Silah Kaçakçılığı ve Silah Ticareti Suçu

SİLAH KAÇAKÇILIĞI VE SİLAH TİCARETİ SUÇU

Silah kaçakçılığı ve ticareti suçu 6136 sayılı kanunda ele alınmaktadır. Kanun koyucu bu kanunda her türlü ateşli silahı ve mühimmatını suç konusu dahiline almaktadır. Silah kaçakçılığı suçunda ruhsat bulunmamaktadır. Kaçak silahlar ve ticareti yapılmaktadır. Ruhsatsız silah taşıma, bulundurma suçuyla ilgili makalemizi okuyabilirsiniz.
Silah kaçakçılığı ve ticareti suçuyla ilgili kanun metnini inceleyecek olursak,

6136 Sayılı Kanun Madde 12:

Her kim, bu kanunun şumulüne giren ateşli silahlarla bunlara ait mermileri memlekete sokar, sokmaya teşebbüs eder veya bunların memlekete sokulmasına tavassut eder veya bunları 3763,4374 ve 5591 sayılı kanunların hükümleri dışında memlekette imal eder veya bu suretle memlekete sokulmuş veya memlekette imal edilmiş olan ateşli silahları bir yerden diğer bir yere nakleder veya yollar veya nakletmeye bilerek tavassut ederse Ceza Kanununda daha ağır hükümler mevcut olmadığı takdirde bir yıldan üç yıla kadar hapis olunur ve 500 liradan 5.000 liraya kadar ağır para cezası alınır.

Her kim, bu kanunun şümulüne giren ateşli silahlarla bunlara ait mermileri memlekete sokar, sokmaya teşebbüs eder veya bunların memlekete sokulmasına tavassut eder veya bunları 3763 ve 5591 sayılı kanunların hükümleri dışında memlekete imal eder veya bu suretle memlekete sokulmuş veya memlekette imal edilmiş olan ateşli silahları veya mermileri bir yerden diğer bir yere nakleder veya yollar veya nakletmeye bilerek tavassut ederse iki yıldan dört yıla kadar hapsolunur ve 1.000 liradan 10.000 liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılır.
Birinci fıkradaki fiilleri ika etmek maksadı ile teşekkül vücuda getirenlerle, idare edenler veya teşekküle mensup olanlar tarafından sözü geçen fıkrada yazılı suçlar işlenirse failler hakkında yedi yıldan onbeş yıla kadar ağır hapis cezası hükmolunur.

İkinci fıkradaki hal dışında iki veya daha fazla kimselerin toplu olarak birinci fıkrada yazılı suçları işlemeleri halinde beş yıldan on yıla kadar ağır hapis cezası hükmolunur.
Birinci fıkradaki eylemleri işlemek amacıyla teşekkül kuranlarla, yönetenler veya teşekküle mensup olanlar tarafından sözü geçen fıkrada yazılı suçlar işlenirse failler hakkında on yıldan onbeş yıla kadar ağır hapis ve ellibin liradan yüzbin liraya kadar ağır para cezası hükmolunur.

Ateşli silahın; tüfek veya seri ateşli kısa sürede çok sayıda ve etkili biçimde mermi atabilen otomatik veya dürbünlü tüfek veya tabancalar veya bu fıkrada sayılanların benzerleri olması ya da bu niteliği taşımayan ateşli silahlar veya her türlü mermilerin miktar bakımından vahim olması halinde yukarıdaki fıkralarda yazılı cezalar yarı oranında artırılarak hükmolunur.

Silah Kaçakçılığı Suçu:

Silah kaçakçılığı suçunun oluşmasında failin herhangi bir özelliği bulunmamaktadır. Bu suç herkes tarafından işlenebileceği için fail herkes olabilmektedir. Silah kaçakçılığı suçunun meydana gelebilmesi için memleket sınırları içerisine ateşli silahların illegal bir şekilde sokulması, sokulmaya teşebbüs edilmesi veya sokmaya çalışan kimselere aracılık sağlanması durumu gereklidir. Silah kaçakçılığı suçunda anlaşılacağı üzere suçun tamamlanmasına gerek bulunmamaktadır.

Mühimmat Kaçakçılığı Suçu:

Mühimmat kaçakçılığı suçunda kast edilen mühimmat sadece mermi değildir. Mühimmat olarak ele alınan kavramlar arasında bombalar gibi ateşli silahlar da mevcuttur. Suçun isminin silah kaçakçılığı olması mühimmatın ayrı olduğu anlamına gelmemektedir. Örneğin memleket sınırları içerisine mermi, bomba vs. sokmak da aynı suç kapsamına girmektedir. Aynı şekilde teşebbüs edilmesi ve aracılık edilmesi halinde de suç gerçekleşmiş sayılır ve aynı oranda cezaya hükmolunur.

Mühimmat Kaçakçılığı Suçu

Silah veya Mühimmat İmal Etme Suçu:

5201 sayılı kanun silah veya mühimmat imal etme suçu işlenmektedir. Memleket sınırları içerisine sokmak olarak kaçakçılık düşünülebilmektedir. Kanun maddesinde söylendiği üzere ülke sınırları içerisinde silah veya mühimmat imal etme suçu da 6136 sayılı kanun kapsamına girmektedir. Ülke sınırları içerisinde silah, mermi, bomba vs. üretilmesi durumunda bu suç işlenmektedir. Teşebbüs aşamasında kalması veya aracılık edilmesi de bu suç kapsamının içinde değerlendirilmektedir.

Silah Ticareti Suçu:

Silah ticareti suçunun tanımı basitçe yapılacak olursa bu kanun maddesinde bulunan suçun işlenebilmesi için yasadışı yollarla memleket sınırlarına sokulan silah veya mühimmatın satılması ticaretinin yapılmasıdır. Bu silahları ve mühimmatları satmak amacıyla üzerinde bulundurmak veya bu silah ve mühimmatların satılmasına aracılık etmek de bu suçun kapsamına girmektedir.

Silah Nakletme Suçu:

İllegal yollarla ülkeye sokulan silahları ve mühimmatları veya ülke sınırları içerisinde üretilmiş olan silah ve mühimmatı nakletmek yani taşımasını yapmak bir noktadan başka bir noktaya ulaştırmak veya bu ulaşıma aracı olmak da 6136 sayılı kanunun 12. Maddesine göre aynı suçu teşkil etmektedir.

SİLAH KAÇAKÇILIĞI VEYA SİLAH TİCARETİ SUÇUNDA CEZAYI ARTIRAN HALLER NELERDİR?

Silah kaçakçılığı veya ticareti suçunda fail için herhangi bir özellik aranmasa bile kişi sayısının değişmesi ve silah sayısı ile niteliği bu suç açısından önem arz etmektedir.

Kişi sayısı bu suç bakımından ceza oranını artırmaktadır. Kanun maddesinin üçüncü fıkrasında dile getirildiği üzere iki veya daha fazla kimsenin toplu olarak bu suçu işlemesi halinde ceza oranında artırıma gidilmektedir.

Burada kişi sayısının iki veya daha fazla kişi olması iki farklı şekilde değerlendirilmelidir. Bu suç iki veya daha fazla kişi tarafından iştirak halinde işlenebileceği gibi örgütlü biçimde de işlenebilmektedir.

Suç Örgütü:

En az üç kişinin bir araya suç işleme amacıyla gelmesi, suç işleme amacıyla bir araya gelmiş olmaları, sürekli bir biçimde toplu olarak hareket ediyor olmaları ve aralarında bir hiyerarşi ilişkisinin bulunması gerekmektedir. Sayılan şartlarla bir araya gelen bir grup kimse suç örgütü oluşturmuş sayılmaktadır. Suçun bu örgüt tarafından işlenmesi ise örgütlü silah kaçakçılığı suçunu oluşturmaktadır.

Türk ceza kanununda örgüt kurma suçu ele alınmaktadır. Türk Ceza Kanunu madde 220 incelendiğinde silahlı örgütler hakkında ayrıca maddeler bulunmaktadır. Silah kaçakçılığı veya ticareti suçunu işleyen örgüt mensuplarının silah taşıma olasılığı yüksek olduğundan bu maddelere de dikkat edilmelidir.

TCK m.220:

(3) Örgütün silahlı olması halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza dörtte birinden yarısında kadar artırılır.
(4) Örgütün faaliyetleri çerçevesinde suç işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan da cezaya hükmolunur.
(7) Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi, örgüt üyesi olarak cezalandırılır. Örgüt üyeliğinden dolayı verilecek ceza, yapılan yardımın niteliğine göre üçte birine kadar indirilebilir.

Kanun maddesinin yedinci fıkrasında dikkat edilmesi gereken husus ise kanun koyucunun 6136 sayılı kanunda aracılık edilmesinin de aynı suçu teşkil ettiğini belirtmesidir. Silah kaçakçılığı veya ticareti suçunu işleyen bir örgüte aracılık etmek örgüt mensubu olunmasa dahi örgüt üyesi gibiymişçesine cezaya hükmolunma sebebidir. Aynı şekilde ülke içinde üretilen veya mühimmat sayılan diğer maddeler için de aynı hükümler geçerlidir

Silah kaçakçılığı veya ticareti suçunda bu suçun oluşması için failde silahları ve mühimmatları yayma ve tehlikeyi artırma amacı aranmaktadır. Bu suçu işleyen kimsenin tanıdıklarına silah temin etmiş olması bu suçu oluşturmamaktadır. Failde silahı yayma ve tehlikeyi çoğaltma amacı bulunmalıdır.

Bahsettiğimiz üzere bu suçun oluşabilmesi için suça konu olan silah veya mühimmatın ruhsatının bulunmaması gerekmektedir. Ruhsatı bulunan silahlarda bu hareketlerin işlenmesi halinde silah kaçakçılığı suçu oluşmamaktadır. Ruhsatsız silah bulundurma suçuyla ilgili makalemizi okuyabilirsiniz.

Silah veya mühimmatların ülkeye illegal yollardan sokulması gerekmektedir. Hava, kara veya deniz yoluyla işlenmiş olması önem arz etmemektedir.

SİLAH KAÇAKÇILIĞI VEYA SİLAH TİCARETİ SUÇUNDA SİLAHIN NİTELİĞİ VE SAYISI ÖNEMLİ MİDİR?

SİLAH KAÇAKÇILIĞI VEYA SİLAH TİCARETİ SUÇUNDA SİLAHIN NİTELİĞİ VE SAYISI ÖNEMLİ MİDİR?

Silahların sayı ve nitelik bakımından suça etkisi bulunmaktadır. Silahın nitelikli olması ne anlama gelmektedir.
Nitelikli silah: Ateşli silahın seri ateşli kısa sürede çok sayıda ve etkili biçimde mermi atabilen tam otomatik veya dürbünlü tabanca veya benzerleri veya tüfek olması silahın nitelikli olduğu anlamına gelmektedir. Silah kaçakçılığı veya ticareti suçuna konu olan silahın bu nitelikte olması silah sayısına bakılmaksızın failin cezasını artırıcı niteliktedir.

ÖNERİLEN MAKALE :  ŞANTAJ SUÇU NEDİR? NELER ŞANTAJ SAYILIR? ŞANTAJ SUÇUNUN CEZASI NE KADAR 2024? 

Niteliksiz silahlar ise nitelikli sayılan silahlar dışında kalan silahlardır. Silah kaçakçılığı veya ticareti suçunda her olayın kendi özelliklerine göre silahın vehamet sayısı değişiklik göstermektedir. Niteliksiz silahın suça konu olması durumunda sayısı vehamet içeren bir durumdaysa failin cezasını artırıcı bir nitelik ortaya çıkmaktadır. Nitelikli silahlarda da karşımıza sayı bakımından vehamet içermesi çıkmaktadır. Tahmin edileceği üzere nitelikli silahlarda vehamet içeren sayı niteliksiz silahlara göre daha azdır. Her olayın kendi oluşumuna göre vehamet sayısı belirlenmektedir.

Yargıtay kararları incelendiği zaman karşımıza niteliksiz silahlarda vehamet içeren silah sayısının 20, nitelikli silahlarda ise 10 olduğu karşımıza çıkmaktadır.

HER TÜRLÜ SİLAH, SİLAH KAÇAKÇILIĞI VEYA SİLAH TİCARETİ SUÇUNU OLUŞTURMAKTA MIDIR?

Her türlü silah, silah kaçakçılığı veya ticareti suçunu oluşturmamaktadır. 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun bazı silahları ve aletleri suç kapsamı dışında tutmaktadır.
• Yalnız sporda kullanılan yivli ateşsiz silahlar ve mermileri ile yivsiz tüfekler ve mermileri
• Ev gereçleri
• Tababet, sanayi, tarım, spor için kullanılan aletler
• Bir meslek veya sanatın icrası gereği bıçak, şiş, raspa ve benzerleri
• Antika olan ateşli silahlarla bıçakların izin vesikalarıyla beraber satışı serbesttir.
Kanun koyucu bu sayılan silahların silah kaçakçılığı veya ticareti suçunu oluşturmayacağını belirtmektedir. Örneğin eskrim sporuna ait olan kılıçlar, mutfak bıçakları gibi aletler bu suçu oluşturmamaktadır.

SİLAH KAÇAKÇILIĞI VEYA SİLAH TİCARETİ SUÇU HERHANGİ BİR ZAMANAŞIMINA TABİ MİDİR?

Silah kaçakçılığı veya ticareti suçu şikayete tabi suçlar arasında değildir. Şikayete tabi olmayan suçlar savcılık tarafından re’sen soruşturulmaktadır. Bu yüzden şikayete tabi olmayan suçlarda dava zamanaşımı karşımıza çıkmaktadır. Dava zamanaşımı süresi silah kaçakçılığı veya ticareti suçunda 15 yıldır. Suçun işlenmesinin ardından herhangi bir dava açılmamış veya açılmış dava kanuni süre içerisinde sonuca varmamış ise 15 yıl geçmesi durumunda suç dava zamanaşımına tabi olacaktır.

KARDEŞİME YURT DIŞINDAN BİR SİLAH GETİRDİM ve SATTIM, SİLAH KAÇAKÇILIĞI VEYA SİLAH TİCARETİ SUÇU MU İŞLEDİM?

Kardeşinize veya herhangi bir tanışık olduğunuz kimseye silah getirip satmanız durumunda kanun koyucunun aramış olduğu silahı ve tehlikeyi yayma amacı gütmediğiniz ortadadır. Böyle bir durumda silah kaçakçılığı veya ticareti suçunu işlemiş olmamaktasınız. Silahın nitelikli veya niteliksiz olması da bu bakımdan önem arz etmemektedir. Amacınızın ve kastınızın silahı yayma ve tehlikeyi yayma olmaması gerekmektedir.

SİLAH KAÇAKÇILIĞI VE SİLAH TİCARET SUÇUNDA GÖREVLİ MAHKEME HANGİSİDİR?

Silah kaçakçılığı ve ticareti suçunda görevli mahkeme Ağır Ceza Mahkemesidir.

PARA KAZANMAK İÇİN, ÖRGÜTÜN SİLAHLARINI NAKLETTİM ÖRGÜT MENSUBU SAYILIR MIYIM?

Örgüt oluşumunun oluşması için şartları yukarıda saymıştık. Bu şartlardan birisi de süreklilik arz etmesidir. Bir kimsenin örgüt mensubu sayılabilmesi için sürekli olarak o örgütte faaliyette hiyerarşide bulunması gerekmektedir fakat kanun maddesi gereği örgüt üyeliği cezası alınmaktadır. Bu durumda örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmiş olmanız önem arz etmektedir. Ayrıca silah kaçakçılığı suçunu da işlemiş sayılmaktasınız. Kanun maddesinde nakletmek, aracı olmak da bu suçu oluşturmaktadır. Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi, örgüt üyesi olarak cezalandırılır. Örgüt üyeliğinden dolayı verilecek ceza, yapılan yardımın niteliğine göre üçte birine kadar indirilebilir.

SİLAH KAÇAKÇILIĞI VEYA SİLAH TİCARETİ SUÇU ŞİKAYETE TABİ SUÇLARDAN MIDIR?

Silah kaçakçılığı veya silah ticareti suçu şikayete tabi suçlardan değildir. Savcılık tarafından resen soruşturulan bir suç tipidir.

SİLAH KAÇAKÇILIĞI VEYA SİLAH TİCARETİ SUÇUNDA ADLİ PARA CEZASINA ÇEVİRME MÜMKÜN MÜDÜR?

Adli para cezası, kısa süreli hapis cezalarında somut olayın şartlarına ve failde aranan birtakım şartlara göre uygun bulunması halinde hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesidir. Silah kaçakçılığı veya silah ticareti suçunda adli para cezasına çevrilebilir mi sorusunun cevabı hayırdır.

Silah Kaçakçılığı Suçu Yargıtay Kararları

SİLAH KAÇAKÇILIĞI VE SİLAH TİCARETİ SUÇU YARGITAY KARARI

Ceza Genel Kurulu 2009/8-102 E., 2009/199 K.
• SİLAH KAÇAKÇILIĞI
• TOPLU SİLAH TİCARETİ YAPMAK
• 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 54 ]
• 5728 S. TEMEL CEZA KANUNLARINA UYUM AMACIYLA ÇEŞİTLİ KA… [ Madde 155 ]
• 6136 S. ATEŞLİ SİLAHLAR VE BIÇAKLAR İLE DİĞER ALETLER H… [ Madde 12 ]

Toplu silah ticareti yapma suçundan sanıkların 6136 sayılı Yasanın 12/2-4-son, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 15’er yıl hapis ve 675’er Lira adli para cezası ile cezalandırılmalarına ilişkin, Ş…… Ağır Ceza Mahkemesince verilen 11.03.2008 gün ve 793-71 sayılı hüküm re’sen temyize tâbi olmasının yanında, sanıklar müdafiileri tarafından da temyiz edilmekle dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 23.12.2008 gün ve 13478-14653 sayı ile;

“…Sanıklar M……. A…… İ……, L…… İ……. ve M……. E……. D……. hakkında kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde;

Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen kanıtlara, mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine göre suçun kanıtlanmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, bu hususlara yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir; ancak,

Oluşa, iletişimin tespiti, teknik takip tutanaklarına ve tüm dosya içeriğine göre; sanıkların suça konu silahları kişisel ihtiyaçları için aldıklarına ilişkin savunmalarının aksine toplu olarak satmak amacıyla edindikleri veya bu amaçla bulundurduklarına ilişkin mahkûmiyetlerine yeterli, kesin ve inandırıcı kanıt bulunmadığı, eylemlerinin 6136 sayılı Yasanın 13/2. madde ve fıkrası kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,

3-Uygulamaya göre de;

08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 155. maddesiyle değişik 6136 sayılı Yasanın 12. maddesinde müsadere hükmü bulunmadığı, bu hususa ilişkin kararın genel hükümlere göre verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi”

” isabetsizliğinden bozulmuştur.

Ş…… Ağır Ceza Mahkemesince 26.02.2009 gün ve 75-90 sayı ile;

“6136 sayılı Yasanın 1979 yılında 2249 sayılı Yasa ile değiştirilen 12/1. maddesinde, sadece bu kanun kapsamına giren ateşli silahlarla bunlara ait mermilerin ülkeye sokulması, sokulmaya kalkışılması, bu eylemlere aracılık edilmesi, ülkede yapılmış ya da ülkeye sokulmuş bu tür silahları satması veya satmaya aracılık edilmesi değil, yukarıdaki amaçlarla ev veya iş yerinde bulundurması da cezalandırılmıştır. Kısacası, maddenin önlemek istediği, ateşli silahların ülke içinde yayılarak, ateşli silahlardan kaynaklanan tehlikenin çoğalmasının önüne geçmektir. Özellikle, yukarıda ayrıntısı açıklanan Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararında belirtildiği gibi, elindeki ateşli silahları ticari bir amaç gütmeksizin birden fazla kişiye veren kişinin eylemi, silahların yayılmasını sağlayarak, tehlikeyi çoğalttığından, 6136 sayılı Yasanın 12/1. maddesindeki suçu oluşturur.

Mahkememiz kararını bozan Yargıtay 8. Ceza Dairesi ilamında, sanıklar M…… A……, L….ve M….. E….’in kastının 6136 Sayılı Yasanın 12/1. maddesindeki suçu işlemek olmadığı belirtilmiştir. Sanıkların, somut olayda kastlarını belirlemek için, dış dünyaya yansıyan somut davranışları ile dosyadaki yine somut olgu ve belgelerin değerlendirilmesi gerekmektedir. Sanıklar M…..A…… ve L…… İ….. aşamalarda maddi durumlarının çok iyi olduğunu ifade etmişler, bu durumu belgelemek için sahibi oldukları Bellisan Şirketine ait ortak durumunu gösteren Ticaret Sicil Gazetesi ve gazete kupürlerini sunmuşlardır. Mahkememizce, adı geçen sanıkların maddi durumlarının, çok iyi olduğu bir olgu olarak kabul edilmiştir.

Ancak, bu olgunun kabulü, sanıkların ele geçirdikleri silahları yayma kasıtlarının olmadığı sonucuna götürmez. Eğer, sanıklar bireysel anlamda silaha gereksinim duyuyorlar ise, bozulan kararımızda da belirttiğimiz gibi, yasal yollardan silah edinmelerine hiç bir engel yoktur. Nitekim, kendilerinin de beyan ettiği gibi, fabrikalarında birçok ruhsatlı tabanca ve AK-47 Kalaşnikof ve G-1 gibi uzun namlulu tüfekler bulunmaktadır. Sanıklar aynı zamanda, koruculuk ile uğraşan bir aileden geldiklerinden, bu uğraşıları gereği, rahatlıkla silah da edinebilirler. Dosyadaki, silah bulundurma ve taşıma ruhsat suretlerinden, mensubu oldukları aileden S….. İ…., M…… Ş….. İ…., K…… İ……, H…… İ……, M…. İ….., N….. İ……, Ş…….İ…..’ın çeşitli çapta Beretta, Smith Wesson, Browning, Sarsılmaz, Kaleşnikof, G-1 ve Sig- Sauer marka silahlara sahip oldukları anlaşılmaktadır.

Aynı sanıklar, fabrikalarında da bir adet kaleşnikof ile beş adet tabancanın ruhsatlı olarak bulunduğunu belirtmişlerdir. Bu durumda, sanıkların kişisel olarak herhangi bir ateşli silaha gereksinim duydukları söylenemez. Hele ki, suça konu silahlar 6136 Sayılı Yasanın 4. maddesindeki vahim nitelikli, saldırı amacıyla kullanabilen tam otomatik tüfek ve tam otomatik tabancalar ise bu gereksinimin haklılığından söz etmek mümkün değildir. Öte yandan sanıklar barut ya da altın üreten bir sanayi tesisine değil, un fabrikasına sahiptirler.

İşyerlerinin çok sayıda ve ağır silahla korunması gereği de bulunmamaktadır. Diğer yandan, suça konu yedi adet tam otomatik tüfeğin, sanıklardan hangisinin kişisel gereksinimi için alındığı da tartışma konusudur. Silahları teslim alan ve taşıyan, sanık M… E…… D…..’un bu silahlara bireysel olarak gereksinim duymadığı, ‘

‘Bu işi üç-beş kuruş kazanmak amacıyla’ yaptığı kendi anlatımları ile sabit olduğu gibi, adı geçen sanığın maddi olarak da bu silahları temin etmesi mümkün değildir. Zira silahları taşıdığı çantanın Silopi’den satın alınırken parasını diğer iki sanık verdiği gibi, Kızıltepe’ye otobüsle gidişteki yol parasını da aynı sanıklar karşılamışlardır. Bu oluş içinde sanık M….. E…. D…..’un görevi sadece suça konu silahları taşıyarak, diğer iki sanığı tehlikeye atmaksızın, onlara Kızıltepe’de teslim etmekten ibarettir.

Böylelikle sanık M….. E….. D…..’un eylemi, silahları kişisel gereksinim için edinme değil, silahları bir yerden diğer bir yere taşıyarak silahları alanlar kısmındaki topluluğa iştirak etmek şeklinde gerçekleşmiştir. Dolayısı ile Özel Dairenin suçun niteliğine ilişkin kabulü doğru ise, yedi adet silah M….. A….. İ….. ile L…. İ…….’ın bireysel ihtiyacı için satın alınmıştır. Bu kadar yüksek sayıda ve vahim nitelikte silahların, bireysel gereksinim için alındığını kabul etmek, silahların getiriliş şekli de dikkate alındığında, 6136 sayılı Yasanın 12/1. maddesinin, tarihsel süreç içindeki değişiklik gerekçesine ve uygulamadaki kabul edilen amacına tamamen terstir.

Böyle bir kabul, bireylerin kişisel gereksinimlerinin çok ötesinde, aşırı derecede silahlanmalarının önünü açarak 6136 sayılı Yasanın 12/1. maddesini işlevsiz hale getirecektir. Bu halde kamu otoritesinin varlığından ve aynı zamanda devamından da bahsetmek imkânsız bir hale gelebilir. Tüm bunların dışında, yukarıda tamamı yer alan ve duruşmada sanıklar tarafından doğrulanan telefon görüşmelerinin içeriğinden, sanıklar M…….İ….. ve L…… İ……’ın, bireysel gereksinimleri için ‘

‘çift kulaklı’ olarak nitelendirilen, çift emniyete sahip birer adet tabanca almak istedikleri, yakalanan yedi adet otomatik tüfeğin bu nitelikte olmadığı, ancak bu tüfekleri de sanıkların sipariş ettikleri, zira konuşmalarda açıkça ‘yedi torba’ dan söz edildiği, bunun ise yedi adet silaha karşılık geldiği anlaşılmaktadır. Sanıklar, M…….A…… İ…… ve L…… İ……’ın, ‘

‘maddi durumlarının oldukça iyi olduğu, silah satmaya ihtiyaçla¬

¬rının olmadığı’ yönündeki savunmaları doğru kabul edilse dahi, sanıklar L……. ve A….’ın suça konu 7 adet vahim nitelikteki silahı kişisel ihtiyaç dışında başka bir amaçla istediklerinin de tartışmasız olduğu, sanıkların silah sahipliği yönünden dosyaya yansıyan durumları ve silahların sayı ve nitelikleri itibariyle ‘

‘bireysel gereksinim’ kavramının dışında kaldığı dikkate alındığında, silahları üçüncü şahıslara vermek, böylece vahim nitelikli silahlarla tehlikeyi yayarak çoğaltmak kasıtlarının var olduğunun kabulü gerekmektedir…

…” şeklindeki kabulle direnilmiş, zoralım konusundaki bozmaya ise 5237 sayılı TCY’nın 54/4. maddesi uygulanmak suretiyle uyulmuştur.

Re’sen temyize tabi olan bu hükmün de sanıklar müdafiileri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay C. Başsavcılığının 26.04.2009 gün ve 101052 sayılı bozma istekli tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

Sanıklar M……E……D……, L…… İ…… ve M….. A…… İ…….’ın toplu olarak silah ticareti yapma suçundan 6136 sayılı Yasanın 12/2-4-son, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 15’er yıl hapis ve 675’er Lira adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar verilen somut olayda Yargıtay Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanıkların suçlarının nitelendirilmesine ilişkindir.

Ancak, incelenen dosya içeriğine göre;

Yerel mahkeme, sanık M…… E…… D……’un bozmadan sonra 26.02.2009 tarihli oturumda; “

“yakalanan malın kendisine ait olduğunu, diğer sanıklar M……A…… İ…… ve L…… İ…… ile ilgisi olmadığını, yakalanmasaydı Kızıltepe’de silahları veren kişinin kendisini karşılayacağını, ayrıca silahları nakletmesi karşılığında da 3-5 kuruş para vereceğini, yaptığından dolayı pişman olduğunu belirtmiştir”

” şeklindeki anlatımlarını gerekçesinde yazdıktan sonra, gerekçeli kararın kabul kısmında dayandığı kanıtları sayarken; “

“sanık M……. E……’in aşamalardaki kaçamaklı kabulleri, özellikle bozma sonrasındaki 26.02.2009 tarihli oturumdaki anlatımı dikkate alındığında…

…” demek suretiyle bu beyanları da direnme kararına esas almıştır.

Bunun dışında yerel mahkeme ilk hükmünde eylemi “

“Sanıklar M……A….. İ……., L…… İ……. ve M…… E…… D……’un üzerine atılı toplu silah kaçakçılığı suçunu (sanıkların her üçünün de alıcı kısmında yer alarak topluluk oluşturmak sureti ile) işledikleri”

” kabulüne yer vermesine karşın direnme kararında; “

“M……E…… D…….’un eylemi, silahları kişisel gereksinim için edinme değil, silahları bir yerden diğer bir yere taşıyarak silahları alanlar kısmındaki topluluğa iştirak etmek şeklinde gerçekleşmiştir…”

” şeklinde yeni ve farklı bir biçimde kabul etmiştir.

Ceza Genel Kurulunun süreklilik kazanmış uygulamalarına göre, şeklen ısrar kararı verilmiş olsa dahi;

a) Bozma kararı doğrultusunda işlem yapmak,

b) Bozma kararında tartışılması gereken hususları tartışmak,

c) Bozma sonrasında yapılan araştırmaya, incelemeye, toplanan yeni kanıtlara dayanmak,

d) İlk kararda yer almayan ve daire denetiminden geçmemiş bulunan yeni ve değişik gerekçelerle hüküm kurmak, Suretiyle verilen hüküm, özde direnme kararı olmayıp bozmaya eylemli uyma sonucu verilen yeni bir hükümdür. Bu nitelikteki bir hükmün temyiz edilmesi halinde ise incelemenin Yargıtay’ın ilgili dairesi tarafından yapılması gerekir.

Yerel mahkeme, bozma kararından sonra 26.02.2009 tarihli oturumda sanık M…… E…….D……..’un; “

“yakalanan mal benim malımdır, diğer sanıklar M……..A…… İ…… ve L…….. İ…….. ile ilgisi yoktur, ben otobüste yakalandım. Kızıltepe’de silahları veren kişi gelip beni karşılayacaktı, nakletmem karşılığında da 3-5 kuruş para verecekti”

” şeklindeki beyanlarını hükmüne dayanak almış ve ilk hükmündeki kabulü “

“M……..E……. D…….’un eylemi, silahları kişisel gereksinim için edinme değil, silahları bir yerden diğer bir yere taşıyarak silahları alanlar kısmındaki topluluğa iştirak etmek şeklinde gerçekleşmiştir…”

” biçiminde değiştirmiştir. Bu hususların Özel Dairece incelenmemiş olması karşısında, konunun ilk kez Ceza Genel Kurulunca incelenmesi olanaklı görülmediğinden, hükmün Özel Dairece incelenmesi gerekmektedir.

Bu itibarla, direnme kararı olmayıp “

“yeni hüküm”

” niteliğindeki hükmün, temyiz davasına bakmakla görevli olan Özel Dairece incelenmesi gerekeceğinden, dosyanın Yargıtay 8. Ceza Dairesine gönderilmesine karar verilmelidir.

SONUÇ:

Açıklanan nedenlerle;

Ş…….. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 26.02.2008 gün ve 75-90 sayılı kararı yeni hüküm niteliğinde olduğundan, dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.07.2009 günü yapılan müzakerede oybirliği ile karar verildi.

SİLAH KAÇAKÇILIĞI VE SİLAH TİCARETİ SUÇUNDA HUKUKİ YARDIMIN ÖNEMİ

Avukatlar herkes için ve her zaman vardır. Müvekkillerimizin talepleri bizim için her şartta ve her zaman önemlidir. Ofisimiz çözüm odaklıdır. Ceza hukuku hukuk büromuzun deneyimli avukatları mağdur olmamanız için bir telefon uzağınızda sizi bekliyor olacaklar. Alacağınız hukuki yardım sonucunda hakkınızı en iyi ve sağlıklı yöntemle korumuş olursunuz. İstanbul ceza avukatlarıyla, Nişantaşı ceza avukatlarıyla tarafımızla iletişime geçerek görüşebilir, bilgi alabilirsiniz. Unutmayın ; hasta olduğunuzda doktora gidiyorsanız, hukuki meselelerinizde de mutlaka bir tecrübeli avukata başvurmalısınız. Silah kaçakçılığı ve ticareti suçu konusunda avukat için tarafımıza ulaşabilirsiniz.

ÖNERİLEN MAKALE :  Jigolo Sitesi Dolandırıcılığı

ERDOĞAN HEYBET

BURAK TEMİZER HUKUK BÜROSU

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir