Yoksulluk nafakasının toptan ya da irat biçiminde ödenebilmesine karar verilebilmesi için, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile ödeme gücü ve isteklerinin göz önünde bulundurulması gerekir.

 

Yoksulluk nafakasının toptan ya da irat biçiminde ödenebilmesine karar verilebilmesi için, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile ödeme gücü ve isteklerinin göz önünde bulundurulması gerekir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

Esas No: 2022/11344
Karar No: 2023/727
Karar Tarihi: 23.02.2023

Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince her iki boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kısmen kaldırılarak bu yönlerden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince her iki boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kısmen kaldırılarak bu yönlerden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı- karşı davalı erkek vekili dava ve karşı davaya cevap dilekçesinde özetle; kadının annesi ve dayısının sürekli hakaret ve tehdit ettiğini, baskı uyguladığını, kadının sürekli gezmelere çıktığını, eşine haber vermediğini, yalanlar söylediğini, sözleşmeli erbaş başvurusu yapması için baskı yaptıklarını, müvekkilinin *** de Hatay’da eğitime başladığı halde kadının eşiyle gelmek istemeyip kendi ailesinin yanında Kadınhanında kaldığını, kadın ve ailesinin kadının üzerine Kadınhanında kadının ailesinin evine yakın yerde ev aldırmak için baskı uyguladıklarını, kadının bu konuda tehdit ettiğini, ailesinin sözü ile hareket ettiğini, erkeğin sosyal medya hesabını kullanarak ondan izinsiz paylaşımlar yaptığını, kadının dayısının kızı P. E’nin “Kocası adam çıkmadığından adam aranıyor halamın kızına.” şeklinde yazı paylaştığını, güven konusunda şüpheli davranışlar sergilediğini, sosyal medyada uygunsuz paylaşımlarda bulunduğunu, sürekli hakaret ettiğini, sürekli tehdit ettiğini, kadının ailesinin kadını alıp götürdüğünü, kadının dayısının hakaret ettiğini, şiddet uyguladığını, çocuğu göstermediğini, erkeğin Konya ilinde ayrı ev açmak istemesine rağmen kadının bunu kabul etmeyerek ailesi ile Kadınhanında yaşamak istediğini, tüm bu nedenlerle tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 162 nci maddesi ve 166 ncı maddeleri gereğince boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin babaya verilmesine olmadığı taktirde ortak velâyete, müvekkili lehine 50.000,00 TL maddî ve 50.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı- karşı davacı kadın vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; erkeğin bağımsız konut sağlamadığını, erkeğin ailesiyle tartışması sonrasında erkeğin anne ve kardeşlerinin kadını suçlayarak üzerine yürüdüklerini ailesinin evden kovduğunu, erkek ve ailesinin kadını köyde yaşaması konusunda zorladığını, baskı uyguladığını, evden çıkmasına izin vermediklerini, erkeğin ailesinin kadını suçladıklarını, sürekli hakaret ettiğini, sürekli tehdit ettiğini, kadını zorla evden çıkarmaya çalıştığını, hakaret ve tehdit ettiğini, kadının dayısının aracına bilerek çarptığını, kadının instagram şifresini değiştirerek kullandığını, erkeğin babasının kadını istemediğini, kürtaj olmasını söylediğini, sezeryanla doğum için muvafakat vermesi konusunda hastaneye gitmediğini, doğuma gelmediğini, arayıp sormadığını, eş ve çocuğun sağlığı ve ihtiyaçlarıyla ilgilenmediğini, sözleşmeli erbaşlık eğitimini yarıda bırakarak 18.02.2021 günü geri geldiğini, evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle tarafların boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin anneye verilmesine, çocuk için aylık 1.000,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, müvekkili lehine aylık 1.200,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, yasal faiziyle birlikte 100.000,00 TL maddî ve 100.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; erkeğin, kadın doğum yaparken arandığı halde doğuma gelmediği, kadını zorla kendi babasının evine götürmek istediği, hamile iken onu sürüklediği, “Seni öldürürüm, kalk.” diyerek kadını tehdit ettiği, bağımsız bir konut açmadığı; kadının ise ortak çocuğu babasına göstermek istemediği, sürekli Kadınhanı ilçesinden ev alınmasını istediği ve erkeği “Zeka seviyeni herkes anlamış ve çok iyi oynatıyorlar seni.” diyerek aşağıladığı, boşanmaya neden olan olaylarda erkeğin ağır, kadının ise az kusurlu olduğu gerekçesiyle asıl davanın ve karşı davanın kabulü ile tarafların 4721 sayılı Kanun’un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince boşanmalarına, tarafların kusur derecesi, ekonomik ve sosyal durumları ile hakkaniyet ilkesi dikkate alınarak kadın lehine 18.000,00 TL maddî ve 15.000,00 TL manevî tazminata, kadın için dava tarihinden karar tarihine kadar aylık 350,00 TL tedbir nafakası taktirine, karar tarihinden itibaren aylık 550,00 TL’ye yükseltilmesine, tarafların kusurları, ekonomik ve sosyal durumları, kadının geliri olmadığı ve boşanmakla yoksulluğa düşeceği gerekçesiyle kadın lehine aylık 550,00 TL yoksulluk nafakasına, yaşı itibariyle bir yetişkine tam bağımlı, anne sütü aldığı, anne yanında bakım ve gözetiminin tam ve eksiksiz yerine getirildiği göz önüne alınarak ortak çocuğun velâyetinin anneye verilmesine, baba ile kişisel ilişki tesisine, çocuk için takdir edilen aylık 300,00 TL tedbir nafakasının karar tarihi itibarıyla aylık 550,00 TL’ye yükseltilmesine ve çocuk lehine aylık 550,00 TL iştirak nafakasına, erkeğin maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.

ÖNERİLEN MAKALE :  “Allah belasını versin” sözleri tanrısal ceza dileme, beddua anlamında olup, hakaret ve aşağılamadan bahsedilemez.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı-karşı davalı erkek vekili istinaf dilekçesinde özetle; kadının, bağımsız konut talebinden ziyade ailesinin yanında kendi adına kayıtlı ev alınması talebi olduğunu, bağımsız konut temin etmeme kusurunun erkeğe yüklenemeyeceğini, konut alınmayınca kadının evi terk ettiğini, kadının erkeğin görev yaptığı yere gelmediğini, evlilik birliğinin sarsılmasında kadının tam kusurlu olduğunu, müvekkilinin kusurunun olmadığını, erkeğin 4721 sayılı Kanun’un 162 nci maddesine dayalı olarak da boşanma talebi olduğu halde bu hususta hüküm kurulmadığı, nafakaların ve tazminatların reddi gerektiği, aksi takdirde miktarlarının azaltılması ve nafakalar yönünden evlilik bir yıldan az sürmüş olup tek seferde/toptan nafakaya hükmedilmesi gerektiğini, erkek lehine tazminatlara hükmedilmesi gerektiği, velâyetin babaya verilmesi aksi takdirde ortak velâyete karar verilmesi gerektiğini belirterek 162 nci maddeye dayalı dava nedeniyle hüküm kurulmaması, kadının davasının kabulü, kusur belirlemesi, velâyet, nafakalar ve tazminatlar yönünden istinaf yoluna başvurmuştur.

2.Davalı-karşı davacı kadın vekili istinaf dilekçesinde özetle; erkeğin tam kusurlu olduğunu, nafakaların ve tazminatların miktarının az olduğunu belirterek, erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, nafakaların ve tazminatların miktarı yönünden istinaf yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kaçarak evlenen tarafların yedi ay erkeğin ailesi ile birlikte yaşadıktan sonra kadının ailesinin yazlık evinde kaldıkları, bu nedenle erkeğe bağımsız konut temin etmediğinden bahisle verilen kusurun hatalı olduğu, erkeğe verilen diğer kusurların sabit olduğu, erkeğin, kadına hakaretler ettiğinin delil dilekçesi ekinde sunulan mesajlarla sabit olduğu halde bu hususta erkeğe kusur verilmemesinin hatalı olduğu, erkeğin başkaca kusurunun ispatlanamadığı, kadına verilen kusurların sabit olduğu, kadının başkaca kusurunun ispatlanamadığı, kadının dayısının kızının sosyal medya hesabından paylaştığı yazının davalı kadının yönlendirmesi ve bilgisi dahilinde yazıldığının ispatlanamaması karşısında bu hususta kadına kusur verilmemesinin doğru olduğu gerekçesiyle tarafların kusura ilişkin istinaf taleplerinin kısmen kabulüne, asıl davada 4721 sayılı Kanun’un 162 nci maddesine dayalı boşanma talebi hakkında herhangi bir hüküm kurulmamasının hatalı olduğu, ilgili maddeye ilişkin koşullar oluşmadığından bu nedene dayalı boşanma talebinin reddine, ayrılık döneminde çocuğun doğması, o tarihten beridir çocuğun anne yanında yaşaması, uzman raporunda velâyetin anneye verilmesinin belirtilmesi, çocuğun yaşının küçük olması, anne bakım ve şefkatine muhtaç yaşta olması ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında velâyetin anneye verilmesinin ve ortak velâyet şartları oluşmadığından bu yönde karar verilmemesinin doğru olduğu anlaşıldığından erkeğin velâyete yönelik istinaf talebinin reddine, kadın lehine nafaka ve tazminata hükmedilmesinin ve miktarlarının da dosya kapsamına, usul ve kanuna uygun olduğuna, kadının tazminatlara faiz talebi olduğu halde faize karar verilmemesinin hatalı olduğu gerekçesiyle kadın lehine hükmedilen tazminatlara boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren yasal faiz işletilmesine, ağır kusurlu erkek lehine maddî ve manevî tazminat verilmemesinin doğru ve yerinde olduğu gerekçesiyle erkeğin bu yöne ilişkin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

ÖNERİLEN MAKALE :  BİLİRKİŞİ ÜCRETİNİN KESİN SÜREDEN SONRA YATIRILMASI

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı-karşı davalı erkek vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçe
ile hüküm kısmı arasında çelişki olduğunu, kusur belirlemesi ile kadın lehine nafakalara ve tazminatlara hükmedilmesinin hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte kısa süren evlilikte nafakanın toptan şekilde hükmedilmesi hususunun dikkate alınmadığını da belirterek istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle 4721 sayılı Kanun’un 162 nci maddesine dayalı davasının reddi, kadının davasının kabulü, kusur belirlemesi, velâyet, nafakalar ve tazminatlar yönünden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı- karşı davacı kadın vekili temyiz dilekçesinde özetle; erkeğin tam kusurlu olduğunu belirterek erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, tazminatların ve nafakaların miktarı yönünden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasında evlilik birliğini temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte geçimsizlik olup olmadığı, var ise kusurun kimden kaynaklandığı, boşanma davalarının kabulü ile kadın lehine nafaka, maddî ve manevî tazminat verilmesi şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği, velâyete ilişkin karar ile nafaka ve tazminat miktarlarının dosya kapsamına uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi, 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 162 nci maddesi, 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 175 inci ve 176 ncı maddeleri, 330 uncu ve 336 ncı maddeleri; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci ve 371 inci maddeleri; Türk Borçlar Kanunu’nun 50 inci ve 51 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile
uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Somut uyuşmazlıkta, Bölge Adliye Mahkemesince kadının tazminatlara faiz talebi olduğu halde faize karar verilmemesinin hatalı olduğu gerekçesiyle kadın lehine hükmedilen tazminatlara boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmiş ise de, 6100 sayılı Kanun’ un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (2) nci alt bendi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf edilen bu hususla ilgili yeniden esas hakkında infazı kabil hüküm kurulması gerekirken, kanunun açık hükmüne aykırı olacak şekilde kadın yararına takdir edilen tazminatlara yasal faiz işletilmesine, denilip sadece düzeltilmesine karar verilen kısımla ilgili hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

3.Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. Yoksulluk nafakasının toptan ya da irat biçiminde ödenebilmesine karar verilebilmesi için, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile ödeme gücü ve isteklerinin göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır. 4721 sayılı Kanun’un 176 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca yasal olarak yoksulluk nafakasının, toptan veya durumun gereklerine göre aylık irat biçiminde ödenmesine karar verilebilir. Toplanan delillerden boşanmaya sebep olan olaylarda davalı- karşı davacı kadının daha ağır kusurlu olmadığı, her hangi bir geliri ve mal varlığının bulunmadığı, boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği gerçekleşmiş ise de tarafların ekonomik ve sosyal durumları, evlilikte geçen süre ve yaşları ve bu hususun istinaf sebebi yapıldığı da dikkate alındığında kadın yararına 4721 sayılı Kanun’un 176 ncı maddesinin birinci fıkrası nazara alınarak, hakimin takdir yetkisi çerçevesinde yoksulluk nafakası yönünden bir defaya mahsus olmak üzere “Toptan ödeme” yönünde karar verilip verilemeyeceği hususu değerlendirilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kadın lehine hükmedilen maddî ve manevî tazminat ile faiz hükmü, yoksulluk nafakası yönlerinden BOZULMASINA,

2.Yukarıda (1) numaralı paragrafta belirtildiği üzere taraf vekillerinin sair temyiz tirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

23.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.


 

Avukat Burak Temizer- Burak Temizer Hukuk Bürosu- Nişantaşı Şişli İstanbul

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir