Mirasta denkleştirme davası ya da diğer adıyla mirasta iade davası, karşılıksız kazanımları iadesi sürecinde başvurulan hukuki süreçlerden bir tanesidir. Mirasbırakanın sağlığında mirasçılarından birine yaptığı bazı kazandırmalar, miras paylaşımı sırasında diğer mirasçıların paylarını etkileyebilir. Özellikle bir çocuğa ev verilmesi, yüksek miktarda para aktarılması veya iş kurması için sermaye sağlanması gibi durumlarda, yapılan kazandırmanın miras paylaşımında dikkate alınıp alınmayacağı gündeme gelir.
Bu noktada mirasta denkleştirme, mirasçılar arasındaki paylaşım dengesinin korunmasını sağlayan önemli bir hukuki kurumdur. Mirasta denkleştirme davası ise bu kazandırmaların paylaşmada nasıl hesaba katılacağı konusunda uyuşmazlık çıktığında gündeme gelir. Biz de içeriğimizde mirasta denkleştirme davası şartları ve süresi gibi pek çok detaydan bahsederek sizi bilgilendirmeye çalışacağız.
İçindekiler
- 1. Mirasta Denkleştirme Nedir?
- 2. Mirasta Denkleştirmeyi Kimler Talep Edebilir ve Talep Kime Yöneltilir?
- 3. Mirasta Denkleştirmeye Tabi Kazandırmalar Nelerdir?
- 4. Altsoya Yapılan Kazandırmalar Nasıl Denkleştirilir?
- 5. Ev, Arsa, Para ve Diğer Malvarlığı Değerlerinde Denkleştirme
- 6. Denkleştirme Dışında Kalan Kazandırmalar Nelerdir?
- 7. Mirasbırakanın Kazandırmayı Denkleştirmeden Muaf Tutması
- 8. Mirasta Denkleştirmeye Esas Değer Nasıl Belirlenir?
- 9. Mirası Reddeden Mirasçının Denkleştirme Yükümlülüğü
- 10. Mirasta Denkleştirme Davasında Görevli Mahkeme, Yetki ve Zamanaşımı
- 11. Mirasta Denkleştirme Davasında İspat Yükü ve Deliller
- 12. Mirasta Denkleştirme, Tenkis ve Muris Muvazaası Arasındaki Farklar
- 13. Yargıtay Kararları
- 14. Sıkça Sorulan Sorular
Mirasta Denkleştirme Nedir?
Mirasta denkleştirme, mirasbırakanın sağlığında yasal mirasçılarından birine yaptığı ve miras payına mahsuben verildiği kabul edilen karşılıksız kazandırmaların, miras paylaşımı sırasında hesaba katılmasıdır. Mirasta denkleştirme davası (mirasta iade davası) nedir? sorusuna en net tabiri ile bu şekilde yanıt verebiliriz. Türk Medeni Kanunu’nun 669 ve devamı maddelerinde düzenlenen kurumun temel amacı, mirasbırakanın bazı mirasçılarına sağlığında sağladığı ekonomik menfaatlerin paylaşım sırasında dikkate alınarak mirasçılar arasındaki dengenin korunmasıdır.
Örneğin bir baba, sağlığında çocuklarından birine bir ev vermişse, diğer çocukların miras paylaşımı sırasında “Bu ev de hesaba katılmalı mı?” sorusunu gündeme getirmesi mümkündür. Ancak yapılan her yardım veya karşılıksız kazandırma kendiliğinden denkleştirmeye tabi değildir. Kazandırmanın niteliği, amacı, miras payına mahsuben yapılıp yapılmadığı ve mirasbırakanın iradesi birlikte değerlendirilmelidir.
Miras Hukuku alanında merak ettiğiniz diğer konular hakkında da bilgi sahibi olmak isterseniz, ilgili kategorimize göz atabilirsiniz.

Mirasta Denkleştirmeyi Kimler Talep Edebilir ve Talep Kime Yöneltilir?
Denkleştirme talep edebilecek kişiler, mirasbırakanın yasal mirasçılarıdır. Mirasbırakanın sağlığında bir başka yasal mirasçıya yapılan ve miras payına mahsuben kabul edilen karşılıksız kazandırmalar sebebiyle paylaşmada payı etkilenen mirasçılar denkleştirme isteyebilir. Buna karşılık, yalnızca vasiyetname veya miras sözleşmesiyle atanmış mirasçı sıfatını kazanan kişiler, kural olarak TMK m. 669 anlamında denkleştirme alacaklısı veya borçlusu değildir. Zira kanuni düzenleme, yasal mirasçılar arasındaki sağlararası kazandırmaların paylaşmaya etkisini konu edinir.
Mirastan feragat eden, mirastan çıkarılan, mirastan yoksun kalan veya mirası reddeden kişiler bakımından, denkleştirme talebinin ileri sürülüp sürülemeyeceği mirasçılık sıfatına göre belirlenir. Bununla birlikte mirasçılık sıfatının kaybı, önceden yapılmış kazandırmanın denkleştirme bakımından tüm sonuçlarını ortadan kaldırmaz; TMK m. 670 uyarınca geri verme yükümlülüğünün başka mirasçılara geçmesi mümkündür. Denkleştirme borçlusu ise, mirasbırakandan denkleştirmeye tabi bir kazandırma elde etmiş yasal mirasçı veya kanunda öngörülen hâllerde onun yerini alan mirasçıdır.
Kazandırmayı alan mirasçı mirasbırakandan önce ölmüşse veya başka bir sebeple mirasçılık sıfatını kaybetmişse, TMK m. 670 uygulanır. Bu hükme göre geri verme yükümlülüğü, kazandırmayı alan kişinin yerini alan mirasçılara, miras paylarında meydana gelen artış oranında geçer. Yerine geçenlerin çoğu kez onun altsoyu olması mümkünse de kanun hükmü sadece altsoyu saymamaktadır. Öte yandan mirasbırakan, bazı kazandırmalarını denkleştirme dışında tutabilir; ancak bu irade diğer mirasçıların saklı paydan kaynaklanan tenkis haklarını ortadan kaldırmaz.
Denkleştirme, mirasçıların birbirlerine karşı ileri sürebildiği ve terekenin paylaşımını etkileyen bir taleptir. Amaç, kazandırmanın paylaşmada hesaba katılması ve gerektiğinde geri verme veya mahsup yapılmasıdır. Bu nedenle davacı mirasçının her durumda bütün tereke ortaklığı adına hareket ettiği ya da yalnızca terekeye aynen iade talep edebileceği söylenemez. Talebin kapsamı, mirasçıların durumu, denkleştirmeye konu kazandırma ve dava sonucunda kurulacak hüküm birlikte değerlendirilir.
Terekenin Tespiti Davası hakkında detaylı bilgi için hemen tıklayın.
Mirasta Denkleştirmeye Tabi Kazandırmalar Nelerdir?
Türk Medeni Kanunu’nun 669 ve devamı maddeleri çerçevesinde denkleştirmeye tabi kazandırmalar, mirasbırakanın sağlığında yasal mirasçısına yaptığı karşılıksız malvarlığı kazandırmaları arasından kanuni koşulları karşılayan işlemlerdir. Bir kazandırmanın bu kapsama girebilmesi için öncelikle mirasbırakan hayattayken gerçekleştirilmiş bir sağlararası tasarruf bulunmalıdır. Vasiyetname veya miras sözleşmesi gibi ölüme bağlı tasarruflar denkleştirme hükümlerine göre değil, kendilerine özgü miras hukuku hükümlerine göre değerlendirilir; saklı payların ihlali hâlinde tenkis hükümleri gündeme gelebilir.
İkinci olarak, kazandırmanın karşılıksız olması ve miras payına mahsuben yapılması ya da TMK m. 669/2’deki karinenin kapsamına girmesi gerekir. Mirasçının yaptığı gerçek bir ödeme veya üstlendiği karşı edim bulunup bulunmadığı bu nedenle önemlidir. Kanunda örnek olarak sayılan kazandırmalar arasında çeyiz veya kuruluş sermayesi verilmesi, bir malvarlığının devri ve borçtan kurtarma bulunmaktadır. Uygulamada evlenen çocuğa alışılmış giderleri aşan ölçüde konut veya değerli eşya sağlanması, meslek veya iş kurması için sermaye verilmesi, taşınmaz ya da şirket payı bağışlanması ve bankaya veya üçüncü kişilere olan borçlarının ödenmesi de tartışma konusu olabilir. Ancak her ödeme ve aile içi yardım aynı hukukî sonuca yol açmaz.
Mirasbırakanın satış veya trampa gibi ivazlı bir işlem görünümü altında mal devretmesi hâlinde de edimler arasındaki yüksek değer farkı, tek başına muris muvazaasını veya denkleştirme yükümlülüğünü kanıtlamaz. Tarafların bir miktar gerçek bedelin ödenmesini, bedeli aşan değerin ise karşılıksız bırakılmasını kararlaştırdığı karma bağışlamalar ayrıca incelenmelidir.
Böyle bir işlemin geçerli olması halinde, bağışlanan kısmın denkleştirmeye tabi olup olmayacağı mirasçılık sıfatına, kazandırmanın niteliğine ve mirasbırakanın iradesine göre belirlenir. Buna karşılık görünürdeki satışın gerçekte bağışlamayı gizlemek ve mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla yapıldığı anlaşılıyorsa, muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davası gündeme gelebilir.
Altsoya Yapılan Kazandırmalar Nasıl Denkleştirilir?
Türk Medeni Kanunu’nun 669/2. maddesi uyarınca, mirasbırakanın altsoyuna yaptığı belirli nitelikteki karşılıksız kazandırmalar, aksi mirasbırakan tarafından açıkça belirtilmedikçe miras payına mahsuben yapılmış kabul edilir. Düzenleme, altsoya yapılan kazandırmalar bakımından kanuni bir denkleştirme karinesi getirir. Çocuklar, evlatlıklar ve mirasçılık sıfatını kazandıkları ölçüde torunlar ile diğer altsoy bu kapsamda değerlendirilebilir. Bir toruna yapılan kazandırmanın sonuçları belirlenirken onun somut olayda yasal mirasçı olup olmadığı ayrıca araştırılmalıdır.
Mirasbırakanın altsoyuna yaptığı çeyiz, kuruluş sermayesi, malvarlığı devri veya borçtan kurtarma gibi kazandırmalar, aksi açıkça belirtilmedikçe denkleştirmeye tabidir. Bu nedenle talepte bulunan mirasçının ayrıca mirasbırakanın bir denkleştirme iradesi açıkladığını ispat etmesi aranmaz. Bununla birlikte kazandırmanın yapıldığı, karşılıksız olduğu ve denkleştirme karinesine giren nitelikte bulunduğu ortaya konulmalıdır. Kazandırmayı alan altsoy ise mirasbırakanın bunu miras payına mahsup edilmemek üzere verdiğini ispat ederek kanuni karineyi çürütebilir.
Kazandırmadan yararlanan altsoy, mirasbırakanın denkleştirmeyi istemediğine ilişkin açık irade beyanını ortaya koyabilir. Ayrıca edinimin olağan bir hediye niteliğinde olması, eğitim ve öğrenim giderleri bakımından TMK m. 674’teki ölçülerin aşılmaması veya evlenme sırasında yapılan giderlerin TMK m. 675 kapsamında alışılmış ölçüde kalması da dikkate alınır. Olağan hediyeler ile evlenme giderleri birbirine karıştırılmamalı; hangi ödemenin hangi kanun hükmüne girdiği ayrı ayrı incelenmelidir.
Buna karşılık altsoy dışındaki yasal mirasçılara yapılan kazandırmalarda kanuni karine bulunmamaktadır. Bu kişilerin denkleştirme ile yükümlü tutulabilmesi için mirasbırakanın kazandırmayı miras payına mahsuben yaptığını gösteren iradesinin bulunması ve gerektiğinde bunun ispatlanması gerekir. Sağ kalan eş veya diğer altsoy dışı yasal mirasçılar bakımından ise denkleştirmeye esas mahsup iradesi bulunup bulunmadığı somut delillerle araştırılmalıdır.
Ev, Arsa, Para ve Diğer Malvarlığı Değerlerinde Denkleştirme
Uygulamada taşınmaz devirleri, yüksek miktarda para transferleri, şirket payları ve motorlu taşıtlar denkleştirme uyuşmazlıklarına konu olabilmektedir. Bu değerlerin her biri bakımından edinimin nasıl gerçekleştiği, bedel ödenip ödenmediği, kazandırmanın kime yapıldığı ve mirasbırakanın iradesi önem taşır. Örneğin mirasbırakanın sağlığında yasal mirasçılarından birine konut, villa, arsa veya tarla devretmesi hâlinde tapudaki resmi işlem ile tarafların gerçek iradesi birlikte incelenmelidir.
Taşınmazın tapuda doğrudan bağışlama yoluyla devredilmesi karşılıksız kazandırmayı gösterir. Bunun denkleştirmeye tabi olup olmadığı ise TMK m. 669’daki koşullara göre belirlenir; özellikle altsoy lehine yapılan karşılıksız devirlerde ikinci fıkradaki karine önemlidir. Tapuda satış gösterilen ancak gerçekte bedelsiz veya çok düşük bedelle gerçekleştirildiği ileri sürülen işlemlerde aynı sonuca doğrudan varılamaz. Burada gerçek satış, karma bağışlama ve muris muvazaası ihtimallerinin birbirinden ayrılması gerekir.
Mirasbırakan, tapulu taşınmazı mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla gerçekte bağışladığı hâlde satış yapılmış gibi göstermişse, görünürdeki satışın muvazaalı, gizlenen bağışlamanın ise şekil şartına aykırı olduğu iddiasıyla tapu iptali ve tescil davası gündeme gelebilir. Buna karşılık gerçek bir bedel ödenmiş, ancak taraflar bedel ile taşınmazın değeri arasındaki farkı karşılıksız bırakmak konusunda anlaşmışsa karma bağışlama söz konusu olabilir. Böyle bir durumda kazandırmanın bağışlanan kısmının denkleştirme veya koşulları varsa tenkis hesabına girip girmediği ayrıca değerlendirilir.
Mirasbırakanın altsoyuna bir varlık veya kuruluş sermayesi kazandırmak istediği durumlarda da işlemin gerçek niteliği belirlenmeli, denkleştirmeye tabi karşılıksız kazandırma varsa TMK m. 673 uyarınca denkleştirme anındaki değeri esas alınmalıdır. Davacının tapu iptali yerine denkleştirme istemesi, hukuken geçersiz bir tasarrufu geçerli hâle getirmez. İşlemin geçerliliği, talebin türünden bağımsız olarak hukukî şartlarına göre belirlenir.
Yüksek miktarda nakit para transferlerinde (banka havalesi, EFT, çek veya elden teslim) mirasbırakanın hesabından çıkan paranın miktarı, dekont açıklamaları, paranın kullanılış amacı ve mirasçının o tarihteki mali durumu önem taşır. Gönderilen paranın kuruluş sermayesi sağlamak, borç kapatmak veya mülk edinimini finanse etmek amacıyla karşılıksız verildiği anlaşılırsa denkleştirme gündeme gelebilir.
Yıllar önce yapılan ödemelerin değerinin belirlenmesinde TMK m. 673’teki denkleştirme anındaki değer ilkesi göz önünde tutulur. Bununla birlikte her nakit kazandırmanın, hiçbir ayrım yapılmadan belirli bir enflasyon katsayısıyla güncellenmesi gerektiği söylenemez. Paranın kazandırılma biçimi, malvarlığına etkisi ve ilgili içtihatlar gözetilerek gerektiğinde bilirkişi incelemesi yapılmalıdır.
Anonim veya limited şirket paylarının, ortaklık hisselerinin ya da işletme haklarının bedelsiz olarak mirasçıya devredilmesi hâlinde, payın nominal değeri ile gerçek ekonomik değeri aynı olmayabilir. Bu nedenle şirketin malvarlığı, borçları, faaliyetleri, devredilen payın oranı ve değerleme tarihine ilişkin veriler incelenmelidir. Denkleştirmeye tabi kazandırmanın değeri, TMK m. 673 gereğince denkleştirme anı esas alınarak belirlenir; nominal pay bedelinin tek başına esas alınması yeterli değildir.
Mirasçı adına sıfır kilometre araç alınması veya mirasbırakanın kendi adına kayıtlı aracını karşılıksız devretmesi de denkleştirme konusu olabilir. Aynı şekilde devredilen konut ya da arsadan sağlanan kira gelirleri ile faiz ve diğer getiriler bakımından ayrı bir değerlendirme gerekir. Mülkiyetin kazandırmayı alan mirasçıya geçmiş olması, bu gelirlerin her durumda terekeye aynen iade edileceği anlamına gelmez. Ancak bunların denkleştirme hesabı dışında kaldığı da istisnasız biçimde söylenemez. TMK m. 673/2, yarar ve zarar ile gelir ve giderler hakkında mirasçılar arasında sebepsiz zenginleşme hükümlerine başvurulacağını düzenler.
Denkleştirme Dışında Kalan Kazandırmalar Nelerdir?
Türk Medeni Kanunu, mirasbırakanın çocuklarına yaptığı bazı giderleri denkleştirme bakımından özel hükümlere bağlamıştır. Bunların başında eğitim ve öğrenim giderleri gelir. İlköğretim, lise, üniversite ve meslek eğitimi için yapılan servis, okul ücreti, kırtasiye ve barınma harcamaları, koşullarına göre eğitim ve öğrenim gideri olarak değerlendirilir. TMK m. 674/1 uyarınca, mirasbırakanın aksini arzu ettiği ispat edilmedikçe, bu giderlerden yalnızca alışılmış ölçüleri aşan kısım için geri verme yükümlülüğü vardır. Alışılmış ölçü, ailenin ekonomik koşulları, çocuklara sağlanan imkânlar ve giderlerin niteliği gözetilerek değerlendirilir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında, eğitimini tamamlamamış veya engelliliği bulunan çocuklara paylaşmada hakkaniyete uygun bir ödeme yapılacağı ayrıca düzenlenmiştir.
İkinci grup, TMK m. 675 kapsamında düzenlenen olağan hediyeler ile evlenme sırasında yapılan alışılmış ölçüdeki giderlerdir. Mirasbırakanın doğum günü, bayram, sünnet, mezuniyet veya başka özel günlerde verdiği ve somut koşullarda olağan sayılabilecek hediyeler denkleştirmeye tabi değildir. Evlenme dolayısıyla yapılan giderlerde ise harcamanın miktarı, ailenin ekonomik ve sosyal durumu ile gelenekler dikkate alınır. Alışılmış ölçüleri aşan çeyiz, konut veya diğer karşılıksız kazandırmaların denkleştirmeye tabi olup olmadığı, TMK m. 669 ile 675 birlikte değerlendirilerek belirlenmelidir.
Üçüncü olarak, gerçek ve tam karşılığı ödenmiş olan ivazlı işlemler (piyasa rayici üzerinden bedeli tahsil edilen bir satış veya hizmet sözleşmesi) karşılıksız kazandırma niteliği taşımadığından denkleştirmeye tabi değildir.
Son olarak, denkleştirmeye tabi bir taşınmazı devralan mirasçının taşınmazı kiraya vermesi sonucunda elde ettiği gelirler ve taşınmaz için yaptığı giderler konusunda TMK m. 673/2 hükmü göz önünde tutulmalıdır. Malın mülkiyetinin geçmiş olması ile denkleştirme hesabında gelir, gider, yarar ve zararın nasıl dikkate alınacağı farklı konulardır. Bu sebeple kira gelirlerinin ya da diğer getirilerin bütün durumlarda hesaba katılmayacağı yönünde genel bir kural kurulamaz.
Mirasbırakanın Kazandırmayı Denkleştirmeden Muaf Tutması
Mirasbırakan, sağlığında mirasçılarından birine yaptığı mal veya para kazandırmasının ileride miras payına mahsup edilmesini istemiyorsa, denkleştirmeden muaf tutulmasını kararlaştırabilir. Bu durumda kazandırma, diğer kanuni koşullar saklı kalmak üzere denkleştirme hesabı dışında kalabilir. Denkleştirmeden muafiyet iradesi bakımından kanunda belirli bir şekil şartı öngörülmemiştir.
İrade, bir vasiyetnamede veya bağışlama sözleşmesinde açıklanabileceği gibi tapu işlemine ilişkin belgelerde, banka havalesinin açıklamasında ya da başka yazılı belgelerde de ortaya konulabilir. Önemli olan mirasbırakanın kazandırmanın ileride miras payına mahsup edilmesini istemediğinin açık biçimde anlaşılmasıdır.
Altsoya yapılan kazandırmalarda TMK m. 669/2’deki kanuni karine ile buna bağlı ispat yükü önemlidir. Karinenin kapsamına giren bir kazandırmanın miras payına mahsuben yapılmadığını ileri süren altsoy, mirasbırakanın aksine iradesini ispatlamalıdır. Altsoy dışındaki yasal mirasçılar için aynı karine bulunmaz; bu kişilere yapılan kazandırmada mahsup iradesini kural olarak denkleştirme talebinde bulunan taraf ortaya koymalıdır. Muafiyet iradesi değerlendirilirken yazılı açıklamaların içeriği, işlem tarihi ve kazandırmanın yapılma koşulları birlikte incelenir.
Mirasbırakanın denkleştirmeden muaf tutma serbestisi sınırsız değildir. Bir kazandırma diğer mirasçıların saklı paylarını ihlal ediyorsa, zarar gören mirasçılar tenkis hükümlerine başvurabilir; dolayısıyla denkleştirmeden muafiyet ile saklı payın korunması birbirinden ayrı değerlendirilmelidir. Denkleştirmeden muafiyet ile tenkis hakkının varlığı birbirinden farklıdır; muaf tutulan kazandırma saklı payı zedeliyorsa tenkis davası gündeme gelebilir.
TMK m. 671 uyarınca, denkleştirme yükümlüsü dilerse aldığını aynen geri verir; dilerse kazandırmanın değerini, miras payından fazla olsa bile miras payına mahsup ettirir. Dolayısıyla denkleştirme her zaman malın mülkiyetinin geri devriyle sonuçlanmaz. Mirasta denkleştirme hesabında öncelikle mirasın açılmasıyla mevcut terekenin aktif ve pasifi belirlenir. Ardından denkleştirmeye tabi kazandırmalar, denkleştirmeye esas değerleri üzerinden hesaba katılır ve mirasçılara düşen paylar buna göre hesaplanır.
Değerleme yönünden TMK m. 673 uyarınca denkleştirme anı esas alınır. Kazandırmanın yarar ve zararları, gelir ve giderleri bakımından ise m. 673/2’deki sebepsiz zenginleşme hükümleri dikkate alınır. Miras payını aşan kazandırmalarda TMK m. 672’deki istisnanın bulunup bulunmadığı ayrıca incelenmelidir.
Kazandırmanın hesaplanan miras payını aşması, denkleştirme bakımından ayrıca önem taşır. TMK m. 672’ye göre kazandırmadan yararlanan mirasçı, mirasbırakanın miras payını aşan kısmın da kendisinde kalmasını istediğini ispat ederse, bu fazlalık denkleştirmeye tabi olmaz; diğer mirasçıların tenkis hakları saklıdır. Böyle bir irade ispatlanamazsa aşan bölümün de denkleştirme hesabında dikkate alınması gerekir. Mirasçının TMK m. 671’deki aynen geri verme veya değerini mahsup ettirme seçim hakkı ile m. 672’deki miras payını aşan kazandırmanın muaf tutulması ihtimali farklı meselelerdir ve birbirine karıştırılmamalıdır.
Örneğin mirasbırakanın geride iki çocuğu (A ve B) bıraktığını, ölüm tarihinde net terekesinin 1.000.000 TL olduğunu ve sağlığında A’ya denkleştirme anında 3.000.000 TL değerinde bir karşılıksız kazandırmada bulunduğunu varsayalım. Örneği basitleştirmek için terekenin başka bir borcu veya denkleştirmeye tabi kazandırması bulunmadığı kabul edilmektedir.
Denkleştirmeye tabi kazandırmanın eklenmesiyle hesaplama toplamı 4.000.000 TL olur; her iki çocuğun payı 2.000.000 TL olarak hesaplanır. A’nın önceden aldığı 3.000.000 TL, hesaplanan miras payından 1.000.000 TL fazladır. Mirasbırakanın bu fazlalığın A’da kalmasını istediği ispatlanamazsa A, kendi payından mahsup sonucunda 1.000.000 TL tutarında geri verme yükümlülüğüyle karşılaşır.
B, mevcut 1.000.000 TL’lik tereke ile A’dan denkleştirme kapsamında sağlanacak 1.000.000 TL sonucunda 2.000.000 TL’lik payına ulaşır. A ise 3.000.000 TL’lik kazandırmadan 1.000.000 TL’lik bölümü karşılaması sonucunda 2.000.000 TL elde etmiş olur. Buna karşılık A, mirasbırakanın payını aşan 1.000.000 TL’nin de kendisinde kalmasını istediğini TMK m. 672 kapsamında ispatlarsa, bu tutar bakımından denkleştirmeden muafiyet gündeme gelebilir. Böyle bir durumda dahi B’nin saklı payı ihlal edilmişse tenkis hükümleri ayrıca değerlendirilir.

Mirasta Denkleştirmeye Esas Değer Nasıl Belirlenir?
Denkleştirmeye esas değerin belirlenmesinde taşınmaz, araç, şirket payı ve yüksek miktarda para kazandırmalarında aradan geçen süre, malın niteliğindeki değişiklikler ve ekonomik koşullar önem taşır. TMK m. 673/1 uyarınca temel kural, kazandırmanın denkleştirme anındaki değerinin esas alınmasıdır. Bununla birlikte kazandırılan malın daha sonra değişmesi, üçüncü kişiye satılması veya mirasçının kendi giderleriyle geliştirilmesi hâlinde değerin hangi unsurlardan oluştuğu ayrıca araştırılır. Değerleme yapılırken kazandırmanın niteliği, devir koşulları, sonraki değişiklikler ve tarafların sunduğu deliller birlikte incelenmelidir.
Örneğin mirasbırakan çocuğuna boş bir arsa vermiş, çocuk da daha sonra kendi parası ve emeğiyle bu arsanın üzerine bina yaptırmış olabilir. Böyle bir durumda bina masraflarının mirasbırakan tarafından mı yoksa kazandırmadan yararlanan mirasçı tarafından mı karşılandığı belirlenmelidir. Mirasçının kendi kaynaklarıyla oluşturduğu değerin tamamını mirasbırakanın kazandırması saymak doğru olmaz. Hesaplamada arsanın denkleştirme anındaki değeri ve sonradan ortaya çıkan değer artışının kaynağı ayrı ayrı ele alınmalıdır.
Benzer şekilde, kazandırmayı alan mirasçının malın değerini kusurlu davranışıyla azaltması, diğer mirasçıların denkleştirme haklarını etkileyebilir. Örneğin bir taşınmazın bakımsız bırakılması, zarar görmesi veya değer artırıcı harcamalara konu olması hâlinde, bunların ekonomik sonuçları değerlendirilmelidir. Ancak zarar, yarar ve giderlerin hangi ölçüde dikkate alınacağına ilişkin değerlendirme, TMK m. 673/2’nin gönderme yaptığı sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde yapılmalıdır; her durumda malın varsayılan en yüksek değerinin esas alınacağı söylenemez.
Nakit para kazandırmalarında değerleme farklı güçlükler doğurabilir. Çünkü yıllar önce verilen bir para miktarının satın alma gücü zamanla önemli ölçüde değişebilir. Bu nedenle paranın verildiği tarihteki nominal tutarın denkleştirme hesabında nasıl ele alınacağı somut kazandırmanın niteliğine göre incelenmelidir.
Örneğin para doğrudan bağışlanmış olabileceği gibi bir taşınmazın satın alınması veya bir işletmenin kurulması için de sağlanmış olabilir. Paranın satın alma gücü, ekonomik göstergeler ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi dikkate alınabilir; ancak her para transferi için aynı değer güncelleme yönteminin geçerli olduğu kabul edilmemelidir. TMK m. 673 ve olaya uygulanabilecek içtihatlar değerlendirmede esas alınmalıdır.
Mirası Reddeden Mirasçının Denkleştirme Yükümlülüğü
Mirası reddeden kişi, ret sonucunda mirasçılık sıfatını kaybeder ve kural olarak terekenin paylaşımından pay alamaz. Bu nedenle sağlığında mirasbırakandan aldığı bir malın veya paranın kendi miras payından mahsup edilmesi şeklindeki hesaplama doğrudan uygulanamaz. Bununla birlikte ret, önceki kazandırmanın denkleştirme bakımından bütün sonuçlarını ortadan kaldırmaz. TMK m. 670, mirasın açılmasından önce veya sonra mirasçılık sıfatını kaybeden kişiye ait geri verme yükümlülüğünün, onun yerini alan mirasçılara, miras paylarında meydana gelen artış oranında geçeceğini düzenler.
Örneğin mirasbırakanın çocuğu, sağlığında denkleştirmeye tabi bir kazandırma almış ve daha sonra mirası reddetmiş olabilir. Reddeden kişinin yerine kendi çocukları mirasçı oluyorsa, geri verme yükümlülüğünün TMK m. 670 uyarınca bu çocuklar bakımından doğması gündeme gelir.
Ancak bunun kapsamı, onların miras paylarındaki artış oranıyla sınırlıdır. Reddeden kişinin yerine altsoyu dışında başka mirasçılar geçiyorsa kanunun kullandığı “yerini alan mirasçılar” ifadesi gözetilmeli, yükümlülüğün kimlere ve hangi ölçüde geçtiği ayrıca belirlenmelidir. Hiçbir koşul incelenmeden yükümlülüğün her durumda reddeden kişide kaldığı veya tamamen sona erdiği sonucuna varılamaz.
Mirasın reddedilmesi, önceki her karşılıksız kazandırmanın hiçbir hukukî sınıra tabi olmadan elde tutulabileceği anlamına gelmez. Yapılan kazandırma diğer mirasçıların saklı paylarını ihlal ediyorsa, şartları bulunduğunda tenkis hükümlerine başvurulabilir. Tenkis, denkleştirmeden farklı olarak saklı payı zedeleyen tasarrufların kanunun izin verdiği ölçüde azaltılmasını amaçlar. Bu nedenle bir mirasçının ret beyanından sonra önceki kazandırmanın hangi hukukî sonuçları doğuracağı değerlendirilirken hem TMK m. 670 hem de tenkise ilişkin hükümler göz önünde bulundurulur.
Bazı hallerde kazandırmanın hangi amaçla ve hangi iradeyle yapıldığı da belirleyicidir. Mirasın reddedilmesiyle mirasçılık sıfatı sona erdiğinde, reddeden kişinin miras payına doğrudan mahsup yapılması mümkün olmayabilir. Ancak bu durum, kanunun m. 670’te düzenlediği yükümlülüğün yerini alan mirasçılara geçmesini engellemez. Yerine geçen mirasçılar bulunmadığı ya da söz konusu kazandırma yönünden m. 670’in uygulanma şartları oluşmadığı durumlarda, saklı payları zedelenenlerin tenkis talebi ayrıca değerlendirilir. Denkleştirme ile tenkis birbirinin yerine kendiliğinden geçen talepler değildir.
Kazandırmanın açıkça belli bir koşula bağlandığı istisnai durumlarda, denkleştirme ve tenkis dışındaki genel hükümlerin uygulanıp uygulanamayacağı da tartışılabilir. Örneğin kazandırmanın yapılmasında belirli bir hukukî sebebin gerçekleşmesi temel alınmışsa, bu sebebin daha sonra ortadan kalkması üzerine sebepsiz zenginleşme hükümleri bakımından ayrıca değerlendirme yapılması gerekebilir.
Bununla birlikte mirası reddeden kişiden yapılan her kazandırmanın sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılarak geri istenebileceği söylenemez. Kazandırmanın şartları, tarafların iradesi ve miras hukukuna özgü talepler somut olayda birlikte incelenmelidir.
Reddi Miras Davası ile ilgili daha detaylı bilgi almak isterseniz, ilgili içeriğimize göz atabilirsiniz.
Mirasta Denkleştirme Davasında Görevli Mahkeme, Yetki ve Zamanaşımı
Mirasta denkleştirme talebinin ayrı bir davaya konu edilmesi hâlinde görevli mahkeme, kural olarak asliye hukuk mahkemesidir. Yetki yönünden, miras henüz kesin olarak paylaşılmamışsa HMK m. 11/1-b gereğince mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir. TMK m. 576 da mirasın mirasbırakanın son yerleşim yerinde açılacağını düzenler.
Buna karşılık, paylaşmanın tamamlanmasından sonra ileri sürülen bağımsız bir alacak talebinin yetkisi incelenirken HMK m. 11’in kapsamı ve talebin niteliği ayrıca değerlendirilmelidir. Bu nedenle bütün denkleştirme uyuşmazlıklarında, paylaşmanın hangi aşamada olduğuna bakılmaksızın kesin yetki bulunduğu söylenemez.
Mirasta denkleştirme davasında süre ve zamanaşımı değerlendirmesi, mirasın paylaşılmış olup olmamasına göre değişir. Yargıtay uygulamasında, tereke henüz paylaşılmamışsa denkleştirme isteminin paylaşma tamamlanıncaya kadar zamanaşımına uğramayacağı kabul edilmektedir. Denkleştirme talebi paylaşmadan önce, paylaşma sırasında veya koşulları varsa paylaşmadan sonra ayrı davayla da ileri sürülebilir. Bu nedenle mirasbırakanın ölüm tarihinden itibaren her durumda işlemeye başlayan tek bir denkleştirme dava süresi bulunduğunu söylemek doğru değildir.
Mirasın paylaşılmasından sonra ileri sürülecek denkleştirme talepleri bakımından ise Yargıtay uygulamasında, paylaşma tarihinden itibaren on yıllık genel zamanaşımı süresinin uygulanacağı kabul edilmektedir (örneğin Yargıtay 2. HD, 2013/25017 E., 2014/573 K.). Paylaşma sözleşmesiyle gerçekleştirilen taksimlerde sürenin başlangıcı bakımından sözleşmenin tarihi ve hukuki niteliği önem taşır. Burada zamanaşımı ile hak düşürücü süre ayrılmalıdır:
Zamanaşımının geçmesi alacağı kendiliğinden ortadan kaldırmaz; zamanaşımı savunması kural olarak davalı tarafından ileri sürülür. Tenkis davasındaki TMK m. 571 süreleri ise ayrı bir düzenlemeye tabidir.
Mirasta Denkleştirme Davasında İspat Yükü ve Deliller
Mirasta denkleştirme davalarında kazandırmanın varlığını, karşılıksız niteliğini ve mirasbırakanın iradesini ortaya koyabilecek çeşitli deliller kullanılabilir. Ancak ispat bakımından her türlü iddianın sınırsız biçimde tanıkla ispatlanabileceği söylenemez; Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun senetle ispat ve tanık dinlenmesine ilişkin hükümleri ile kanuni istisnalar göz önünde bulundurulmalıdır. Taşınmaz devirlerinde tapu kayıtları, resmi senetler ve tescil belgeleri; para kazandırmalarında banka hareketleri, dekontlar, hesap açıklamaları ve diğer mali kayıtlar önem taşır.
Şirket veya ticari işletme ile ilgili bir kazandırma söz konusu olduğunda ticaret sicili kayıtları, şirket pay defterleri, mali belgeler ve vergi kayıtları da kullanılabilir. Noter sözleşmeleri de yapılan işlemin niteliğini ortaya koymak açısından önemli olabilir.
Mirasbırakanın geride bıraktığı kişisel belgeler de davanın sonucunu etkileyebilir. El yazısıyla yazılmış mektuplar, notlar ve mesajlaşmalar gibi kayıtlar, mirasbırakanın gerçek isteğinin anlaşılmasına yardımcı olabilir.
Resmî belgelerin yanında tanık beyanları da kanunun izin verdiği ölçüde önem taşıyabilir. Özellikle aile içinde yapılan para veya mal transferlerinin hangi amaçla gerçekleştirildiğini bilen kişilerden yararlanılabilir. Ancak tanığın hangi konuda dinlenebileceği, somut uyuşmazlıkta senetle ispat koşullarının veya istisnalarının bulunup bulunmadığına bağlıdır. Tanık anlatımları, yazılı belgeler ve diğer delillerle birlikte değerlendirilmelidir.
Bunun yanında, denkleştirmeye konu olan malın değerinin belirlenmesi gerektiğinde bilirkişi incelemesi yapılabilir. Özellikle taşınmaz, araç veya başka değerli mallar söz konusu olduğunda, malın ilgili tarihteki piyasa değerinin belirlenmesi için uzman bilirkişilerden yararlanılır.
Mirasta Denkleştirme, Tenkis ve Muris Muvazaası Arasındaki Farklar
Miras sürecinde önemli hukuki adımlardan olan mirasta denkleştirme, tenkis davası ve muris muvazaası arasındaki farklar aşağıdaki gibidir:
Mirasta Denkleştirme
Mirasta denkleştirme, mirasbırakanın hayattayken yasal mirasçılarından birine yaptığı bazı karşılıksız kazandırmaların miras paylaşımı sırasında hesaba katılmasını sağlamaktır.Örneğin mirasbırakan, hayattayken çocuklarından birine önemli miktarda para vermiş veya bir taşınmazını karşılıksız olarak devretmiş olabilir.
Yapılan kazandırma denkleştirmeye tabi ise, bu mal veya paranın değeri miras paylaşımı sırasında dikkate alınır. Böylece daha önce yapılan kazandırmadan kaynaklanan farkın miras paylaşımında giderilmesi ve mirasçılar arasındaki dengenin korunması amaçlanır. Denkleştirme yapılabilmesi için diğer mirasçıların saklı paylarının ihlal edilmiş olması gerekmez. Burada önemli olan, yapılan kazandırmanın denkleştirme kapsamında olup olmadığıdır. Ayrıca denkleştirme, kural olarak mirasın paylaşılması tamamlanıncaya kadar ileri sürülebilir.
Tenkis Davası
Tenkis davası, saklı paylı mirasçıların mirasbırakanın bazı tasarrufları nedeniyle ihlal edilen saklı paylarının korunmasını amaçlar. Mirasbırakan kural olarak malvarlığı üzerinde tasarrufta bulunabilirse de saklı payları zedeleyen sağlararası veya ölüme bağlı tasarrufların kanunda belirtilen kısmı tenkis edilebilir. Bu nedenle önce saklı payın bulunup bulunmadığı ve zedelenip zedelenmediği, ardından kazandırmanın tenkise tabi olup olmadığı belirlenir.
Tenkis sonucunda tasarruf, saklı payı ihlal eden ölçüde azaltılır; her durumda kazandırmanın tümü geçersiz hâle gelmez. Süre bakımından TMK m. 571 uygulanır: Dava açma hakkı, saklı payın zedelendiğinin öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her hâlde vasiyetnamelerde vasiyetnamenin açıldığı, diğer tasarruflarda mirasın açıldığı tarihten itibaren on yıl geçmekle düşer. Bunlar hak düşürücü sürelerdir. Kanunda ayrıca, tenkis iddiasının def’i yoluyla her zaman ileri sürülebileceği düzenlenmiştir.
Denkleştirme ile tenkis arasındaki temel fark, amaçlarının farklı olmasıdır. Denkleştirmede amaç, daha önce mirasçılardan birine yapılan kazandırmanın miras paylaşımında hesaba katılmasıdır. Tenkiste ise amaç, saklı paylı mirasçıların kanunen korunan haklarının ihlal edilmesi halinde bu ihlalin giderilmesidir. Bu nedenle bir kazandırmanın denkleştirmeye tabi olması için saklı payın ihlal edilmiş olması gerekmez.
Muris Muvazaası (Mirastan Mal Kaçırma)
Muris muvazaası, mirasbırakanın gerçek iradesini gizleyerek mirasçılarından mal kaçırma amacıyla işlem yapması hâlinde gündeme gelir. Özellikle gerçekte bağışlanmak istenen tapulu bir taşınmazın satış gibi gösterilmesi bu uyuşmazlıkların yaygın örneklerindendir. Örneğin mirasbırakan taşınmazını gerçekte çocuğuna bağışladığı hâlde tapuda satış akdi düzenlemiş olabilir.
Bu durumda görünürdeki işlem ile tarafların gerçek iradesi farklıdır. Bunun muris muvazaası sayılıp sayılmayacağı; mirasbırakanın iradesi, bedelin ödenip ödenmediği, tarafların ekonomik durumu ve somut diğer deliller birlikte incelenerek belirlenir. Şartların oluşması hâlinde tapu iptali ve tescil talep edilebilir.
Muris muvazaası ile denkleştirme arasındaki temel fark, işlemin hukukî niteliğinde ve istenen sonuçta ortaya çıkar. Muris muvazaasında görünürdeki satışın muvazaalı, gizlenen bağışlamanın ise resmî şekle aykırı olması sebebiyle tapu kaydının iptali ve tescili gündeme gelir. Denkleştirmede ise geçerli bir karşılıksız kazandırmanın miras paylaşımında hesaba katılması amaçlanır. Bu nedenle her taşınmaz devri aynı davanın konusunu oluşturmaz. Kazandırmanın neden ve nasıl yapıldığı, mal kaçırma amacının bulunup bulunmadığı ve mirasbırakanın mahsup iradesi birbirinden ayrı araştırılmalıdır.
Taşınmaz devrinde gerçekten bir bedel ödenmiş fakat değer farkının karşılıksız bırakılması kararlaştırılmışsa karma bağışlama ihtimali doğar. Bu ihtimalde işlem tümüyle geçersiz sayılmaksızın karşılıksız bırakılan kısmın denkleştirme veya tenkise tabi olup olmayacağı incelenebilir. Ancak gerçek bedelin varlığı, miktarı ve tarafların bağışlama iradesi somut delillerle ortaya konulmalıdır. Bir satışın düşük bedelle yapılmış olması tek başına karma bağışlamanın veya denkleştirmenin kabulü için yeterli değildir.
Bu üç hukuki yolun aynı olayda farklı sonuçlar doğurabileceği de unutulmamalıdır. Örneğin mirasbırakanın çocuğuna yaptığı karşılıksız bir kazandırma miras paylaşımında hesaba katılacaksa denkleştirme, bu kazandırma nedeniyle saklı pay ihlal edilmişse tenkis, tapulu bir taşınmazın diğer mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla gerçekte bağışlandığı halde satış gibi gösterildiği iddia ediliyorsa muris muvazaası gündeme gelebilir. Bu nedenle olayın özellikleri ve mirasbırakanın gerçek amacı birlikte değerlendirilerek uygun hukuki yolun belirlenmesi gerekir.
Mirastan Mal Kaçırma hakkında daha detaylı bilgi almak isterseniz, içeriğimize göz atabilirsiniz.
Yargıtay Kararları
- Mirasbırakanın Altsoya Yaptığı Karşılıksız Kazandırmalarda Denkleştirme (Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, 21.01.2016 tarihli ve 2015/11870 E., 2016/763 K. sayılı kararı)
Somut olayda, mirasbırakanın ölümünden önce yaklaşık 10 yıl boyunca yanında kalan kızı tarafından mirasbırakana ait banka hesabından 29.187,21 TL çekilmiştir. Uyuşmazlık, çekilen bu paranın miras payına mahsuben yapılan bir kazandırma olup olmadığı ve tamamının denkleştirmeye tabi tutulup tutulamayacağı noktasında ortaya çıkmıştır.
Yargıtay, paranın miras payına mahsuben verilip verilmediğinin araştırılması gerektiğini, ancak çekilen miktarın tamamının kendiliğinden denkleştirmeye tabi tutulamayacağını belirtmiştir. Bu kapsamda, mirasbırakan ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler için yapılan zorunlu ve makul harcamaların belirlenerek çekilen miktardan düşülmesi ve kalan tutar üzerinden denkleştirme yapılması gerektiğine karar vererek yerel mahkeme kararını bozmuştur.
- Mirasçı Tarafından Çekilen Paranın Denkleştirme Kapsamında Değerlendirilmesi (Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, 20.03.2017 tarihli ve 2015/17895 E., 2017/2125 K. sayılı kararı)
Somut olayda, mirasçılardan biri mirasbırakandan aldığı vekâletnameyle mirasbırakanın banka hesabından 50.000 TL çekmiş, diğer mirasçılar ise bu paranın mirasbırakanın malvarlığından çıktığını ileri sürerek denkleştirmeye tabi tutulmasını istemiştir. Uyuşmazlık, çekilen paranın mirasçının kendi malı mı yoksa mirasbırakandan yapılan bir kazandırma mı olduğu konusunda ortaya çıkmıştır.
Yargıtay, davalının paranın kendisine ait olduğunu veya mirasbırakan tarafından miras payından bağımsız olarak verildiğini yeterli delillerle kanıtlayamadığını belirterek paranın denkleştirme kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine karar vermiştir. Feragat eden mirasçının durumu da dikkate alınarak, diğer davacıların miras payları üzerinden denkleştirme yapılması gerektiğini belirterek hükmü bozmuştur.
- Mirasbırakanın Altsoyuna Sağladığı Kuruluş Sermayesinin Denkleştirmeye Tabi Olması (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 17.04.2012 tarihli ve 2011/2492 E., 2012/9889 K. sayılı kararı)
Somut olayda, mirasbırakanın altsoyunun bazı malvarlıklarını edinmesine maddi destek sağladığı ve bu desteğin kuruluş sermayesi niteliğinde olduğu ileri sürülmüştür. Uyuşmazlık, altsoya sağlanan bu karşılıksız ekonomik desteğin miras paylaşımında denkleştirmeye tabi olup olmadığı ve kazandırmanın miras payına mahsuben yapılmadığının kimin tarafından ispatlanacağı noktasında ortaya çıkmıştır.
Yargıtay, Türk Medeni Kanunu’nun 669/2. maddesi uyarınca altsoya sağlanan kuruluş sermayesinin, mirasbırakan aksini açıkça belirtmediği sürece denkleştirmeye tabi olduğunu kabul etmiştir. Kazandırmadan yararlanan altsoyun, bu kazandırmanın miras payına mahsuben yapılmadığını kanıtlaması gerektiğini belirten Yargıtay, aynen iade veya bedel üzerinden denkleştirme yapılmasına ilişkin esasların gözetilmesi gerektiği gerekçesiyle yerel mahkeme kararını bozmuştur.
- Mirasbırakanın Mirasçısı İçin Karşıladığı Taşınmaz ve İnşaat Giderlerinin Denkleştirilmesi (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 04.02.2014 tarihli ve 2013/19539 E., 2014/1669 K. sayılı kararı)
Somut olayda, mirasbırakanın kızı adına alınan taşınmazın satın alma bedelini ödediği ve taşınmaz üzerine sonradan yapılan üç katın inşaat giderlerini de karşıladığı ileri sürülmüştür. Uyuşmazlık, bu ödemelerin kızın miras payına mahsuben yapılan karşılıksız kazandırmalar olup olmadığı ve denkleştirmede hangi değerlerin dikkate alınacağı noktasında ortaya çıkmıştır.
Yargıtay, davalı mirasçı ve eşinin taşınmazı satın alabilecek ve üzerine üç kat inşa ettirebilecek ekonomik güce sahip olmadığının anlaşılması karşısında, finansmanın mirasbırakan tarafından sağlandığının kabul edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Taşınmaz üçüncü kişiden satın alındığından denkleştirmede taşınmazın kendisinin değil, mirasbırakan tarafından karşılanan satın alma bedeli ile inşaat giderlerinin dikkate alınması gerektiğine karar vererek hükmü bozmuştur.
- Denkleştirme Talebinin Mirasın Paylaşılmasına Kadar İleri Sürülebilmesi (Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, 23.09.2019 tarihli ve 2016/15900 E., 2019/5589 K. sayılı kararı)
Somut olayda, mirasbırakan üçüncü kişiden 53.000 TL bedelle satın aldığı taşınmazı kızı adına tescil ettirmiş, diğer mirasçı ise taşınmazın bedelinin mirasbırakan tarafından ödendiğini ve bu kazandırmanın miras payına mahsuben yapıldığını ileri sürerek denkleştirme talebinde bulunmuştur. Uyuşmazlık, talebin mirasta denkleştirme mi yoksa tenkis kapsamında mı değerlendirilmesi gerektiği ve denkleştirme talebinin hangi aşamaya kadar ileri sürülebileceği konusunda ortaya çıkmıştır.
Yargıtay, mirasta denkleştirme ile tenkisin farklı hukuki kurumlar olduğunu ve denkleştirme talebinin mirasın paylaşılması tamamlanıncaya kadar ileri sürülebileceğini belirterek davanın yalnızca tenkise ilişkin sürenin geçtiği gerekçesiyle reddedilmesini hatalı bulmuştur. Ayrıca kazandırmadan yararlanan mirasçının aynen iade veya bedel üzerinden denkleştirme seçeneklerinden yararlanabileceğini belirterek yerel mahkeme kararını bozmuştur.
Sıkça Sorulan Sorular
Kardeşime Verilen Ev Mirastan Düşülür Mü?
Mirasbırakanın sağlığında çocuklarından birine verdiği ev, somut olayın özelliklerine göre denkleştirmeye tabi olabilir. Özellikle kazandırmanın miras payına mahsuben yapıldığı anlaşılıyorsa, bu kazandırmanın değeri miras paylaşımında dikkate alınabilir. Ancak her ev devri kendiliğinden denkleştirme anlamına gelmez.
Anne veya Babam Kardeşime Para Verdiyse Mirastan Düşülür Mü?
Verilen paranın amacı ve mirasbırakanın iradesi önemlidir. Çocuğa miras payına mahsuben önemli miktarda para verilmişse denkleştirme gündeme gelebilir. Buna karşılık günlük ihtiyaçların karşılanması veya olağan nitelikteki yardımlar her zaman denkleştirmeye tabi değildir.
Babam Kardeşimin Borcunu Ödediyse Bu Para Mirastan Düşülür Mü?
Çocuğun önemli miktardaki borcunun mirasbırakan tarafından karşılanması, karşılıksız bir kazandırma niteliğinde olabilir ve şartları varsa denkleştirmeye tabi tutulabilir. Burada ödemenin niteliği, miktarı ve mirasbırakanın bu ödemeyi hangi amaçla yaptığı değerlendirilir.
Kardeşime İş Kurması İçin Verilen Para Mirastan Düşülür Mü?
Bir çocuğun iş kurabilmesi için yüksek miktarda sermaye sağlanması, diğer mirasçılar bakımından denkleştirme konusu olabilir. Özellikle bu yardımın çocuğun miras payına karşılık olarak verildiği anlaşılabiliyorsa, verilen değer miras paylaşımında hesaba katılabilir.
Kardeşime Verilen Arsa Miras Paylaşımında Hesaba Katılır Mı?
Arsanın hangi amaçla ve hangi koşullarda verildiğine göre sonuç değişebilir. Kazandırma denkleştirmeye tabi ise diğer mirasçıların miras paylaşımında bu kazandırmanın hesaba katılmasını istemesi mümkün olabilir. Ancak yalnızca kardeşe arsa verilmiş olması tek başına denkleştirme sonucunu doğurmaz.
Anne veya Babamın Yaptığı Her Yardım Mirastan Düşülür Mü?
Hayır. Kanunda denkleştirme dışında bırakılan veya niteliği gereği olağan kabul edilen bazı kazandırmalar bulunmaktadır. Eğitim ve öğrenim giderleri, evlenme nedeniyle yapılan bazı yardımlar ve olağan hediyeler, somut olayın koşullarına göre denkleştirme kapsamı dışında kalabilir.
Kardeşime Yapılan Düğün Masrafları Mirastan Düşülür Mü?
Her düğün masrafı kendiliğinden denkleştirmeye tabi değildir. Yapılan yardımın miktarı, ailenin ekonomik durumu ve yardımın olağan olup olmadığı gibi hususlar dikkate alınır. Bu nedenle düğün için yapılan her harcamanın miras payından düşüleceği söylenemez.
Kardeşimin Eğitim Masrafları Mirastan Düşülür Mü?
Kural olarak çocuğun olağan eğitim ve öğrenim giderleri denkleştirme kapsamında değerlendirilmez. Ancak yapılan harcamanın olağan sınırları aşması veya özel koşullar bulunması hâlinde somut olay ayrıca değerlendirilmelidir. Mirasbırakanın aksine bir iradesi de bulunabilir (TMK m. 674).
Kardeşime Verilen Araba Mirastan Düşülür Mü?
Aracın ne amaçla ve hangi koşullarda verildiği önemlidir. Olağan bir hediye niteliğindeki kazandırma ile miras payına mahsuben yapılan yüksek değerli bir kazandırmanın hukuki sonucu aynı olmayabilir.
Babam Kardeşime Ev Verdiyse, Evin Geri Verilmesini İsteyebilir Miyim?
Denkleştirme her zaman malın fiziksel olarak geri verilmesi anlamına gelmez. Denkleştirmenin nasıl gerçekleştirileceği, kazandırmanın niteliğine ve miras paylaşımına göre belirlenir. Bazı durumlarda kazandırılan malın değeri miras payından mahsup edilir.
Yıllar Önce Verilen Para Miras Paylaşımında Nasıl Hesaplanır?
Para şeklindeki kazandırmalarda yalnızca geçmişte verilen miktara bakılması her durumda yeterli olmayabilir. Kazandırmanın yapıldığı tarih, niteliği ve denkleştirme hesabındaki hukuki değerlendirme dikkate alınır. Nakit kazandırmalar bakımından her olayda aynı enflasyon hesabı uygulanmaz; paranın verilme amacı ve hukukî niteliği önem taşır.
Kardeşim Mirası Reddederse Daha Önce Aldığı Ev veya Para Ne Olur?
Mirasın reddedilmesi, daha önce gerçekleştirilen kazandırmaların hukuki durumunun ayrıca değerlendirilmesini gerektirir. Denkleştirme yükümlülüğü bakımından kazandırmanın ne zaman, kime ve hangi amaçla yapıldığı önem taşır.
Kardeşim “Babam Bu Evi Bana Hediye Etti” Diyorsa Ne Olur?
Kazandırmanın gerçekten bir hediye olarak mı yapıldığı, yoksa miras payına mahsuben mi gerçekleştirildiği uyuşmazlığın önemli noktalarından biridir. Tarafların iddiaları yanında mirasbırakanın iradesini gösteren belgeler ve diğer deliller değerlendirilir.
Kardeşim Aldığı Parayı Gizlediyse Bunu Nasıl İspatlayabilirim?
Kazandırmanın varlığını ve niteliğini ortaya koyabilecek banka kayıtları, para transferleri, dekontlar, yazılı belgeler ve diğer hukuka uygun deliller kullanılabilir. Delillerin değerlendirilmesi uyuşmazlığın somut koşullarına göre yapılır.
Kardeşim Aldığı Evi Satmışsa Yine De Denkleştirme Yapılabilir Mi?
Taşınmazın daha sonra üçüncü bir kişiye satılmış olması, daha önce yapılan kazandırmanın denkleştirme bakımından değerlendirilmesine mutlaka engel değildir. Ancak satışın ne zaman ve hangi koşullarda gerçekleştiği ile kazandırmanın hukuki niteliği ayrıca incelenmelidir.
Denkleştirme Yapılınca Kardeşim Aldığı Malı Geri Vermek Zorunda Mı?
Her durumda malın aynen geri verilmesi gerekmez. Denkleştirme, koşullarına göre kazandırılan malın miras payına mahsup edilmesi veya değerinin hesaba katılması şeklinde gerçekleştirilebilir.
Babam Diğer Çocuklarına Hiçbir Şey Vermediyse Bu Durum Önemli Midir?
Mirasbırakanın çocukları arasında yaptığı kazandırmaların niteliği değerlendirilirken tüm miras ilişkisi dikkate alınabilir. Ancak bir çocuğa daha fazla mal verilmiş olması tek başına bu kazandırmanın kesin olarak denkleştirmeye tabi olduğu anlamına gelmez.
Toruna Verilen Ev Veya Para Mirastan Düşülür Mü?
Toruna yapılan kazandırmanın denkleştirme kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği, torunun mirasçılık durumu ve kazandırmanın hangi hukuki koşullarda yapıldığı gibi unsurlara bağlıdır. Bu nedenle çocuklara yapılan kazandırmalar ile torunlara yapılan kazandırmalar aynı şekilde değerlendirilmemelidir.
Mirasta Denkleştirme Davasında Zamanaşımı Süresi Nedir?
Denkleştirme istemi, miras paylaşılmamışsa kural olarak paylaşma tamamlanıncaya kadar ileri sürülebilir. Paylaşma gerçekleştikten sonra ise Yargıtay uygulamasında paylaşma tarihinden itibaren on yıllık zamanaşımı süresi kabul edilir. Somut olayda paylaşmanın ne zaman tamamlandığı ve zamanaşımı savunması değerlendirilmelidir.
Mirasta Denkleştirme İle Tenkis Davası Aynı Şey Mi?
Hayır. Mirasta denkleştirme ile tenkis farklı hukuki kurumlardır. Denkleştirmede temel olarak mirasçılar arasında miras paylarının dengelenmesi ve belirli kazandırmaların miras paylaşımında hesaba katılması söz konusuyken, tenkiste saklı payların ihlal edilip edilmediği önem taşır.
Mirasta Denkleştirme İle Muris Muvazaası Aynı Dava Mı?
Hayır. Muris muvazaasında mirasbırakanın yaptığı işlemin görünürdeki niteliği ile gerçek iradesinin farklı olması ve mirasçılardan mal kaçırma amacı gibi hususlar gündeme gelir. Denkleştirme ise mirasçılar arasındaki kazandırmaların miras paylaşımında hesaba katılmasıyla ilgilidir.
Kardeşime Verilen Ev Nedeniyle Hakkımın Yendiğini Düşünüyorsam Hangi Davayı Açabilirim?
Bunun cevabı yalnızca “ev verildi” bilgisine göre belirlenemez. Kazandırmanın mirasbırakan hayattayken hangi amaçla yapıldığı, tapuda işlemin nasıl gerçekleştirildiği, mirasbırakanın iradesi, saklı payların etkilenip etkilenmediği ve işlemin gerçek niteliği incelenerek denkleştirme, tenkis veya muris muvazaası gibi farklı hukuki yolların gündeme gelip gelmeyeceği belirlenmelidir.














