Türkiye’de aile hukuku alanında uzun yıllardır hem hukuki hem de toplumsal düzeyde tartışılan en kritik başlıklardan biri olan süresiz yoksulluk nafakası konusunda Anayasa Mahkemesi (AYM) tarihi bir iptal kararına imza attı. Türk Medeni Kanunu’nda yer alan ve boşanma neticesinde kusuru daha ağır olmamak şartıyla eşlerden birinin diğerinden ömür boyu nafaka talep edebilmesine olanak tanıyan yasal dayanak, temel anayasal ilkelere aykırı bulunarak yürürlükten kaldırıldı.
Resmi Gazete’de yayımlanarak duyurulan bu gelişme, devam eden boşanma davalarını yürüten taraflardan halen nafaka ödeyen ya da alan yüz binlerce kişiye kadar geniş bir kesimi doğrudan ilgilendiriyor. Kararın getirdiği yenilikleri, hukuki temellerini ve bundan sonraki süreçte tarafları nelerin beklediğini tüm ayrıntılarıyla inceledik. Peki, süresiz nafaka kararı iptal edildi. Peki neden? Detaylar içeriğimizde.
İçindekiler
Süresiz Nafaka Nedir?
Yoksulluk nafakası, evliliğin sona ermesiyle birlikte ekonomik dengesi sarsılan ve yoksulluğa düşme tehlikesi bulunan tarafın korunmasını amaçlayan bir aile hukuku müessesesidir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesi, boşanma nedeniyle geçim sıkıntısına düşecek eşin, kusurunun diğer eşten daha ağır olmaması koşuluyla karşı tarafın mali gücü oranında nafaka isteyebileceğini ve bu talebin kanunen “süresiz olarak” yapılabileceğini hükme bağlamaktaydı.
Eski yasal çerçeveye göre, mahkemece hükmedilen nafakanın sona ermesi oldukça sınırlı ve ispatı güç özel koşullara tabi tutulmuştu. Bu durum uygulamada, çok kısa süren evliliklerde dahi yükümlülüğün fiilen ömür boyu sürmesine zemin hazırlamaktaydı:
- Nafaka alan tarafın resmi olarak yeniden evlenmesi durumunda nafaka kendiliğinden kalkıyordu.
- Taraflardan birinin vefatı halinde nafaka borcu son buluyordu.
- Alacaklının evliymiş gibi fiilen bir başkasıyla yaşaması halinde mahkeme kararıyla iptal edilebiliyordu.
- Yoksulluk durumunun tamamen ortadan kalktığının kanıtlanması veya haysiyetsiz bir hayat sürülmesi durumunda yargı kararıyla nafaka kesilebiliyordu.
Sayılan bu istisnai durumlar yargılama yoluyla ispat edilip hükme bağlanmadığı müddetçe nafaka borçlusu, karşı tarafın mali bakımını hayatı boyunca üstlenmek mecburiyetinde kalıyordu. Bu mekanizma zaman içinde tarafların yeni bir hayat kurmasını zorlaştıran kronik bir ihtilaf alanına dönüştü.
Aile ve Boşanma Hukuku alanında merak ettiğiniz diğer konular hakkında da bilgi sahibi olmak isterseniz ilgili kategorimize göz atabilirsiniz.

Süresiz Nafaka Neden İptal Edildi?
Anayasa Mahkemesi, önüne gelen somut uyuşmazlık kapsamında Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde yer alan “süresiz olarak” ibaresini anayasal güvencelerle bağdaşmadığı gerekçesiyle iptal etti. Yüksek Mahkeme incelemesinde; evlilik birliğinin fiilen ve hukuken sona ermiş olmasına rağmen bir bireyin ömür boyu diğerine ekonomik yönden bağlı tutulmasının hem adalet hem de ölçülülük sınırlarını aştığı kanaatine vardı.
Mahkemenin iptal kararında öne çıkardığı temel gerekçeler ve hukuki değerlendirmeler üç ana başlık altında toplandı:
- Ölçülülük ve Hakkaniyet Dengesi: Evliliğin birkaç gün, birkaç ay ya da uzun yıllar sürmüş olması arasında hiçbir ayrım gözetmeksizin aynı kuralın uygulanmasının borçlu üzerinde orantısız ve taşınamaz bir külfet oluşturduğu vurgulandı.
- Hakime Somut Olayı Değerlendirme Alanı Tanınması: Nafaka süresinin kanun metniyle baştan ve değişmez bir şekilde “süresiz” tayin edilmesinin yanlış olduğu; her boşanma davasında sürenin eşlerin yaşı, evlilik süresi, mesleki durumu ve iş gücüne katılım imkânı gibi dinamiklere göre hâkim tarafından takdir edilmesi gerektiği kaydedildi.
- Ömür Boyu Nafakanın Yasal Dayanağı: İstisnai olarak hangi ağır koşullarda nafakanın ömür boyu devam edebileceğinin kanun koyucu tarafından sınırları net çizilmiş açık bir kurala bağlanması gerektiği ifade edildi.
Bu gerekçeler ışığında Anayasa Mahkemesi, kanunun mevcut lafzının bireylerin ekonomik ve kişisel özgürlük alanını zedelediğini, tarafların yeni bir başlangıç yapabilme hakkını sınırlandırdığını karara bağladı.
Nafaka Türleri hakkında daha detaylı bilgi almak isterseniz ilgili içeriğimize göz atabilirsiniz.
Süresiz Nafaka İptal Edilince Ne Olacak?
İptal kararının açıklanmasıyla birlikte uygulamada bir kargaşa yaşanmaması ve hak kayıplarının önüne geçilmesi amacıyla özel bir geçiş prosedürü öngörüldü. Kanun koyucuya yeni sistemi kurması için makul bir zaman aralığı bırakılırken, mevcut sürecin işleyişi şu aşamalara bağlandı:
- Karar Hemen Yürürlüğe Girmeyecek: Anayasa Mahkemesi, hukuk sisteminde aniden bir yasal boşluk oluşmasını ve nafaka alacaklılarının korumasız kalmasını engellemek amacıyla kararın Resmi Gazete’de yayımlandığı tarihten itibaren 9 ay sonra yürürlüğe girmesine hükmetti.
- TBMM Yeni Yasal Düzenlemeyi Hazırlayacak: Tanınan 9 aylık sürede Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), AYM’nin iptal gerekçelerine uygun düşecek yeni kuralları ve kriterleri kanunlaştıracak.
- Süreyi Hâkim Belirleyecek: Yeni sistemde hâkimler, boşanma davalarında nafakayı toptan “süresiz” olarak belirlemek yerine davanın özelliklerine göre somut bir süre tayin edecek.
Böylece 9 aylık geçiş dönemi boyunca hem adli mekanizma mevcut davalarda kanuni boşlukla karşılaşmayacak hem de yasama organı toplumsal dengeyi gözeten adil bir model oluşturma fırsatı bulacak.
Karar Mevcut (Ödenmekte Olan) Nafakaları Etkiler Mi?
Anayasa yargısının temel prensiplerinden biri gereğince, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları kural olarak geriye yürümez. Dolayısıyla mahkemeler tarafından geçmişte verilmiş ve kesinleşmiş nafaka kararları, bu iptal hükmüyle birlikte anında ortadan kalkmaz ya da kendiliğinden sona ermez. Halihazırda nafaka ödeyen veya alan vatandaşların hukuki durumuna ilişkin belirleyici faktörler şunlardır:
- Mevcut İlamlar Geçerliliğini Koruyor: Halen ödenmekte olan yoksulluk nafakaları, TBMM tarafından yeni bir kanun çıkarılana veya ilgili kararlara dair intikal maddeleri yürürlüğe girene kadar aynen ödenmeye devam edecektir.
- Geçiş Maddeleri Belirleyici Olacak: TBMM’nin 9 aylık zaman zarfında çıkaracağı yeni kanunun geçiş hükümleri (intikal maddeleri), daha önce bağlanmış süresiz nafakalar için süre sınırı getirilip getirilemeyeceğini veya borçlulara uyarlama davası açma hakkı tanınıp tanınmayacağını netleştirecektir.
- Yeni Başlayan Davalar: Kararın yürürlüğe gireceği tarihten sonra veya Meclis’in çıkaracağı yeni düzenlemeyle birlikte karara bağlanacak boşanma dosyalarında artık doğrudan “süresiz” nafaka kararı verilemeyecektir.
Bu nedenle mevcut nafaka borçlularının ödemelerini tek taraflı olarak kesmeleri icra takibi ve yasal yaptırımlarla karşılaşmalarına yol açabilir; sürecin Meclis’ten çıkacak nihai kanun doğrultusunda takip edilmesi gerekmektedir.

Yeni Dönemde Nafaka Sistemi Nasıl Şekillenecek?
Anayasa Mahkemesi’nin çizdiği çerçeve doğrultusunda, TBMM Adalet Komisyonu ve ilgili bakanlıkların üzerinde çalışması beklenen yeni nafaka modeli hem borçlunun haklarını gözeten hem de yoksulluğa düşen tarafı mağdur etmeyen dengeli bir yapı hedeflemektedir. Önümüzdeki süreçte yasalaşması muhtemel düzenlemenin ana hatları şu başlıklar etrafında toplanmaktadır:
- Kademeli ve Süreli Nafaka: Evlilik süresine paralel kademeli bir üst süre sınırının getirilmesi (örneğin kısa süreli evlilikler için belirli bir tavan süre, uzun süren evlilikler için daha geniş bir zaman dilimi).
- İstisnai Haller İçin Ömür Boyu Koruma: Yaşı ilerlemiş, ağır sağlık problemleri veya engeli sebebiyle yeniden iş hayatına atılması fiilen imkânsız olan kişiler için açık yasal kriterlerle sürekli nafakanın istisna olarak korunması.
- Sosyal Güvenlik ve Devlet Desteği: Belirlenen nafaka süresi sona erdiğinde hâlâ kendi geçimini sağlayamayacak durumda olan yoksul bireyler için sosyal yardım, meslek edindirme ve istihdam desteklerinin devreye sokulması.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi’nin süresiz nafakaya dair kararı, tarafların ömür boyu adli ve mali bir bağla birbirine mahkûm edilmesini engelleyen ve somut olayın özelliklerine göre adil sürelerin tayin edilmesini zorunlu kılan yeni bir dönemin kapısını aralamıştır. Gözler şimdi 9 aylık süre zarfında Meclis’in hayata geçireceği yeni yasal düzenlemeye çevrilmiş durumdadır.














