Borçlu, icra mahkemesine başvurusunda alacaklı ile formaliteden boşandıklarını, boşandıktan sonra 11 yıl 10 ay birlikte yaşadıklarını, her gün alacaklının eline 80 TL verdiğini, nafakanın ödendiğini, gerekli delil ve tanıklarını sunacağını ileri sürerek icranın geri bırakılmasını talep etmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

Esas No: 2022/759
Karar No: 2023/49
Karar Tarihi: 08.02.2023

Taraflar arasındaki itfa itirazı isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda, … 5. İcra (Hukuk) Mahkemesince verilen şikâyetin reddine ilişkin karar borçlu tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

Direnme kararı borçlu tarafından temyiz edilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü:

I. İNCELEME SÜRECİ
Borçlu İstemi

Borçlu itiraz dilekçesinde; alacaklı vekili tarafından … 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 10.07.2003 tarihli ve 2013/557 Esas, 2013/681 Karar sayılı boşanma kararında hükmedilen nafakanın tahsili için aleyhine ilâmlı icra takibi başlatıldığını, alacaklı ile formaliteden boşandıklarını, boşandıktan sonra 11 yıl 10 ay birlikte yaşadıklarını, her gün alacaklının eline 80 TL verdiğini, nafakanın ödendiğini, gerekli delil ve tanıklarını sunacağını ileri sürerek gereğinin yapılmasını (icranın geri bırakılmasını) talep etmiştir.
Alacaklı Cevabı

Alacaklı; davetiye tebliğine rağmen yazılı beyanda bulunmamıştır.
İlk Derece Mahkemesi Kararı

… 5. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 29.12.2015 tarihli ve 2015/825 Esas, 2015/1244 Karar sayılı kararı ile; borçlu, boşandıktan sonra alacaklı ile birlikte yaşadıklarını ve her gün alacaklıya elden para verdiğini belirtmiş ise de nafaka borcunu ödediğine dair yazılı belge sunmadığı, borçlunun iddialarını ancak genel mahkemede ileri sürebileceği gerekçesi ile şikâyetin reddine karar verilmiştir.
Özel Dairenin Bozma Kararı

İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu temyiz isteminde bulunmuştur.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesince 26.04.2016 tarihli ve 2016/3291 Esas, 2016/7697 Karar sayılı kararı ile;
“…Kararı temyiz eden borçluya “temyiz harç ve posta giderlerini” yatırması için mahkemece çıkartılan muhtıranın tebliği üzerine, borçlu 13.01.2016 tarihli dilekçesi ile cezaevinde hükümlü olarak bulunduğunu belirterek adli yardım talebinde bulunmuştur. Kanun yollarına başvuru sırasında adli yardım talep edildiğine göre, bu talep hakkında karar verme yetkisi kanun yolu incelemesini yapacak olan Yargıtay’a aittir (HMK. md. 336/3). Borçlunun “kanun yollarına başvuru sırasında” ileri sürdüğü adli yardım talebinin, cezaevinde bulunduğundan temyiz harç ve giderlerini ödeme imkanı bulunmadığını bildirmesi ve … Açık Ceza İnfaz Kurumu’nun üst yazısından borçlunun 2 yıl 11 ay hapis cezasına hükümlü olduğunun anlaşılması karşısında haklı ve yerinde görüldüğünden kabulüne, temyiz harç ve giderlerinden geçici olarak muaf tutulmasına karar verildi.
Temyiz itirazlarının incelenmesine geçildi;
Somut olayda borçlu, İcra Mahkemesi’ne verdiği 25.08.2015 tarihli dilekçesinde, alacaklı ile boşandıktan sonra 11 sene 10 ay birlikte yaşadıklarını ve geçimini kendisinin temin ettiğini iddia etmiştir. Borçlunun, 25.08.2015 tarihli dilekçesindeki bu talebi borca itiraz niteliğinde olup, maddi vakalara ilişkin bu itirazının tanıkla ispatı mümkündür. İcra Mahkemesince, borçluya yazılı delilleri sorulmasına rağmen ibraz edilmediği gerekçesiyle, itiraz reddedilmiş ise de; borçlu, itiraz dilekçesinde tanıklarını duruşmada bildireceğini belirtmiştir. O halde, İcra Mahkemesince borçlunun tanıkları kendisinden sorularak belirlenip, dinlendikten sonra sonuca gidilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir…” gerekçesi ile karar bozulmuştur.
Direnme Kararı

… 5. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 11.10.2016 tarihli ve 2016/989 Esas, 2016/1293 Karar sayılı kararı ile; ilâmlı takiplerde ancak zamanaşımı ve itfanın ileri sürülebileceği, ödeme iddiası varsa buna ilişkin yazılı belge sunulması gerektiği, borçlunun iddialarının genel mahkemelerin konusu olduğu, dar yetkili icra mahkemesinde istihkak ve ihalenin feshi dışındaki davalarda tanık dinlenemeyeceği, tanık dinlenmesinin sonuca bir faydasının da bulunmadığı, tanıkların tarafların birlikte yaşadığını ve borçlunun alacaklıya harçlık verdiğine ilişkin beyanda bulunacakları, tarafların anlaşmalı olarak boşandıkları ve boşandıktan sonra birlikte yaşamış oldukları için borçlu kocanın alacaklı eşinin geçimini sağladığının mahkemenin kabulünde olduğu, ilâmlı takipte ödemeye ilişkin yazılı belge sunulmadığı için şikâyetin reddine karar verildiği, tarafların birlikte yaşadığı ve borçlunun alacaklıya harçlık verdiği mahkemece kabul edilmekle birlikte nafakanın ödenmiş olduğu sınırlı yetkili icra mahkemesince kabul edilerek, şikâyetin kabulü yoluna gidilmesi mümkün görülmediğinden şikâyetin reddine karar verildiği, borçlunun aile mahkemesinden nafakanın kaldırılmasını talep edebileceği ve borçlu olmadığının tespiti için menfi tespit davası açabileceği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.

ÖNERİLEN MAKALE :  Kiraya verenin ihtiyaç nedeni ile evi boşalttırdığı takdirde evi 3 yıl süreyle başkasına kiralayamayacağı, aksi takdirde en az bir yıllık kira bedeli kadar tazminat ödeyeceği hk.

Direnme Kararının Temyizi

Direnme kararı süresi içinde borçlu tarafından temyiz edilmiştir.

II. UYUŞMAZLIK

Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda borçlunun, alacaklı ile boşandıktan sonra 11 yıl 10 ay birlikte yaşadıkları ve geçimini kendisinin temin ettiği iddiasını icra mahkemesinde tanık ile ispat edip edemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
III. GEREKÇE

Uyuşmazlığın çözümü için yasal düzenleme ve kavramların açıklanması gerekmektedir.

Davayı kaybettiğini gören borçlu, borcunu rızası ile alacaklıya ödemiş olabilir. Bu hâlde normal olan alacaklının artık ilâmı icraya koymamasıdır. Fakat, alacaklı alacağını almış olmasına rağmen ilâmı icraya koyarsa, böyle kötüniyetli alacaklılar karşısında borçluyu korumak için borçluya icra mahkemesinden icranın geri bırakılmasını isteme hakkı tanınmıştır. İcranın geri bırakılması için icra mahkemesine sadece ödeme (itfa) hâlinde değil, borcun ertelenmiş veya zamanaşımına uğramış olması hâllerinde de başvurulabilir [2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) m. 33-33/a].

İcra ve İflas Kanunu’nun 33 üncü maddesinin 1. fıkrası “İcra emrinin tebliği üzerine borçlu yedi gün içinde dilekçe ile icra mahkemesine başvurarak borcun zamanaşımına uğradığı veya imhal veya itfa edildiği itirazında bulunabilir. İtfa veya imhal iddiası yetkili mercilerce re’sen yapılmış veya usulüne göre tasdik edilmiş yahut icra dairesinde veya icra mahkemesinde veya mahkeme önünde ikrar olunmuş senetle tevsik edildiği takdirde icra geri bırakılır.” hükmünü içermektedir.

Borçlunun icra mahkemesine yaptığı icra emrine itiraz (icranın geri bırakılması talebi) bir dava değildir. Buradaki icra emrine itiraz, ilâm konusu borcun itfa edilmiş, ertelenmiş (imhal edilmiş) veya zamanaşımına uğramış olması sebeplerinden birine dayanarak, icra mahkemesince ilâmın icrasının geri bırakılmasını sağlayan bir yoldur (Kuru, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s. 942-943).

Borçlu, sadece hüküm (ilâm) verildikten sonraki dönemde gerçekleşen itfa, imhal veya zamanaşımı nedeniyle icra mahkemesinden icranın geri bırakılmasını isteyebilir (icra emrine itiraz edebilir). Buna karşılık, borçlu, hükmün verildiği tarihten önceki bir dönemde borcun itfa edilmiş veya ertelenmiş veya zamanaşımına uğramış olduğunu ileri sürerek, icra mahkemesinden icranın geri bırakılmasını isteyemez (icra emrine itiraz edemez). Çünkü borçlunun bu iddialarını dava sırasında ileri sürmesi gerekirdi; aksi hâlin kabulü mahkemenin verdiği hükmü (ilâmı) icra mahkemesinin inceleyip değiştirmesi anlamına gelir ki, bu da maddî anlamda kesin hükme [6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 303] aykırı düşer (Kuru, s. 943).

Borçlu, icra emrinin tebliğinden önceki (ve fakat hükmün verildiği tarihten sonraki) dönemde borcun itfa edilmiş veya ertelenmiş veya zamanaşımına uğramış olduğu iddiasında ise, (icra emrinin kendisine tebliğinden itibaren) yedi gün içinde, icra mahkemesinden icranın geri bırakılmasını isteyebilir; yani yedi gün içinde icra emrine itiraz edebilir (İİK m. 33/1).

Borçlu, icra emrinin tebliğinden önceki veya sonraki dönemde borcun itfa edilmiş olduğunu bildirerek icra emrine itiraz edebilir (İİK m. 33/1 ve 2). Buradaki itfa deyimi ödeme, bağışlama (6098 sayılı TBK m. 285 vd), ibra (6098 sayılı TBK m. 132), her çeşit af, terkin ve takas gibi borcun son bulması sebeplerini kapsar. Borçlu, icra emrinin tebliğinden önceki bir dönemde borcun itfa edilmiş olduğunu, icra mahkemesinde ancak belli belgeler ile ispat edebilir. Bu belgeler şunlardır: Yetkili mercilerce (meselâ noterlerce) resen düzenlenmiş veya onaylanmış belgeler, imzası icra dairesinde, icra mahkemesinde veya mahkeme önünde alacaklı tarafından ikrar edilmiş olan belgeler (İİK m. 33/1). Borçlu, borcun itfa edildiğini yukarda belirtilen (İİK m. 33/1’de yazılı) belgelerden başka bir delil (meselâ yazılı delil başlangıcı, tanık veya yemin) ile ispat edemez. İcra mahkemesi belirtilen belgeler dışındaki bir belgeye dayanarak icranın geri bırakılmasına (itirazın kabulüne) karar veremez (Kuru, s. 945-946).

Konusu nafaka alacağı olan ilâmlarda, nafaka borçlusu tarafından nafaka alacaklısına belli bir miktar paranın ödenmesine hükmedilir. Bu nedenle, ilâma bağlı nafaka borçları da kural olarak nafaka borçlusunun yapacağı nakdi ödemeler neticesinde sona erer.

ÖNERİLEN MAKALE :  BİLİRKİŞİ ÜCRETİNİN KESİN SÜREDEN SONRA YATIRILMASI

Yoksulluk ve iştirak nafakasına ilişkin ilâmın nafaka borçlusu, ilâma bağlı nafaka borcunu ödediğini İİK’nın 33 üncü maddesinin 1 inci fıkrasında sayılan belgelerden biri ile ispat etmek suretiyle icra mahkemesinden icranın geri bırakılması kararı alabilir. Bunun dışında, nafaka borcunun itfa edildiğinin ispatı bazı özellikler gösterir. Nafaka alacaklısı belli bir süre nafaka borçlusu ile oturup onun tarafından infak ve iaşe edilmişse, nafaka borçlusu bu süre için nafaka ödemekle yükümlü değildir. Meselâ, nafaka alacaklısı kadın, kocasıyla barışarak evine dönmüş ve kocası tarafından infak ve iaşe edilmiştir; veya nafaka alacaklısı çocuk annesinin yanından ayrılarak nafaka borçlusu olan babasının evine gelmiş ve babası tarafından infak ve iaşe edilmiştir. Buradaki nafaka borçlusu koca veya babanın, karısını veya çocuğunu infak ve iaşe ettiği süre için ayrıca nafaka ödeme yükümlülüğü yoktur. Bu hâlde, nafaka borçlusu kendisinden bu süreye ait nafakanın da istenmesi üzerine icra mahkemesinden bu süreye ait nafaka için icranın geri bırakılmasını isteyebilir ve bu fiilî durumu (hukuki fiili) İİK’nın 33 üncü maddesindeki belgelerle bağlı olmaksızın, her türlü delil ile bu arada tanık delili ile ispat edebilir (Kuru, s. 947-948).

Ödeme def’îleri konusunda uygulamada özellik gösteren bir varsayım nafaka ilâmlarıdır. Nafaka borçlusu bu yükümlülüğünü ilâm uyarınca para olarak ödemek suretiyle yerine getirecek yerde, borçlusunu bizzat yanına almak suretiyle aynen ifa ederse bu aynen ifa ilişkin bulunduğu dönem için nafakanın ortadan kalkmasına yol açar. İİK’nın 33 üncü maddesi bağlamında söz konusu olabilecek soru aynen ifa hakkındaki iddianın icra mahkemesinde saptanma biçimidir. Nafaka borcunun özelliği burada metnin zorlanmasını zorunlu kılar. Borçlu fiilen bakma ve gereksinimleri karşılama iddialarını icra mahkemesi önünde tanık ile ispat edebilir (Postacıoğlu, İlhan E.: İcra Hukuku Esasları, … 2020, s. 805- 806).

Somut olayda; alacaklı tarafından borçlu aleyhine başlatılan ilâmlı icra takibine dayanak … 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 10.07.2003 tarihli ve 2003/557 Esas, 2003/681 Karar sayılı kararında “…3- Dava tarihinden geçerli olmak ve hüküm kesinleştikten sonra yoksulluk ve iştirak nafakası olarak devam etmek üzere davalı eş için aylık 100 milyon (eski) TL, çocukların her biri için aylık 75’er milyon (eski) liradan olmak üzere 400 milyon (eski) TL tedbir nafakasının davacıdan alınarak kendisine asaleten çocuklara velayeten davalıya ödenmesine…” karar verilmiştir. Takip talebinde 35.500 TL asıl alacak ve gecikme faizi ile birlikte toplam 40.292,50 TL’nin tahsili talep edilmiştir.

Borçlu, icra mahkemesine başvurusunda alacaklı ile formaliteden boşandıklarını, boşandıktan sonra 11 yıl 10 ay birlikte yaşadıklarını, her gün alacaklının eline 80 TL verdiğini, nafakanın ödendiğini, gerekli delil ve tanıklarını sunacağını ileri sürerek icranın geri bırakılmasını talep etmiştir.

Şu hâle göre nafaka borçlusu, nafaka alacaklısı ile oturup kendisi tarafından infak ve iaşe edildiğini ileri sürmekte olup, bu fiilî durumu (hukuki fiili) İİK’nın 33 üncü maddesindeki belgelerle bağlı olmaksızın tanık delili ile ispat edebilir. Bu durumda icra mahkemesince borçlunun iddialarına ilişkin tanıkları kendisinden sorularak belirlenip dinlendikten sonra bir karar verilmesi gerekir.

Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırı olup, direnme kararı bozulmalıdır.

IV. SONUÇ

Açıklanan sebeplerle;
Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerle BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na 5311 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesi ile eklenen Geçici 7 inci maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken İİK’nın 366/III üncü maddesi uyarınca kararın tebliğden itibaren on gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir