Yalan Tanıklık Suçu

Yalan Tanıklık Suçu

Bu yazıda yalan tanıklık suçunu detaylı olarak inceleyeceğiz. Tanık beyanı, hem hukuk davaları hem de ceza davalarında kullanılan bir delil türüdür. Tanıklık bir kamu görevi sayılır. Bir mahkeme sürecine tanık olarak katılan kimse, doğruyu beyan etmekle yükümlüdür. Tanığın yalan beyanda bulunması hukuk mahkemelerinde kişilerin hak kayıplarına yol açabilecekken; ceza davalarında ise sanığın haksız yere hapis cezasına mahkum olmasını veya ceza alması gereken sanığın bu tanık beyanıyla beraat etmesi söz konusu olabilecektir. İşte bu yüzden tanıklar gerçeği beyan etmelidirler. Tanıkların gerçeği beyan etmeleri de yalan tanıklık olarak suç olarak kabul edilmiştir.

Tanık Kimdir?

Tanıklar davanın tarafı değillerdir. Dava konusu olay hakkında bilgisi olan kişidir. Ceza davaları bakımından da suç konusu olayı beş duyu organıyla bizzat algılayan kişidir. Tanıklar, şahitlik ettikleri olayı yetkili makamın önünde anlatarak gerçeğin ortaya çıkarılması bakımından mahkemelere yardımcı olurlar. Tanık beyanları, delildir ve bu kapsamda değerlendirilir.

Tanıkları Kim Dinler?

Tanıklar, soruşturma evresinde cumhuriyet savcıları tarafından; kovuşturma evresinde ise yani duruşmaların yapıldığı aşamda ise hakim tarafından dinlenirler. Unutulmamalıdır ki, suçun soruşturulması aşamasında kolluk görevileri tarafından olayı gören kişilere sorulan sorular tanık beyanı olarak değerlendirilemez. Bu kişilerin verdikleri beyanlar, eğer hakları da bildirilmişse, ifade alma kapsamında değerlendirilir.

Yalan Tanıklık (Şahitlik) Yapmak Suç Mu?

Türk Ceza Kanunu’nun Adliyeye Karşı Suçlar başlığını düzenleyen ikinci bölümünün 272. Maddesinde yalan tanıklık suçu düzenlenmiştir.

TCK m.272’ye göre; Hukuka aykırı bir fiil nedeniyle başlatılan bir soruşturma kapsamında tanık dinlemeye yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapan kimseye, dört aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.

Mahkeme huzurunda ya da yemin ettirerek tanık dinlemeye kanunen yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.

Dolayısıyla yalan tanıklık yapmak, hürriyeti bağlayıcı hapis cezasını gerektiren bir suçtur

Yalan Tanıklık Suçunun Oluşması İçin gereken Şartlar Nelerdir?

Yalan tanıklık suçu aşağıdaki hareketlerin yapılması ile gerçekleşebilir:

  • Gerçek duruma aykırı tanıklık yapmak
  • Yargılanan suç hakkında kasıtlı olarak gerçeğe hilaf beyanda bulunmak
  • Yalan söylemek
  • Gerçek durumu bildiği halde inkar etmek
  • Beş duyu organıyla algıladığı olay hakkındaki görgüsünü tamamen veya kısen saklamak.

Tanığın Verdiği Her Yanlış Bilgi Yalan Tanıklık Suçunun Kapsamına girer Mi?

Hayır, tanığın vermiş olduğu bilginin yanlış çıkması kişinin doğrudan yalan tanıklık suçunu işlediğini göstermez.

Tanıklar gördükleri olayların ağırlıkları da değerlendirildiğinde o anın vermiş olduğu panik ve stres altında her zaman doğruyu hatırlayamayabilirler.  Örnek olarak vahşi bir insan öldürme suçuna tanıklık yapan kişi, olayı gördüğü anda yaşadığı korku, panik ve heyecan dolayısıyla olayları yanlış hatırlayabilmektedir.

Tanıkların, olayı gördükleri şekilde nasıl gördülerlerse o şekilde anlatmaları yalan tanıklık olarak nitelendirilemez.

Tanıkların verdikleri beyanların kimi yerde çelişkili olması da yalan tanıklık kapsamında değerlendirilemeyecektir. Dediğimiz gibi tanıklar, olaya ilişkin bazı detayları zaman geçtikçe hatırlayabilir ve bu yeni detayların beyan edilmesi önceki beyanlarla çelişkili sonuç doğurabilir.

Tanıkların verdikleri beyanların yanlış olması halinde onları yalan tanıklık suçu işlediklerinden dolayı soruşturmaya tabi tutmak, kişileri tanıklık yapmaktan çekinir hale getirecektir.

Bu sebeplerden ötürü, yalan tanıklık suçunun oluşması için tanığın bilinçli,  kasıtlı ve özelli olarak yalan beyanda bulunması gerekmektedir.

Yalan Tanıklık Cezası

Yalan Tanıklık Suçunun Cezası Nedir?

Yalan tanıklık suçunu düzenleyen Türk Ceza Kanunu’nun 272. Maddesi birden fazla hali düzenlemiştir.

  • Hukuka aykırı bir fiil nedeniyle başlatılan bir soruşturma kapsamında tanık dinlemeye yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapan kimseye, dört aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir. (TCK m.271/1)

Dolayısıyla henüz kamu davası açılmamışken; soruşturma aşamasında iken cumhuriyet savcısı tarafından yapılan tanıklıkta gerçeğe aykırı beyanda bulunan tanığa dört aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.

  • Mahkeme huzurunda ya da yemin ettirerek tanık dinlemeye kanunen yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir. (TCK m.272/2)

Artık kamu davası açılmış ve söz konusu suç mahkemeye intikal edilmiştir. Artık tanığı dinleyeme yetkili makam hakim veya mahkemedir. Mahkeme tarafından dinlenen tanık, gerçeğe aykırı yalan beyanda bulunursa artık verilecek ceza bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıdır.

Görülüyor ki Türk Ceza Kanunu, soruşturma evresinde ve kovuşturma evresinde yapılan yalan tanıklık fiiline farklı sonuçlar bağlanmıştır. Bunun gerekçesi olarak da soruşturma evresinde henüz suç araştırılamaktadır. Cumhuriyet savcısı, yaptığı araştırmalar sonucunda bir iddianame hazırlayacaktır. Ancak mahkeme, Cumhuriyet Savsınının hazırladığı iddianame ile bağlı değildir. Bu sebepten ötürü, mahkeme önünde yapılan yalan tanıklık daha ağır bir cezaya bağlanmıştır.

  • Üç yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bir suçun soruşturma veya kovuşturması kapsamında yalan tanıklık yapan kişi hakkında iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (TCK m.272/30

Bu hükümle kanun koyucu, eğer işlenen suç üç yıldan daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suç söz konusu ise bu suçun soruşturulması veya kovuşturulmasında yapılan yalan tanıklığa iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası öngörmüştür.

Göründüğü üzere söz konusu suç için öngörülen ceza miktarı arttıkça; bu suça ilişkin yapılan yalan tanıklık için öngörülen ceza miktarı da artmaktadır.

Yalan Tanıklık Suçunda Cezayı Arttıran Haller Nelerdir?

  • Türk Ceza Kanunu’nun 272. Maddesinin 4. Fıkrasına göre; Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişi ile ilgili olarak gözaltına alma ve tutuklama dışında başka bir koruma tedbiri uygulanmışsa, yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olması koşuluyla, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

Aleyhine yalan tanıklık yapılan kişi hakkında gözaltı ve tutuklama dışında bir koruma tedbiri uygulanmışsa (mesela adli kontrol, arama, iletişimin denetlenmesi vs.) yalan tanıklık eden kişiye verilecek olan ceza yarı oranında arttırılır.

Cezanın arttırılması için söz konusu suçu işleyen ve aleyhine tanıklık eden kişi hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiş olması gerekir.

Bu hükmün amacı; eğer asıl fail tutuklanmadan ve gözaltına alınmadan hakkında başka bir koruma tedbirine hükmedilmişse, bunun üstüne de daha sonra bu suçtan beraat etmiş veya kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar almışsa yalan tanıklık yapan kişiye verilecek cezanın arttırılmasıdır.

Çünkü burada yalan tanıklık yapan kişi, yalan tanıklık yapması vasıtasıyla başka bir kişi hakkında tutuklama ve gözaltına alınması hariç koruma tedbiri uygulanmasına sebep olmuştur.

  • Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişinin gözaltına alınması veya tutuklanması halinde; yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olması koşuluyla; yalan tanıklık yapan kişi, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere göre dolaylı fail olarak sorumlu tutulur. (TCK m.272/5)

Bu hüküm ise daha ağır bir yaptırımı öngörmektedir. Aleyhine yalan tanıklık yapılan kişi eğer bu söz konusu fiil dolayısıyla tutuklanmış veya gözaltına alınmışsa ve buna rağmen sonrasında beraat kararı almış veya kovuşturmaya yer olmadığı kararı almışsa artık yalan tanıklık yapan kişi kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçununun dolaylı faili olur.

Çünkü bu durumda yalan tanıklık yapan kişi, söz konusu işlemediği sonradan tespit edilen kişinin tutuklanmasına veya gözaltına alınmasına sebep olmuştur. Bu sebepten ötürü, gerçekten de dolaylı olarak, yalan tanıklık ederek kişinin hürriyetinden yoksun kalmasına sebep olmuştur. Dolayısıyla yalan tanıklık suçuna ek olarak bir de kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçundan dolayı sorumlu olacaktır. 

  • Aleyhine tanıklıkta bulunulan kimsenin ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezasına  hükmolunur. (TCK m.272/6)

Bu durumda, yalan tanıklık yapan kişi, aleyhine tanıklık yaptığı kişinin ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, yani ceza sistemimizdeki en ağır cezaya hükmedilmesine sebep olmuştur. Yalan beyanla bir kişinin ağıtlaştırılmış müebbet almasına sebep olmuşsa; artık yalan tanıklık yapan kişi yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezası verilir.   

  • Aleyhine tanıklıkta bulunulan kimsenin mahkûm olduğu hapis cezasının infazına başlanmış ise, altıncı fıkraya göre verilecek ceza yarısı kadar artırılır. (TCK m.272/7)

Yalan beyanla bir kişinin ağıtlaştırılmış müebbet almasına sebep olmuşsa ve bu cezanın infazına başlanmışsa yani kişi ceza infaz kurumuna sevk edilmişse artık yalan tanıklık yapan kişiye verilecek olan yirmi yıldan otuz yıla kadar olan hapis cezası da yarısı oranında arttırılır.

  • Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişi hakkında hapis cezası dışında adlî veya idari bir yaptırım uygulanmışsa; yalan tanıklıkta bulunan kişi, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (TCK m.272/8)

Buradaki durumda ise aleyhine yalan tanıklıkta bulunulan kişi aleyhine hem hapis cezası hem de adli veya idari başkaca bir yaptırıma hükmedilmiş olabilir. (Mesela adli veya idari para cezası gibi.) Bu halde de yalan tanıklık yapan kişiye verilecek ceza üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasıdır.

Yalan Tanık Suçunda Şahsi Cezasızlık veya Cezanın Azaltılmasını Gerektiren Haller Nelerdir?

Türk Ceza Kanunu’nun 273. Maddesi cezayı azaltan haller veya cezayı tamamen kaldıran halleri düzenlemiştir.

  • Kişinin Kendisinin, üstsoy, altsoy, eş veya kardeşinin soruşturma ve kovuşturmaya uğramasına neden olabilecek bir hususla ilgili olarak yalan tanıklıkta bulunması halinde verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir. (TCK m.273/1-a)

Bu cezayı indiren veya cezayı indiren halin düzenlenmesinin amacı; kişinin kendisini veya yakınlarını suçlamama hakkının bir görünüşüdür.

Kanun koyucu kişinin kendisini, annesini babasını, büyükannesini büyükbabasını, çocuklarını, torunlarını, eşinin veya kardeşinin bir ceza soruşturması veya kovuşturmaya uğramasının neden olabileceği hallerde yalan tanıklıkta ceza indirilebilir veya ceza verilmeyebilir.

Örnek olarak; kişinin tanıklık yapması halinde çocuğu hakkında kamu davası açılacak ve cezaya hükmedilecekse kanun koyucu burada kişiden doğru beyanda bulunmasını zaten beklememektedir. Çünkü insanlar çocuklarını, annelerini, babalarını, eşini gibi yakınlarını korumak için doğruyu söylememe eğilimindedirler.

  • Kişinin tanıklıktan çekinme imkanı olmasına rağmen, bu çekinme hakkı kendisine bildirilmemişse ve bu kişi de gerçeğe aykırı tanıklık yaparsa verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir. (TCK m.273/1-b)

Tanıklıktan çekinme hakkına sahip olanlar Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 45. Maddesinde düzenlenmiştir.  Şüpheli veya sanığın nişanlısı,  Evlilik bağı kalmasa bile şüpheli veya sanığın eşi, Şüpheli veya sanığın kan hısımlığından veya kayın hısımlığından üstsoy veya altsoyu, Şüpheli veya sanığın üçüncü derece dahil kan veya ikinci derece dahil kayın hısımları, Şüpheli veya sanıkla aralarında evlâtlık bağı bulunanlar tanıklıktan çekinebilecektir.

Bu hüküm daha geniş çevrede yakınları düzenlemektedir. Dolayısıyla tanıklıktan çekinme hakkına sahip olan bu kişiler, tanıklıktan çekinme hakları bildirilmemişse ve bu kişiler yalan tanıklık yapmışlarsa, tanıklıktan çekinme hakkınsa sahip olan bu kişilere verilecek ceza indirilebileceği gibi ceza verilmekten vazgeçilebilir.

Unutulmamalıdır ki; eğer bu kişilere tanıklıktan çekinme hakları bildirilmesine rağmen tanıklıktan çekilmedilerse, artık gerçeği beyan etmek zorundadırlar. Yine de gerçeğe aykırı olarak yalan tanıklık yapmışlarsa söz konusu ceza indirimi veya cezasızlıktan yararlanamayacaklardır.

  • Türk Ceza Kanunu’nun 273/2’ye göre ise, cezayı indiren veya cezasızlığa sebep olma halleri, özel hukuk uyuşmazlıklarında yapılan yalan tanıklık hallerinde uygulanmamaktadır. (TCK m.273/2)

Bu cezanının indirilmesi veya cezasızlık sebebi sadece ceza davalarında uygulanır. Çünkü ceza davalarında kişilerin yakınları bir hapis cezasıyla cezalandırılma ihtimali bulunmaktadır.

Dolayısıyla, bir özel hukuk uyuşmazlığında mesela; çekişmeli boşanma davalarında veya alacak davalarında kişiler sevdiklerini korumak için yalan tanıklık yaparlarsa, yalan tanıklık yapma suçundan yargılanacaklardır. Artık bu halde cezada indirim veya cezasızlık söz konusu olamaz.

Yalan Tanıklık Suçunda Etkin Pişmanlık

Yalan Tanıklık Suçunda Etkin Pişmanlık Hükümleri Uygulanabilir mi?

Türk Ceza Kanunu’nun 274. Maddesinde yalan tanıklık suçundan dolayı etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma imkanı hüküm altına alınmıştır. İlgili maddeye göre;

  • Aleyhine tanıklık yapılan kişi hakkında bir hak kısıtlamasını veya yoksunluğunu sonuçlayacak nitelikte karar verilmeden veya hükümden önce gerçeğin söylenmesi halinde, cezaya hükmolunmaz. (TCK m.274/1)

Yalan tanıklık yapan kişi, aleyhinde yalan tanıklık yaptığı kişi hakkında herhangi bir hak kısıtlamasına yol açabilecek nitelikte bir verilmeden önce veya bu ceza hükmü açıklanmadan önce gerçeği söylerse yalan tanıklık yapan kişiye ceza verilmez.

Burada hem karar verilmeden hem de hüküm açıklanmadan gerçek açıklandığı için yalan tanıklık yapan kişiye hiç ceza verilmez.

Bu durumda hakimin takdir yetkisi yoktur. Gerçeği açıklayan tanık hakkında ceza vermemek zorundadır.

  • Aleyhine tanıklık yapılan kişi hakkında bir hak kısıtlamasını veya yoksunluğunu sonuçlayacak nitelikte karar verildikten sonra ve fakat hükümden önce gerçeğin söylenmesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisinden yarısına kadarı indirilebilir. (TCK m.274/2)

Bu hükümde düzenlenen durum ise mahkemenin kişi hakkında hak yoksunluğunu içeren kararı vermesinden sonra ancak bu ceza hükmünün açıklanmasından önce eğer yalan tanıklık yapan kişi gerçeği açıklarsa, hakkında verilecek olan hapis cezası üçte ikisinden yarısına kadar indirilebilir.

Bu durumda hakimin takdir yetkisi vardır. Hakim gerçeği sonradan açıklayan tanığa indirim yapılıp yapılmayacağını ve indirim yapılacaksa da indirimin oranına karar verir.

  • Aleyhine tanıklık yapılan kişi hakkında verilen mahkûmiyet kararı kesinleşmeden önce gerçeğin söylenmesi halinde, verilecek cezanın yarısından üçte birine kadarı indirilebilir. (TCK m.274/3)

Bu durumda artık kişi hakkında mahkumiyet hükmü verilmiş ancak henüz kesinleşmemişse, bu arada yalan tanıklık yapan kişi gerçeği beyan ederse; yalan tanıklık yapan kişiye verilecek ceza üçte birine kadarı indirilebilir.

Bu durumda hakimin takdir yetkisi vardır. Hakim gerçeği sonradan açıklayan tanığa indirim yapılıp yapılmayacağını ve indirim yapılacaksa da indirimin oranına karar verir.

Yalan Tanıklık Suçunda Şikayet Süresi Var Mı?

Yalan tanıklık suçu, şikayete tabi suçlar arasında yer almamaktadır. Dolayısıyla aleyhine yalan tanıklık yapılan kişi şikayet etmese dahi bu suç Cumhuriyet savcılığı tarafından resen soruşturulur. Bu suçtan dolayı mağdur olan kişi şikayet etmese dahi kamu davası açılacaktır.

Yalan Tanıklık Suçunda Zamanaşımı Süresi Ne Kadardır?

Yalan tanıklık suçu bakımından dava zamanaşımı süresi, yani savcının soruşturma başlatması 8 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Dolayısıyla Cumhuriyet Savcısı, yalan tanıklık suçunun işlendiğini öğrendiğinden itibaren 8 yıl içerisinde gerekli soruşturmayı başlatmalıdır.

Sonuç

Yalan tanıklık, maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasını sağlamak amacıyla adliyeye karşı işlenen bir suç olarak kanunda kabul edilmiştir. Bunun sonucu olarak da bu suça hürriyeti bağlayıcı hapis cezaları öngörülmüştür. Hangi beyanın yalan tanıklık kapsamına gireceğinin takdiri hakime bağlı olduğundan hakimi ikna etmek bu hususta önem arz etmektedir. Özellikle cezasızlık, indirimin ve etkin pişmanlığın detaylıca düzenlendiği bu suç bakımından cezasızlık sonucuna ulaşmak için alanında uzman hukukçu kadrosuyla Burak Temizer Hukuk Bürosundan profesyonel hukuki yardım alınmasını tavsiye ederiz.

Burak Temizer Hukuk Bürosu