluşturulmasıdır. Koruma önlemi olarak terekenin tespiti işlemi, kural olarak bir süreye bağlı olmayıp, bu önlemin alınması olanaksız veya yararsız hale gelmedikçe tereke paylaşılmadığı sürece istenebilir.
Bu nedenle TMK m. 590/3’te öngörülen 1aylık sürenin hak düşürücü nitelikte değildir. Yalnızca bu süre içerisinde yapılan başvuruların hakim tarafından incelenme zorunluluğu vardır. Buna karşılık TMK m. 619 uyarınca düzenlenen resmi defter tutulma süresi 1 aydır. Bu itibarla tereke tespit talebinin 1 aylık süre geçtikten sonra yapılamayacağı gerekçesiyle talebi reddeden ilk derece mahkemesi kararı Yargıtayca bozulmuştur.
- Yargıtay 14. HD. 2016/10586E., 2019/5233K.
Söz konusu davaya konu olayda davacı terekenin tespiti ve korunmasını talep etmiş ve mahkemece bu yönde karar verilmiştir. Ancak dosyaya sunulan fotoğraflardan mirasbırakana ait olduğu ileri sürülen bir silahın bulunduğu anlaşılmasına rağmen, bu silahın terekeye dahil olup olmadığı konusunda yeterli araştırma yapılmadan karar verilmiştir. Terekenin tespiti yapılırken mahkeme gerekli araştırmayı yapmalı; mevcut terekenin belirlenmesi amacıyla ilgili kurumlara müzekkere yazmalı, gerekirse keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırmalıdır.
Somut olayda dosyada bulunan fotoğraf delilinde mirasbırakana ait olduğu öne sürülen bir silah bulunmasına rağmen mahkemenin gerekli araştırmayı yazmayarak terekenin tespitine karar vermesi hatalı bulunmuş olup bu karar Yargıtayca bozulmuştur.
Sıkça Sorulan Sorular
Terekenin Tespiti Davası Nerede Açılır?
Terekenin tespiti davası miras bırakanın son yerleşim yerindeki Sulh Hukuk Mahkemesinde açılmaktadır.
Terekenin Tespiti Kimler Tarafından Talep Edilebilir?
Terekenin tespitini yasal ve atanmış mirasçılar ile vasiyet alacaklısı ve vasiyet yerine getirme görevlisi talep edebilir.
Tek Bir Mirasçı Terekenin Tespitini İsteyebilir Mi?
Evet. Mirasçılardan her biri terekenin tespitini talep etme hakkına sahiptir.
Mirasbırakanın Malları Nasıl Öğrenilir?
Mahkeme terekenin tespiti davası ile gerekli araştırmayı yaparak mirasbırakanın terekesini tespit eder.
Net Tereke Nasıl Hesaplanır?
Net tereke, mirasbırakanın malvarlığının aktif kısmından pasif kısmında yer alan borç ve giderlerin çıkarılması ile bulunur.
Terekenin Tespiti Davasında Araçlar Araştırılır Mı?
Evet. Mirasbırakan adına kayıtlı araçlar, ilgili sicil kayıtları incelenerek araştırılır. Tespit edilen araçlar terekenin aktif kısmında yer alır.
Terekenin Tespiti Davası 20 Yıl Sonra da Açılabilir Mi?
Evet, açılabilmektedir. Kanunda terekenin tespiti davası için herhangi bir süre öngörülmemiştir. Bu önlemin alınması olanaksız veya yararsız hale gelmedikçe ve tereke paylaşılmadığı sürece istenebilir.
Terekenin Tespiti Davası Neden Açılır?
Terekenin tespiti davası, hak sahiplerinin miras bırakanın mal ve borçları hakkında bilgi sahibi olmalarına, terekenin içeriğinin netleştirilmesine, terekenin hak sahiplerine geçmesi adına koruma önlemi alınmasına veya mirasın reddi kurumuna başvurulmasında işlev göstermektedir.
Terekenin Tespiti Davasında Koruma Tedbiri Alınabilir Mi?
Evet. Mahkeme tespit kararı ile birlikte terekenin korunması amacıyla terekenin mühürlenmesi, defterlerin tutulması, muhafaza altına alınması, resmen yönetilmesi gibi tedbir kararları verebilir.
Terekenin Tespiti Kararı Mirası Paylaşma Hakkı Verir Mi?
Hayır. Tereke tespit kararı tek başına mirası paylaşma hakkı vermez. Mirasın paylaşılması için gerekli işlemler ayrıca gerçekleştirilmelidir.














