“Haluk” olan adını “B” harfi olarak değiştirmek için açılan davanın reddedilmesi, özel hayata saygı hakkını ihlal etmez.

 

“Haluk” olan adını “B” harfi olarak değiştirmek için açılan davanın reddedilmesi, özel hayata saygı hakkını ihlal etmez.

Anayasa Mahkemesi

Başvuru No: 2019/17788
Karar Tarihi: 20.09.2023

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, isim değişikliği talebinin reddedilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucunun çevresinde B ismiyle bilindiğini ileri sürerek isminin ve soyadının “B ELİF” olarak tashih edilmesi talebiyle İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) 4/1/2013 tarihinde açtığı davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemece Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğüne ve Türk Dil Kurumu Başkanlığına konu ile ilgili görüş sorulmuş ve her iki kurum tarafından tek bir harften oluşan adın alınmasının uygun olmayacağı, başvurucunun bu adı mahlas olarak kullanabileceği bildirilmiştir. Yine Mahkemece başvurucuya sadece soyadı değişikliği talep edip etmediği sorulmuş, başvurucu ise böyle bir talebinin olmadığını, soyadının ancak ismiyle birlikte değişimini talep ettiğini vurgulamıştır. Sonuç olarak mahkeme kararında; B adının tek bir harften oluşması nedeniyle başvurucuyu toplumdaki diğer bireylerden ayıracak ve tanıtacak nitelikte olmadığı, özel yaşamında ve resmî yazışmalarda karışıklıklara neden olabileceği gerekçelerine yer verilmiştir.

3. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 25/4/2018 tarihinde mahkeme kararının onanmasına, 19/2/2019 tarihinde ise karar düzeltme talebinin reddine karar vermiştir.

4. Başvurucu, nihai hükmü 16/4/2019 tarihinde öğrendikten sonra 13/5/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

6. Başvurucu; 1999 yılından bu yana B adı ile tanındığını, nüfusa kayıtlı olan adını kullanmadığını, bu farklılık nedeniyle iş ve müşteri kayıpları yaşadığını, isim değişikliği talebinin reddedilmesi nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının, maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının, ifade özgürlüğünün ve ayrımcılık yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

7. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, somut olayın ve yargılamanın bir özeti yapıldıktan sonra mevcut başvuruda başvurucunun özel hayata saygı hakkının ihlal edilip edilmediği konusunda inceleme yapılırken Anayasa ve ilgili mevzuat hükümlerinin, Anayasa Mahkemesi içtihadının ve somut olayın kendine özgü şartlarının da dikkate alınması gerektiği vurgulanmıştır. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı cevabında, nüfus müdürlüğünün kişi adlarıyla ilgilenmesinin eski ve yetersiz bir uygulama olduğunu, talebinin kamu düzenini zedelemediğini, isimlerin asgari kaç harften oluşacağını belirleyen bir düzenleme olmadığını ifade etmiştir.

8. Başvuru, özel hayata saygı hakkı kapsamında incelenmiştir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Sevim Akat Eşki, B. No: 2013/2187, 19/12/2013, § 30; Aslan Faruk Toprak, B. No: 2013/2957, 24/3/2016, § 34; Turgay Karaca, B. No: 2018/34343, 27/1/2021, § 29; H.K. [GK], B. No: 2019/42944, 17/6/2021, §§ 30-33).

ÖNERİLEN MAKALE :  Erkeğin eşini hastaneye götürmemesi manevi tazminat gerektirir mi?

9. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

10. Kimliğin belirlenmesindeki en önemli unsurlardan olan ismin vazgeçilemezlik, devredilemezlik ve kişiye sıkı surette bağlı olma niteliklerinin kişinin mevcut statüsünü etkilemesi muhakkak olduğundan kişinin isminin korunması ve kamu düzenini bozmadığı müddetçe değiştirilmesine imkân tanınması yönünde devletin pozitif yükümlülüklerin olduğu değerlendirilmemiştir. Söz konusu pozitif yükümlülükler, somut olayın özellikleri gözönünde bulundurularak idari ve yargısal karar vericiler tarafından kişilerin bu yöndeki makul taleplerinin karşılanmasını veya taleplerin reddi durumunda buna ilişkin ilgili ve yeterli gerekçeler sunulmasını gerektirir (Hacı Ahmet Eskikanbur,B. No: 2015/2944, 9/1/2019, § 32; Turgay Karaca, § 32).

11. İsim üzerinde belirli şartlar altında değişiklikler yapılabilmesinin bireylerin özel hayatlarının bir unsuru olan kimliğin belirlenmesi açısından bir gereklilik olduğu hususu gözardı edilmemelidir (bazı farklarla birlikte bkz. Aslan Faruk Toprak, § 44; Hacı Ahmet Eskikanbur, § 30). Bu çerçevede isim değişikliği taleplerinin hangi şartlar altında olumlu karşılanacağı, bu tür taleplerin hangi usul ve esaslar çerçevesinde yerine getirileceği hususunda idari ve yargısal makamlara belli ölçüde takdir yetkisi tanınabileceği kabul edilmelidir. Ancak bu takdir yetkisinin isim değişikliği taleplerinin değerlendirilmesi yolunu tamamen kapatacak ve sonuç alınmasını imkânsız kılacak şekilde kullanılmaması gerektiği önemle vurgulanmalıdır (bazı farklarla birlikte bkz. Aslan Faruk Toprak, §§ 39, 40; Hacı Ahmet Eskikanbur, § 34; Turgay Karaca, § 35).

12. Kamunun üstün yararının söz konusu olduğu istisnai durumlarda isim değişikliğine ilişkin taleplerin kabul edilmemesi makul karşılanabilir. Ancak bu gibi hâllerde kamu makamları buna ilişkin ilgili ve yeterli gerekçe sunmalıdır. İdari ve yargısal makamlar bireyin ismini değiştirebilmesindeki kişisel yarar ile kamu menfaatleri arasında her durumda adil bir denge kurmalıdır (Turgay Karaca, § 36). Öte yandan isim değişikliği hakkının tanınmış olması başvurucuya birtakım yükümlülükler yüklenemeyeceği anlamına gelmez. Bu bağlamda başvurucunun haklı nedenlerini ortaya koyma ve buna ilişkin delillerini mahkemeye sunma yükümlülüğü olduğu kabul edilmelidir. Bu aşamadan sonra haklı nedenin bulunup bulunmadığını anayasal güvenceleri de dikkate alarak değerlendirmek derece mahkemelerinin görevidir (Turgay Karaca, § 46).

ÖNERİLEN MAKALE :  Eşine tokat atan erkeğin, ayrılık sürecinde kanser olan eşi ile ilgilenmeyen kadından daha kusurlu olduğu hk.

13. Somut olayda başvurucu; nüfus kaydında yer alan isminin B, soyadının ise Elifolarak değiştirilmesi talebinde bulunmuş olup Mahkeme önünde sadece soyadı değişikliği talebinin olmadığını dile getirmiştir. Bu itibarla başvurucunun şikâyetlerinin özünü nüfus kayıtlarında Haluk olarak yer alan isminin Bolarak değiştirilmesi talebi oluşturmaktadır. Mahkemece tek harften oluşan bir ismin başvurucuyu toplumda diğer bireylerden ayıracak ve tanıtacak nitelikte olmadığı, özel yaşamda ve resmî yazışmalarında karışıklıklara neden olabileceği, tek harften oluşan isimlerin toplumda kullanılmadığı, başvurucunun tek başına soyadının değiştirilmesi talebinin de bulunmadığı gerekçelerine dayanılmıştır.

14. Toplum yaşamını düzenleyen hukuk kurallarına uymanın bir gereği olarak kamusal makamlarca kişilere ait çeşitli bilgilerin başta nüfus kütükleri olmak üzere kayıt altına alındığı ve söz konusu nüfus kütüklerinin kamu düzeninin temel dayanaklarından birini oluşturduğu açıktır (Abdullah Yılmaz, B. No: 2018/33702, 15/3/2022, § 36). Bu bağlamda Mahkemece ilgili kurumlardan tek harfli ismin kullanıma uygun olup olmadığı sorulmuş, sonuçta bu şekilde bir kullanımın kamu düzenini zedeleyeceği hususu gerekçeleriyle birlikte açıklanmıştır. Dolayısıyla somut olayda kamusal makamların takdir yetkisini keyfî bir şekilde kullanmadığı ve kamunun üstün yararının varlığı çerçevesinde tedbirler aldığı değerlendirildiğinden anılan uygulamanın demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olduğu kabul edilebilir.

15. Öte yandan başvurucunun kültürüne göre bir ismi edinmesi engellenmemekte, yalnızca tek harflik bir ismi almasının kamu yararına aykırı olduğu belirlenerekbuna bir sınırlama getirilmektedir. Kaldı ki Mahkemece başvurucuya soy ismini tek başına değiştirme talebi olup olmadığının sorulduğu ancak başvurucunun bu konuda talepte bulunmadığı ifade edilmiştir. Bu sebeple başvurucunun hak ve menfaatleri ile kamusal yarar arasında adil bir dengenin kurulduğu belirlendiğinden anılan müdahalenin ölçülü olduğu sonucuna varılmıştır.

16. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edilmediği sonucuna ulaşılmıştır.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kişinin özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 20/9/2023 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

 

Avukat Burak Temizer- Burak Temizer Hukuk Bürosu- Nişantaşı Şişli İstanbul

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir