İşçinin devamsızlığı ve disiplinsizliği nedeni ile iş sözleşmesinin fesihinin, kaç gün içinde yapılması gerektiği hk.

Karar Özeti

Somut olayda, davalı işveren, işçinin devamsızlığından kaynaklanan haklı fesih olgusuna dayanmakta ise de, dosyada mevcut belgelere göre davacı işçi hakkındaki en son tutanağa göre davacının 29-30 Eylül 2009 tarihlerinde devamsızlık yaptığı bu tarihten sonra devamsızlık olgusunu işaret eden her hangi bir delil ve belge olmadığı halde 01.10.2009 tarihli tutanaktaki şerh doğrultusunda davacının 30.10.2009 tarihinde çıkış işleminin yapıldığı, ancak fesihle yasal 6 işgünlük sürenin aşıldığıyla devamsızlığın 30.09.2009 tarihinden itibaren temadi ettiğinin de kanıtlamadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, devamsızlığa dayalı haklı fesih imkanının davalı işveren tarafından İş Kanunu’nun 26.maddesinde öngörülen sürede kullanılmaması sebebiyle işverence yapılan feshin haklılığından söz edilemeyeceğinden kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı istemlerinin reddi hatalıdır.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2012/10077 E.  ,  2014/14887 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 8. İŞ MAHKEMESİ (KARTAL 4.İŞ)

TARİHİ : 19/10/2011

NUMARASI : 2009/1264-2011/938

DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti ile ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.

Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:

Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin davalı işverence haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile ücret alacağı ve yıllık izin ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

B) Davalı Cevabının Özeti:

Davalı vekili, davacının İş Kanunu’un işçiye yüklediği yükümlülükleri yerine getirmeyen bir kişi olduğunu, işine zaman zaman hiç gelmediğini, bazen giriş kartını arkadaşlarına bastırdığını, böylelikle işe geç gelen, erken giden bir kişi olduğunu, bunlar kendisine hatırlatıldığında üstlerine karşı disiplinsiz davranışlarda bulunan ve düzeni bozan bir kişi olduğunu, davacının maaşının net 1.350,00 TL olmadığını, maaşın mesailerle değerlendirilemeyeceğini savunarak açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

ÖNERİLEN MAKALE :  Eşine tokat atan erkeğin, ayrılık sürecinde kanser olan eşi ile ilgilenmeyen kadından daha kusurlu olduğu hk.

C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haklı olduğu gerekçesiyle davacının kıdem ve ihbar tazminatı istemlerinin reddine, ödeme dekontlarının incelenmesinde Ekim ayı maaşının 05.11.2009 tarihinde ödendiği gerekçesiyle ücret alacağı isteminin de reddine karar verilmiş, yıllık izin ücreti istemi ise hüküm altına alınmıştır.

D) Temyiz:

Kararı davacı temyiz etmiştir.

E) Gerekçe:

1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2-İş sözleşmesinin hak düşürücü süre içinde feshedilip-feshedilmediği hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.

İşçi veya işveren bakımından haklı fesih nedenlerinin ortaya çıkması halinde, iş sözleşmesinin diğer tarafının sözleşmeyi haklı nedenle fesih yetkisinin kullanılma süresi sınırsız değildir. Bu bakımdan 4857 İş Kanununun 26 ncı maddesinde, fesih nedeninin öğrenildiği tarih ile olayın gerçekleştiği tarih başlangıç esas alınmak üzere iki ayrı süre öngörülmüştür. Bu süreler içinde fesih yoluna gitmeyen işçi ya da işverenin feshi, haklı bir feshin sonuçlarını doğurmaz. Bu süre, feshe neden olan olayın diğer tarafça öğretilmesinden itibaren altı işgünü ve herhalde fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren bir yıl olarak belirlenmiştir.

Altı iş günlük süre işçi ya da işverenin haklı feshe neden olan olayı öğrendiği günden itibaren işlemeye başlar. Olayı öğrenme günü hesaba katılmaksızın, takip eden iş günleri sayılarak altıncı günün bitiminde haklı fesih yetkisi sona erer.

ÖNERİLEN MAKALE :  BİLİRKİŞİ ÜCRETİNİN KESİN SÜREDEN SONRA YATIRILMASI

4857 sayılı Yasanın 26 ncı maddesinde öngörülen altı işgünlük ve bir yıllık süreler ayrı ayrı hak düşürücü niteliktedir. Bir başka anlatımla fesih hakkının öğrenmeden itibaren altı iş günü ve olayın gerçekleşmesinden itibaren bir yıl içinde kullanılması şarttır. Sürelerden birinin dahi geçmiş olması haklı fesih imkânını ortadan kaldırır. Hak düşürücü sürenin niteliğinden dolayı taraflar ileri sürmese dahi, hâkim resen dikkate almak zorundadır.

Bu maddede belirtilen süreler geçtikten sonra bildirimsiz fesih hakkını kullanan taraf, haksız olarak sözleşmeyi bozmuş sayılacağından ihbar tazminatı ile şartları oluşmuşsa kıdem tazminatından sorumlu olur.

Somut olayda, davalı işveren, işçinin devamsızlığından kaynaklanan haklı fesih olgusuna dayanmakta ise de, dosyada mevcut belgelere göre davacı işçi hakkındaki en son tutanağa göre davacının 29-30 Eylül 2009 tarihlerinde devamsızlık yaptığı bu tarihten sonra devamsızlık olgusunu işaret eden her hangi bir delil ve belge olmadığı halde 01.10.2009 tarihli tutanaktaki şerh doğrultusunda davacının 30.10.2009 tarihinde çıkış işleminin yapıldığı, ancak fesihle yasal 6 işgünlük sürenin aşıldığıyla devamsızlığın 30.09.2009 tarihinden itibaren temadi ettiğinin de kanıtlamadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, devamsızlığa dayalı haklı fesih imkanının davalı işveren tarafından İş Kanunu’nun 26.maddesinde öngörülen sürede kullanılmaması sebebiyle işverence yapılan feshin haklılığından söz edilemeyeceğinden kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı istemlerinin reddi hatalıdır.

F) Sonuç:

Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 08.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir