ÇOCUK İLE KİŞİSEL İLİŞKİ KURULMASI

1.Çocuk İle Kişisel İlişki Kurma Hakkının Hukuki Niteliği:

Çocukla kişisel ilişki kurma, kişilik haklarından olup kişiye sıkı sıkıya bağlı bir haktır. Kişisel ilişki kurma, velayet hakkına sahip ana / baba ile birlikte büyükanne ve büyükbabaya da tanınabilecek bir haktır. (TMK.323) Çocuk ile kişisel ilişkiye yönelik mahkeme tarafından bir karar verilmedikçe velayet hakkına sahip veya çocuk kendisine bırakılmış kişinin rızası dışında da kişisel ilişki kurulamaz. (TMK.326/3) Hakim kişisel ilişki kurulmasında çeşitli yolları öngörebilir, duruma göre ziyaret, duruma göre internet ortamında görüşme şeklinde bir usul belirleyebilmektedir.

Çocukla diğer ebeveyn arasındaki kişisel ilişki, boşanma davası esnasında veya daha sonrasında belirlenebilmektedir.

2. Çocuk İle Kişisel İlişki Kurma Hakkında Temel Alınması Gereken Ölçüt:

Kişisel ilişki kurulması davasında temel alınması gereken ölçüt çocuğun menfaatidir. Bu bağlamda kişisel ilişki kurulması talebinde bulunan kişinin; çalıştığı iş, yaşadığı şehir, yıllık, haftalık izinleri ve sağlık gibi durumları göz önünde bulundurulmalıdır. Çocukla görüşme günlerinin, bir tarafa aşırı yük yükleyecek ve çocukla geçirilecek vaktin kalitesine düşürecek şekilde belirlenmemesi gerekmektedir.

Konuya emsal teşkil eden Yargıtay HGK 20.03.2013, E.2012/2-799, K.2013/389 Sayılı kararında;

 “Ziyaret günleri olarak, ebeveyn ve çocuk için güçlük ve sorun çıkarmayacak gün ve dönemler tercih edilir. Bu dönemler genellikle hafta sonları ve tatil günleridir. Çocuğun bütün hafta sonlarını velayet kendisine verilmeyen ebeveynle geçirmesi gerek velayete sahip taraf, gerekse çocuk için sakıncalı sonuçlar doğurabilir. Zira tatil günleri ve hafta sonlarında kişi kendini psikolojik bakımından daha rahat ve serbest hisseder. Çocuğun bu ayrıcalıklı günleri sadece bir tarafta geçirmesi; sıkıntılı günleri ise, velayeti üstlenenle geçirmesi, velayeti üstlenenden uzaklaşmasına, soğumasına, karşı tarafa bağlanmasına yol açabilir. denilmek sureti ile, kişisel ilişki günlerinin, çocuğunun kişisel gelişimine engel olmayacak ve çocuğun bakım sorumluluğunu bir taraf yüklemeyecek, şekilde tayin edilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Konuya ilişkin önem arz eden bir diğer  husus ise,  görüşme tarihlerinin karışıklığa yol açacak şekilde tespit edilmemesidir. 

Bu hususa açıklık getiren Yargıtay 2.HD.T.17.10.2022, E.2022/8718, K.2022/8210 Sayılı kararında 

ÖNERİLEN MAKALE :  ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASI NEDİR? ANLAŞMALI BOŞANMA PROTOKOLÜ NASIL YAZILIR?

“4-İlk derece mahkemesince velâyeti davacı-karşı davalı anneye bırakılan 2013 doğumlu ortak çocuk … ile davalı-karşı davacı baba arasında “Her ayın 1.ve 3. hafta ayın 5. hafta olması halinde 5. haftasonları Cumartesi saat 10:00 dan Pazar günü saat 17:00 e kadar, dini bayramların ikinci günü ve babalar günü ve müşterek çocuğun doğum gününde saat 10:00-17:00 arasında, Sömestr tatilinin ilk haftası, Temmuz ayının 1-30 arasında” olmak üzere kişisel ilişki tesis edilmiş ise de kişisel ilişki düzenlemesindeki hafta sonuna ilişkin kısmın karışıklığa sebebiyet verecek ve infazda teredddüt oluşturacak şekilde düzenlenmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.”,denilmek sureti ile görüşme günlerinin anlaşılır şekilde düzenlenmesi gerektiği vurgulanmıştır.

3.Üçüncü Kişilerin Çocuk İle Kişisel İlişki Kurma Hakkı:

Her ne kadar uygulamada çocuk ile kişisel ilişki kurma ebeveynler tarafından talep edilse de zaman zaman çocuğun diğer yakınları da bu talepte bulunabilmektedir. Özellikle çocuğun büyük anne ve babasının bu taleplerine sıklıkla rastlanmaktadır.

Bu talebe cevap getiren Yargıtay 2.HD.T. 28.06.2016, E. 2016/12739, K. 2016/12650 Sayılı Kararında;

 Üçüncü kişilerin, koşulları gerçekleştiği takdirde çocukla kişisel ilişki kurma hakkı mevcut ise de; kişisel ilişki süresinin ana ve babaya tanınan genişlikte olması beklenemez. Ancak; anneanne, dede, büyükanne ve büyükbabalarla torun arasındaki kişisel ilişki torunun bunlarla “aile bağlarını” güçlendirmek ve geliştirmek, onların da torun sevgilerini tatmaya elverişli olacak yeterlilikte olmalıdır. Çocuğun yaşı dikkate alındığında, davacı-davalı dede ve babaanne ile çocuk arasında yatılı kişisel ilişki kurulmasının, çocuğun sağlığını, ahlaki ve bedensel gelişimini tehlikeye düşüreceğine ilişkin bir delil bulunmadığına göre, müşterek çocuk ile davacılar arasında ayın belirli haftasonlarında, yarıyıl tatili ve yaz tatillerinde yatılı olacak şekilde kişisel ilişki kurulmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.”denilmiştir. Dolayısıyla koşulları sağlandığı takdirde üçüncü kişiler ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulmasına mahkemece karar verilebilecektir.

4.Çocuk İle Kişisel İlişki Kurulması Davasında Yetkili Mahkeme:

Kişisel ilişki kurulması için görevli mahkeme aile mahkemeleri olup yetkili mahkeme ise çocuğun oturduğu yer mahkemesidir. (TMK.326/1)

ÖNERİLEN MAKALE :  EVLİLİĞİN SONA ERME SEBEPLERİ 2024; BOŞANMA SEBEPLERİ NELERDİR?, ŞİDDETLİ GEÇİMSİZLİK BOŞANMA SEBEPLERİ NELERDİR?

5.Çocuk İle Kişisel İlişki Kurma Hakkında Yaşanan Sorunlar Üzerine Yapılması Gereken:

Uygulamada kimi zaman velayeti kendisinde bulunan ebeveyn kişisel ilişki kurulduğu zamanlarda çocuğu hazır bulundurmama, görüşmenin gerçekleşmesini istememe gibi sorunlar gündeme gelmektedir. Bu halde de 5395 sayılı çocuk Koruma Kanunu” Çocuk Teslimi ve Çocukla Kişisel İlişki Kurulması” kısmındaki hükümler uygulanacaktır. (ÇKK.41/C) Böylece İcra ve İflas Kanunu’ndaki eski usul terk edilmiş olup Adalet Bakanlığınca kurulan adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüklerince çocuk ile kişisel ilişki kurulması işlemi yerine getirilecektir. Bu halin süreklilik arz etmesi halinde ise küçüğün velayeti kendisinde bulunmayan ebeveyn velayetin kendisine verilmesini mahkemeden talep edebilecektir.

Velayet sahibi tarafın bu hakkını kötüye kullanımının tartışıldığı Yargıtay HGK 01.04.2015, E.2013/2-1926, K.2015/1139 Sayılı kararında; 

 “davalı annenin sekiz yaşında müşterek çocuğun gelişimi için önemli olmasına rağmen babası ile görüşmesini engelleyerek, velayet hakkını kötüye kullandığı hususunun kanıtlandığı ve müşterek çocuğun velayetinin davalı anneden alınarak davacı babaya verilmesi gerektiği kabul edilmelidir.” denilmek sureti ile, velayet hakkının kötüye kullanımı tespit edildiği takdirde, velayetin değiştirilebileceği belirtilmiştir.


İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2.Hukuk Dairesi, E.2021/4140, K.2021/6079 Sayılı kararında şu şekilde ifade edilmiştir;

“…Yine baba Cumartesi günleri çalıştığını, kişisel ilişkisinin Pazar günü kurulmasını talep etmiş olup, kişisel ilişki düzenlenirken ana ve babanın çalışma günleri de dikkate alınmalıdır. Babanın talebinin gözetilerek pazar günü olacak şekilde uzman eşliğinde olmaksızın kişisel ilişki tesisi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.” Şeklinde ifade edilmiştir.

Tarafımız size boşanma davalarında yıllardan beri süre gelen tecrübe ve uzmanlığı ile destek olmaya hazırdır.

Ofisimiz aile hukuku alanında uzmanlaşmış olup bir başka deyişle iyi aile hukuku avukatlarını bünyesinde barındırmaktadır. aile hukuku alanı ve iş hukuku avukatlığı oldukça teknik bir alan olup mutlaka uzman aile hukuku avukatlarından destek alınmalıdır. 

Konuyla ilgili tarafıma her zaman ulaşabilirsiniz

Avukat Burak Temizer- Nişantaşı -Şişli -İstanbul

Burak Temizer Hukuk Bürosu

KONU HAKKINDA SORUNUZ VARSA SORUN CEVAPLAYALIM

Kişisel ilişki kurma hakkına ilişkin temel hüküm olan TMK m. 323 uyarınca; “Ana ve babadan her biri, velâyeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocuk ile “uygun kişisel ilişki kurulmasını” isteme hakkına sahiptir.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir