Asıl dava temyize tabi olsa da Bölge Adliye Mahkemeleri faaliyete geçtikten sonra açılan ve asıl dava ile birleşen katılma alacağı davası, asıl davadan bağımsız ve yeni bir dava olduğundan istinaf incelemesine tabidir.

 

Asıl dava temyize tabi olsa da Bölge Adliye Mahkemeleri faaliyete geçtikten sonra açılan ve asıl dava ile birleşen katılma alacağı davası, asıl davadan bağımsız ve yeni bir dava olduğundan istinaf incelemesine tabidir.

Esas No: 2022/10449
Karar No: 2023/2551
Karar Tarihi: 18.05.2023

MAHKEMESİ: Aile Mahkemesi
SAYISI: 2019/246 E., 2022/748 K.
HÜKÜM/KARAR: Kabul

Taraflar arasındaki katılma alacağı davasından dolayı bozma sonrası yapılan yargılama sonunda, Mahkemece asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davalı kadın vekili tarafından asıl ve birleşen dava yönünden temyiz edilmekle; birleşen dava yönünden kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;

Bölge Adliye Mahkemeleri, 5325 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 25 … ve geçici 2 nci maddeleri uyarınca kurulmuş ve Adalet Bakanlığının 07.11.2015 tarihli ve 29525 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan kararı uyarınca tüm yurtta 20.07.2016 tarihinde göreve başlamışlardır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 341 … maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemelerinden verilen nihai kararlar istinaf yoluna tabidir.

Dosyanın incelenmesinde; sadece asıl dava yönünden Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 16.01.2019 tarihli ve 2016/19862 Esas, 2019/463 Karar sayılı ilamı ile kararın bozulmasına karar verildiği, asıl davaya yönelik yapılan bozma işleminden sonra açılan birleşen davanın işbu dava ile birleştirilmesine karar verildiği, birleşen dava yönünden bir bozma kararı olmadığı, birleşen dava yönünden 20.07.2016 tarihinden sonra ilk defa nihai karar verildiği anlaşılmaktadır. Birleşen dava ek dava niteliğinde ise de, ek dava, asıl davadan bağımsız, yeni bir davadır.

Davalı kadın vekilinin temyizi üzerine dosya Dairemize gelmiş ise de birleşen dava hakkında 20.07.2016 tarihinden sonra 09.06.2022 tarihinde ilk defa nihai karar verildiğinden Mahkemece birleşen dava yönünden verilen karar istinaf incelemesine tabi olup Bölge Adliye Mahkemesince istinaf incelemesi yapılması gerektiğinden, ilgili Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine gönderilmek üzere birleşen dava yönünden dosyanın Mahkemesine geri çevirilmesine karar vermek gerekmiştir.

Davalı kadın vekilinin asıl dava yönünden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı erkek vekili dava dilekçesinde; davalı adına kayıtlı 4 ada 10 parsel 2 nolu mesken niteliğindeki taşınmazın hissesinin yarısının müvekkili adına tescili talep etmiş; davacı erkek vekili 11.04.2011 tarihinde harca esas değerin 20.000,00 TL olduğunu açıklamış; davacı erkek vekili 27.11.2014 tarihli celsede dava dilekçesinde davalıya ait hissenin iadesi denmiş ise de taleplerinin taşınmazın yarısının bedelinin tahsiline yönelik olduğunu açıklamış; davacı erkek vekili 12.11.2015 tarihli dilekçesiyle de talep miktarını artırarak fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla toplam 75.000,00 TL alacağın tahsilini talep etmiştir.

ÖNERİLEN MAKALE :  BİLİRKİŞİ ÜCRETİNİN KESİN SÜREDEN SONRA YATIRILMASI

II. CEVAP
Davalı kadın cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 21.06.2016 tarihli ve 2011/713 Esas ve 2016/457 Karar sayılı kararı ile, davanın katılma alacağı davası olduğu, davacı vekilinin 27.11.2014 tarihli celsedeki beyanının sözlü ıslah niteliğinde olduğu, taşınmazın 1/2 hissenin evlilik birliği içinde davalı kadın adına satın alındığı, davalının cevap dilekçesinde belirtmediği, yargılama aşamasındaki babasının katkısı olduğuna yönelik savunmasının dikkate alınmadığı, aksi ispatlanamadığından taşınmazın edinilmiş mal olduğu, davacı erkek vekilinin 12.11.2015 tarihli dilekçesinin de ikinci ıslah niteliğinde olduğu, bir kez ıslah yapılmasının mümkün olduğu, hesap raporunda 37.500,00 TL katılma alacağı belirlenmiş ise de dava değeri 20.000,00 TL olarak bildirildiğinden taleple bağlı kalınarak karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüyle 20.000,00 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı 

1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davalı kadın vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 16.01.2019 tarihli ve 2016/19862 Esas, 2019/463 Karar sayılı ilamı ile, davanın 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) yürürlükte olduğu dönemde açıldığı, davalı vekilinin delil listesinde tanık deliline dayandığı, Mahkemece davalı vekilinin tanıklarını liste halinde bildirmek için istediği süre ve imkanın gerekçesiz olarak kabul edilmediği, ayrıca davalı vekilinin delil listesinde ‘v.s. her türlü delail’ dediğine göre yemin deliline dayandığının kabulü gerektiği, davalı tarafa bu hakkının hatırlatılmamış olmasının da hatalı olduğu belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, bozma ilamı doğrultusunda davalının tanığının dinlendiği, tanığın taşınmazın nasıl, ne şekilde, ne kadar bedelle alındığına dair somut bilgisinin olmadığı, davalıya yemin delilinin hatırlatıldığı ancak yemin teklifinde de bulunmadığı, aksi ispatlanamadığından taşınmazın edinilmiş mal olduğu; davacı vekilinin 27.04.2014 tarihli celsedeki beyanının sözlü ıslah, 12.11.2015 tarihli dilekçesinin ikinci ıslah niteliğinde olduğu, bir kez ıslah yapılmasının mümkün olduğu, hesap raporunda 61.500,00 TL katılma alacağı belirlenmiş ise de asıl davada dava değeri 20.000,00 TL olarak bildirildiğinden taleple bağlı kalınarak karar verilmesi gerektiği, davacının kalan miktar yönünden bozma sonrası açtığı birleşen davanın da kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulüyle asıl davada davacının 20.000,00 TL alacağı ile birleşen davada davacının 41.250,00 TL alacağının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kadın vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı kadın vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının davayı açma şartlarının oluşmadığını, ek davanın zamanaşımına uğradığını, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin talep, ıslah ve dava haklarının saklı tutulmadığını, davacının talebini artıramayacağını, miktar yönünden ilk kararın davacı tarafından temyiz edilmediğinden 20.000,00 TL’nin üzerinde alacağa hükmedilemeyeceğini, davacının ek dava açamayacağını, davacının taşınmazın alınmasına katkısının olmadığını, katılma alacağının fahiş olduğunu, tasfiye tarihinin boşanma dava tarihi olduğunu, bu tarih esas alınarak katılma alacağı belirlenmesi gerektiğini, yeterli inceleme yapılmadan karar verildiğini ileri sürerek kararın asıl ve birleşen davaların kabulü yönünden bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

ÖNERİLEN MAKALE :  Ceza İnfaz kurumunda tutuklu olarak bulunan başvurucunun yabancı dilde yazılmış bir kitabın temin edilip kendisine verilmesi talebinin kabul edilmemesi ifade özgürlüğünü ihlal eder.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, katılma alacağı istemine ilişkin asıl davada kişisel mal savunması, ispat, talep miktarı, usuli kazanılmış hak noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 … maddesi, 438 … maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 6 ncı maddesi, 219 uncu maddesi, 222 nci maddesi, 225 … maddesinin ikinci fıkrası, 229 uncu maddesi, 230 uncu maddesi, 231 … maddesi, 235 … maddesinin birinci fıkrası, 236 ıncı maddesinin birinci fıkrası; 6100 sayılı Kanun’un 26 ıncı maddesi, 170 … maddesi ve 190 ıncı maddesi; Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 09.05.1960 tarihli, 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı kararı.

3. Değerlendirme
1.
Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 … maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, Mahkemece bozmaya uygun işlem ve araştırma yapılmış olduğu, delillerin takdirinde bir yanlışlık bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
A. Birleşen Dava Yönünden
Birleşen dava yönünden istinaf incelemesi yapılması için ilgili Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine gönderilmek üzere dosyanın Mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE,

B. Asıl Dava Yönünden
Davalı kadın vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde asıl dava yönünden karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

18.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

 

Avukat Burak Temizer- Burak Temizer Hukuk Bürosu- Nişantaşı Şişli İstanbul

 

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir